<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dt.Sadık Yiğitbaş &#8211; TASAVVUF, ŞİİR, MUSİKİ, HATIRALARIM</title>
	<atom:link href="http://cahitoney.com/tag/dt-sadik-yigitbas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cahitoney.com</link>
	<description>Dr. Cahit Öney</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2020 13:36:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.5.4</generator>
	<item>
		<title>C- Perde sayısına deliller</title>
		<link>http://cahitoney.com/c-perde-sayisina-deliller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 13:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TÜRK MUSIKÎSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Üçok]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Bican Kasaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kabaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Bedr-i Dilşad’ın Muradnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Açın]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.Cahit Öney]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.İrfan Doğrusöz]]></category>
		<category><![CDATA[Dt.Sadık Yiğitbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Adile Başer]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Latifi Tezkeresi]]></category>
		<category><![CDATA[Libya Konsolosluğu]]></category>
		<category><![CDATA[M.Konyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mecaz-ı Mürsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi-i Muradiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalefetün li’i havadis]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalif Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Muini’nin Ney Gazeli]]></category>
		<category><![CDATA[Neyzen Tevfik]]></category>
		<category><![CDATA[Op.Dr.Perviz Paşauğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan Songar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Kemal Yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Nevzat Yalçıntaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rüştü Eriç]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz ÖZTUNA]]></category>
		<category><![CDATA[bist ü cehar]]></category>
		<category><![CDATA[düzen-i muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsi Hisarlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=215</guid>

					<description><![CDATA[C- Perde sayısına deliller   MÛSIKÎMİZ 1 SEKİZLİSİNDE 24 PERDE OLDUĞUNUN  DELİLLERİ:                                            DELİL: 1                            Perdee yigirmi dörd ü makaam on ikii olaa                          Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney                                                                    Muînî (M.1436)                           Vezin: Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün              Eylül 1996 târih, 454 sayılı &#8220;Musiki Mecmuası&#8221;nda çıkan bir yazımdan alıntılar: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>C- Perde sayısına deliller</h1>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-family: Tahoma; font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><b><u><span style="font-size: 14pt;">MÛSIKÎMİZ</span></u><span style="font-size: 14pt;"> 1 <u>SEKİZLİSİNDE</u> 24 </span><u><span style="font-size: 14pt;">PERDE OLDUĞUNUN  DELİLLERİ:</span></u></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                                           DELİL: 1</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt; text-decoration: none;"> </span></u></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                         Perdee yigirmi dörd ü makaam on ikii olaa </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                         Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                   Muînî (M.1436) </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                          </span></b><span style="font-size: 14pt;">Vezin: Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">           <b>Eylül 1996 târih, 454 sayılı &#8220;Musiki Mecmuası&#8221;nda çıkan </b></span><b><span style="font-size: 14pt;">bir yazımdan alıntılar: [DİPNOT: bu mecmuada çıkan &#8220;M.Konyalı&#8221; ve &#8220;Abdullah Üçok&#8221; imzalı yazılar da bana âittir.] </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">   1436&#8217;DA YAZILMIŞ MESNEVÎ-İ MURÂDİYYE&#8217;DE  24  PERDE</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">   ( &#8230; )  ( &#8230; )</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   50 yıldan bu yana, arûz vezniyle yazılmış kitapları-dîvânları, rastladıkça alır, okurum. 1983&#8217;de aldığım, Muînî&#8217;nin çevirisinden                                                    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Dr.(şimdi Prof.Dr.) Kemal YAVUZ&#8217;un hazırladığı Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;yi büyük bir dikkatle incelemiştim. [yazıdan DİPNOT:                                                   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Mesnevî-i Murâdiyye&#8221;, Muînî&#8217;nin çevirisinden hazırlayan: Dr.Kemal YAVUZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 1000 Temel Eser Dizisi:91  Ankara 1982, xxııı+292 sayfa]  Bu eserin xxııı sayfalık Önsözünden, konumuzla ilgili cümleler aktarıyorum:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         [ II.Sultan Murâd adına te&#8217;lîf edilen Mesnevî-i Murâdiyye Muîniddîn bin Mustafâ&#8217;nın xv.yy.ın ikinci çeyreğinde Mesnevî&#8217;nin birinci cildini tercüme ve şerh ederek ortaya koyduğu bir eserdir. Muînî&#8217;nin Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;si 14.404 beyittir. Türk edebiyâtında Mesnevî&#8217;nin tercüme ve şerhleri Sultan Veled&#8217;den sonra başlamıştır denilebilirse de, tesbît ettiğimize göre, bunların ilki H.839/M.1436 tarihinde yazılan Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;dir. Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;nin şimdilik bilinen iki nüshası vardır. Bunlar Bursa ve Cambridge nüshalarıdır.  (DİPNOT: Bursa İl Halk Ktph. Eski Eserler Kısmı, Ulucami Bl nu:1664-1665 Cambridge Ün. Ktph. nu:1000) .. Muînî, 233 beyitlik tamamen kendisine ait olan bir kısımdan sonra asıl Mesnevî&#8217;nin beyitlerini tercüme ve şerh etmeye başlamıştır. İki cild olan eserin birinci cildinde; 1.Padişah, Cariye ve Zerger&#8217;in hallerini anlatan hikâye, 2.Bakkal ve Papağan hikâyesi ( &#8230; ) olmak üzere dört asıl hikâye bulunmaktadır.   ..eserin birinci cildindeki bu gazellerin sayısı 56 tanedir. Eserin ikinci cildinde ise;  1.Rum elçisinin Hz.Ömer&#8217;i ziyareti,           2.Hindistan&#8217;a giden bir tacirin papağanından o yerin papağanlarına selâm götürmesi. 3.Hazret-i Ömer ile çalgıcının hikâyesi 4.Yoksul bir bedevînin&#8230; ( &#8230;&#8230;.. )]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    Sayın Prof.Dr.Kemal YAVUZ&#8217;un Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;si son  3 cildini yıllarca soruşturup elde edemeyince,   &#8220;-Belki neşrolunmuşlardır da</span></b><span style="font-size: 14pt;"> <b>farkına varamamışımdır&#8221; diye düşünerek Temmuz 1996&#8217;da Beyazıt Devlet Kütüphanesi&#8217;ne gidip araştırdığımda beklediğim 4 cildin yayımlanmadığını: buna karşılık,200386 894.35-1 nu.da:&#8221;Muînî&#8217;ninMesnevî-i Murâdiyye&#8217;si</b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Cilt:2(Metin)TEKSİR&#8221; olduğunu görüp hemen inceledim: XXII + 542 sayfa A-4 boyutlarında TEKSİR&#8217;in iç kapağında bunlar yazılı: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ -Doktora tezi- / Tezi yöneten: Prof.Dr.Faruk K. TİMURTAŞ       Kemal YAVUZ  İstanbul 1976   Her sayfada  -ara başlıklar, dipnotlar dolayısıyle- 12 veya 13 beyit mevcut.. Giriş mâhiyetindeki XXII&#8217;de 233 beyit var(Bu bölüm, 216 ilâ 230. beyitler hâriç, 1982 neşrinin  1-18.  sayfalarında aynen mevcûd)  Bu 216-230.  15 beyit, &#8220;ney&#8221; redifli bir gazel.. &#8220;Muînî&#8217;nin Ney Gazeli&#8221; diye anmak mümkün.. Daha önceki mesnevî bölümü Fâilâtün fâilâtün fâilün  vezninde, Ney Gazeli ise  Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün  vezninde..   Gazelin müzikoloji yönünden önemli </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">beyitleri şunlar :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">226 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Bir perdedee ider nice tasnîf-i kavl-i Rast                                       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Nevrûzı Isfahanda çağıırur hevâ-yı ney                                         </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">227 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">PERDEE YİGİRMİ DÖRD Ü MAKAAM ON İKİ OLMAYA </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       DİPNOT: İlk mısra&#8217; sonundaki &#8220;olmaya&#8221; kelimesi vezne uymamaktadır, &#8220;ola&#8221; olabilir; Bursa nüshasından araştırmak gerek.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">( &#8230;.. ) Sayın (Prof.)Dr.Kemal YAVUZ&#8217;dan nakledilen bilgiler ışığında, Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;de &#8220;Hazret-i Ömer ile </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Çalgıcının Hikâyesi&#8221;ni bulup, Hz.Mevlânâ&#8217;nın -yukarıda da yazılı- mâlûm beyitine Muînî&#8217;nin getirdiği yorumu görüp yayınlamak, gençlerimize düşen bir görevdir. ( &#8230;&#8230;. )  ( &#8230;&#8230;. ) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                 DELİL : 2 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Lâtîfî Tezkiresi’nden : </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">[[ Şemsî Hisarlı </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin: 0cm 17.6pt 0pt 60.75pt;"><span style="font-size: 14pt;">&#8211;<span style="font: 7pt 'Times New Roman'; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;">         </span></span><b><span style="font-size: 14pt;">Allah rahmet eylesin – </span></b></p>
<p class="MsoBodyText"><b>Bu da Kastamonu’dan, adı geçen şehrin Hisârındandır. Camide görevli na’t okuyucusu idi. Padişahımız mutluluk ve baht ile taht’a çıktıkları sırada öldü. Bu da musiki ilminin ustası ce eşsiz bestecisi idi. </b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 16pt;">Oniki makàm</span><span style="font-size: 14pt;">ı oniki burca, yedi âvâzeyi yedi yıldıza, dört şùbeyi dört unsura, </span><span style="font-size: 16pt;">yirmidört perde</span><span style="font-size: 14pt;">yi yirmidört saate bölüp hoşlanılan ve meclisleri dolduran pek çok beste yapmıştı. ]] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">“Lâtîfî Tezkiresi” : Doç.Dr.Mustafa İSEN (Kültür Bakanlığı, 100 Temel Eser, 1990) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Notum: Kànùnî Sultan Süleymam 1520 yılında taht’a çıkmıştır.   Tezkire, 1546’da yazılmıştır.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;" align="center"><b><span style="font-size: 14pt;"> <img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/BA1_Macka.JPG" width="448" height="303" border="0" /></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: small;">Dr.Fatma Adile Başer, A.Feridun Öney, Prof.Dr.Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Yavuz Özüstün </span><strong>                           </strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 14pt;"><strong><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/F56_orhon.JPG" width="324" height="448" border="0" /></strong></span></p>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div align="center"><span style="font-size: 14pt;"><strong>DELİL : 3</strong></span></div>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                   VÂÂY  K&#8217;EZ  ÂVÂZ-I  İN  BİST Û ÇEHÂR                </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                   KÂÂRVAN  BÜGZEŞT U BÎGEH  ŞÜD  NEHÂR        </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                         Hz.Mevlânâ </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                                     </span><b><span style="font-size: 14pt;">(Fâilâtün  fâilâtün  fâilün)</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;" align="center"><b><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/B21_cehar.JPG" width="448" height="217" border="0" /></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   Türk mûsıkîsi sisteminde, 1 sekizli içinde 24 perde olduğu özetli çalışmalar; Raûf Yektâ, Hüseyin Sâdettin(Arel), Dr.Suphi (Ezgi) merhûmlar tarafından başlatılmıştır. Akla şimdi şu sorular gelmektedir: Neden öncekikle 17 veyâ diğer bir sayıyı değil de 24&#8217;ü ele almışlardır?.. Bu sayıyı 3 mevlevî şeyhinin verdiği mûteber eserlerde bildirilmekte ise de, bu şeyhlere, me&#8217;hâz(kaynak) sorulmamış mıdır?.. Sorulmuş, öğrenilmiş fakat yazılmamışsa, en azından son 50 yıl içinde bunun üzerine neden kimse eğilmemiştir?</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">(Dt.Sâdık Yiğitbaş yazmışsa da, nedense, üzerinde durulmamıştır.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">.            </span><b><span style="font-size: 14pt;"> Bu ve benzeri soruları çoğaltıp sıralamak mümkün..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">            </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">.              </span><b><span style="font-size: 14pt;">Yıl 1983.. V.Millî Türkoloji Kongresi (26/30.9.) için benden de bir tebliğ isteniyor.. prosedür şöyle: Mart ayında &#8220;tebliğin başlığı&#8221;, Haziranda &#8220;tebliğin özeti&#8221; sunuluyor ve buna göre broşürler basılıyor. Kürsüye çıkınca, oturum başkanına; 1&#8217;i nezâketen şahsına diğeri Enstitü arşivi için tebliğden 2 kopya veriliyor(fakat buna uyan pek az; çoğunluk, cebinden çıkardığı notlara bakarak, &#8220;tebliğ?&#8221; içeriğinden uzak konuşmalar yapıyorlar.)   Tartışmalı oturumu izleyenlerin sayısı 15&#8217;i geçmiyor. Ben fakîr ise, kürsüye çıkmadan önce, bütün dinleyicilere birer kopya veriyorum!.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    [ DİPNOT: Bu tebliğ dolayısıyle, o tarihte yazdığım not&#8217;dan:                                                             </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">((Tebliğimi daktilo etmek ve fotokopi ile teksir için 27,28 Eylül günleri Kongreye gitmedim; 28.9.1983 Çarşamba günü 40 nüsha fotokopisini yaptırdım. 29.9.1983 günü okumağa başlamadan önce istisnâsız bütün hazır bulunanlara dağıttım. (F.Değerli, C.Atasoy, H.Sanal, Em.Amiral S.Ergin ve ertesi gün O.Savaş&#8217;a v.s.).Türkiyat Enstitüsü için bir nüsha da Prof.Dr.Muharrem Ergin&#8217;e verdim.)) ]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">1983 Mart &#8211; Eylül  aylarında, vaktimi ve nakdimi harcayarak Hz. Mevlânâ&#8217;nın, yaklaşık 25 bin beyitlik Mesnevî-i şerîf&#8217;ini tarayıp hazırladığım ve sunduğum &#8220;Hz.Mevlânâ ve Mûsıkî&#8221; başlıklı tebliğimin bölümleri şöyle: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">A)Sazlar (enstrümanlar) ve teferruâtına âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">B)Perdelere (bir mûsıkî dizisindeki seslere) âit, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">C)Makamlara âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">D)Usûllere âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Bestekâr veyâ icrâkâr olarak mûsıkîşinâslara âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Efsâne ve menkıbesiyle mûsıkîye âit, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Mûsıkîde dizi&#8217;ye âit.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                    </span><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Perdelere âit&#8221; bölümden, konumuzla ilgili cümleleri aktarıyorum: [ ( &#8230; ) Bir müzikolog değerlendirmesiyle Mesnevî-i Şerîf incelendiğinde üzerinde en çok durulması gereken beyit, MÛSIKÎMİZDE 24 SES OLDUĞUNU BİLDİREN BEYİT&#8217;dir. Hazret-i Mevlânâ bu beyitte &#8220;perde&#8221; değil de &#8220;âvâz&#8221; terimini kullanmıştır. Bu &#8220;âvâz&#8221; kelimesi bâzan yalın olarak, bâzan mûsıkî yönünden üzerinde durulmayacak terkipler içinde ve pek çok yerde geçmektedir.  Fakat, &#8220;âvâzeş be fen&#8221;, &#8220;hem-âvâz-u hem-perde&#8221; terkipleri ise dikkat çekicidir.                                                                                                     </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                  </span><b><span style="font-size: 14pt;">VÂÂY  K&#8217;EZ  ÂVÂZ-I  İN  BİST Û ÇEHÂR</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                  </span><b><span style="font-size: 14pt;">KÂÂRVAN  BUGZEŞT U BÎ-GEH  ŞUD  NEHÂR</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;YAZIK Kİ  24  PERDENİN SESİYLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI GÖÇTÜ,  ECEL GÜNÜ AKŞAMA YAKLAŞTI ! &#8221;                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Merhûm Tâhir&#8217;ul-Mevlevî&#8217;nin yukarıdaki tercemesinde yer alan ve metin fazlası olan &#8220;sesini&#8221; kelimesini çıkarıp, &#8220;perde&#8221; yerine de &#8220;âvâz&#8221;ı yerleştirirsek:  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">     </span><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;YAZIK Kİ  24  ÂVÂZ İLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI                                                                </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">GÖÇTÜ.&#8221;   cümlesini elde ederiz  ve  &#8221; 24 ÂVÂZ &#8221;  deyiminin &#8220;mûsıkî&#8221;nin mürâdifi,karşılığı,timsâli,sembolü olarak kullanıldığı netîcesine varırız.  ( &#8230;.. )    ( &#8230;.. )    ( &#8230;.. ) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın yukarıda kaydettiğim müzikoloji yönünden pek mühim beyiti; Tâhir&#8217;ul Mevlevî&#8217;nin Şerh-i Mesnevî&#8217;si 1966 baskı tarihli 4.cü cildinde 2196 numaralı ve Mesnevî Dersleri&#8217;nde 2186; Abdülkàdir Gölpınarlı&#8217;nın Mesnevî Tercemesi ve Şerhi I-II Cilt (1981) Sahîfe 222&#8217;de 2203 numaralı beyittir.      Âbidîn Paşa&#8217;nın 1324(1908) baskı târihli şerhinde 4.cü cilt 69.cu sahîfesindedir.  Merhûm Sâdık Yiğitbaş&#8217;ın 1972 baskı târihli &#8220;Mûsıkî ile Tedâvî&#8221; isimli eserine Mesnevî Dersleri&#8217;nden naklen aldığı &#8220;.ihtiyâr çengî.&#8221; kıssası (sahîfe 57-64) içinde de mevcuttur. ((Dt.Sâdık Yiğitbaş, kıssayı naklettikten sonra şu değerlendirmeyi eklemiştir:&#8221;Mevlânâ burada Mûsıkî hakkında ileri geri söylenenlere birçok şeyler öğretmekte ve Türk Mûsıkîsinin nazariyâtına da dokunarak Hızır bin Abdullah&#8217;ın sözlerini te&#8217;yîden Mûsıkîmizde perde adedinin  24  olduğunu açıklamış bulunmaktadır.    &#8211; &#8230;&#8230;&#8230; &#8211; )) ]                                                                                                                                           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Bu Tebliğ&#8217;im; Kongre&#8217;de sunulduktan 5 yıl, Musiki Mecmuası&#8217;nda neşriden 1 yıl sonra yayınlanan <i>BİR KİTAB</i>ın 147.nci sahîfesinde tenkîde mârûz kaldı:  [ Yakın zamanlarda, Arel&#8217;in tâkibcilerinden Dr. Cahit Öney, Hz.Mevlâna&#8217;nın Mesnevi&#8217;sinin bir beyitinde geçen &#8220;yirmi dört&#8221; sayısını, yeni bir tarihî delil olarak ileri sürmüştür (DİPNOT 78: C.Öney, Bildiri metni, Türkoloji Kongresi, İstanbul, Eylül 1983). Sayın Öney&#8217;in bahsettiği beyitte geçen &#8220;bist ü cehar&#8221; (yirmi dört) herbiri, günün bir saatine (beyitteki ma&#8217;nâsıyle ömrün bir zamânına) karşılık sayılan  24  terkîb için kullanılmıştır, (DİPNOT 79:      51. nottaki eser) sekizlide var olduğu sanılan perdeler için sarfedilmemiştir. Mûsıkîyi yakınen bilen Hz.Mevlânâ&#8217;nın böyle bir hata yapması mümkün değildir. Klâsik sınıflandırmayı bilmediği ve mes&#8217;eleye Arel gözlüğüyle baktığı anlaşılan Cahit Öney yanılmaktadır. ]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Öncelikle Hz.Mevlânâ&#8217;nın beyitini şerh edeyim ve sonra da sayın araştırmacı hocamızın yazdıklarını cevaplandırayım: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.MEVLÂNÂ&#8217;NIN  SÖZ KONUSU  BEYİTİNİN  ŞERHİ :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">      </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın söz konusu beyiti, aşağıdaki plana(sistematiğe) göre şerh edilecektir :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">A)  Söz konusu beyitin içinde bulunduğu kıssanın özeti..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    B)  Söz konusu beyitte geçen deyimler/terimler.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">C)  Söz konusu beyitin, mûsıkî yönünden özeti..  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    D)  Söz konusu beyitin, &#8220;edebî san&#8217;atlar&#8221; yönünden tedkîki.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    E)  Kitapdaki tenkîdin her kelimesine cevap, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    A)  <u>Söz konusu beyitin içinde bulunduğu kıssanın özeti..</u>    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          Söz konusu beyitin yorumunda,  içinde bılınduğu kıssanın önemi vardır ve bu, ileride görülecektir.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      &#8220;Özeti; tasarladığı sonuca varabilmek için keyfince yapmış olabalir!&#8221; dedirtmemek için, kendim birşey söylemeyecek ve bu kıssasından nakledeceğim beyitleriyle Hz.Mevlânâ&#8217;yı konuştu- racağım.. (Farsça beyitlerin Türkçeye çevirileri Tâhir&#8217;ûl Mevle- vî&#8217;ye âittir.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">KISSANIN BAŞLIĞI: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">        EMÎRÜLMÜ&#8217;MİNÎN HAZRET-İ ÖMER RADİYALLAHÜ- ANH&#8217;İN ZAMANINDA BİR İHTİYAR ÇENGİNİN NASİBSİZ KALDIĞI BİR GÜNDE MEZARLIĞA GİDİP ORADA ALLAH İÇİN ÇENG ÇALMASI HİKAYESİ</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         1909</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                    Ân şenîdestî ki der-ahd-î Ömer, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                    Bûd çengî muTrıbî bâ-kerr u fer. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;Onu işittin mi? Hazret-i Ömer devrinde çeng çalan bir mutrip vardı ki, evvelce şöhret ve o nisbette azamet sahibi idi.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         2080 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                     Çun-ki muTrib pîr-ter geşt û Za&#8217;îf,   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                     Şüd zi-bî-kesbî rehîn-î yek rağif.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;O mutrip çok ihtiyarlayıp da zaif düşünce kazanamadığından bir ekmeğe müftekir oldu.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         2081 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Gôft omr û mühletem dâdî besî, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      LuTfhâ kerdî Hudâyâ bâ-Hasî. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;İlâhî, bana uzun bir ömür ve o kadar zaman mühlet verdin. Benim gibi çer-çöp mesâbesinde bulunan bir mahlûka azîm lutuflar ettin.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2082  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Ma&#8217;Sıyet verzîdeem heftâd sâl,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Bâz ne-griftî zi-men rûzî nevâl.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Yetmiş yıldır günah içinde yuvarlandığım hâlde bir gün rızkımı kesmedin.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2083 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Nîst kesb imrûz mihmân-î tuem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Çêng behr-î tû zenem k&#8217;ân-î tuem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Bugün kazanamadığım için sana misâfirim. Senin mihmânın, senin kulun olduğum için sana çeng çalacağım.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2084   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Çengrâ ber-dâşt şüd Allâh-cûy,   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Sûy-i gûristân-i yesrib âh-gûy. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Çengi omuzladı. Âh diyerek ve Allaha ilticâ ederek Medîne kabristanına gitti.&#8221;                                             </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2164 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Bâng âmed mer Umerrâ k&#8217;ey Umer,</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Bende-î mârâ zi-hâcet bâz-Her.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Hazret-i Ömere rü&#8217;yâsında bir nidâ geldi ki:  Ey Ömer, bizim kulumuzu ihtiyaçtan kurtar.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2181 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Pes Umer gofteş me-ters ez-men me-rem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       K&#8217;et beşârethâ zi-haK âverdeem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Hazret-i Ömer ona dedi ki benden korkup ürkme ki sana Allah tarafından müjdeler getirdim.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2188 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Çun besî bi-grîst v&#8217;ez-had rêft derd, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Çêngrâ ged ber-zemîn û Hôrd kerd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Bir çok ağladı, derd ve elemi haddini geçti. Nihâyet çengi yere vurup parça parça etti.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">NOTUM: 2.nci mısra&#8217;daki &#8220;ged&#8221;, eski harflerle verilmiş  metinde &#8220;zed&#8221; olarak kayıtlı..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2193 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Harc kerdem umr-i Hodrâ dem-be-dem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Der-demîdem cümlerâ  der-zîr-ü-bem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;İşte o kıymetli ömrümü boşa geçirdim. Nefeslerimin hepsini de (tiz ve pes) sesler yolunda üfürdüm.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2195 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Vây k&#8217;ez tîzî-i zîr-efkend-i Hurd,        </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Hâşg şüd kişt-î dil-î men dil bi-murd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Vah yazık ki (zîrefgend-i hurd) makamının tizliğinden, yâni onu düşünüp onunla meşgul olmaktan kalbimin mazrû&#8217;âtı, yâni orada bulunması lâzım gelen ma&#8217;nevî zevkler kurudu, hattâ gönlüm öldü.&#8221;                                                                                                                                  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       2196 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Vây k&#8217;ez âvâz-i in bist û çehâr, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Kârvân bü-gzeşt u bî-geh şüd nehâr. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Yazık ki yirmi dört perdenin sesiyle uğraşırken ömür kervânı göçtü, ecel günü akşama yaklaştı.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       2211 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Çün-ki FârûK âyinê esrâr şüd, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Cân-i pîr ez-enderûn bîdâr şüd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Fârûk-ı A&#8217;zam, esrâr-ı Hüdâya ayna olunca ihtiyârın rûhu derûnundan uyandı.&#8221;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">NOTUM: Hz.Mevlânâ&#8217;nın bu kıssası, tasvavvûfî mesajları yönünden değil; verdiği, o devirdeki mûsıkî bilgilerini ortaya çıkaracak 13 beyiti ile özetlenmiştir ve E) maddesinde değer- lendirilecektir!. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    B)  Söz konusu beyitte geçen deyimler/terimler.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          Aralık 1987 tarih, 419 Nu. Musiki Mecmuası&#8217;nın 13-22.                                           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">sayfalarında yer alan, &#8220;HAZRET-İ MEVLÂNÂ VE MUSİKİ&#8221;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">başlıklı tebliğimden alıntı aşağıdadır: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    [ B) Perdelere (bir mûsıkî dizisindeki seslere) âit, Mesnevî-i</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Şerîf&#8217;de kayıtlı terimler, bilgiler, görüşler: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    Mesnevî-i Şerîf&#8217;de ve o zamanki hemen her eserde aynı bir kelime hem perde hem ses hem makam yerine kullanılmış veyâ şerh olunmuştur. Misâl olarak, Mesnevî-i Şerîf&#8217;de geçen Perde-i Iràk tâbîrini Tâhir&#8217;ul-Mevlevî: &#8220;Irak perdesi&#8221;, Âbidin Paşa ise &#8220;Iràk Makàmı&#8221; diye terceme ve şerh etmişlerdir. Bu kelimeler:                                                        </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Savt&#8221;, &#8220;Nevâ&#8221;, &#8220;Âvâz&#8221;, &#8220;Bang&#8221;, &#8220;Perde&#8221;, &#8220;Nağme&#8221;dir. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mesnevî-i Şerîf&#8217;de sesler (geniş mânâsıyle -sesler- diyelim) ince: &#8220;zîr&#8221; veyâ kalın: &#8220;bûm, bâm&#8221; olurlar ve &#8220;bang&#8221;, &#8220;âvâz&#8221;  bu sıfatlarla terkîbe girer: &#8220;âvâz-ı zîr-u bâm&#8221;, &#8220;bang-i zirrâ gibi.. Bir müzikolog değerlerdirmesiyle Mesnevî-i Şerîf incelendiğinde üzerinde en çok durulması gereken beyit, MUSIKÎMİZDE  24 SES OLDUĞUNU BİLDİREN BEYİT&#8217;dir. Hazret-i Mevlânâ bu beyitte &#8220;perde&#8221; değil de &#8220;âvâz&#8221; terimini kullanmıştır. Bu &#8220;âvâz&#8221; kelimesi bâzan yalın olarak, bâzan mûsıkî yönünden üzerinde durulmayacak terkipler içinde ve pek çok yerde geçmektedir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Fakat, &#8220;âvâzeş be-fen&#8221;, &#8220;&#8221;hem-âvâz-u hem-perde&#8221; terkipleri ise dikkat çekicidir.   ( &#8230;.. ) ]  &#8220;Âvâz-ı zîr ü bâm&#8221;, &#8220;ince ve kalın= tîz ve pest âvâz&#8221; tamlamasından &#8220;âvâz&#8221;ın &#8220;SES&#8221; demek olduğu açıkca bellidir. Günümüzde de söylenen  &#8220;avazı çıktığı kadar&#8221; deyimindeki &#8220;avaz&#8221;, Farsca &#8220;âvâz&#8221;ın Türkçeleşmiş şeklidir ve  &#8220;SES&#8221; demektir.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     Bedr-i Dilşâd ise, &#8220;Murâd-nâme&#8221;sinde, &#8220;Perde veyâ Âvâz&#8221;  yerine &#8220;EV&#8221; terimini kullanmış, karışıklığı gidermiştir. [DİPNOT:                                    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;BEDR-İ DİLŞAD&#8217;IN MURÂD-NÂMESİ&#8221; Yrd.Doç.Dr.Âdem Ceyhan; Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları 2949, Eğitim Dizisi 12, İstanbul 1997. (Cilt 2&#8217;de:) Sahîfa 732(Beyit 6215), s.735(B.6240), s.736(B.6247), s.741(B.6291)&#8217;de EV deyimi kullanılmıştır. (Konu dışı not: s.742/743(B.6311/6312)&#8217;de &#8220;Hz.Muhammed Aleyhisselâm&#8217; ın, gece yarısından sonra Kur&#8217;ân-ı kerîmi ZENGÜL MAKÀMInda okuduğunun rivâyet edildiği&#8221; bildirilmektedir.]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [[ <u>Konu dışı :</u>    TAŞ PLAĞI OLANLARA NOT:  Neyzen Tevfik merhûmun. yeşil göbekli bir taş plakta tesbît edilmiş &#8220;Bestenigâr Taksîmi&#8221;ni 78 devir yerine bir de 45 devirli olarak çalıp dinleyiniz!!.. ]]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       C) Söz konusu beyitin özeti:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Ömrümü, 24 âvâz ile uğraşarak harcadım&#8221;dır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">        <span style="color: #0000ff;">D) Söz konusu beyitin &#8220;edebî san&#8217;atlar&#8221; yönünden tedkîki:</span>           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      Hz.Mevlânâ&#8217;nın &#8220;24 Âvâz&#8221; deyimi geçen beyitinin şerhi için, Edebî San&#8217;atlar&#8217;ı ve özellikle <span style="color: #ff0000;">&#8220;Mecâz-ı Mürsel&#8221;</span>i bilmek ve benim de bunu anlatmam gerekmektedir: &#8220;Camdan dışarıya baktı (veyâ) seslendi&#8221; dendiğinde; &#8216;pencere&#8217; kasdedilmektedir.    Cüz'(parça) zikr- edilmiş, Küll(bütün) murâd olunmuştur.         Bunun tersi(mukàbili) de mümkündür: Küll(bütün) zikredilir(söylenir), cüz&#8217; kasdolunur: &#8220;Kapı çalınıyor!&#8221; dendiğinde kapının zili veyâ tokmağı kasdolunmaktadır. Buna, Osmanlı Türkçesi&#8217;nde &#8220;Zikr-i cüz&#8217; / İrâde-i küll&#8221; denirdi. (DİPNOT: &#8220;Osmanlıca&#8221; denmez, &#8220;Osmanlı Türkçesi&#8221; denir.)  (DİPNOT: Mürsel mecâz yalnızca &#8220;cüz&#8217;/küll&#8221; ikileminden ibâret değildir; çeşitleri vardır&#8230; (Hâl/Mahâl, Umûm/Husûs, Lâzımiyet/Melzùmiyet gibi..)     Mürsel Mecâzda geçen &#8220;cüz&#8221; deyimini &#8220;parça&#8221;, &#8220;rükn&#8221;, &#8220;unsur&#8221;, &#8220;parametr&#8221;.. kelimelerini kullanarak açıklayabiliriz.      İslâmî literatürde,  edebiyatta,  bu edebî san&#8217;at yapılırken kullanılan cüz&#8217;ler, birden fazla ve birbirinden daha şümûllü küll&#8217;leri ifâde edebilir. Örnek olarak: &#8220;Alnı secdeliler&#8221; deyimi &#8220;namaz kılanları&#8221; -özel terimiyle&#8221;musallîleri&#8221;-belirttiği gibi, daha şümûllü(kapsamlı) &#8220;bütün müslümanlar&#8221;ı da ifâde eder. Bâzı &#8220;rükn&#8221;ler ise, âdetâ yalnızca bir tek bütünü işâret eder ki  bunlara:   &#8220;rükn-i şedîd&#8221; diyenler vardır. Fazla uzatmadan belirteyim ki;   Hz.Mevlânâ:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Ömrümü 5 âvâz&#8221; ile uğraşarak geçirdim!&#8221; deseydi Pentatonik(5 sesli) mûsikîyi; &#8220;7 âvâz&#8221;ı sebep göstereydi &#8220;ehl-i kitap dünyâsının mûsıkîsi&#8221;ni kasdetmiş olurdu. &#8220;12 âvâz&#8221;, Batı müziği; &#8220;24 âvâz&#8221;, Türk mûsıkîsi&#8217;nin &#8220;rükn-i şedîdleri(dominant parametreleri)&#8221;dir. Bunları(mürsel mecâzı) ve diğer edebî san&#8217;atları bilmeden, Eski Türk Edebiyâtı Ana Bölümü&#8217;nün en zor ve nihâî konusu olan &#8220;Metin şerhi&#8221;ne cür&#8217;et edenlerin yanılmaları kaçınılmazdır!..  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      Hz.Mevlânâ&#8217;nın söz konusu beyitinin <i><u>doğru</u></i> yorumu için, Eski Türk edebiyâtı ileri bilgilerini bilmek şart mıdır?.. Elbette değil- dir. İlköğretim me&#8217;zûnu olmak bile yeterlidir :                           ,     S<i>özünü ettğim kitap</i>da,<i> </i>konumuz  ile ilgili cümleler aynen şöyle:     [[ Yakın zamanlarda, Arel&#8217;in tâkibcilerinden Dr. Cahit Öney, Hz.Mevlâna&#8217;nın Mesnevi&#8217;sinin bir beytinde geçen &#8220;yirmi dört&#8221; sayısını, Arel sistemine yeni bir tarihî delil olarak ileri sürmüştür</span>(78)<span style="font-size: 14pt;">. Sayın Öney&#8217;in bahsettiği beytte geçen &#8220;bist ü cehar&#8221; (yirmi dört) herbiri, günün bir saatine (beytteki ma&#8217;nâsıyle ömrün bir zemânına karşılık sayılan yirmi dört terkîb için kullanılmıştır </span>(79)<span style="font-size: 14pt;">,</span> <span style="font-size: 14pt;">sekizlide var olduğu sanılan perdeler için sarfedilmemiştir. ] ]            Yazıyı basit bir incelemeye alsak, şunu hemen farkediyoruz:  Hz.Mevlânâ, &#8220;24 âvâz&#8221; sıfat terkîbi(tamlaması) kullandığı hâlde,terkîbden &#8220;24&#8221; sayı-sıfatı cımbızla çekilip alınıyor ve &#8220;âvâz&#8221; cins-ismi hiç dikkate alınmıyor; sıfat terkîbi bütün olarak yorumlanmıyor.. Hz.Mevlânâ, sanki, &#8220;Ömrünü 24 âvâzla tüketti&#8221; yerine, &#8220;Ömrünü 24&#8217;le tüketti&#8221; demiş gibi?!.   Kaldı ki;  sıfat terkiblerinde asl olan &#8220;isim&#8221;dir; sıfat ise, onu tavsîf ederek, aynı &#8220;cins&#8221; içindekilerden farklılığını ortaya koyar. Örnek olarak: &#8220;Kırmızı bayrak&#8221; sıfat terkibinde asl olan, &#8220;bayrak&#8221;dır ve &#8220;kırmızı&#8221; sıfatı, onu; yeşil bayrak, mâvi bayrak, beyaz bayrak.. dan ve çok renkli bayraklardan ayırd etmektedir. &#8220;24 âvâz&#8221; da, onu; &#8220;5 âvâz&#8221; veyâ 7, 12, 17 âvâz&#8217;dan ayırd etmektedir,  <i>Kitap</i>da, &#8220;âvâz&#8221; cins ismi dikkate alınmayıp &#8220;mürekkep makamlar&#8221;a hükmedilince, &#8220;âvâz = mürekkep makamlar&#8221; ucûbe denklemi ortaya çıkmıyor mu?.. Evet.. Eski Türk edebiyâtında metin şerhi(çoğulu mütùn şerhi), herkesin yelteneceği bir şey aslà değildir!.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       </span><span style="font-size: 16pt;">E) <i>Kitap</i>daki tenkîdin her kelimesine cevap: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><i><span style="font-size: 14pt;">Kitap</span></i><span style="font-size: 14pt;">daki  &#8220;Arel gözlüğü..&#8221;,    &#8220;Mûsıkîyi yakınen bilen Hz.Mevlânâ&#8217;nın böyle bir hata yapması mümkün değildir.&#8221;           [DİPNOTUM: &#8220;Hz.Mevlânâ, eğer bu beyitiyle Mûsıkîmizin 24 âvâzlı/sesli/perdeli olduğunu kasdetseydi hatâ yapmış olurdu!&#8221; demek istiyor!] &#8220;klasik sınıflandırmayı bilmemek&#8221; sözlerini cevaplandırmak, benim için, ilim/ilmî tenkîd dışı &#8220;polemik&#8221;e sapmak demektir. Şunu önemle belirtmek isterim ki;   kasdım, sâdece; Millî mûsikî sistemimizde perde sayısı konusunda hâlen mevcut tereddüdlerin tamâmen ortadan kalkmasıdır ve kendimi savunmak/temize çıkartmak, diğer çalışmalarına ve şahsına saygı duyduğum bir arkadaşımıza târizde bulunmak değildir.        Bununla berâber, tamâmen aynı konuda ve aynı kitabın aynı sayfasındaki &#8220;Şeyh Mahbub Risâlesi&#8221; haksız sataşmalarından ziyâde, gene aynı derd olan &#8220;hatâlı metin şerhi&#8221;ni tashîh edeceğim.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">           Bu bölüme, bir beyitimle son veriyorum: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   Değiş etmiş bir avuç inciyi arpayla horoz;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   24 perdeye verdim güzelim yıllarımı!.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b>                  VEZİN: Feilâtün</b>(Fâilâtün) <b>feilâtün feilâtün feilün</b>(fa&#8217;lün)</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     [DİPNOT:     Bu pek basit gibi görünen beyitimde;   &#8220;mürsel mecâz&#8221;a ilâveten ,  &#8220;irsâl-i mesel&#8221;,  &#8220;teşhîs&#8221;,  &#8220;mukàbele&#8221;, &#8220;istiâre&#8221;, &#8220;tevriye&#8221;.. edebî san&#8217;atları da kullanılmıştır.] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         DELİL : 4</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                             [[ Ve bir düzen dahî vardır yirmidört perdedir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Bunun gibi düzene düzen-i muhâlif derler. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Bu düzende mecmû-i makàmât ve âvâzeler ve şu&#8217;beler  bitemâmihî bulunur. Tatvîl-i kelâmdan ve riâyet-i edebden   ötürü zikrolunmadı. İşbu esrâr-ı hafiyyedendir ammâ,   ş&#8217;ol düzenler kim yukaru zikrolundu, bu düzen onlardan    ihrâc olunur. Eğer aklın yârî kılursa fehm idesin kim bu     matârih-i ezkıyâdır. Bu düzeni ifşâ itmemeklik üstâzlardan     vasıyyetdür; anın çün zikretmedik. ( &#8230; ) Varak 38b,39a ]]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                   SEYDÎ (H.910 &#8211; M.1504/1505)</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       Seydî de 24 perdeden bahsediyor!..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><i><span style="font-size: 14pt;">Söz konusu kitap</span></i><span style="font-size: 14pt;">ın 147nci sayfasından: [[ ( &#8230; ) tarihî bir dayanak aramaya çalışan Arel, bula bula, &#8220;Şeyh Mahbub Risâlesi</span>(76) <span style="font-size: 14pt;">diye adlandırdığı kitabdaki: &#8220;&#8230; bir düzen dahî vardır yirmi dört perdedir&#8230;&#8221; cümlesini ele geçirip, onun arkasına sığınabilmiştir. Aslında, sazların perdelerinin muhtelif şekillerde düzenlenişinin anlatıldığı bölümde kullanılan bu cümlenin, sekizlinin bölünüşünü mü, yoksa çeşitli sazlarda kullanılan perdelerin sayısını mı gösterdiği açıkça belli değidir. Bir an için onu, sekizlinin bölünüşü kabûl etsek bile, bu bölünmenin eşit aralıklarla mı &#8220;gayri müsâvî&#8221; aralıklarla mı yapıldığına dair ortada en ufak bir işaret yoktur. Üstelik, cümlenin devamında, bu düzenin, &#8220;düzen-i muhâlif&#8221; yani, asıl düzene aykırı bir düzen olduğu açıkça beyân edilmişti</span>(77).           <span style="font-size: 14pt;">Bu cümle, sıhhatli bir delil olarak kabul edilemez. ]] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       Tezyifkârâne kelime ve deyimleri ayıkladıktan sonra, tenkîde değer cümleleri ele alıp cevaplandırıyouum: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [[ Aslında, sazların perdelerinin muhtelif şekillerde düzenlenişinin anlatıldığı  bölümde kullanılan bu cümlenin, sekizlinin bölünüşünü mü, yoksa çeşitli sazlarda kullanılan perdelerin sayısını mı göster- diği açıkça belli değildir. ]]   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [Sazların PERDELERİNİN muhtelif şekillerde düzenlenişi&#8221; , &#8220;se-kizlinin bölünüşü&#8221; , &#8220;çeşitli sazlarda kullanılan PERDELERİN sayısı&#8221;] ta&#8217;rîfi/araştırmasının, aynı sonuca, yâni, sekizlideki perde sayısına müncer olacağı zımnen i&#8217;tirâf edildikten somra: [Bir an için onu, sekizlinin bölünüşü kabûl etsek bile, bu bölünmenin eşit a- lıklarla mı &#8220;gayrı musâvî&#8221; aralıklarla mı yapıldığına dair ortada en ufak bir işâret yoktur.] cümlesiyle;  &#8220;sekizlideki perde sayısı 24 mü, değil mi?&#8221; özetli konu saptırılarak; &#8220;perdeler arasındaki aralıkların eşit olup olmadıkları hakkında ortada en ufak bir işaret bulunmadığı&#8221; ileri sürülüyor.         [&#8220;24 perdeli/perde aralıkları eşit(çeyrek sesli)&#8221; diye mûsıkîmize yapılan ve günümüzde değeri kalmamış bir sataşma îmâ ediliyor!  Kısaca belirtelim ki; &#8220;24 sesli/çeyrek aralıklı hayâlî bir sistem&#8221;de, yarım aralıklar arasında birer perde bulunması gerektiği, mantık îcâbı iken, mûsıkîmizin mi &#8211; fa aralığında bir perde yoktur. ( bu hususta en ufak bir işâret bulunmadığı ) sözüne gelince&#8230;    Seydî, eserini inceleyeceklere, defâlarca &#8220;Eğer aklın yârî kılarsa&#8221; şartını ileri sürerek ikazda bulunuyor!..] &#8220;Düzen-i muhâlif&#8221; deyiminin yanlış yorumuna gelince&#8230;    Sayın Hocamız; bu konudaki görüşlerine şu 2 cümle ile son veriyor:                                                               [ Üstelik, cümlenin devâmında, bu düzenin &#8220;düzen-i muhâlif&#8221; yani, asıl düzene aykırı bir düzen olduğu açıkça belli edilmişti(77). Bu cümle, sıhhatli bir delil olarak kabul edilemez. ] Bu paragrafta, &#8220;muhâlif&#8221; terimi, &#8220;aykırı&#8221; sözüyle karşılanıyor. Evet.. &#8220;muhâlif&#8221; kelimesi bir ıstılahdır(terimdir) ve yorumunda, o çağın ve daha önceki yüzyılların anlayışı dikkate alınmalıdır.         (06.07.2005) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       “Muhâlif” kelimesini ve “düzen-i muhâlif” deyimini ilk defa Mart 1991 tarihli 432 numaralı Musiki Mecmuası 10 uncu sayfası 2 inci sütununda açıklamıştım.. Günümüzde: “Havanın muhalefeti” denince, havanın elverişszliği, kötülüğü akla gelir. Seydî’nin yaşadığı 16 ncı yüzyılda ve günümüzde ise İslâmî bir terimdir: Muhâlefetün li’l-havâdis </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">deyimi Akàid ve Kelâm kitaplarında şöyle açıklanmıştır: Buradaki muhâlefet kelimesi “eşsiz, bebzersiz..” ve havâdis ise “sonradan vâr edilenler” şeklinde açıklanmakta ve bu tenzîhî sıfata “sonradan olanlara </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">benzememek, <u>eşsiz, benzersiz</u> mânâsı verilmektedir. Muhâlefetün li’l-havâdis, Cenâb-ı Hakk’ın tenzîhî sıfatlarındandır. (Diğerleri  Kıdem, Bekà, Kıyâm bi-nefsihî, Vahdâniyet’dir.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Muhâlif ırak, Muhâlif rast, Muhâlif uşşak makamlarını, “muhâlif” in günümüzdeki meteoroloji terimine göre anlarsak; Kusurlu ırak, hatâlı rast, Aykırı uşak makàmı diye anlamamız gerekir ve yanlış yapmış oluruz.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 16pt;">İLÂVE</span> <span style="font-size: 11pt;"> (10.03.2008) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         Mùsıkîmizin icrâkârları; Karma fasıllar ses san’atkârları, erkekler faslı ses san’atkârları, kadınlar faslı ses san’atkârları; Koroların kadın ve erkek koristleri; solist kadın veya erkekler (ve fasında ser-hânende, koroda koro şefi) seslerinin karakterine, ambitüsüne göre “5 sesten icrâ edilsin! 4 sesten icrâ edilsin! 2 sesten icrâ edilsin! &#8230;” şeklinde isteklerde bulunmakta ve sâzendeler bunun zorluğunu çekmektedirler. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Hüseyin Sâdettin Arel merhùm makamları tarif ederken, her birinin, hangi perdelere göçürülmesinin imkânsız olduğunu belirtmiştir. Ses san’atkârlarının veyâ şeflerin yukarıda anlatılan taleplerini karşılayabilmek için çeşitli neyler yapılmış ve kanunlara da mandallar ilâve edilmiştir</span><span style="font-size: 11pt;">(11)</span><span style="font-size: 14pt;">. Perde bağı olmayan (ud gibi) sazların icrâcıları dahî önceden bir soruşturma yapıp, ona göre akort yapmışlardır. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Misâller vereyım: Merhùm Cahit Atasoy; son yıllarından birisinde, ikàmetgâhında bizleri bir araya getirmişti. Merhùm Dr. İrfan Doğrusöz 4 sesten şarkı okuyacağını bildirdi. Merhùm Rüştü Eriç: “Ben sizin 2 sesden okuyacağını düşünerek udumu ona göre akord etmiştim; kendimi yoramam; bu sebeple refâkat edemeyeceğim” dedi.  Hâtıra bâbında olduğu için, ikinci misâli teferrùâtıyle anlatacağım: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">25-30 yıl önce idi.. Fatih’de Amcazâde medresesinde Pazar günleri toplanır Âyîn-i şerîf geçer ve bundan zevk duyardık. Pek çoğumuz notist idi; kitabı açar, bahtımıza hangi Âyîn-i şerîf çıksa onu hatâsız icrâ ederdik. Çalınan Peşrev, işimizi kolaylaştırır idi.  Değerli misâfirlerimiz de olurdu. Ahmed Bîcan Kasaboğlu Dede efendi de birgün misâfirimiz olmuştu ve benim tavrımı beğenmiş, mektuplaşmak için adresini vermişti. “- Soyadımı KasaBoğlu yerine KasaPoğlu diye yazarsan zarfı, açmadan yırtarım! demişti.  Atasoy, baş misâfire hahgi âyîn-i şerîfi dinlemek istediğini sorardı. “-Siz hangisini isterseniz! cevâbı karşısında: “- Sizin nâmınıza kitabı açıyorum; ne çıkarsa onu akuyacağız! dedrdi. Birgün: Önümüzdeki Cumartesi günü Libya Konsolosluğu’na dâvetliyiz! dedi ve bana sorunca: “- Güftesi Arapça olan Sùznâk âyîn-i şerîfi okumamız münâsiptir; dedim. Fikrim uygun görüldü. Salı akşamı telefon görüşmemde başka bir âyîn-i şerîfi okuyacağımızı bildirdi. Cuma günü daha başka bir âyîn-i şerîfden bahsetti. Ertesi günü lâpa lâpa kar yağıyordu. Konsolosluğa gittik. Prof. Dr.Nevzat Yalçıntaş, Ahmet Kabaklı (merhum), Prof. Dr. Ayhan Songar orada idiler. Önce güzel bir sohbet oldu. Ahmet Kabaklı, Cenap Şahâbettin’in Elhân- şitâ’sını okudu. Atasoy; “- Muhterem Songar aynı zamanda bir ùdîdir dedkten sonra eline ùdu tutuşturdu. Songar; Neyzen Tevfik’in Nihâvend Peşrevini çaldı. Ve Atasoy “ Açın Nihavend Âyîn-i şerîfini, onu okuyacağız; âyînin peşrevi de istemez; vakitten kazanmak için Neyzen Tevfik’ininle yetineceğiz! dedi ve güçlü sesiyle âyîni okumağa başladı. Bizler de peşine takıldık. Sazlarımıza gelince.. Kudumzenimiz Fatma Âdile Başer için ve bir kısım sâzendelerimiz için mesele olmadı ise de bâzı sazlarımız sustu. </span></b></p>
<div style="border-bottom: 1pt solid; border-left: medium none; margin-left: 0cm; border-top: medium none; margin-right: 17.6pt; border-right: medium none; padding: 0cm 0cm 1pt 0cm;">
<p class="MsoNormal" style="padding: 0cm;"><b><span style="font-size: 14pt;">Neyzenlerimiz; çeşitli akortta neyler kullanarak bu transport/göçürme işini hâlletmişlerdir.          Bu ney çeşitlrini Merhùm Haydar Sanal</span><span style="font-size: 11pt;">(**) </span><span style="font-size: 14pt;">; Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi C:1 s:517-521 (İstanbul 1988) de ve târih boyu gelişimi ile AHENK maddesinde istifâdemize sunmuştur. Pek çok değerli âlim ve neyzenden misâaler vermiş ise de, ney yapımcısının  (Câfer Açın’ın) tablosu  öncelkle  dikkate alınmalıdır: [ Cafer Açın, ney ailesini ‘icrada kullanılanlar’ ve ‘sistemde bulunanlar’ şeklinde ikiye ayırmıştır. İcrada kullanılanlar on altı ney ve nısfiyeden ibarettir. (&#8230;..) ] </span></b></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 11pt;">(*) Transport icrâda kolaylık sağlamak için ilâve edilen mandalların sayısını hasâba katarak sekizlide perde sayısına hükmetmek hatâsına düşülmemelidir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 11pt;">(**) <u>Hocaların hocası</u>, İstanbul Belediye Konservatuarı&#8217;nın tek mezunu merhùm Hadar Sanal’dan (yüksek tahsil diploması yok diye) Profesörlük, Doçentlik, Yardımcı doçentlik ünvanları esirgenmiştir!.. O devrin en değerli müzikoloğu Yılmaz Öztuna Konservatuar öğretim kadrosuna katılmamıştır. Hiçbir mùsikîden anlamayan bir profesör de, konjonktür gereği, kurucu &#8211; öğretim üyesi &#8211; tek seçici!  olmuştur.                                                                     </span></b><span style="font-size: 14pt;"><b><span style="color: #0000ff;"><span style="font-family: Tahoma;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın bir beyitini ifâde eden levha hakkında not:</span> </span>1984 yılında Bahçelievler&#8217;de bir kliniğin röntgen mütehassısı idim. Bu klinikde Op.Dr.(K.B.B. mütehassısı) Perviz Paşaoğlu yakın arkadaşım idi. Aslen Âzerî olan arkadaşım tıb tahsîlini ve ihtisâsını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;nde yapmış değerli bir münevver(aydın) olduğundan Farsça metinlerde bana yardım ederdi. Bir gün; klinikde sohbet ederken Hz.Mevlânâ&#8217;nın (24 âvâzı ifşâ eden) beyitini gösterdim. Hemen, bir kurşun kalemi çakı ile yontarak kalem-i hatt-ı arabî haline getirdi; dolmakalemim için hazır bulunan hokka içindeki yeşil mürekkebe batırıp, kendisine, acele bulup verdiğim bir pelür kâğıda, 3-5 dakîkada yukarıda gördüğünüz levhayı yazdı. Bu levhayı değerli bir hâtıra olarak saklamıştım. Çeyrek yüzyıl sonra websitemi değerlendirdi. (C.Ö.) </b></span></p>
<p align="center"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/778_konser.JPG" width="448" height="305" border="0" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAZRET-İ MEVLÂNÂ ve MÙSIKÎ</title>
		<link>http://cahitoney.com/hazret-i-mevlana-ve-musiki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 10:39:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HZ. MEVLÂNÂ]]></category>
		<category><![CDATA[24 AVAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülbaki Gölpınarlı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankaravi Rusuhi İsmail Dede]]></category>
		<category><![CDATA[BELH]]></category>
		<category><![CDATA[BUHARA]]></category>
		<category><![CDATA[Def]]></category>
		<category><![CDATA[Dohol (Davul)]]></category>
		<category><![CDATA[Dt.Sadık Yiğitbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Elestü biRabbiküm]]></category>
		<category><![CDATA[Erganon]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i Mevlana’da musiki]]></category>
		<category><![CDATA[Horasan harcı]]></category>
		<category><![CDATA[Hucendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalem-i hatt-ı arabi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalenderhanede sema]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevilik’de musiki]]></category>
		<category><![CDATA[Musiki ile Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikoterapi ve bununla ilgili sazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nefir]]></category>
		<category><![CDATA[Ney]]></category>
		<category><![CDATA[Op.Dr.Perviz Paşaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Perde-i Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Oruç Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[Rebab]]></category>
		<category><![CDATA[Safiuddin Abdülmü’min Urmevi]]></category>
		<category><![CDATA[Surna]]></category>
		<category><![CDATA[Tabl-Tebl]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Olgun]]></category>
		<category><![CDATA[Tahirü’l-mevlevi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>
		<category><![CDATA[Tebl-i iyd]]></category>
		<category><![CDATA[Tebl-i sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Teburek]]></category>
		<category><![CDATA[Zehm-i çub]]></category>
		<category><![CDATA[Zirefkend-i hurd]]></category>
		<category><![CDATA[caize]]></category>
		<category><![CDATA[nay]]></category>
		<category><![CDATA[Çeng]]></category>
		<category><![CDATA[İbn-i Edhem]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Ankaravi]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[Şerh-i Mesnevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=169</guid>

					<description><![CDATA[Op.Dr. Perviz PAŞAOĞLU (Levhanın açıklaması, yazının nihâyetindedir.) HAZRET-İ MEVLÂNÂ ve MÙSIKÎ                                                          MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZÜN ÖZÜ BU WEB SİTEDEDİR  (Neden ANKARA&#8217;da TÜRK Musikisi Devlet Konservatuarı 35 yıldır kurulAmamaktadır?) TÜRKİYE&#8216;de 19 Batı müziği DEVLET konservatuarı, 3 TÜRK musikisi DEVLET konservatuarı   İktidar; kavga-gürültüyle edilmiş meşgul.. Solcular yön veriyor milletimin kültürüne!..   VEZNİ: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feikün(fa&#8217;lün)   [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;" align="center">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;" align="center"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/761_cehar.JPG" width="448" height="217" border="0" /></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;" align="center"><b><span style="font-family: Georgia; font-size: 14pt;"><span style="font-size: small;">Op.Dr. Perviz PAŞAOĞLU</span></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 12pt;"><b><span style="font-family: Tahoma;">(Levhanın açıklaması, yazının nihâyetindedir.)</span></b></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-family: Georgia; font-size: 14pt;">HAZRET-İ MEVLÂNÂ ve MÙSIKÎ </span><span style="font-family: Georgia; font-size: 14pt;">  </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>                                                    </strong><strong> </strong></span></p>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-large;">MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZÜN ÖZÜ BU WEB SİTEDEDİR </span></strong></span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: medium;">(<span style="font-family: Georgia, Times New Roman, Times, serif;">Neden <strong>ANKARA&#8217;da TÜRK</strong> Musikisi Devlet Konservatuarı <span style="color: #ff0000;">35 yıldır </span>kurul<span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span>mamaktadır?)</span></span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;"><span style="color: #ff0000;"><strong>TÜRKİYE</strong></span>&#8216;de <span style="color: #0000ff;"><strong>19</strong></span> Batı müziği DEVLET konservatuarı, <span style="color: #0000ff;"><strong>3</strong></span> <span style="color: #ff0000;"><strong>TÜRK</strong></span> musikisi DEVLET konservatuarı</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;"><strong>İktidar</strong>; kavga-gürültüyle edilmiş meşgul..</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;"><strong>Solcular</strong> yön veriyor <strong>milletimin kültürü</strong>ne!..</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: xx-small;">  VEZNİ: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feikün(fa&#8217;lün)</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;"><strong>&#8220;Milletin kültürü?&#8221;</strong>  &#8220;taklid&#8221; sanıyorlar &#8220;Batı&#8221;yı..</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;"><strong>Yerleşir aslını inkâr ile &#8220;Çağdaş kültür !..</strong>&#8220;</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">Millet yabancı<span style="font-size: x-large;">, </span>aslını inkâr edenlere;</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Georgia; font-size: medium;">&#8220;Çağdaş&#8221; değil de &#8220;<strong>SOYLU</strong>&#8221; olan kültür isteriz!..</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: xx-small;">      <span style="font-size: 20px;"><strong>Yılmaz, Titiz, Talay, Karakaş, Cem</strong></span></span><span style="font-size: 20px;"><strong>, Güner, Günay&#8230;</strong></span></span></div>
<div><span style="font-size: 20px;"><strong>   Teslîm edildi çağdaşa Kültür Bakanlığı!..</strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: xx-small;">                                </span></span><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: xx-small;">VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün</span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"> </span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #ff0000;">                      </span><span style="color: #0000cc;">HAZRET-İ MEVLÂNÂ  ve  MÙSIKÎ</span></strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong>       V.Millî Türkoloji Kongresi(İst. 26-30/09/1983)de sunduğum tebliğimdir.</strong></span></div>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">        Bu tebliğim, Aralık 1987 tarih ve 419 numaralı Musiki Mecmuasında yayımlanmıştır.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“<a href="search.asp?keyword=hazret-i-mevlana’da-musiki">Hazret-i Mevlâna’da Mùsıkî</a>” ile “<a href="search.asp?keyword=mevlevilik’de-musiki">Mevlevîlik’de Mùsıkî</a>” birbirinden ayrı bahislerdir. Çünki, bilindiği gibi, Mevlevîlik tarîkatı ve merâsimlerinin zamânımıza intikàl eden şekli, Hz.Mevlânâ’nın vefatından sonraki yıllarda ve hattâ asırlarda gelişerek tekevvün etmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hazret-i Mevlânâ’da mùsıkî nasıldı?.. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bu suâlin cevâbını onun eserlerinin tedkìkinden, menâkıb kitaplarından ve bunlara dayanılarak meydana getirilmiş monografik incelemelerden, edebiyat târihlerinden, doktora tezlerinden, kongre tebliğlerinden –bir dereceye kadar da olsa- ortaya çıkarmak mümkündür. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bu nâçiz incelemede, yalnızca Mesnevî-i şerîf’i “gözden geçirmek” zaman ve imkâını bulabildim. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Azameti husùsunda her araştırıcının müttefik olduğu Mesnevî-i Şerîf’in bütün nüshaları karşılaştırılıp ilmî baskısı yapılamamış olması acı bir gerçektir. Kat’î bir rakam verilemeyerek: “25.000 beyit kadar!” denilmekle yetinildiği bir yana, 6 defter veyâ cilt tuttuğu büyük ekseriyyetle kabùl edilmekle berâber, Mevlevî <a href="search.asp?keyword=ankaravi-rusuhi-ismail-dede">Ankaravî Rusùhî İsmâil Dede</a> merhùm tarafından (vefâtı: İstanbul 1631) düzmece 7. cilt bulunmuş ve şerh edilmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Muhtelif kimselere âit neşirlerde <a href="search.asp?keyword=mesnevi-i-serif--beyit-sayisi">Mesnevî-i Şerîf  beyit sayısı</a> değişmekte olup; aynı şârih (şerh eden,açıklayan) veyâ mütercimin (dilimize çevirenin) eski ve yeni neşirlerinde de ayrı beyit sayıları(numaraları) verilmiştir. Bugüne kadar neşredilen Mesnevî şerhlerinin en mükemmeli “<a href="search.asp?keyword=tahiru’l-mevlevi">Tâhirù’l-mevlevî</a>” diye anılan <a href="search.asp?keyword=tahir-olgun">Tâhir Olgun</a> (13.09.1877 – 20.06.1951) merhùma âit olup, vefâtı sebebiyle 5.cildin baş taraflarında yarım kalmıştır. Tâhir Olgun’un daha evvelce neşrettiği “<a href="search.asp?keyword=mesnevi-dersleri">Mesnevî Dersleri</a>” ile 1963/1975 târihli “<a href="search.asp?keyword=serh-i-mesnevi">Şerh-i Mesnevî</a>”de dahî farklar mevcuttur. Misâl olarak: 1.kitapdaki (&#8230;.. bir ihtiyar çengî&#8230;..) kıssasının ilk beyiti numarası “Mesnevî Dersleri”nde 1898, Şerh-i Mesnevî”de 1909’dur. Mesnevî mütercim ve şârihi Merhum Abdülbâkî Gölpınarlı ise Mesnevî-i Şerîf toplam beyit sayısını, 1952 baskı tarihli “Mevlânâ Celâleddîn” isimli kitabının 267. sahîfesinde 25.618 ve 1981/1983/1984 baskı tarihli “Mesnevî-i Şerîf Tercemesi ve Şerhi”nde 25.673 olarak kaydetmiştir. Konya-Mevlânâ Müzesi Kütüphânesi’nde 2011 no.da kayıtlı, 1656 târihli yazmada Mesnevî-i Şerîf 26.136 beyittir. (Mevlânâ Bibliyografyası, Türkiye İş Bankası Kültür Yayını 1974 2.Yazmalar. <a href="search.asp?keyword=mehmet-onder">Mehmet Önder</a>&#8211;<a href="search.asp?keyword=ismet-binark">İsmet Binark</a>/<a href="search.asp?keyword=nejat-sefercioglu">Nejat Sefercioğlu</a> Sahîfe 53) </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Açıkladığım sebeplerle, bu incelemede, “beyit numarası” kaydı imkâından mahrum bulunuyorum. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Hazreti- Mevlânâ’da mùsıkî”yi anlatabilmek için o devir târih vak’alarından, mîrâs kalan “bilgi birikimi”nden, devirlerdeki “âlim” anlayışından etraflıca bahsetmek şart ise de, teblîğin hacmini arttırmamak fikriyle böyle bir girişten vazgeçiyor; gerekli ve asgarî bilgi kırıntılarını metin içine serpeştiriyorum. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">           </span><span style="font-size: 16pt;"> İncelememde şu sıra tâkîb edilmiştir :</span></b><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">A.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Sazlar (enstrümanlar) ve teferrûâtına âit,</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">B.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Perdelere (bir mùsıkî dizisindeki seslere) âit, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">C.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Makamlara âit, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">D.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Usûllere âit, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">E.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bestekâr veyâ icrâkâr olarak mùsıkîşinâslara âit, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">      </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Efsâne ve menkıbesiyle mùsıkîye âit, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 65.3pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">G.</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">    </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Mùsıkîde dizi’ye âit.. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mesnevî-i Şerîf ‘de kayıtlı terimler, bilgiler, görüşler; İnceleme için zarùrî böyle bir sistematik içinde, bâzılarında az sayıda misâl kâfî görülmüş, bâzılarında da bilgi olmadığı kaydedilmiştir. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">A.  Sazlar (enstrümanlar) ve teferrùâtına âit, Mesnevî-i Şerîf’de kayıtlı terimler, bilgier, görüşer: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">    1- Ney (nây). </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         Ney, nây terimi Mesnevî-i Şerîf’de:  a) Kamışdan yapılmış nefesli sâz,   b) İçi boş ve değersiz kamış,  c) Usâresinden (özünden) şeker çıkarılan kamış,  d) Nefes borusu, mânâlarında kullanılmış ve diğer bütün terimlerde olduğu gibi ekseriyetle bir sembol olarak işlenmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Misâllere geçmeden önce Hz.Mevlânâ’da görülen sembol-temsîl’den kısaca bahsedelim: Mesnevî-i Şerîf’de masallar, hikâyeler değil; içinden ibretler, hisseler çıkarılması-alınması istenen <u>kıssa</u>’lar mevcuttur. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bâzan “tez” ve “antitez” (iyi,doğru,güzel, mendub,mübah,helâl ilefenâ,yanlış,çirkin, yasak, mekruh, günah) kıssanın başından-beri bellidir; bâzan da bir mugàlâtacı, yanıltıcı dilin savunduğu fikrin aslında “antitez” olduğu, mes’elenin incelik ve hikmetleri (her doğruyu her gözün göremeyeceği, onun için de bir mürşide uymak gerektiği) ancak sonunda ortaya çıkartılır.  Hz.Mevlânâ, “ney, çeng, şarap, pâdişâh, şehzâde..” gibi sembol olarak kullandığı malzemenin neyi-neleri temsîl ettiğini çok zaman okuyanın-dinleyenin ferâsetine bırakır; nâdiren de, şu misâlde olduğu gibi, kıssanın sonuna doğru (nasîhatten önce), gene manzùm beyitleriyle açıklar: 4.cü Kitap’da; saltanatının devâmı için oğlunu evlendirmeğe teşebbüs eden ve engellemelerle karşılaşan bir pâdişâhı anlatan kıssanın sonunda şu îzâhât verilir: “Pâdişâh Âdem Alyhisselâmı; şehzâdesi insân-oğlunu; sihirbâz kadın bu aldatıcı dünyâyı(* 2007); şehzâdeye doğru yolu gösteren kişi ise enbiyâyı temsîl etmektedir.”  (Hz.Mevlânâ, aynı kıssanın bir beyitinde 60 yaşında olduğunu bildirir ki, 4.cü Kitâb’ın yazılış târîhini tahmîn bakımından ehemmiyet arzeder. Yalnız; Hz.Mevlânâ’nın kaç yıl yaşadığı, eserlerini hangi yılda veyâ kaç yaşında iken yazdığı araştırılırken, Hicrî târîhlere göre 1 yılın Mîlâdî yıldan 10 gün kısa olduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(1)   Her du ney hord<u>e</u>nd / ez yek <u>â</u>bor </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">        İn yek<u>i</u> h<u>a</u>l<u>î</u> vu an pur ez şeker                 (1.ci Kitâb’dan) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“ 2 çeşid kamış aynı dereden su içtikleri hâlde biri boştur, diğeri şekerle doludur!” denilmektedir.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">(2)    Bişnov_in ney çun şik<u>â</u>yet m<u>i</u> koned </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         Ez cud<u>a</u>y<u>i</u>h<u>a </u> hik<u>â</u>yet m<u>i</u> koned                (Mesnevî’nin ilk beyiti..) </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Ayrılıklardan bahisle şu ney’in nasıl şikâyet etmekte olduğunu dinle!” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bu beyitte “ney” kelimesi kamıştan yapılmış nefesli bir enstrüman olarak kullanılmakta ise de bir semboldür ve kâmil insanı, mürşidi; nâçiz kanâatime göre bizzat kendisini temsîl etmektedir; Hazret-i Mevlânâ, “<a href="search.asp?keyword=ebu’l-beser">Ebu’l-beşer</a>, bütün insanların atası <a href="search.asp?keyword=adem-aleyhisselam">Âdem Aleyhisselâm</a> ile başlayan ayrılıktan, <a href="search.asp?keyword=bezm-i-elest">Bezm-i elest</a>’i müteâkib dünyâya gelişden yakınmalarının dinlenmesini, benimsenmesini” istemektedir.  </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(3)    <u>A</u>teş_ender-zen be-her t<u>u</u> t<u>a</u>-be-key </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         Pur-girih b<u>a</u>ş<u>ı</u> ez_an her d<u>u</u> çu ney </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(4)    T<u>a</u> girih b<u>a</u>-ney buved hem-r<u>â</u>z nist </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         Hem-niş<u>i</u>n-i an leb_u <u>a</u>v<u>â</u>z nist </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Mesnevî-i Şerîf’in 1.ci Kitâb’ında “&#8230;.ihtiyar çengî&#8230;.” kıssası içinde birbirini tâkîb eden bu 2 beyiti merhùm Tâhir Olgun Şerh-i Mesnevîsinin 2205,2206 numaralarında kaydettikten sonra meâl ve şerhlerini şöyle vermektedir: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">      “Her ikisini de yak, yâni mâzî ve müstakbel kayıdlarını bırak. O kayıdlar dolayısıyle </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">ne vakte kadar ney gibi düğümlü kalacaksın?”  “Ney düğümlü bulundukça hemrâz olamaz ve dudakla, sesle âşinâ bulunamaz.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       “Ma’lûmdur ki (ney) denilen saz, esâsen kamıştır. Ney olmadan, ta’bîr-i mahsûsuyle açılmadan evvel, o kamışta bir takım boğumlar vardır. Her bir boğum yekdiğerine düğümlerle bağlıdır. Kamışda o düğümler durdukça, yâni ateşde kızartılmış uzunca bir demirle kamışın içindeki ukdeler açılmadıkça o kamışın neyzen dudağına temâs etmesi, kàbil değildir. İnsan ki irâde-i İlâhiyye karşısında neyzene nisbetle ney gibidr. Nasıl <a href="search.asp?keyword=neyin-icindeki-ukdeler">neyin içindeki ukdeler</a> temizlenmiş ise insan da mâzî, hâl, istikbâl, mazarrat, menfâat, hattâ ümit, <a href="search.asp?keyword=reca">recâ</a> ve korku gibi düğümlerden âzâde bulunmalıdır ki derûnuna nefh edilen ilhâmâtı aksettirebilsin.” </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">2- Çeng </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            Hazret-i Mevlâna’nın, içinde “Çeng” terimi geçen 3 beyiti ile Tâhiru’l-mevlevî’nin verdiği meâller aşağıdadır.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">          (5)   Çun zi deryâ s<u>u</u>y-i s<u>a</u>hil b<u>a</u>z geşt</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                  Çeng-i şi’r-<u>i </u> Mesnevî b<u>a</u> s<u>a</u>z geşt </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“<a href="search.asp?keyword=husamuddin-celebi">Husâmüddin Çelebi</a>, vahdet deryâsından kesret sâhiline avdet edince Mesnevî şi’rini terennüm edecek çeng yeniden akord edildi.” </span></p>
<p class="MsoBodyText"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                  (6)   Key buved/<u>a</u>v<u>a</u>z-ı çeng-<u>u</u> z<u>i</u>r u bam</span></p>
<p class="MsoBodyText"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                             Ez ber<u>a</u>y-<u>ı</u> g<u>u</u>ş-i b<u>i</u> hess <u>u</u> asam </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> “Çeng denilen sâzın sesi ve tîz yâhud pest perdesi hissiz ve sağır kulaklar için değildir.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         (7)     M<u>a</u> çu çengim/<u>u</u> tu zehm<u>e</u> m<u>i</u>zen<u>i</u> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                    Z<u>a</u>ri ezm<u>a</u> n<u>i</u> tu z<u>a</u>r<u>ı</u> m<u>i</u>kon<u>i</u> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Biz çeng denilen sâz gibiyiz ki mızrâbı vuran Sensin. Şu hâlde çıkan inilti bizden değil, Sendendir.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">              Bu beyitde, çeng’in “<a href="search.asp?keyword=zahme">zahme</a>” vurularak çalındığı bildirilmektedir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">        </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> 3- Kûs (kös) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">     </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">4- Dohol (Davul), Tabl-Tebl, Tebl-i sult<u>a</u>n, Tebl-i iyd, Zehm-i ç<u>u</u>b. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">         5- (Def), Teb<u>u</u>rek </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">          </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(8)   Bang-i k<u>û</u>s <u>o</u>tabl berruy r<u>u</u>z o şeb </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                  M<u>i</u>zenend_ender ruc<u>u</u>’ <u>o</u> der taleb </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“O devenin sırtında gece gündüz düşman kovalarken veyâ harbden dönüşde <a href="search.asp?keyword=kos">kös</a> ve davul çalarlardı.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            (9)  P<u>i</u>ş o ç<u>e</u> buvved teb<u>u</u>rek t<u>uu</u> tefl </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                   K<u>i</u> keşed <u>u</u> tebl-i sult<u>an_</u>iist kefl </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">“Senin gibi bir çocuğun çaldığı iki tahta parçası ona ne te’sir yapar?. Zîrâ o, pâdişâhın bundan yirmi derece büyük kösünü taşımaktadır.” </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            (10) Ender_an mezre’ der_<u>a</u>med/an şutur </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                    K<u>u</u>dek_an teblek bezed der h<u>ee</u>fz ber </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“O deve, çocuğun beklediği tarlaya girdi. Çocuk da buğdayı devden muhâfaza için <a href="search.asp?keyword=def">def</a> çalmağa başladı.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">             (11) G<u>oo</u>ft çon tersem çohest_in tebl-i iyd </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                     T<u>a</u> dohol tersed ki zehm <u>u</u>r<u>a</u> res<u>i</u>d </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Kendi kendine dedi ki: Neden korkayım?. Bu ses bayram davulu sesi.. Tokmağı yiyen davul; o korksun!.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">               (12) Ey doğolh<u>a</u>-y<u>ı</u> toh<u>i</u>&#8211;<u>i</u> b<u>i</u> gul<u>u</u>b </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                       Gesmet<u>a</u>n_ez/iyd-i can şod zehm-i ç<u>u</u>b </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Ey boş davul gibi olan kalpsizler; can bayramınızdan kısmetiniz tokmaktan ibâret!” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">             </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">6- Surn<u>a</u> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                 (13) N<u>a</u>le-<u>i</u> surn<u>a</u> vu tehd<u>i</u>d-<u>i</u> dohol </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                         Ç<u>i</u>ze k<u>i</u> m<u>a</u>ned bedan n<u>a</u>k<u>u</u>r-i gul </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Zurnanın figànı ile davul sesleri, bir parçacık, kıyâmet gününde çalınacak olan <a href="search.asp?keyword=sur">sùr</a>’un sesine benzer!.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">             </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> 7- Reb<u>a</u>b</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                  (14) L<u>ii</u>k bed maks<u>u</u>deş_ez bang-<u>i</u> reb<u>a</u>b </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                          Mençu müşt<u>a</u>k<u>aa</u>n heyy<u>a</u>l_an hit<u>a</u>b </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Lâkin <a href="search.asp?keyword=ibn-i-edhem">İbn-i Edhem</a>’in rebab sesinden maksùdu, sâir müştâk olanlar gibi (<a href="search.asp?keyword=elestu-bi-rabbikum">Elestü bi-Rabbiküm</a> = Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) hitâbını tahayyül  ve hatırlatmak idi.” S<u>o</u>fiyye hazerâtı derler ki: Cenâb-ı Hak ruhlara: (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) diye hitâb etti. Onlar da (<a href="search.asp?keyword=beli">Bel<u>i</u></a>), yâni (Evet) diye cevap verdiler. Fakat o hitâbın zevki ruhlarda sâbit kaldı. Dünyâya geldiklerinde ne vakit güzel bir ses işitseler o hitâbın lezzerini hatırlarlar. <a href="search.asp?keyword=musikiden-zevk-alma">M<u>u</u>sık<u>i</u>den zevk alma</a>larının sebebi budur. Bu bahse dâir Şârih-i Mesnevî <a href="search.asp?keyword=ismail-ankaravi">İsmâil Ankaravî</a> (Kaddese Sırruhu)nun (<a href="search.asp?keyword=huccetussema">Hüccetüssemâ</a>) isimli eseriyle <a href="search.asp?keyword=gazali">Gazâlî</a>’nin <a href="search.asp?keyword=ihya">İhyâ</a>sında ve <a href="search.asp?keyword=kimya-yi-saadet">Kimyâ-yı Saâdet</a>inde, <a href="search.asp?keyword=kuseyri">Kuşeyrî</a>nin de meşhur <a href="search.asp?keyword=risale">Risâle</a>sinde tafsîlât vardır&#8230;”</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">8- Tanb<u>u</u>r </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                 (15) Bang-i gerdeşh<u>a</u>-yi çerhest_in ki halk </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                        M<u>i</u> ser<u>a</u>n<u>i</u>deş be-tanb<u>u</u>r-<u>u</u> be-hak </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Halkın tanbur ve ağızla terennüm ettikleri, feleğin devirlerinden çıkan seslerdir.”</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">9- Erganon (Ergan<u>u</u>n, Ergun<u>u</u>n) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                 (16) H<u>ii</u>ç kesr<u>a</u> hod ze <u>A</u>dem t<u>a</u> kun<u>u</u>n </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                         K<u>i</u> bedest_<u>a</u>v<u>aa</u>z hezçun ergun<u>u</u>n </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“<a href="search.asp?keyword=adem-aleyhisselam">Âdem Aleyhisselâm</a>danberi O’nunki gibi bir ses kimseye nasîb olmamıştır.”  (<a href="search.asp?keyword=davud-aleyhisselam">Dâvùd Aleyhisselâm</a>’dan bahsolunmaktadır.) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">          </span><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> 10- Nef<u>i</u>r </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       Farsçada kelimeler pekçok mânâlara gelmektedir. Mesnevî-i Şerîf’de geçen “<a href="search.asp?keyword=nefir">nef<u>i</u>r</a>” terimi, daha ziyâde “fery<u>a</u>d”, nâdiren de “nefret mânâsında kullanılmış veyâ şerholunmuştur. “Nef<u>i</u>r” bir nefesli sazın da ismi ise de, mesnevî şârihlerinin bu mânâda bir yorum yaptıklarına tesâdüf etmedim. AncakNefir,Perde-i Irak, Mesnevî-i Şerîf’in, aşağıda kayıtlı 1.ci Kitabının 2.ci beyitindeki “Ez nef<u>i</u>rem” deyimini “Feryâdımdan” yerine “Nef<u>i</u>rimden” veyâ “Bir nef<u>i</u>r karakterini alan sâzımdan” şeklinde anlamak ve çevirmek de mümkündür. Bu taktirde, bir evvelki beyitte geçen “ney”in, “mest edici, rehâvet verici” bir tarzda değil, “<u>i</u>k<u>a</u>z edici, uyarıcı” bir maksat ve edâ ile kullanılmakta olduğu ve bu mesajı alan kadın-erkek herkesin teessüriyete kapıldıkları şeklinde bir yorum ortaya çıkar. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            (17) Kez neyistan t<u>a</u> mer<u>a</u> bobr<u>i</u>deed </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                    Ez nef<u>i</u>rem merd_u zen n<u>a</u>l<u>i</u>deend  </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Beni kamışlıktan kesdiklerinden-beri feryâdımdan erkek ve kadın mütessir olmakta ve inlemektedir.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       </span><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 16pt;"> B) Perdelere (bir mùsıkî dizisindeki seslere) âit, Mesnevî-i Şerîf’de kayıtlı      terimler, bilgiler, görüşler: </span></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       Mesnevî-i Şerîf’de ve o zamanki hemen her eserde aynı bir kelime hem <a href="search.asp?keyword=perde">perde</a>, hem ses, hem makam yerine kullanılmış veyâ şerh olunmuştur. Misâl olarak, Mesnevî-i Şerîf’de geçen <a href="search.asp?keyword=perde-i-irak">Perde-i Irak</a> tâbirini Tâhiru’l-mevlevî: “Irak perdesi”, <a href="search.asp?keyword=abidin-pasa">Âbidin Paşa</a> ise “Irak Makàmı” diye terceme ve şerh etmişlerdir. Bu kelimeler: “<a href="search.asp?keyword=savt">Savt</a>”, “Nevâ”, “<a href="search.asp?keyword=avaz">Âvâz</a>”, “<a href="search.asp?keyword=bang">Bang</a>”, “<a href="search.asp?keyword=perde">Perde</a>”, “<a href="search.asp?keyword=nagme">Nağme</a>”dir. Mesnevî-i Şerîf’de sesle (geniş mânâsıyle –sesler- diyelim) ince: “<a href="search.asp?keyword=zir">z<u>i</u>r</a>” veyâ kalın “<a href="search.asp?keyword=bum">b<u>u</u>m</a>, <a href="search.asp?keyword=bam">b<u>a</u>m</a>” olurlar ve “<a href="search.asp?keyword=bang">bang</a>”, “<a href="search.asp?keyword=avaz"><u>a</u>v<u>a</u>z</a>” bu sıfatlarla terkîbe girer: “<a href="search.asp?keyword=avaz-u-zir-u-bam"><u>a</u>v<u>a</u>z u z<u>i</u>r u b<u>a</u>m</a>”, “<a href="search.asp?keyword=bang-i-zirra">bang-i zirr<u>a</u></a>” gibi.. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">        Bir müzikolog değerlendirmesiyle Mesnevî-i Şerîf  incelendiğinde üzerinde en çok durulması gereken beyit, MÙSIKÎMİZDE 24 SES OLDUĞUNU BİLDİREN BEYİT’dir. Hazret-i Mevlânâ bu beyitde “perde” değil de “<u>a</u>v<u>a</u>z” terimini kullanmıştır(**2007). Bu “<u>a</u>v<u>a</u>z” kelimesi bâzan yalın olarak, bâzam mùsıkî yönünden üzerinde durulmayacak terkibler içinde ve pekçok yerde geçmektedir. Fakat, “<a href="search.asp?keyword=avazes-be-fen"><u>a</u>v<u>a</u>zeş be-fen</a>”, “<a href="search.asp?keyword=hem-avaz-u-hem-perde">hem-<u>a</u>v<u>a</u>z u hem-perde</a>” terkibleri ise dikkat çekicidir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          (18) </span><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 16pt;">V<u>AAA</u>Y K’EZ <u>Â</u>V<u>Â</u>Z-I İN BİST-<u>UU</u> ÇEH<u>Â</u>R </span></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><b><span style="font-size: 16pt;">               K<u>ÂA</u>RVAN BUGZEŞT U B<u>Î</u>-GEH ŞUD NEH<u>Â</u>R </span></b></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">“YAZIK Kİ </span><span style="font-size: 14pt;"><a href="search.asp?keyword=24-perde">24 PERDE</a></span><span style="font-size: 14pt;">NİN SESİYLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI GÖÇTÜ, ECEL GÜNÜ AKŞAMA YAKLAŞTI!”</span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Merhùm Tâhiru’l-mevlevî’nin yukarıdaki tercemesinde yer alan ve metin fazlası olan “sesini” kelimesini çıkarıp, “perde” yerine de “<u>a</u>v<u>a</u>z”ı yerleştirirsek: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">“YAZIK Kİ <a href="search.asp?keyword=24-avaz">24 ÂVÂZ</a> İLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI GÖÇTÜ.” Cümlesini elde ederiz ve “24 âvâz” deyiminin “m<u>u</u>sık<u>i</u>”nin mürâdifi, karşılığı, timsâli, sembolü olarak kullanıldığı netîcesine varırız(***2007).  <a href="search.asp?keyword=hazret-i-mevlana">Hazret-i Mevlânâ</a> “mùsıkîmizde 24 âvâz-perde olduğunu” açıkça kaydetmiş ise de; bu perdeler aralıklarının musâvî veyâ gayrı musâvî oldukları hakkında bir bilgi vermemiştir; çünki ne Mesnevî-i Şerîf bir mùsıkî kitabıdır ve ne de Hazret-i Mevlânâ bir mùsıkî âlimidir. Ancak, o devirlerde her âlimin, bütün ilimlerin ana hatlarını mükemmelen bildiği de bir hakîkattir. O çağlarda “mùsıkî” müstakil bir ilim olarak değil de, matematiğin 3.cü faslı olarak incelenirdi. (Matematiğin 1.ci faslı hendese=geometri, 2.ci faslı hesâb=aritmetik idi.) </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">    Hazreti Mevlânâ’nın zamânına (xııı. Asra), mùsıkî alanında hiç de küçümsenmeyecek bir “bilgi birikimi” intikàl etmiştir.. Nâçiz kanâatim odur ki bu bilgilerin kaynağı <a href="search.asp?keyword=turkistan">Türkistan</a>’dır. Göçler ve sonra da İslâmiyetin yayılmasıyle bu mùsıkî <a href="search.asp?keyword=afrika">Afrika</a>’ya kadar müessir olmuştur.  Bu devirlerde yetişmiş bestekârların-icrâkârların.. mutlakà Türk olması, bu kanı taşıması gerekmez; mes’ele “mùsıkî sistemi”nin Türk’e âidiyetidir. Nitekim, 1-2 asır önce bile Mùsevî, Ermeni, Rum asıllı ve kudretli “Türk mùsıkîsi bestekârları” yetişmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       Hz.Mevlânâ’dan önceki devirlerde Türkler, Moğullar <a href="search.asp?keyword=cin">Çin</a>’e hâkim olmuşlar, <a href="search.asp?keyword=japonya">Japonya</a>’yı bile ele geçirmek için sefer düzenlemişlerdir; imparatorluğun merkezi <a href="search.asp?keyword=pekin">Pekin</a>’in yakınında idi. Çinlilerle kaynaşmamışlarsa <a href="search.asp?keyword=dil-ve-musiki-farkliliklari">dil ve mùsıkî farklılıkları</a> başta gelen sebeptir; bu “coğrâfî” berâberlik sırasında, Çin alfabesi yerine, kendi dillerinin fonetik husùsiyetine göre, Çinlininkine, Hindlininkine.. benzemeyen ayrı bir alfabe gerekiğini de idrâk etmişler ve bunu sağlamışlardır. Aynı coğrafyada bu iki farklı kültürün savaşı, Çin’i, kapağı kapalı ve kaynayan kazana çevirmiş; Çinliler askerî yönden güçlendikçe, daha doğrusu Türkler ve Moğullar taht kavgasına düştüğü sıralarda, bu 2 unsuru batıya doğru devir-devir göçe zorlamışlardır. Asır asır tekrarlanan bu göçler sâyesinde bu Türk-Moğul kültürü Horasan-Buhârâ  ve çevresinde işlenmiş ve ilmî hüviyetine kavuşmuştur. Hz.Mevlânâ Buhârâ’nın değerini ve kültürünün menbaını şu beyitle bildirmitir:</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">            (19) An Buh<u>a</u>r<u>a</u> ma’den-<u>i</u> d<u>a</u>niş buved </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                    Pes Buh<u>a</u>r<u>a</u> <u>ee</u>st k’<u>a</u>neş buved </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“O <a href="search.asp?keyword=buhara">Buhârâ</a>, ilim mâdenidir. Öyle ise her faz<u>i</u>let sâhibi Buhârâ’ya mensuptur!.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">((Kıymet-bilir ve büyük şâir <a href="search.asp?keyword=hucendi">Hucendî</a>’nin şu beyiti de Buhârâ’nın Hz.Mevlânâ’dan mahrùmiyetin acısını terennüm etmekte olup, âdetâ bir cevap mâhiyyetindedir: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Meg<u>uu</u> k’erb<u>â</u>b-ı dil reftend_u şehr-<u>i</u>i a<u>aa</u>şk şod h<u>a</u>l<u>ii</u> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Cihan pur Şems-i Tebr<u>î</u>z<u>iii</u>st merd<u>ii</u> k<u>uu</u> çu Movl<u>à</u>n<u>à</u>?..  </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Gönül sâhipleri gitti de aşk şehri boşaldı! Deme; cihan Şems-i Tebrîzî ile doludur; Mevlânâ gibi bir er nerede?”  )) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       Türkler, çeşitli dinlere sâhip oldukları daha eski devirlerde bile, mâbedleriyle kütüphâneleri aynı çatı altında idi ve İslâmiyeti kabulden sonra bu alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir. Pek çok defâ yanıp-yıkılmasına rağmen <a href="search.asp?keyword=horasan">Horasan</a>&#8211;<a href="search.asp?keyword=buhara">Buhârâ</a>&#8211;<a href="search.asp?keyword=belh">Belh</a>’in kısa zaman sonra yeniden ilim-irfan merkezi olduğu, millî kültürümüze kaynak teşkîl ettiği târîhî gerçeklerdendir. ((Horasan’ın Türk kültürü üzerindeki mühim te’sîrini şu değersiz beyitimle ifâdeye çalışmıştım: “Korkma!.. üç-beş kişi saldırsa da çökmez yapımız.. / <a href="search.asp?keyword=horasan-harci">Horasan harcı</a> katılmış.. Bu temel muhkemdir1..” )) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Hz.Mevlânâ 30.09.1207 M., Rebîulevvel 604 H. târîhinde <a href="search.asp?keyword=belh">BELH</a>’de doğmuş; 17.12.1273 M., Cumâdelâhıra 672 H. günü <a href="search.asp?keyword=konya">Konya</a>’da vefât etmiştir. (Merhùm <a href="search.asp?keyword=abdulkadir-golpinarli">Abdülkàdir Gölpınarlı</a>, 15.12.1959 târihli “Tarih Coğrafya Dünyası Dergisi”nde, doğum târîhini 17.06.1184 olarak ileri sürmüştü..) <a href="search.asp?keyword=belh">BELH</a> ile bağlı bulunduğu <a href="search.asp?keyword=buhara">BUHÂRÂ</a> hakkında. İslâm Ansiklopedisi’nden aldığım şu cümleler, o târihlerde harâb olmasına karşılık, yeniden nasıl ilmî hüviyetini aldığını göstermektedir: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"><a href="search.asp?keyword=belh">BELH</a>: 1198’de <a href="search.asp?keyword=guru">G<u>u</u>r<u>u</u></a> sülâlesinden <a href="search.asp?keyword=bamiyanli-baha’al-din-sam">B<u>a</u>miyanlı Bah<u>a</u>’al-D<u>i</u>n Sam</a> tarafından işg<u>à</u>l edildi. 1206’da <a href="search.asp?keyword=hvarizmsah-muhammed">Hv<u>a</u>rizmşâh Muhammed</a>’in imparatorluğuna ilh<u>a</u>k edildi. 1220’de <a href="search.asp?keyword=cengiz-han">Cengiz Han</a> akıncıları tarafından yağmâ ve tamâmen tahrîb edildi. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"><a href="search.asp?keyword=buhara">BUH<u>A</u>R<u>A</u></a>: 22.2.1220’de <a href="search.asp?keyword=cengiz-han">Cengiz Han</a> tarafından yağmâ edilip yakıldı. Birkaç yıl sonra kalabalık bir ilim-irfan merkezi oldu. 28.1.1273’de İran Moğulları tarafından işgal ve talanı müteâkip gene yakıldı. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       Hz.Mevlânâ’nın yukarıda kaydettiğim müzikoloji yönünden pek mühim beyiti; <a href="search.asp?keyword=tahiru’l-mevlevi">Tâhiru’l-mevlevî</a>’nin <a href="search.asp?keyword=serh-i-mesnevi">Şerh-i Mesnevî</a>’si 1966 baskı târihli 4.cü cildinde 2196 numaralı ve <a href="search.asp?keyword=mesnevi-dersleri">Mesnevî Dersleri</a>’nde 2186; <a href="search.asp?keyword=abdulkadir-golpinarli">Abdülkàdir Gölpınarlı</a>’nın Mesnevî Tercemesi ve Şerhi I-II Cild (1981) Sahîfe 222’de 2203 numaralı beyittir.  <a href="search.asp?keyword=abidin-pasa"><u>A</u>bidîn Paşa</a>’nın 1324 H. &#8211; 1908 M. baskı târihli şerhinde 4.cü Cild 69.cu sahîfesindedir.  Merhùm <a href="search.asp?keyword=dt.sadik-yigitbas">Dt.Sadık Yiğitbaş</a>’ın 1972 baskı târihli “<a href="search.asp?keyword=musiki-ile-tedavi">Musiki ile Tedavi</a>” isimli eserine Mesnevî Dersleri’nden naklen aldığı “.. ihtiyâr çengî..” kıssası (sahîfe 57-64) içinde de mevcuttur. ((<a href="search.asp?keyword=dt.sadik-yigitbas">Dt.Sâdık Yiğitbaş</a>, kıssayı naklettikden sonra şu değerlendirmeyi eklemiştir: “Mevlânâ, burada Mûsıkî hakkında ileri  geri söylenenlere birçok şeyler öğretmekte ve Türk Mûsıkîsinin nazariyâtına da dokunarak <a href="search.asp?keyword=hizir-bin-abdullah">Hızır bin Abdullah</a>’ın sözlerini te’yîden Mûsıkîmizde perde adedinin 24 olduğunu açıklamış bulunmaktadır.” <a href="search.asp?keyword=hizir-bin-abdullah">Hızır bin Abdullah</a> Hz.Mevlânâ’dan 2 asır sonra yaşadığına göre; Hz.Mevlânâ Hızır bin Abdullah’ı değil, Hızır bin Abdullah Hz.Mevlânâ’yı te’yîd etmişdir. <a href="search.asp?keyword=safiuddin--abdulmu’min-urmevi">Saf<u>i</u>udd<u>i</u>n  Abdülmü’min Urmevî</a> (1224?-1294) ise Hz.Mevlânâ ile çağdaşdır!.)) </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"><a href="search.asp?keyword=ankaravi">Ankaravî</a> ve <a href="search.asp?keyword=sari-abdullah-ef">Sarı Abdullah Ef</a>. şerhlerini “maalesef” görememiş isem de, onlarda da yeterli bir yorum yapılmamış olduğu muhakkak gibidir (eğer böyle bir yorum olsa idi başta <a href="search.asp?keyword=tahiru’l-mevlevi">Tâhiru’l-mevlevî</a> olmak üzere diğer şârihler de iktibâs ederlerdi.) </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       </span><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;">C) Makamlara âit, Mesnevî-i Şerîf’de geçen terimler, bilgiler, görüşler: </span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">             Bâzı terimlerin, bugünki târiflerimize göre perde mi, makam mı mânâsına geldiği anlaşılamamaktadır. Mesnevî-i Şerîf’de geçen “<a href="search.asp?keyword=suz-i-dil">S<u>u</u>z-i dil</a>” gibi izâfet veyâ sıfat terkipleri de mùsıkî ile ilgili değildir; tesbît edebildiğim makam sâdece “<a href="search.asp?keyword=zirefkend--i-hurd">Z<u>i</u>refkend- i hurd</a>” Makàmı’dır; tizliği belirtilmektedir: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">        (20) V<u>aa</u>y k’ez t<u>i</u>z<u>i</u>-i z<u>i</u>r-efgend-i hurd </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                H<u>aa</u>şg şud kişt-<u>i</u> dil-<u>i</u> men dil be-murd </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 26.95pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Vah yazık ki (zîrefgend-i hurd) makàmının tizliğinden, yâni onu düşünüp onunla meşgùl olmaktan kalbimin mazr<u>u</u>’<u>a</u>tı yâni orada bulunması lâzım gelen ma’nevî zevkler kurudu, hattâ gönlüm öldü.” Not: “hurd”, “küçük” demektir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bir beyitte de, ihtiyar çengî, “<a href="search.asp?keyword=irak-perdesi">Irak perdesi</a>ni ve onun reh’ini (yolunu) düşünmekten dünyâdan ayrılacağım zamânı hatırımdan çıkardım!” diye, duyduğu pişmanlığı dile getirmektedir. Hiçbir kimse, Irak perdesini, yâni frekansı muayyen olan bir sesi düşünmekle vakit geçiremeyeceğine göre, burada, ya bizzat Irak makàmı, veyâ bu makàmın seyri kastedilmiştir:</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         (21) <u>Aa</u>h k’ez y<u>a</u>d-<u>ı</u> reh-<u>u</u> perd<u>e</u> ır<u>a</u>k </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                 R<u>ee</u>ft ez y<u>a</u>dem dem-<u>i</u> telh-<u>u</u> fir<u>a</u>k </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Ah ve eyvah ki, Irak perdesini ve yolunu düşünmekten, dünyâdan ayrılacağım zamânın acılığı hatırımdan çkmıştı.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Aynı beyiti Âbidin Paşa şöyle terceme ve şerh etmektedir:</span></p>
<p class="MsoBodyText"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“Ah ki yol yâdından ve perde-i ır<u>a</u>kdan dolayı acı olan firâkın demi yâd ü hâtırımdan gitti!.” , “<a href="search.asp?keyword=irak">Ir<u>a</u>k</a>, mak<u>a</u>m<u>a</u>t-ı m<u>u</u>sıkıyyeden olan ikiye münkasım mak<u>a</u>mdan birinin adıdır. Reh lâfzı, ba’zı mak<u>a</u>m ma’n<u>a</u>sına isti’mal olunur. Meselâ <a href="search.asp?keyword=reh-i-arab">reh-i arab</a>, <a href="search.asp?keyword=reh-i-‘acem">reh-i ‘acem</a>, ki <a href="search.asp?keyword=makam-i-arab">mak<u>a</u>m-ı arab</a>, <a href="search.asp?keyword=makam-i-acem">mak<u>a</u>m-ı acem</a> dimekdir. &#8230;.” </span></p>
<p class="MsoBodyText"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">        </span><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: 16pt; font-weight: bold;"> D) Usùllere âit, Mesnevî-i Şerîf’de geçen terimler, bilgiler, görüşler</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                Mesnevî-i Şerîf taramasında, ritme,usùle delâlet edecek bir terim bulamadım.  (“Çon sem<u>a</u>’-<u>ı</u> <u>a</u>medez ol t<u>a</u> ker<u>a</u>n / Mutrib_<u>a</u>g<u>à</u>z<u>ii</u>d yek darb-<u>ı</u> gir<u>a</u>n”   “Bahsedilen <a href="search.asp?keyword=kalenderhane">kalenderhâne</a>de sem<u>a</u>’ başlayınca <a href="search.asp?keyword=mutrib">mutrib</a>, yâni, <a href="search.asp?keyword=munsid">münşid</a>, yâhud <a href="search.asp?keyword=zakir">zâkir</a> ağır usullü bir terennüm tuttururdu.”)  Beyit ve tercemede mübhem bilgiler..</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;">
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify; text-indent: -18pt; margin: 0cm 3.2pt 0pt 70.5pt;"><span style="font-size: 14pt;"><b>E)</b> </span><span style="font-family: Tahoma;"><b><span style="font-size: 16pt;">Bestekâr veyâ icrâkâr olarak mùsıkîşinâslara âit Mesnevî-i Şerîf’de geçen terimler, bilgiler, görüşler:</span></b></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: 43.5pt; margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mesnevî-i Şerîf’de bestekâr veyâ icrâkâr olarak mùsıkîşinâs ismi mevcùd değildir. Ancak: <a href="search.asp?keyword=mutrib">Mutrıb</a>, <a href="search.asp?keyword=mutriban">Mutrıb<u>a</u>n</a>, <a href="search.asp?keyword=cengi">Çengî</a>, <a href="search.asp?keyword=kavval">Kavvàl</a>, <a href="search.asp?keyword=surnayi">Surnâyî</a> gibi sıfatlar meccuttur.</span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18pt; margin-left: 70.5pt;"><span style="font-size: 14pt;"><b>F)</b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-weight: bold;">   </span></span><span style="font-family: Tahoma;"><b><span style="font-size: 16pt;">Efsâne ve menkabesiyle mùsıkîye âit, Mesnevî-i Şerîf’de geçen terimler,   bilgiler, görüşler: </span></b></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Mesnevî-i Şerîf’de efsânelere yer verilmemiş, “masal” formuna îtibâr olunmamıştır. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Anlatıldığı gibi, mùsıkî dâhil Mesnevî-i Şerîf’de ne varsa: “İnsanların hâdiseleri değerlendirmede, davranışlarını ta’yînde çok zaman hatâya düşebileceklerini ve bu sebeple bir mürşide bağlanmaları gerektiğini isbât için” bir malzeme olarak mecâzen kullanılmış ve içinden hisse’ler çıkarılacak kıssa’lar birbiri peşine, bâzan içiçe nazmedilmiştir. Mesnevî’den şu bilgi ve fikirleri alalım: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       ı. Edebe riâyet şartıyle mùsıkî ilâhî bir san’attır. (14) numaralı beyitte bilgi verilmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      ıı. Mùsıkîşinâslara, ma’rifetleri karşılığı ödül verilir. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">           Şâirlere “<a href="search.asp?keyword=caize">câize</a>” verildiği gibi mùsıkîşanâslara da san’atlarını icrâdan sonra ihsânda bulunmak âdetti. Fakat onların haysiyetleri düşünülerek, (sazınızın kopan tellerinin karşılığı!) şeklinde çevirebileceğim, (<a href="search.asp?keyword=ebrisum-baha">Ebr<u>i</u>şum bah<u>a</u></a>’dır!) denilerek sunmak edebdendi!.. “Ebr<u>i</u>şum” (veyâ İbrişim), telli mùsıkî âdetlerini ifâdede de kullanılırdı; nitekim <a href="search.asp?keyword=firdevsi">Firdevsî</a> bir şiirinde (&#8230;. ebr<u>i</u>şum ve ney çalıyorlardı.) demektedir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Hz.Mevlânâ’nın beyitlerinden biri şöyledir:</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -18.15pt; margin-left: 72.15pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">a)</span></b><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-size: 14pt; font-weight: bold;">      </span><b><span style="font-size: 14pt;">İn kader zer behr-i ebr<u>i</u>şum-beh<u>a</u> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                        H<u>aa</u>rc kun çun h<u>aa</u>rc şud inc<u>e</u> biy<u>a</u> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 54pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">“İbrişim bedeli olarak bu kadar altını al ve harcet. Bitince yine buraya gel!.” </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 162pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">      ııı. Mùsıkîşinâslara cezâ, hakàret <a href="search.asp?keyword=turk-toresi">Türk töresi</a>ne aykırıdır!.. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">6.cı Kitab’daki bir kıssa’da: Huzùrundaki mutrıbin, “Gül müsün, s<u>u</u>sen mi; serv<u>i</u>, ay mısın bilmem güzel / B<u>u </u>per<u>i</u>ş<u>a</u>n <u>a</u>şığ<u>a</u> kastın nedir bilmem güzel” <a href="search.asp?keyword=nahifi">Nah<u>i</u>f<u>i</u></a>’ye âit manzum meâlindek <a href="search.asp?keyword=tegazzul">tegazzül</a>’ün “&#8230; bilmem güzel!” redifleri üzerine Türk emîrin,celâllenerek: ( “Bilmem!” diye tekrarlayıp duruyorsun, </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">neyi biliyorsan onu söyle be adam!) dedikten sonra <a href="search.asp?keyword=gurz">gürz</a>ünü kapınca, <a href="search.asp?keyword=musahib">musâhib</a>inin: (Mutrıbe dokunulmaz!) deyip araya girmeğe cür’et etmesi bu <a href="search.asp?keyword=tore">töre</a>yi belirtmektedir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 162pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 54pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">      ıv. <a href="search.asp?keyword=sema">Sem<u>a</u></a>’, bâzı şartlar dâhilinde mübahdır!.. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">2.ci Kitab’daki “Sem<u>a</u>’ yapmak için s<u>o</u>f<u>i</u>lerin misâfirin merkebini satması!” kıssasında sem<u>a</u>’ hakkında pekçok beyite serpiştirilmiş bilgilere mukàbil, <a href="search.asp?keyword=divan-i-kebir">D<u>i</u>v<u>a</u>n-ı Keb<u>i</u>r</a>’de bu mevzu’ mustakılen ve mükemmelen işlenmiştir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         G) </span><span style="font-size: 14pt;">Mùsıkîde “dizi”ye âit, Mesnevî-i Şerîf’de geçen terimler,bilgiler, görüşler: </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: -19.15pt; margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">               “Mùsıkîde dizi” mes’elesine Mesnevî-i Şerîf’de temâs edilmemiştir. Bu husûsda, incelememin, B) Mùsıkî perdeleri bölümündeki bilgi ve görüşler bir fikir verebilir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 36pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">       NOT: Bu Tebliğde, Hz.Mevlânâ’nın Mesnevî- Şerîf’i “mùsıkî yönünden” taranmış ve “Türk mùsıkîsi sisteminin 24 <u>A</u>V<u>A</u>Z’dan oluştuğu husùsunda 7 asır önceki beyânına “bir kere daha” dikkat çekilmiştir.(****2007) </span></p>
<div align="center"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</span></div>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 63pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">         Sunuluşundan birkaç gün sonra Tebliğin sonuna eklediğim not: </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 162pt;">
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 162pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">[[ NOTLARIM: </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Tebliğimi daktilo etmek ve fotokopi ile teksir için 27, 28 Eylül günleri Kongreye gidemedim. 28.9.1983 günü(perşemde) okumağa başlamadan önce bütün hazır bulunanlara dağıttım.(<a href="search.asp?keyword=f.degerli">F.Değerli</a>, C.Atasoy, H.Sanal, <a href="search.asp?keyword=em.amiral-sabahattin-ergin">Em.Amiral </a></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"><a href="search.asp?keyword=em.amiral-sabahattin-ergin">Sabahattin Ergin</a> ve ertesi günü <a href="search.asp?keyword=osman-sarac">Osman Saraç</a>’a vs.) Türkiyat Enstitüsü için bir nüsha da Prof.Dr.Muharrem Ergin’e verdim. (Not: Aynı gün, Gökten Ay tebliğini sunmadı ve gelmedi. Ertesi 30.9.1983 Cuma günü, Oturum başkan yedeği Gökten Ay gene gelmedi; tebliğcilerden Necati Gedikli, Adnan Atalay gelmediler. <a href="search.asp?keyword=osman-sarac">Osman Saraç</a> tebliğ verdi; program-dışı olarak <a href="search.asp?keyword=rahmi-oruc-guvenc">Rahmi Oruç Güvenç</a>: “Müzikoterapi ve bununla ilgili sazlar” başlıklı bir tebliğ sundu.) ]]  </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-indent: 43.5pt; margin-left: 27pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(*2007)  <a href="search.asp?keyword=tevfik-fikret">Tevfik Fikret</a> de, SİS başlıklı şiirinde, Dünyâ’nın bir parçası olan İstanbul’a : “Ey koca fertùt-i musahhir!” diye seslenir. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(**2007) Bu beyitde, Hz.Mevlânâ’nın “perde” yerine “âvâz” kelimesini kullanmasının da hikmeti vardır: “Perde” kelimesini kullansaydı, ( -Perde kelimesi “ses’’i değil, “makàm”ı ifâde eder ve bu beyitde “24 ses” değil, “24 makàm” mevcùd olduğu bildirilmektedir!) diyenler çıkabilirdi. “Âvâz”ın “ses” demek olduğunu, bugün bile; (avazı çıktığı kadar) deyimi ile her Türk biliyor. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> (***2007) Hz.Mevlânâ’nın, burada “<a href="search.asp?keyword=mursel-mecaz">mürsel mecâz</a>”ı kullndığı ve bu “edebî san’at”ın mâhiyeti, site’min özel bölümümde etraflıca anlatılmıştır. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span><b><span style="font-size: 14pt;">(****2007) Türk mùsıkîsi ses sisteminde perde sayısının 24 olduğunun delilleri, <u>özetle</u>, site’min bu bölümünde “Din âlimlerimize perde sayısı hakkında kısa bilgi” başlığı altında verilmiştir.       </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin-left: 27pt;"><span style="font-size: 14pt;"><b><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Tahoma;">      (x) <span style="color: #000000;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın bir beyitini ifâde eden levha hakkında not:</span></span></span><span style="color: #000000;"> 1983(?) yılında </span>Bahçelievler&#8217;de bir kliniğin röntgen mütehassısı idim. Bu klinikde <a href="search.asp?keyword=op.dr.k.b.b.-mutehassisi-perviz-pasaoglu">Op.Dr.(K.B.B. mütehassısı) Perviz Paşaoğlu</a> yakın arkadaşım idi. Aslen Âzerî olan arkadaşım tıb tahsîlini ve ihtisâsını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;nde yapmış değerli bir münevver(aydın) olduğundan Farsça metinlerde bana yardım ederdi. Bir gün; klinikde sohbet ederken Hz.Mevlânâ&#8217;nın (24 âvâzı ifşâ eden) beyitini gösterdim. Hemen, bir kurşun kalemi çakı ile yontarak <a href="search.asp?keyword=kalem-i-hatt-i-arabi">kalem-i hatt-ı arabî</a> haline getirdi; dolmakalemim için hazır bulunan hokka içindeki yeşil mürekkebe batırıp, kendisine, acele bulup verdiğim bir pelür kâğıda, 3-5 dakîkada yukarıda gördüğünüz levhayı yazdı. Bu levhayı değerli bir hâtıra olarak saklamıştım. Çeyrek yüzyıl sonra websitemi değerlendirdi. (C.Ö.) </b></span></p>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
