<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>düzen-i muhalif &#8211; TASAVVUF, ŞİİR, MUSİKİ, HATIRALARIM</title>
	<atom:link href="http://cahitoney.com/tag/duzen-i-muhalif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cahitoney.com</link>
	<description>Dr. Cahit Öney</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2020 13:36:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.5.5</generator>
	<item>
		<title>C- Perde sayısına deliller</title>
		<link>http://cahitoney.com/c-perde-sayisina-deliller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 13:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TÜRK MUSIKÎSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Üçok]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Bican Kasaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kabaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Bedr-i Dilşad’ın Muradnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Açın]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.Cahit Öney]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.İrfan Doğrusöz]]></category>
		<category><![CDATA[Dt.Sadık Yiğitbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Adile Başer]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Latifi Tezkeresi]]></category>
		<category><![CDATA[Libya Konsolosluğu]]></category>
		<category><![CDATA[M.Konyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mecaz-ı Mürsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi-i Muradiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalefetün li’i havadis]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalif Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Muini’nin Ney Gazeli]]></category>
		<category><![CDATA[Neyzen Tevfik]]></category>
		<category><![CDATA[Op.Dr.Perviz Paşauğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Ayhan Songar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Kemal Yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Nevzat Yalçıntaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rüştü Eriç]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz ÖZTUNA]]></category>
		<category><![CDATA[bist ü cehar]]></category>
		<category><![CDATA[düzen-i muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsi Hisarlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=215</guid>

					<description><![CDATA[C- Perde sayısına deliller   MÛSIKÎMİZ 1 SEKİZLİSİNDE 24 PERDE OLDUĞUNUN  DELİLLERİ:                                            DELİL: 1                            Perdee yigirmi dörd ü makaam on ikii olaa                          Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney                                                                    Muînî (M.1436)                           Vezin: Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün              Eylül 1996 târih, 454 sayılı &#8220;Musiki Mecmuası&#8221;nda çıkan bir yazımdan alıntılar: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>C- Perde sayısına deliller</h1>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-family: Tahoma; font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><b><u><span style="font-size: 14pt;">MÛSIKÎMİZ</span></u><span style="font-size: 14pt;"> 1 <u>SEKİZLİSİNDE</u> 24 </span><u><span style="font-size: 14pt;">PERDE OLDUĞUNUN  DELİLLERİ:</span></u></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                                           DELİL: 1</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt; text-decoration: none;"> </span></u></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                         Perdee yigirmi dörd ü makaam on ikii olaa </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                         Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                   Muînî (M.1436) </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                          </span></b><span style="font-size: 14pt;">Vezin: Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">           <b>Eylül 1996 târih, 454 sayılı &#8220;Musiki Mecmuası&#8221;nda çıkan </b></span><b><span style="font-size: 14pt;">bir yazımdan alıntılar: [DİPNOT: bu mecmuada çıkan &#8220;M.Konyalı&#8221; ve &#8220;Abdullah Üçok&#8221; imzalı yazılar da bana âittir.] </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">   1436&#8217;DA YAZILMIŞ MESNEVÎ-İ MURÂDİYYE&#8217;DE  24  PERDE</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">   ( &#8230; )  ( &#8230; )</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   50 yıldan bu yana, arûz vezniyle yazılmış kitapları-dîvânları, rastladıkça alır, okurum. 1983&#8217;de aldığım, Muînî&#8217;nin çevirisinden                                                    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Dr.(şimdi Prof.Dr.) Kemal YAVUZ&#8217;un hazırladığı Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;yi büyük bir dikkatle incelemiştim. [yazıdan DİPNOT:                                                   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Mesnevî-i Murâdiyye&#8221;, Muînî&#8217;nin çevirisinden hazırlayan: Dr.Kemal YAVUZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 1000 Temel Eser Dizisi:91  Ankara 1982, xxııı+292 sayfa]  Bu eserin xxııı sayfalık Önsözünden, konumuzla ilgili cümleler aktarıyorum:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         [ II.Sultan Murâd adına te&#8217;lîf edilen Mesnevî-i Murâdiyye Muîniddîn bin Mustafâ&#8217;nın xv.yy.ın ikinci çeyreğinde Mesnevî&#8217;nin birinci cildini tercüme ve şerh ederek ortaya koyduğu bir eserdir. Muînî&#8217;nin Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;si 14.404 beyittir. Türk edebiyâtında Mesnevî&#8217;nin tercüme ve şerhleri Sultan Veled&#8217;den sonra başlamıştır denilebilirse de, tesbît ettiğimize göre, bunların ilki H.839/M.1436 tarihinde yazılan Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;dir. Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;nin şimdilik bilinen iki nüshası vardır. Bunlar Bursa ve Cambridge nüshalarıdır.  (DİPNOT: Bursa İl Halk Ktph. Eski Eserler Kısmı, Ulucami Bl nu:1664-1665 Cambridge Ün. Ktph. nu:1000) .. Muînî, 233 beyitlik tamamen kendisine ait olan bir kısımdan sonra asıl Mesnevî&#8217;nin beyitlerini tercüme ve şerh etmeye başlamıştır. İki cild olan eserin birinci cildinde; 1.Padişah, Cariye ve Zerger&#8217;in hallerini anlatan hikâye, 2.Bakkal ve Papağan hikâyesi ( &#8230; ) olmak üzere dört asıl hikâye bulunmaktadır.   ..eserin birinci cildindeki bu gazellerin sayısı 56 tanedir. Eserin ikinci cildinde ise;  1.Rum elçisinin Hz.Ömer&#8217;i ziyareti,           2.Hindistan&#8217;a giden bir tacirin papağanından o yerin papağanlarına selâm götürmesi. 3.Hazret-i Ömer ile çalgıcının hikâyesi 4.Yoksul bir bedevînin&#8230; ( &#8230;&#8230;.. )]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    Sayın Prof.Dr.Kemal YAVUZ&#8217;un Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;si son  3 cildini yıllarca soruşturup elde edemeyince,   &#8220;-Belki neşrolunmuşlardır da</span></b><span style="font-size: 14pt;"> <b>farkına varamamışımdır&#8221; diye düşünerek Temmuz 1996&#8217;da Beyazıt Devlet Kütüphanesi&#8217;ne gidip araştırdığımda beklediğim 4 cildin yayımlanmadığını: buna karşılık,200386 894.35-1 nu.da:&#8221;Muînî&#8217;ninMesnevî-i Murâdiyye&#8217;si</b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Cilt:2(Metin)TEKSİR&#8221; olduğunu görüp hemen inceledim: XXII + 542 sayfa A-4 boyutlarında TEKSİR&#8217;in iç kapağında bunlar yazılı: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ -Doktora tezi- / Tezi yöneten: Prof.Dr.Faruk K. TİMURTAŞ       Kemal YAVUZ  İstanbul 1976   Her sayfada  -ara başlıklar, dipnotlar dolayısıyle- 12 veya 13 beyit mevcut.. Giriş mâhiyetindeki XXII&#8217;de 233 beyit var(Bu bölüm, 216 ilâ 230. beyitler hâriç, 1982 neşrinin  1-18.  sayfalarında aynen mevcûd)  Bu 216-230.  15 beyit, &#8220;ney&#8221; redifli bir gazel.. &#8220;Muînî&#8217;nin Ney Gazeli&#8221; diye anmak mümkün.. Daha önceki mesnevî bölümü Fâilâtün fâilâtün fâilün  vezninde, Ney Gazeli ise  Mef&#8217;ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün  vezninde..   Gazelin müzikoloji yönünden önemli </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">beyitleri şunlar :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">226 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Bir perdedee ider nice tasnîf-i kavl-i Rast                                       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Nevrûzı Isfahanda çağıırur hevâ-yı ney                                         </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">227 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">PERDEE YİGİRMİ DÖRD Ü MAKAAM ON İKİ OLMAYA </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       DİPNOT: İlk mısra&#8217; sonundaki &#8220;olmaya&#8221; kelimesi vezne uymamaktadır, &#8220;ola&#8221; olabilir; Bursa nüshasından araştırmak gerek.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">( &#8230;.. ) Sayın (Prof.)Dr.Kemal YAVUZ&#8217;dan nakledilen bilgiler ışığında, Mesnevî-i Murâdiyye&#8217;de &#8220;Hazret-i Ömer ile </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Çalgıcının Hikâyesi&#8221;ni bulup, Hz.Mevlânâ&#8217;nın -yukarıda da yazılı- mâlûm beyitine Muînî&#8217;nin getirdiği yorumu görüp yayınlamak, gençlerimize düşen bir görevdir. ( &#8230;&#8230;. )  ( &#8230;&#8230;. ) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                 DELİL : 2 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Lâtîfî Tezkiresi’nden : </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">[[ Şemsî Hisarlı </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin: 0cm 17.6pt 0pt 60.75pt;"><span style="font-size: 14pt;">&#8211;<span style="font: 7pt 'Times New Roman'; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;">         </span></span><b><span style="font-size: 14pt;">Allah rahmet eylesin – </span></b></p>
<p class="MsoBodyText"><b>Bu da Kastamonu’dan, adı geçen şehrin Hisârındandır. Camide görevli na’t okuyucusu idi. Padişahımız mutluluk ve baht ile taht’a çıktıkları sırada öldü. Bu da musiki ilminin ustası ce eşsiz bestecisi idi. </b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 16pt;">Oniki makàm</span><span style="font-size: 14pt;">ı oniki burca, yedi âvâzeyi yedi yıldıza, dört şùbeyi dört unsura, </span><span style="font-size: 16pt;">yirmidört perde</span><span style="font-size: 14pt;">yi yirmidört saate bölüp hoşlanılan ve meclisleri dolduran pek çok beste yapmıştı. ]] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">“Lâtîfî Tezkiresi” : Doç.Dr.Mustafa İSEN (Kültür Bakanlığı, 100 Temel Eser, 1990) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Notum: Kànùnî Sultan Süleymam 1520 yılında taht’a çıkmıştır.   Tezkire, 1546’da yazılmıştır.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;" align="center"><b><span style="font-size: 14pt;"> <img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/BA1_Macka.JPG" width="448" height="303" border="0" /></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-size: small;">Dr.Fatma Adile Başer, A.Feridun Öney, Prof.Dr.Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Yavuz Özüstün </span><strong>                           </strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 14pt;"><strong><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/F56_orhon.JPG" width="324" height="448" border="0" /></strong></span></p>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></div>
<div align="center"><span style="font-size: 14pt;"><strong>DELİL : 3</strong></span></div>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                   VÂÂY  K&#8217;EZ  ÂVÂZ-I  İN  BİST Û ÇEHÂR                </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                   KÂÂRVAN  BÜGZEŞT U BÎGEH  ŞÜD  NEHÂR        </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                         Hz.Mevlânâ </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                                     </span><b><span style="font-size: 14pt;">(Fâilâtün  fâilâtün  fâilün)</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;" align="center"><b><span style="font-size: 14pt;"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/B21_cehar.JPG" width="448" height="217" border="0" /></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   Türk mûsıkîsi sisteminde, 1 sekizli içinde 24 perde olduğu özetli çalışmalar; Raûf Yektâ, Hüseyin Sâdettin(Arel), Dr.Suphi (Ezgi) merhûmlar tarafından başlatılmıştır. Akla şimdi şu sorular gelmektedir: Neden öncekikle 17 veyâ diğer bir sayıyı değil de 24&#8217;ü ele almışlardır?.. Bu sayıyı 3 mevlevî şeyhinin verdiği mûteber eserlerde bildirilmekte ise de, bu şeyhlere, me&#8217;hâz(kaynak) sorulmamış mıdır?.. Sorulmuş, öğrenilmiş fakat yazılmamışsa, en azından son 50 yıl içinde bunun üzerine neden kimse eğilmemiştir?</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">(Dt.Sâdık Yiğitbaş yazmışsa da, nedense, üzerinde durulmamıştır.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">.            </span><b><span style="font-size: 14pt;"> Bu ve benzeri soruları çoğaltıp sıralamak mümkün..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">            </span></b><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">.              </span><b><span style="font-size: 14pt;">Yıl 1983.. V.Millî Türkoloji Kongresi (26/30.9.) için benden de bir tebliğ isteniyor.. prosedür şöyle: Mart ayında &#8220;tebliğin başlığı&#8221;, Haziranda &#8220;tebliğin özeti&#8221; sunuluyor ve buna göre broşürler basılıyor. Kürsüye çıkınca, oturum başkanına; 1&#8217;i nezâketen şahsına diğeri Enstitü arşivi için tebliğden 2 kopya veriliyor(fakat buna uyan pek az; çoğunluk, cebinden çıkardığı notlara bakarak, &#8220;tebliğ?&#8221; içeriğinden uzak konuşmalar yapıyorlar.)   Tartışmalı oturumu izleyenlerin sayısı 15&#8217;i geçmiyor. Ben fakîr ise, kürsüye çıkmadan önce, bütün dinleyicilere birer kopya veriyorum!.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    [ DİPNOT: Bu tebliğ dolayısıyle, o tarihte yazdığım not&#8217;dan:                                                             </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">((Tebliğimi daktilo etmek ve fotokopi ile teksir için 27,28 Eylül günleri Kongreye gitmedim; 28.9.1983 Çarşamba günü 40 nüsha fotokopisini yaptırdım. 29.9.1983 günü okumağa başlamadan önce istisnâsız bütün hazır bulunanlara dağıttım. (F.Değerli, C.Atasoy, H.Sanal, Em.Amiral S.Ergin ve ertesi gün O.Savaş&#8217;a v.s.).Türkiyat Enstitüsü için bir nüsha da Prof.Dr.Muharrem Ergin&#8217;e verdim.)) ]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">1983 Mart &#8211; Eylül  aylarında, vaktimi ve nakdimi harcayarak Hz. Mevlânâ&#8217;nın, yaklaşık 25 bin beyitlik Mesnevî-i şerîf&#8217;ini tarayıp hazırladığım ve sunduğum &#8220;Hz.Mevlânâ ve Mûsıkî&#8221; başlıklı tebliğimin bölümleri şöyle: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">A)Sazlar (enstrümanlar) ve teferruâtına âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">B)Perdelere (bir mûsıkî dizisindeki seslere) âit, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">C)Makamlara âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">D)Usûllere âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Bestekâr veyâ icrâkâr olarak mûsıkîşinâslara âit,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Efsâne ve menkıbesiyle mûsıkîye âit, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">F)Mûsıkîde dizi&#8217;ye âit.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                    </span><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Perdelere âit&#8221; bölümden, konumuzla ilgili cümleleri aktarıyorum: [ ( &#8230; ) Bir müzikolog değerlendirmesiyle Mesnevî-i Şerîf incelendiğinde üzerinde en çok durulması gereken beyit, MÛSIKÎMİZDE 24 SES OLDUĞUNU BİLDİREN BEYİT&#8217;dir. Hazret-i Mevlânâ bu beyitte &#8220;perde&#8221; değil de &#8220;âvâz&#8221; terimini kullanmıştır. Bu &#8220;âvâz&#8221; kelimesi bâzan yalın olarak, bâzan mûsıkî yönünden üzerinde durulmayacak terkipler içinde ve pek çok yerde geçmektedir.  Fakat, &#8220;âvâzeş be fen&#8221;, &#8220;hem-âvâz-u hem-perde&#8221; terkipleri ise dikkat çekicidir.                                                                                                     </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                  </span><b><span style="font-size: 14pt;">VÂÂY  K&#8217;EZ  ÂVÂZ-I  İN  BİST Û ÇEHÂR</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">                                  </span><b><span style="font-size: 14pt;">KÂÂRVAN  BUGZEŞT U BÎ-GEH  ŞUD  NEHÂR</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;YAZIK Kİ  24  PERDENİN SESİYLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI GÖÇTÜ,  ECEL GÜNÜ AKŞAMA YAKLAŞTI ! &#8221;                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Merhûm Tâhir&#8217;ul-Mevlevî&#8217;nin yukarıdaki tercemesinde yer alan ve metin fazlası olan &#8220;sesini&#8221; kelimesini çıkarıp, &#8220;perde&#8221; yerine de &#8220;âvâz&#8221;ı yerleştirirsek:  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">     </span><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;YAZIK Kİ  24  ÂVÂZ İLE UĞRAŞIRKEN ÖMÜR KERVÂNI                                                                </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">GÖÇTÜ.&#8221;   cümlesini elde ederiz  ve  &#8221; 24 ÂVÂZ &#8221;  deyiminin &#8220;mûsıkî&#8221;nin mürâdifi,karşılığı,timsâli,sembolü olarak kullanıldığı netîcesine varırız.  ( &#8230;.. )    ( &#8230;.. )    ( &#8230;.. ) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın yukarıda kaydettiğim müzikoloji yönünden pek mühim beyiti; Tâhir&#8217;ul Mevlevî&#8217;nin Şerh-i Mesnevî&#8217;si 1966 baskı tarihli 4.cü cildinde 2196 numaralı ve Mesnevî Dersleri&#8217;nde 2186; Abdülkàdir Gölpınarlı&#8217;nın Mesnevî Tercemesi ve Şerhi I-II Cilt (1981) Sahîfe 222&#8217;de 2203 numaralı beyittir.      Âbidîn Paşa&#8217;nın 1324(1908) baskı târihli şerhinde 4.cü cilt 69.cu sahîfesindedir.  Merhûm Sâdık Yiğitbaş&#8217;ın 1972 baskı târihli &#8220;Mûsıkî ile Tedâvî&#8221; isimli eserine Mesnevî Dersleri&#8217;nden naklen aldığı &#8220;.ihtiyâr çengî.&#8221; kıssası (sahîfe 57-64) içinde de mevcuttur. ((Dt.Sâdık Yiğitbaş, kıssayı naklettikten sonra şu değerlendirmeyi eklemiştir:&#8221;Mevlânâ burada Mûsıkî hakkında ileri geri söylenenlere birçok şeyler öğretmekte ve Türk Mûsıkîsinin nazariyâtına da dokunarak Hızır bin Abdullah&#8217;ın sözlerini te&#8217;yîden Mûsıkîmizde perde adedinin  24  olduğunu açıklamış bulunmaktadır.    &#8211; &#8230;&#8230;&#8230; &#8211; )) ]                                                                                                                                           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Bu Tebliğ&#8217;im; Kongre&#8217;de sunulduktan 5 yıl, Musiki Mecmuası&#8217;nda neşriden 1 yıl sonra yayınlanan <i>BİR KİTAB</i>ın 147.nci sahîfesinde tenkîde mârûz kaldı:  [ Yakın zamanlarda, Arel&#8217;in tâkibcilerinden Dr. Cahit Öney, Hz.Mevlâna&#8217;nın Mesnevi&#8217;sinin bir beyitinde geçen &#8220;yirmi dört&#8221; sayısını, yeni bir tarihî delil olarak ileri sürmüştür (DİPNOT 78: C.Öney, Bildiri metni, Türkoloji Kongresi, İstanbul, Eylül 1983). Sayın Öney&#8217;in bahsettiği beyitte geçen &#8220;bist ü cehar&#8221; (yirmi dört) herbiri, günün bir saatine (beyitteki ma&#8217;nâsıyle ömrün bir zamânına) karşılık sayılan  24  terkîb için kullanılmıştır, (DİPNOT 79:      51. nottaki eser) sekizlide var olduğu sanılan perdeler için sarfedilmemiştir. Mûsıkîyi yakınen bilen Hz.Mevlânâ&#8217;nın böyle bir hata yapması mümkün değildir. Klâsik sınıflandırmayı bilmediği ve mes&#8217;eleye Arel gözlüğüyle baktığı anlaşılan Cahit Öney yanılmaktadır. ]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Öncelikle Hz.Mevlânâ&#8217;nın beyitini şerh edeyim ve sonra da sayın araştırmacı hocamızın yazdıklarını cevaplandırayım: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.MEVLÂNÂ&#8217;NIN  SÖZ KONUSU  BEYİTİNİN  ŞERHİ :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">      </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın söz konusu beyiti, aşağıdaki plana(sistematiğe) göre şerh edilecektir :</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">A)  Söz konusu beyitin içinde bulunduğu kıssanın özeti..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    B)  Söz konusu beyitte geçen deyimler/terimler.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><span style="font-size: 14pt;">C)  Söz konusu beyitin, mûsıkî yönünden özeti..  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    D)  Söz konusu beyitin, &#8220;edebî san&#8217;atlar&#8221; yönünden tedkîki.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    E)  Kitapdaki tenkîdin her kelimesine cevap, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    A)  <u>Söz konusu beyitin içinde bulunduğu kıssanın özeti..</u>    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          Söz konusu beyitin yorumunda,  içinde bılınduğu kıssanın önemi vardır ve bu, ileride görülecektir.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      &#8220;Özeti; tasarladığı sonuca varabilmek için keyfince yapmış olabalir!&#8221; dedirtmemek için, kendim birşey söylemeyecek ve bu kıssasından nakledeceğim beyitleriyle Hz.Mevlânâ&#8217;yı konuştu- racağım.. (Farsça beyitlerin Türkçeye çevirileri Tâhir&#8217;ûl Mevle- vî&#8217;ye âittir.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">KISSANIN BAŞLIĞI: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">        EMÎRÜLMÜ&#8217;MİNÎN HAZRET-İ ÖMER RADİYALLAHÜ- ANH&#8217;İN ZAMANINDA BİR İHTİYAR ÇENGİNİN NASİBSİZ KALDIĞI BİR GÜNDE MEZARLIĞA GİDİP ORADA ALLAH İÇİN ÇENG ÇALMASI HİKAYESİ</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         1909</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                    Ân şenîdestî ki der-ahd-î Ömer, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                    Bûd çengî muTrıbî bâ-kerr u fer. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;Onu işittin mi? Hazret-i Ömer devrinde çeng çalan bir mutrip vardı ki, evvelce şöhret ve o nisbette azamet sahibi idi.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         2080 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                     Çun-ki muTrib pîr-ter geşt û Za&#8217;îf,   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                     Şüd zi-bî-kesbî rehîn-î yek rağif.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;O mutrip çok ihtiyarlayıp da zaif düşünce kazanamadığından bir ekmeğe müftekir oldu.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         2081 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Gôft omr û mühletem dâdî besî, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      LuTfhâ kerdî Hudâyâ bâ-Hasî. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     &#8220;İlâhî, bana uzun bir ömür ve o kadar zaman mühlet verdin. Benim gibi çer-çöp mesâbesinde bulunan bir mahlûka azîm lutuflar ettin.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2082  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Ma&#8217;Sıyet verzîdeem heftâd sâl,  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Bâz ne-griftî zi-men rûzî nevâl.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Yetmiş yıldır günah içinde yuvarlandığım hâlde bir gün rızkımı kesmedin.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2083 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Nîst kesb imrûz mihmân-î tuem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Çêng behr-î tû zenem k&#8217;ân-î tuem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Bugün kazanamadığım için sana misâfirim. Senin mihmânın, senin kulun olduğum için sana çeng çalacağım.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2084   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Çengrâ ber-dâşt şüd Allâh-cûy,   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                      Sûy-i gûristân-i yesrib âh-gûy. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Çengi omuzladı. Âh diyerek ve Allaha ilticâ ederek Medîne kabristanına gitti.&#8221;                                             </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2164 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Bâng âmed mer Umerrâ k&#8217;ey Umer,</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Bende-î mârâ zi-hâcet bâz-Her.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Hazret-i Ömere rü&#8217;yâsında bir nidâ geldi ki:  Ey Ömer, bizim kulumuzu ihtiyaçtan kurtar.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2181 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Pes Umer gofteş me-ters ez-men me-rem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       K&#8217;et beşârethâ zi-haK âverdeem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Hazret-i Ömer ona dedi ki benden korkup ürkme ki sana Allah tarafından müjdeler getirdim.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2188 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Çun besî bi-grîst v&#8217;ez-had rêft derd, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                       Çêngrâ ged ber-zemîn û Hôrd kerd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Bir çok ağladı, derd ve elemi haddini geçti. Nihâyet çengi yere vurup parça parça etti.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">NOTUM: 2.nci mısra&#8217;daki &#8220;ged&#8221;, eski harflerle verilmiş  metinde &#8220;zed&#8221; olarak kayıtlı..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2193 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Harc kerdem umr-i Hodrâ dem-be-dem, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Der-demîdem cümlerâ  der-zîr-ü-bem. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;İşte o kıymetli ömrümü boşa geçirdim. Nefeslerimin hepsini de (tiz ve pes) sesler yolunda üfürdüm.&#8221;  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                        2195 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Vây k&#8217;ez tîzî-i zîr-efkend-i Hurd,        </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Hâşg şüd kişt-î dil-î men dil bi-murd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Vah yazık ki (zîrefgend-i hurd) makamının tizliğinden, yâni onu düşünüp onunla meşgul olmaktan kalbimin mazrû&#8217;âtı, yâni orada bulunması lâzım gelen ma&#8217;nevî zevkler kurudu, hattâ gönlüm öldü.&#8221;                                                                                                                                  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       2196 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Vây k&#8217;ez âvâz-i in bist û çehâr, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Kârvân bü-gzeşt u bî-geh şüd nehâr. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Yazık ki yirmi dört perdenin sesiyle uğraşırken ömür kervânı göçtü, ecel günü akşama yaklaştı.&#8221; </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                       2211 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Çün-ki FârûK âyinê esrâr şüd, </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                        Cân-i pîr ez-enderûn bîdâr şüd. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    &#8220;Fârûk-ı A&#8217;zam, esrâr-ı Hüdâya ayna olunca ihtiyârın rûhu derûnundan uyandı.&#8221;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">NOTUM: Hz.Mevlânâ&#8217;nın bu kıssası, tasvavvûfî mesajları yönünden değil; verdiği, o devirdeki mûsıkî bilgilerini ortaya çıkaracak 13 beyiti ile özetlenmiştir ve E) maddesinde değer- lendirilecektir!. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    B)  Söz konusu beyitte geçen deyimler/terimler.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          Aralık 1987 tarih, 419 Nu. Musiki Mecmuası&#8217;nın 13-22.                                           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">sayfalarında yer alan, &#8220;HAZRET-İ MEVLÂNÂ VE MUSİKİ&#8221;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">başlıklı tebliğimden alıntı aşağıdadır: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    [ B) Perdelere (bir mûsıkî dizisindeki seslere) âit, Mesnevî-i</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Şerîf&#8217;de kayıtlı terimler, bilgiler, görüşler: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    Mesnevî-i Şerîf&#8217;de ve o zamanki hemen her eserde aynı bir kelime hem perde hem ses hem makam yerine kullanılmış veyâ şerh olunmuştur. Misâl olarak, Mesnevî-i Şerîf&#8217;de geçen Perde-i Iràk tâbîrini Tâhir&#8217;ul-Mevlevî: &#8220;Irak perdesi&#8221;, Âbidin Paşa ise &#8220;Iràk Makàmı&#8221; diye terceme ve şerh etmişlerdir. Bu kelimeler:                                                        </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Savt&#8221;, &#8220;Nevâ&#8221;, &#8220;Âvâz&#8221;, &#8220;Bang&#8221;, &#8220;Perde&#8221;, &#8220;Nağme&#8221;dir. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Mesnevî-i Şerîf&#8217;de sesler (geniş mânâsıyle -sesler- diyelim) ince: &#8220;zîr&#8221; veyâ kalın: &#8220;bûm, bâm&#8221; olurlar ve &#8220;bang&#8221;, &#8220;âvâz&#8221;  bu sıfatlarla terkîbe girer: &#8220;âvâz-ı zîr-u bâm&#8221;, &#8220;bang-i zirrâ gibi.. Bir müzikolog değerlerdirmesiyle Mesnevî-i Şerîf incelendiğinde üzerinde en çok durulması gereken beyit, MUSIKÎMİZDE  24 SES OLDUĞUNU BİLDİREN BEYİT&#8217;dir. Hazret-i Mevlânâ bu beyitte &#8220;perde&#8221; değil de &#8220;âvâz&#8221; terimini kullanmıştır. Bu &#8220;âvâz&#8221; kelimesi bâzan yalın olarak, bâzan mûsıkî yönünden üzerinde durulmayacak terkipler içinde ve pek çok yerde geçmektedir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Fakat, &#8220;âvâzeş be-fen&#8221;, &#8220;&#8221;hem-âvâz-u hem-perde&#8221; terkipleri ise dikkat çekicidir.   ( &#8230;.. ) ]  &#8220;Âvâz-ı zîr ü bâm&#8221;, &#8220;ince ve kalın= tîz ve pest âvâz&#8221; tamlamasından &#8220;âvâz&#8221;ın &#8220;SES&#8221; demek olduğu açıkca bellidir. Günümüzde de söylenen  &#8220;avazı çıktığı kadar&#8221; deyimindeki &#8220;avaz&#8221;, Farsca &#8220;âvâz&#8221;ın Türkçeleşmiş şeklidir ve  &#8220;SES&#8221; demektir.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     Bedr-i Dilşâd ise, &#8220;Murâd-nâme&#8221;sinde, &#8220;Perde veyâ Âvâz&#8221;  yerine &#8220;EV&#8221; terimini kullanmış, karışıklığı gidermiştir. [DİPNOT:                                    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;BEDR-İ DİLŞAD&#8217;IN MURÂD-NÂMESİ&#8221; Yrd.Doç.Dr.Âdem Ceyhan; Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları 2949, Eğitim Dizisi 12, İstanbul 1997. (Cilt 2&#8217;de:) Sahîfa 732(Beyit 6215), s.735(B.6240), s.736(B.6247), s.741(B.6291)&#8217;de EV deyimi kullanılmıştır. (Konu dışı not: s.742/743(B.6311/6312)&#8217;de &#8220;Hz.Muhammed Aleyhisselâm&#8217; ın, gece yarısından sonra Kur&#8217;ân-ı kerîmi ZENGÜL MAKÀMInda okuduğunun rivâyet edildiği&#8221; bildirilmektedir.]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                                            </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [[ <u>Konu dışı :</u>    TAŞ PLAĞI OLANLARA NOT:  Neyzen Tevfik merhûmun. yeşil göbekli bir taş plakta tesbît edilmiş &#8220;Bestenigâr Taksîmi&#8221;ni 78 devir yerine bir de 45 devirli olarak çalıp dinleyiniz!!.. ]]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       C) Söz konusu beyitin özeti:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Ömrümü, 24 âvâz ile uğraşarak harcadım&#8221;dır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">        <span style="color: #0000ff;">D) Söz konusu beyitin &#8220;edebî san&#8217;atlar&#8221; yönünden tedkîki:</span>           </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      Hz.Mevlânâ&#8217;nın &#8220;24 Âvâz&#8221; deyimi geçen beyitinin şerhi için, Edebî San&#8217;atlar&#8217;ı ve özellikle <span style="color: #ff0000;">&#8220;Mecâz-ı Mürsel&#8221;</span>i bilmek ve benim de bunu anlatmam gerekmektedir: &#8220;Camdan dışarıya baktı (veyâ) seslendi&#8221; dendiğinde; &#8216;pencere&#8217; kasdedilmektedir.    Cüz'(parça) zikr- edilmiş, Küll(bütün) murâd olunmuştur.         Bunun tersi(mukàbili) de mümkündür: Küll(bütün) zikredilir(söylenir), cüz&#8217; kasdolunur: &#8220;Kapı çalınıyor!&#8221; dendiğinde kapının zili veyâ tokmağı kasdolunmaktadır. Buna, Osmanlı Türkçesi&#8217;nde &#8220;Zikr-i cüz&#8217; / İrâde-i küll&#8221; denirdi. (DİPNOT: &#8220;Osmanlıca&#8221; denmez, &#8220;Osmanlı Türkçesi&#8221; denir.)  (DİPNOT: Mürsel mecâz yalnızca &#8220;cüz&#8217;/küll&#8221; ikileminden ibâret değildir; çeşitleri vardır&#8230; (Hâl/Mahâl, Umûm/Husûs, Lâzımiyet/Melzùmiyet gibi..)     Mürsel Mecâzda geçen &#8220;cüz&#8221; deyimini &#8220;parça&#8221;, &#8220;rükn&#8221;, &#8220;unsur&#8221;, &#8220;parametr&#8221;.. kelimelerini kullanarak açıklayabiliriz.      İslâmî literatürde,  edebiyatta,  bu edebî san&#8217;at yapılırken kullanılan cüz&#8217;ler, birden fazla ve birbirinden daha şümûllü küll&#8217;leri ifâde edebilir. Örnek olarak: &#8220;Alnı secdeliler&#8221; deyimi &#8220;namaz kılanları&#8221; -özel terimiyle&#8221;musallîleri&#8221;-belirttiği gibi, daha şümûllü(kapsamlı) &#8220;bütün müslümanlar&#8221;ı da ifâde eder. Bâzı &#8220;rükn&#8221;ler ise, âdetâ yalnızca bir tek bütünü işâret eder ki  bunlara:   &#8220;rükn-i şedîd&#8221; diyenler vardır. Fazla uzatmadan belirteyim ki;   Hz.Mevlânâ:</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Ömrümü 5 âvâz&#8221; ile uğraşarak geçirdim!&#8221; deseydi Pentatonik(5 sesli) mûsikîyi; &#8220;7 âvâz&#8221;ı sebep göstereydi &#8220;ehl-i kitap dünyâsının mûsıkîsi&#8221;ni kasdetmiş olurdu. &#8220;12 âvâz&#8221;, Batı müziği; &#8220;24 âvâz&#8221;, Türk mûsıkîsi&#8217;nin &#8220;rükn-i şedîdleri(dominant parametreleri)&#8221;dir. Bunları(mürsel mecâzı) ve diğer edebî san&#8217;atları bilmeden, Eski Türk Edebiyâtı Ana Bölümü&#8217;nün en zor ve nihâî konusu olan &#8220;Metin şerhi&#8221;ne cür&#8217;et edenlerin yanılmaları kaçınılmazdır!..  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      Hz.Mevlânâ&#8217;nın söz konusu beyitinin <i><u>doğru</u></i> yorumu için, Eski Türk edebiyâtı ileri bilgilerini bilmek şart mıdır?.. Elbette değil- dir. İlköğretim me&#8217;zûnu olmak bile yeterlidir :                           ,     S<i>özünü ettğim kitap</i>da,<i> </i>konumuz  ile ilgili cümleler aynen şöyle:     [[ Yakın zamanlarda, Arel&#8217;in tâkibcilerinden Dr. Cahit Öney, Hz.Mevlâna&#8217;nın Mesnevi&#8217;sinin bir beytinde geçen &#8220;yirmi dört&#8221; sayısını, Arel sistemine yeni bir tarihî delil olarak ileri sürmüştür</span>(78)<span style="font-size: 14pt;">. Sayın Öney&#8217;in bahsettiği beytte geçen &#8220;bist ü cehar&#8221; (yirmi dört) herbiri, günün bir saatine (beytteki ma&#8217;nâsıyle ömrün bir zemânına karşılık sayılan yirmi dört terkîb için kullanılmıştır </span>(79)<span style="font-size: 14pt;">,</span> <span style="font-size: 14pt;">sekizlide var olduğu sanılan perdeler için sarfedilmemiştir. ] ]            Yazıyı basit bir incelemeye alsak, şunu hemen farkediyoruz:  Hz.Mevlânâ, &#8220;24 âvâz&#8221; sıfat terkîbi(tamlaması) kullandığı hâlde,terkîbden &#8220;24&#8221; sayı-sıfatı cımbızla çekilip alınıyor ve &#8220;âvâz&#8221; cins-ismi hiç dikkate alınmıyor; sıfat terkîbi bütün olarak yorumlanmıyor.. Hz.Mevlânâ, sanki, &#8220;Ömrünü 24 âvâzla tüketti&#8221; yerine, &#8220;Ömrünü 24&#8217;le tüketti&#8221; demiş gibi?!.   Kaldı ki;  sıfat terkiblerinde asl olan &#8220;isim&#8221;dir; sıfat ise, onu tavsîf ederek, aynı &#8220;cins&#8221; içindekilerden farklılığını ortaya koyar. Örnek olarak: &#8220;Kırmızı bayrak&#8221; sıfat terkibinde asl olan, &#8220;bayrak&#8221;dır ve &#8220;kırmızı&#8221; sıfatı, onu; yeşil bayrak, mâvi bayrak, beyaz bayrak.. dan ve çok renkli bayraklardan ayırd etmektedir. &#8220;24 âvâz&#8221; da, onu; &#8220;5 âvâz&#8221; veyâ 7, 12, 17 âvâz&#8217;dan ayırd etmektedir,  <i>Kitap</i>da, &#8220;âvâz&#8221; cins ismi dikkate alınmayıp &#8220;mürekkep makamlar&#8221;a hükmedilince, &#8220;âvâz = mürekkep makamlar&#8221; ucûbe denklemi ortaya çıkmıyor mu?.. Evet.. Eski Türk edebiyâtında metin şerhi(çoğulu mütùn şerhi), herkesin yelteneceği bir şey aslà değildir!.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">          </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       </span><span style="font-size: 16pt;">E) <i>Kitap</i>daki tenkîdin her kelimesine cevap: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><i><span style="font-size: 14pt;">Kitap</span></i><span style="font-size: 14pt;">daki  &#8220;Arel gözlüğü..&#8221;,    &#8220;Mûsıkîyi yakınen bilen Hz.Mevlânâ&#8217;nın böyle bir hata yapması mümkün değildir.&#8221;           [DİPNOTUM: &#8220;Hz.Mevlânâ, eğer bu beyitiyle Mûsıkîmizin 24 âvâzlı/sesli/perdeli olduğunu kasdetseydi hatâ yapmış olurdu!&#8221; demek istiyor!] &#8220;klasik sınıflandırmayı bilmemek&#8221; sözlerini cevaplandırmak, benim için, ilim/ilmî tenkîd dışı &#8220;polemik&#8221;e sapmak demektir. Şunu önemle belirtmek isterim ki;   kasdım, sâdece; Millî mûsikî sistemimizde perde sayısı konusunda hâlen mevcut tereddüdlerin tamâmen ortadan kalkmasıdır ve kendimi savunmak/temize çıkartmak, diğer çalışmalarına ve şahsına saygı duyduğum bir arkadaşımıza târizde bulunmak değildir.        Bununla berâber, tamâmen aynı konuda ve aynı kitabın aynı sayfasındaki &#8220;Şeyh Mahbub Risâlesi&#8221; haksız sataşmalarından ziyâde, gene aynı derd olan &#8220;hatâlı metin şerhi&#8221;ni tashîh edeceğim.  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">           Bu bölüme, bir beyitimle son veriyorum: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   Değiş etmiş bir avuç inciyi arpayla horoz;</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">   24 perdeye verdim güzelim yıllarımı!.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b>                  VEZİN: Feilâtün</b>(Fâilâtün) <b>feilâtün feilâtün feilün</b>(fa&#8217;lün)</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">     [DİPNOT:     Bu pek basit gibi görünen beyitimde;   &#8220;mürsel mecâz&#8221;a ilâveten ,  &#8220;irsâl-i mesel&#8221;,  &#8220;teşhîs&#8221;,  &#8220;mukàbele&#8221;, &#8220;istiâre&#8221;, &#8220;tevriye&#8221;.. edebî san&#8217;atları da kullanılmıştır.] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                         DELİL : 4</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                             [[ Ve bir düzen dahî vardır yirmidört perdedir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Bunun gibi düzene düzen-i muhâlif derler. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">  Bu düzende mecmû-i makàmât ve âvâzeler ve şu&#8217;beler  bitemâmihî bulunur. Tatvîl-i kelâmdan ve riâyet-i edebden   ötürü zikrolunmadı. İşbu esrâr-ı hafiyyedendir ammâ,   ş&#8217;ol düzenler kim yukaru zikrolundu, bu düzen onlardan    ihrâc olunur. Eğer aklın yârî kılursa fehm idesin kim bu     matârih-i ezkıyâdır. Bu düzeni ifşâ itmemeklik üstâzlardan     vasıyyetdür; anın çün zikretmedik. ( &#8230; ) Varak 38b,39a ]]</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">                                                   SEYDÎ (H.910 &#8211; M.1504/1505)</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       Seydî de 24 perdeden bahsediyor!..</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><i><span style="font-size: 14pt;">Söz konusu kitap</span></i><span style="font-size: 14pt;">ın 147nci sayfasından: [[ ( &#8230; ) tarihî bir dayanak aramaya çalışan Arel, bula bula, &#8220;Şeyh Mahbub Risâlesi</span>(76) <span style="font-size: 14pt;">diye adlandırdığı kitabdaki: &#8220;&#8230; bir düzen dahî vardır yirmi dört perdedir&#8230;&#8221; cümlesini ele geçirip, onun arkasına sığınabilmiştir. Aslında, sazların perdelerinin muhtelif şekillerde düzenlenişinin anlatıldığı bölümde kullanılan bu cümlenin, sekizlinin bölünüşünü mü, yoksa çeşitli sazlarda kullanılan perdelerin sayısını mı gösterdiği açıkça belli değidir. Bir an için onu, sekizlinin bölünüşü kabûl etsek bile, bu bölünmenin eşit aralıklarla mı &#8220;gayri müsâvî&#8221; aralıklarla mı yapıldığına dair ortada en ufak bir işaret yoktur. Üstelik, cümlenin devamında, bu düzenin, &#8220;düzen-i muhâlif&#8221; yani, asıl düzene aykırı bir düzen olduğu açıkça beyân edilmişti</span>(77).           <span style="font-size: 14pt;">Bu cümle, sıhhatli bir delil olarak kabul edilemez. ]] </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       Tezyifkârâne kelime ve deyimleri ayıkladıktan sonra, tenkîde değer cümleleri ele alıp cevaplandırıyouum: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [[ Aslında, sazların perdelerinin muhtelif şekillerde düzenlenişinin anlatıldığı  bölümde kullanılan bu cümlenin, sekizlinin bölünüşünü mü, yoksa çeşitli sazlarda kullanılan perdelerin sayısını mı göster- diği açıkça belli değildir. ]]   </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;"> [Sazların PERDELERİNİN muhtelif şekillerde düzenlenişi&#8221; , &#8220;se-kizlinin bölünüşü&#8221; , &#8220;çeşitli sazlarda kullanılan PERDELERİN sayısı&#8221;] ta&#8217;rîfi/araştırmasının, aynı sonuca, yâni, sekizlideki perde sayısına müncer olacağı zımnen i&#8217;tirâf edildikten somra: [Bir an için onu, sekizlinin bölünüşü kabûl etsek bile, bu bölünmenin eşit a- lıklarla mı &#8220;gayrı musâvî&#8221; aralıklarla mı yapıldığına dair ortada en ufak bir işâret yoktur.] cümlesiyle;  &#8220;sekizlideki perde sayısı 24 mü, değil mi?&#8221; özetli konu saptırılarak; &#8220;perdeler arasındaki aralıkların eşit olup olmadıkları hakkında ortada en ufak bir işaret bulunmadığı&#8221; ileri sürülüyor.         [&#8220;24 perdeli/perde aralıkları eşit(çeyrek sesli)&#8221; diye mûsıkîmize yapılan ve günümüzde değeri kalmamış bir sataşma îmâ ediliyor!  Kısaca belirtelim ki; &#8220;24 sesli/çeyrek aralıklı hayâlî bir sistem&#8221;de, yarım aralıklar arasında birer perde bulunması gerektiği, mantık îcâbı iken, mûsıkîmizin mi &#8211; fa aralığında bir perde yoktur. ( bu hususta en ufak bir işâret bulunmadığı ) sözüne gelince&#8230;    Seydî, eserini inceleyeceklere, defâlarca &#8220;Eğer aklın yârî kılarsa&#8221; şartını ileri sürerek ikazda bulunuyor!..] &#8220;Düzen-i muhâlif&#8221; deyiminin yanlış yorumuna gelince&#8230;    Sayın Hocamız; bu konudaki görüşlerine şu 2 cümle ile son veriyor:                                                               [ Üstelik, cümlenin devâmında, bu düzenin &#8220;düzen-i muhâlif&#8221; yani, asıl düzene aykırı bir düzen olduğu açıkça belli edilmişti(77). Bu cümle, sıhhatli bir delil olarak kabul edilemez. ] Bu paragrafta, &#8220;muhâlif&#8221; terimi, &#8220;aykırı&#8221; sözüyle karşılanıyor. Evet.. &#8220;muhâlif&#8221; kelimesi bir ıstılahdır(terimdir) ve yorumunda, o çağın ve daha önceki yüzyılların anlayışı dikkate alınmalıdır.         (06.07.2005) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">       “Muhâlif” kelimesini ve “düzen-i muhâlif” deyimini ilk defa Mart 1991 tarihli 432 numaralı Musiki Mecmuası 10 uncu sayfası 2 inci sütununda açıklamıştım.. Günümüzde: “Havanın muhalefeti” denince, havanın elverişszliği, kötülüğü akla gelir. Seydî’nin yaşadığı 16 ncı yüzyılda ve günümüzde ise İslâmî bir terimdir: Muhâlefetün li’l-havâdis </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">deyimi Akàid ve Kelâm kitaplarında şöyle açıklanmıştır: Buradaki muhâlefet kelimesi “eşsiz, bebzersiz..” ve havâdis ise “sonradan vâr edilenler” şeklinde açıklanmakta ve bu tenzîhî sıfata “sonradan olanlara </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">benzememek, <u>eşsiz, benzersiz</u> mânâsı verilmektedir. Muhâlefetün li’l-havâdis, Cenâb-ı Hakk’ın tenzîhî sıfatlarındandır. (Diğerleri  Kıdem, Bekà, Kıyâm bi-nefsihî, Vahdâniyet’dir.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Muhâlif ırak, Muhâlif rast, Muhâlif uşşak makamlarını, “muhâlif” in günümüzdeki meteoroloji terimine göre anlarsak; Kusurlu ırak, hatâlı rast, Aykırı uşak makàmı diye anlamamız gerekir ve yanlış yapmış oluruz.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">    </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 16pt;">İLÂVE</span> <span style="font-size: 11pt;"> (10.03.2008) </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">         Mùsıkîmizin icrâkârları; Karma fasıllar ses san’atkârları, erkekler faslı ses san’atkârları, kadınlar faslı ses san’atkârları; Koroların kadın ve erkek koristleri; solist kadın veya erkekler (ve fasında ser-hânende, koroda koro şefi) seslerinin karakterine, ambitüsüne göre “5 sesten icrâ edilsin! 4 sesten icrâ edilsin! 2 sesten icrâ edilsin! &#8230;” şeklinde isteklerde bulunmakta ve sâzendeler bunun zorluğunu çekmektedirler. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Hüseyin Sâdettin Arel merhùm makamları tarif ederken, her birinin, hangi perdelere göçürülmesinin imkânsız olduğunu belirtmiştir. Ses san’atkârlarının veyâ şeflerin yukarıda anlatılan taleplerini karşılayabilmek için çeşitli neyler yapılmış ve kanunlara da mandallar ilâve edilmiştir</span><span style="font-size: 11pt;">(11)</span><span style="font-size: 14pt;">. Perde bağı olmayan (ud gibi) sazların icrâcıları dahî önceden bir soruşturma yapıp, ona göre akort yapmışlardır. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">Misâller vereyım: Merhùm Cahit Atasoy; son yıllarından birisinde, ikàmetgâhında bizleri bir araya getirmişti. Merhùm Dr. İrfan Doğrusöz 4 sesten şarkı okuyacağını bildirdi. Merhùm Rüştü Eriç: “Ben sizin 2 sesden okuyacağını düşünerek udumu ona göre akord etmiştim; kendimi yoramam; bu sebeple refâkat edemeyeceğim” dedi.  Hâtıra bâbında olduğu için, ikinci misâli teferrùâtıyle anlatacağım: </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 14pt;">25-30 yıl önce idi.. Fatih’de Amcazâde medresesinde Pazar günleri toplanır Âyîn-i şerîf geçer ve bundan zevk duyardık. Pek çoğumuz notist idi; kitabı açar, bahtımıza hangi Âyîn-i şerîf çıksa onu hatâsız icrâ ederdik. Çalınan Peşrev, işimizi kolaylaştırır idi.  Değerli misâfirlerimiz de olurdu. Ahmed Bîcan Kasaboğlu Dede efendi de birgün misâfirimiz olmuştu ve benim tavrımı beğenmiş, mektuplaşmak için adresini vermişti. “- Soyadımı KasaBoğlu yerine KasaPoğlu diye yazarsan zarfı, açmadan yırtarım! demişti.  Atasoy, baş misâfire hahgi âyîn-i şerîfi dinlemek istediğini sorardı. “-Siz hangisini isterseniz! cevâbı karşısında: “- Sizin nâmınıza kitabı açıyorum; ne çıkarsa onu akuyacağız! dedrdi. Birgün: Önümüzdeki Cumartesi günü Libya Konsolosluğu’na dâvetliyiz! dedi ve bana sorunca: “- Güftesi Arapça olan Sùznâk âyîn-i şerîfi okumamız münâsiptir; dedim. Fikrim uygun görüldü. Salı akşamı telefon görüşmemde başka bir âyîn-i şerîfi okuyacağımızı bildirdi. Cuma günü daha başka bir âyîn-i şerîfden bahsetti. Ertesi günü lâpa lâpa kar yağıyordu. Konsolosluğa gittik. Prof. Dr.Nevzat Yalçıntaş, Ahmet Kabaklı (merhum), Prof. Dr. Ayhan Songar orada idiler. Önce güzel bir sohbet oldu. Ahmet Kabaklı, Cenap Şahâbettin’in Elhân- şitâ’sını okudu. Atasoy; “- Muhterem Songar aynı zamanda bir ùdîdir dedkten sonra eline ùdu tutuşturdu. Songar; Neyzen Tevfik’in Nihâvend Peşrevini çaldı. Ve Atasoy “ Açın Nihavend Âyîn-i şerîfini, onu okuyacağız; âyînin peşrevi de istemez; vakitten kazanmak için Neyzen Tevfik’ininle yetineceğiz! dedi ve güçlü sesiyle âyîni okumağa başladı. Bizler de peşine takıldık. Sazlarımıza gelince.. Kudumzenimiz Fatma Âdile Başer için ve bir kısım sâzendelerimiz için mesele olmadı ise de bâzı sazlarımız sustu. </span></b></p>
<div style="border-bottom: 1pt solid; border-left: medium none; margin-left: 0cm; border-top: medium none; margin-right: 17.6pt; border-right: medium none; padding: 0cm 0cm 1pt 0cm;">
<p class="MsoNormal" style="padding: 0cm;"><b><span style="font-size: 14pt;">Neyzenlerimiz; çeşitli akortta neyler kullanarak bu transport/göçürme işini hâlletmişlerdir.          Bu ney çeşitlrini Merhùm Haydar Sanal</span><span style="font-size: 11pt;">(**) </span><span style="font-size: 14pt;">; Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi C:1 s:517-521 (İstanbul 1988) de ve târih boyu gelişimi ile AHENK maddesinde istifâdemize sunmuştur. Pek çok değerli âlim ve neyzenden misâaler vermiş ise de, ney yapımcısının  (Câfer Açın’ın) tablosu  öncelkle  dikkate alınmalıdır: [ Cafer Açın, ney ailesini ‘icrada kullanılanlar’ ve ‘sistemde bulunanlar’ şeklinde ikiye ayırmıştır. İcrada kullanılanlar on altı ney ve nısfiyeden ibarettir. (&#8230;..) ] </span></b></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 11pt;">(*) Transport icrâda kolaylık sağlamak için ilâve edilen mandalların sayısını hasâba katarak sekizlide perde sayısına hükmetmek hatâsına düşülmemelidir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right: 17.6pt;"><b><span style="font-size: 11pt;">(**) <u>Hocaların hocası</u>, İstanbul Belediye Konservatuarı&#8217;nın tek mezunu merhùm Hadar Sanal’dan (yüksek tahsil diploması yok diye) Profesörlük, Doçentlik, Yardımcı doçentlik ünvanları esirgenmiştir!.. O devrin en değerli müzikoloğu Yılmaz Öztuna Konservatuar öğretim kadrosuna katılmamıştır. Hiçbir mùsikîden anlamayan bir profesör de, konjonktür gereği, kurucu &#8211; öğretim üyesi &#8211; tek seçici!  olmuştur.                                                                     </span></b><span style="font-size: 14pt;"><b><span style="color: #0000ff;"><span style="font-family: Tahoma;">Hz.Mevlânâ&#8217;nın bir beyitini ifâde eden levha hakkında not:</span> </span>1984 yılında Bahçelievler&#8217;de bir kliniğin röntgen mütehassısı idim. Bu klinikde Op.Dr.(K.B.B. mütehassısı) Perviz Paşaoğlu yakın arkadaşım idi. Aslen Âzerî olan arkadaşım tıb tahsîlini ve ihtisâsını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;nde yapmış değerli bir münevver(aydın) olduğundan Farsça metinlerde bana yardım ederdi. Bir gün; klinikde sohbet ederken Hz.Mevlânâ&#8217;nın (24 âvâzı ifşâ eden) beyitini gösterdim. Hemen, bir kurşun kalemi çakı ile yontarak kalem-i hatt-ı arabî haline getirdi; dolmakalemim için hazır bulunan hokka içindeki yeşil mürekkebe batırıp, kendisine, acele bulup verdiğim bir pelür kâğıda, 3-5 dakîkada yukarıda gördüğünüz levhayı yazdı. Bu levhayı değerli bir hâtıra olarak saklamıştım. Çeyrek yüzyıl sonra websitemi değerlendirdi. (C.Ö.) </b></span></p>
<p align="center"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/778_konser.JPG" width="448" height="305" border="0" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perde sayısı hakkında kısa bilgi</title>
		<link>http://cahitoney.com/perde-sayisi-hakkinda-kisa-bilgi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 12:53:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SEB` A – İ AHRUF]]></category>
		<category><![CDATA[El-Matla]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Latifi tezkiresi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalefetü’n li’l-havadis]]></category>
		<category><![CDATA[Muhalif Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Muini Mesnevi-i Muradiye]]></category>
		<category><![CDATA[Seydi]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz ÖZTUNA]]></category>
		<category><![CDATA[düzen-i muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[havadis]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[tenzihi sıfat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=173</guid>

					<description><![CDATA[En önemlisi Safiyyüddin Abdülmü’min Urmevî olmak üzere kadîm mùsıkî âlimlerimiz perde sayısını 17 olarak bildirmişlerse de (X) ; gerçeği, yâni perde sayısının 24 olduğunu gizli tutmuşlar ve talebelerine yemin ettirerek öğretmişlerdir. Bunun delîli, aşağıda verilmiştir. Perde sayısının 24 olduğunun belgeleri: Belge 1 :      Seydî (H.910 – M.1504/1505) “ El-Matla’ ” isimli kitabı(xx) varak 38b, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><b><span style="font-size: 14pt;">En önemlisi Safiyyüddin Abdülmü’min Urmevî olmak üzere kadîm mùsıkî âlimlerimiz perde sayısını 17 olarak bildirmişlerse de (X) ; gerçeği, yâni perde sayısının 24 olduğunu gizli tutmuşlar ve talebelerine yemin ettirerek öğretmişlerdir. Bunun delîli, aşağıda verilmiştir. </span><u><span style="font-size: 14pt;">Perde sayısının 24 olduğunun belgeleri: </span></u></b></div>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">Belge 1 : </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">    <span style="color: #ff0000;"> Seydî </span>(H.910 – M.1504/1505) “ El-Matla’ ” isimli kitabı(xx) varak 38b, 39a’da aynen şöyle</span></b> <b><span style="font-size: 14pt;">demektedir: [[ Bir düzen dahî vardır </span></b><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">yirmidört perdedir</span><span style="font-size: 12pt;">. </span><b><span style="font-size: 14pt;">Bunun gibi düzene düzen-i muhâlif derler. Bu düzende mecmù-i makàmat ve âvâzeler ve şu’beler bitemâmihî bulunur. Tatvîl-i kelâmdan ve riâyet-i edebden ötürü zikrolunmadı. İşbu esrâr-ı hafiyyedendir ammâ, ş’ol düzenler kim yukaru zikrolundu, bu düzen onlardan ihrâc olunur. Eğer aklın yâri kılursa fehm idesin kim bu matârih-i ezkiyâdır.</span></b> <b><u><span style="font-size: 18pt;">Bu düzeni ifşâ etmemeklik üstâzlardan vasıyyetdür; anın çün zikretmedik. ]]</span></u> </b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 10pt;">             </span><b><span style="font-size: 14pt;">NOT: Seydî’nin kullandığı “düzen-i muhâlif” tamlamasında geçen “muhâlif” kelimesi/sıfatı, bir ilmî terimdir ve Seydî çağındaki ta’rîfi geçerlidir. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">“Muhâlif” kelimesini ve “düzen-i muhâlif “ deyimini</span><span style="font-size: 14pt;"> ilk defa Mart 1991 tarihli 432 numaralı Musiki Mecmuası 10uncu sayfası 2nci sütùnunda açıklamıştım. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">Günümüzde: “Havanın muhâlefeti” denince havanın elverişsizliği, kötülüğü akla gelir. Seydî’nin yaşadığı 16ncı yüzyılda ve günümüzde ise İslâmî bir terimdir: Muhâlefetü’n li’l-havâdis deyimi, Akàid ve Kelâm kitaplarında şöyle açıklanmıştır: Buradaki muhâlefet kelimesi “eşsiz, benzersiz” ve havâdis ise “sonradan vâr edilenler” şeklinde açıklanmakta ve Cenâbı Hakk için kullanılan bu tenzîhî sıfata “sonradan olanlara benzememek, eşsiz, benzersiz” mânâsı verilmektedir. Muhâlefetü’n li’l-havâdis, Cenâbı Hakk’ın tenzîhî sıfatlarındandır. (Diğerleri Kıdem, Bekà, Kıyâm-ı bi-nefsihî, Vahdâniyet’dir.) Muhâlif Iràk, Muhâlif Rast, Muhâlif Uşşàk makamlarını, “muhâlif”in günümüzdeki meteoroloji terimine göre anlarsak Kusurlu Iràk, Hatâlı Rast, Aykırı Uşşàk makàmı diye anlamamız gerekir ve yanlış yapmış oluruz.  </span><span style="font-size: 14pt;">          </span><span style="font-size: 14pt;">                            </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 16pt;">Belge 2 : </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">     </span><b><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: #ff0000;">Muînî</span>’nin M.1436’da yazılmış Mesnevî-i Murâdiyye’sindeki(xxx) “ney” redifli şiirinden:  </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">                   </span><b><u><span style="font-size: 14pt;">Perdee </span></u></b><span style="font-size: 18pt; font-weight: bold;">yigirmidörd</span> <b><span style="font-size: 14pt;">ü </span><u><span style="font-size: 14pt;">makàm</span></u> <span style="font-size: x-large;">onikii </span></b><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">ola </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">                  </span><b><span style="font-size: 14pt;"> Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney</span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: x-large;">Belge 3 :</span></b></p>
<p class="MsoBodyText3">              <b><span style="font-size: x-large;">Perde sayısının 24 olduğunu ilk defa bildirme şerefi <span style="color: #ff0000;">Hz.Mevlânâ</span>’ya âittir. </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">     </span><b><span style="font-size: 14pt;">Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevîsi’nden(ıv) bir beyit : </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">                    </span><b><span style="font-size: 14pt;">Vâây k’ez âvâz-ı in bist uu çehâr </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">                 Kâârvan bügzeşt u bîgeh şüd nehâr</span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Meâli: Yazık ki 24 âvâz ile uğraşırken ömür kervânı göçtü.  </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: x-large;">Belge 4:</span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">     </span><b><span style="font-size: 14pt;">“<span style="color: #ff0000;">Latîfî tezkiresi</span>”nden(v) : </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">  [[ Şemsî Hisarlı </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">     &#8211; Allah rahmet eylesin &#8211; </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">    </span><b><span style="font-size: 14pt;">Bu da Kastamonu’dan, adı geçen şehrin Hisârındandır. Câmide görevli na’t okuyucusu idi. Pâdişâhımız mutluluk ve baht ile taht’a çıktıkları sırada öldü. Bu da mùsıkî ilminin ustası ve eşsiz bestecisi idi. Oniki makàmı oniki burca, yedi âvâzeyi yedi yıldıza, dört şùbeyi dört unsura, yirmidört perdeyi yirmidört saate bölüp hoşlanılan ve meclisleri dolduran pekçok beste yapmıştı. ]]</span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;"> </span></p>
<div style="border-bottom: 1.5pt solid; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none; padding: 0cm 0cm 1pt 0cm;">
<p class="MsoBodyText3" style="padding: 0cm;"><b><u><span style="font-size: 18pt;">Bu 4 belgeyi/delîli mùsıkî âlemine tanıtıp tartışma mevzùu etme şerefi</span></u><span style="font-size: 18pt;"> <u>bana nasîb</u></span><u> <span style="font-size: x-large;">olmuştur. </span></u></b></p>
<p class="MsoBodyText3" style="padding: 0cm;"><u><span style="font-size: 12pt; text-decoration: none;"> </span></u></p>
</div>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">(x) Muhterem müzikolog, târîh âlimi </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">Yılmaz Öztuna</span><span style="font-size: 14pt;">; </span><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">TRT TV-2’de  8.10.1986 günü başlayan seri konuşmalarından ilkinde, özetle şu hususları belirtmiştir: </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">[</span><b><span style="font-size: 14pt;">[ &#8230; </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">Safiyyüddîn’e göre 1 sekizlide 25 perde, 24 aralık mevcuttur.</span><span style="font-size: 14pt;"> (Dikacem gibi bâzı perdeleri ihmâl edip 21 perde ile yetinmek mümkündür.) &#8230;.. Türk mùsıkîsinde ilk âlim Safiyyüddîn Urmevî’dir. (Şerefiye, Kitâbül Edvâr) &#8230;..  Bize kalan ilk eserler (notalarıyla gelenler) Nevruz Beste ile, Sultan Veled’e âit olduğu kuvvetle muhtemel 3 bestedir. &#8230;.. Mùsıkî târîhi canlı eserlere, notalara dayanılarak yazılabilir. &#8230;..  “Fârâbî’den kaldı!” denen eserler onun değildir; o devirde ne o makamlar vardı, ne o usûller. Zâten Fârâbî Türk mùsıkîsinden değil, Yunan mùsıkîsinden bahseder. &#8230; Türk mùsıkîsi xıı. asırda Anadolu’ya gelmiştir. &#8230;.. Yunan te’sîri, hiç yok denecek kadar azdır. Bil’akis Türk mùsıkîsi Bizans mùsıkîsine te’sîr etmiştir. (Nevâ makàmı vesâire gibi iktibaslar..) &#8230;.. Bütün kültürler, birbiriyle ilişkilidir. Kapalı kültürler ilkeldir. &#8230;.. Bütün klasik mùsıkîler halk mùsıkîsinden doğmuştur. &#8230;.. Abdülkàdir Merâgî; Türk halk mùsıkîsi ile klasik mùsıkîsinin benzerliği üzerinde durmuştur. Kendisine âit olduğu kuvvetle muhtemel 35 kadar eser zamânımıza kalmıştır.  &#8230;..  II.Murâd ile başlayan “Osmanlı kültür hareketi” içinde mùsıkîmiz de vardır.  &#8230;.. Türkistân ile Osmanlı arasında mùsıkî münâsebetleri pek fazla olmuştur.  Golam Şâdî büyük bestekârdır. ]] NOT: Bu konuşma içinde, ıı.Beyazıd’ın Nevâ Peşrevi ilk defa seslendirilmiştir. Yılmaz Öztuna’nın, 13.09.1988 târihli TERCÜMAN’da neşredilen “Türkiye’de Musiki” başlıklı yazısından: [[ Ansiklopedilere, san’at ve musiki tarihlerine geçen ölümsüz musiki, klasik musikidir. &#8230;.. Arabesk denen tür, adına rağmen Arap’tan gelmiyor. Hind musikisinin çok ağırlıklı olduğu hiçbir müzikologun kulağından kaçmaz.  &#8230;.. <span style="color: #0000ff;">Devlet daima gerçek sanatı himaye eder.  &#8230;..  Dünyanın hiçbir konservatuarında piyasa musikisi öğretilmez.</span>]]    <span style="color: #ff0000;">Yılmaz Öztuna</span>’nın, 18.01.1989 tarihli TERCÜMAN’da neşredilen yazısından: <span style="color: #ff0000;">[[</span> &#8230;.. <span style="color: #ff0000;">Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kurulmasını siyasî iktidara ben kabul ettirdim.</span> Zaten Sadettin Arel’in bizlere telkini, direktifi ve vasiyeti idi. Ancak fiilî kurucu Berker’dir. O olmasa kurulamaz, bugünki şekline gelemez, orta ve yüksek öğretimde Türk Musikisi öğretimi oluşmazdı.  &#8230;..  Berker bana çok kızacaktır, ancak belirtmek istiyorum, bu kuruluş için kendisi, serveti müsait olduğundan, cebinden milyarlar harcadı. &#8230;.. <span style="color: #ff0000;">]]</span> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">Muhterem müzikolog ve tarihci Yılmaz Öztuna, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 916, Türk Büyükleri Dizisi: 83 numaralı ve 1988 tarihli,  ABDÜLKAADİR MERÂGÎ başlıklı eseri 52. sahîfasında: [[ Safiyyüddîn bize, önce Türk Musikisi dizisini hediye etmiştir. Bugün kullandığımız bir sekizli’de 24 aralık (veya 25 perde) sisteminin esası. Bu dizi, Safiyyüddîn’den önce görülmez. Onun icadı değilse de, onun sistemleştirdiği dizidir. Gerçi 25 perde eksiktir. Fakat bugünkü sistem, tamamiyle ortaya çıkıyor. Bu dizi, bütün Türk Musikisi’nin esasıdır. Ve hârikulâde bir dizidir. Tabiatın verdiği seslerin en güzel dizisidir. Nitekim Safiyyüddîn’in dizisi hakkında büyük İngiliz müzikolog ve bestekârı Sir Hubert Parry (1) şöyle diyor: “Safiyyüddîn’in dizisi, tahayyül edilmeyecek derecede en mükemmel musiki dizisidir. ]]      </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Muhterem müzikolog </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">Prof. Yalçın TURA</span><span style="font-size: 12pt;">,</span><b><span style="font-size: 14pt;"> Pan Yayıncılık Kasım 1988 baskı tarihli, TÜRK MÛSIKÎSİNİN MES’ELELERİ başlıklı kitabı 182. sahîfasında, VII- Tarihi Bilgi başlığı altında şunları</span></b><u><span style="font-size: 14pt;"> <b>kaydetmiştir:</b> [[ </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">Türk Mûsıkîsi Ses Sisteminde, bir sekizli içinde</span> <span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">on yedi aralık ve ilk sesin sekizlisiyle birlikte on sekiz perde bulundu</span><span style="font-size: 14pt;">ğ</span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">unu görmü</span><span style="font-size: 14pt;">ş</span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">tük</span><span style="font-size: 14pt;">. </span></u></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Bu sistemin ne zamandan beri kullanıldığı kesinlikle bilinmemektedir. Sistem, elimizdeki bilgilere göre, yazılı olarak, ilk defa Safîü’d-dîn Abdülmü’min (Hicrî: 629-693; Milâdî: 1230-1294) tarafından ifâde edilmiştir; fakat ondan çok önce kullanıldığı (22) ve çok geniş bir sahaya yayıldığı muhakkaktır. Ssfîü’d-dîn, “Kitâbü’l-Edvâr” ında, (23) sistemin seslerini ve bu seslerin elde edilişini, aralarındaki nisbetleri belirtmiş, ondan sonra gelen nazariyatçılar da bu nisbetleri aynen kitaplarına almışlardır. ]] </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 14pt; font-weight: bold;">Muhterem müzikolog </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;"> Murat Bardakçı,</span> <b><span style="font-size: 14pt;">Pan Yayıncılık Aralık 1986 baskı tarihli,</span></b> <b><span style="font-size: 14pt;">MARAGALI ABDÜLKADİR başlıklı kitabı 138/139. sayfasında, </span><i><span style="font-size: 14pt;">Abdülkadir’in Kitapları</span></i><span style="font-size: 14pt;"> başlığı altında şunları kaydetmiştir: [[ Maragalı Abdülkadir, muhteviyat açısından  genelde birbirine benzeyen altı adet musiki kitabı yazmıştır.  “<i>Bunlar tam manasıyla müstakil eserler olmayıp, biri diğerinin kısmen hülâsası veya değişik tertibdeki şeklidir </i>140 </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><b><span style="font-size: 14pt;">Kitaplar incelendiğinde, bunların birbirlerini tamamladığı ve bir kitapta tümü ifade edilmemiş konuların, ötekinde açıklandığı görülür. Mesela Makasıd’ul-Elhan’da Safiyyuddin’in bir oktavda 18 ses oluşturma metodunu anlatan Abdülkadir, bunun dışında ve daha gelişmiş bir sistem olduğunu söyler, bahsettiği sistemi Câmi’ul-Elhan’da anlatır. ( &#8230;.. ) ]] <i> </i> </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 14pt;">      </span></b></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">    </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">(xx) </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 12pt;">“ El-Matla’”</span><span style="font-size: 12pt;"> Topkapı Sarayı Kütüphanesi III Ahmed Bölümü 3459 nu.da kayıtlıdır.</span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;">(xxx) </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 12pt;">“Mesnevî-i Murâdiyye”</span><span style="font-size: 12pt;">  (Prof.Dr.) Kemal YAVUZ’un 1976’da hazırladığı doktoratezi&#8230; Beyazıt Devlet Kütüphanesi 200386 894.35-1 de kayıtlı&#8230; A-4’le teksir&#8230; </span></p>
<p class="MsoBodyText3"><span style="font-size: 12pt;"> (ıv) Tâhiru’l-mevlevî’nin 1966 baskı tarihli </span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 12pt;">“</span><span style="font-size: 12pt;">Ş</span><span style="font-family: Arial Rounded MT Bold; font-size: 12pt;">erh-i Mesnevî”</span><span style="font-size: 12pt;"> 4üncü cildinde 2196 numaralı beyit&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><b>(v) <span style="font-family: Arial Rounded MT Bold;">“Latîfî Tezkiresi”</span> Doç.Dr.Mustafa İSEN  (Kültür Bakanlığı 100 Temel Eser      1990) s.440        (Kànùnî Sultan Süleymân 1520 yılında taht’a çıkmıştır.)    <span lang="DE">(Tezkire 1546’da yazılmıştır.) </span></b></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoBodyText3"><b><u><span style="font-size: 14pt;">TÜRK MÙSIKÎSİ SİSTEMİ İLE İLGİLİ BEYANLAR, ARAŞTIRMALAR </span><span style="font-size: 10pt;">(17.03.2008)</span> </u></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span lang="DE">       Türk mùsıkîsi sistemi ile ilgili yapılan yapılagelmiş ve yapılmakta olan, yapılacak olan araştırmaları ve beyanları 2 bölüme ayırmak gerekir. </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin-left: 27pt;"><b><span lang="DE">A-<span style="font: 7pt 'Times New Roman'; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none;">    </span><span style="font-size: medium;">Safiyyuddîn Urmevî’den 16ncı yüzyıl sonuna kadarki teorisyenlerimiz ve o çağın genel kültürüne sâhip ilim ve san’at adamları , Türk mùsıkîsi sisteminde -1 oktav içindeki- perde sayısı ve aralıklar hakkında bizlere ne gibi bilgiler aktarmışlardır?.. Günümüzde ve gelecekte icrâ edilen, edilecek olan mùsıkî eserlerine </span></span><span lang="DE" style="font-size: 14pt;">geleneksel, klâsik tarzda</span><span lang="DE"> diyebilmemiz için; </span><span lang="DE" style="font-size: 14pt;">sistem </span><span lang="DE">konusunda bize aktarılan bilgilere sâhip çıkmamız, riâyet etmemiz gerekmektedir.  </span><span lang="DE" style="font-size: 14pt;">Hz.Mevlânâ, Seydî, Muînî, Lâtîfî</span><span lang="DE"> tarafından verilen bilgiler ilk defâ tarafından </span><span lang="DE" style="font-size: 14pt;">tartışmağa </span><span lang="DE">sunulmuştur ve yukarıda özetlenmiştır.     Kütüphânelerimizdeki ve yurtdışındaki yazma eserler dilimize çevrildiğinde bilinenlere yenilerinin ekleneceğini sanırım. </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span lang="DE"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span lang="DE"><span style="font-size: large;">    B- Safiyyuddîn Urmevî’den 16ncı yüzyıl sonuna kadarki teorisyenlerimiz ve o çağın genel kültürüne sâhip ilim ve san’at adamlarının, Türk mùsıkîsi sisteminde 1 oktav aralıkdaki perde sayısı hakkında bizlere aktardıkları bilgileri yetersiz bularak; günümüzde icrâcılarımızın, tanbùr gibi sâbit perdeli ensrtüman kullanan sâzendelerimizin, kendi zevklerine göre kullandıkları perdeleri, aralıkları ileri sürmeleri.. Bu çalışmalar, isim bildirmek gerekirse, yurdumuzda Ekrem Karadeniz, Kemal İlerici, Yalçın Tura tarafından başlatılmıştır ve devâm etmektedir. Birbirinden farklı görüşleri olan, yalnızca geleneksel 24 sayısını redd konusunda birleşen bu araştırmacıların ortaya koyduğu sistemlere (Geleneksel Türk mùsikîsi sistemi) denemez ve (Karadeniz sistemi), (İlerici sistemi), (Tura sistemi).. diye anılmaları gerekir. </span></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 27pt;"><b><span lang="DE"><span style="font-size: large;">Biz Türklerin İslâmdan önceki müziği pentatonik idi… 5 sesli müziğin 24 sesli bir sisteme geçmesinin sebebi ne idi?.. Bu konuyu bu web-site’mde etraflıca inceledim. Genç araştırmacılarımızın, değerlerimizin bu konuyu da araştırmağa değer bulmalarını dilerim. </span></span></b></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
