<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezan &#8211; TASAVVUF, ŞİİR, MUSİKİ, HATIRALARIM</title>
	<atom:link href="http://cahitoney.com/tag/ezan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cahitoney.com</link>
	<description>Dr. Cahit Öney</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2020 13:38:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.5.3</generator>
	<item>
		<title>B- Perdelerin Gelişimi(SELÇUK ÜNİVERSİTESİ)</title>
		<link>http://cahitoney.com/b-perdelerin-gelisimiselcuk-universitesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 13:37:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TÜRK MUSIKÎSİ]]></category>
		<category><![CDATA[24 perde]]></category>
		<category><![CDATA[ANKARA]]></category>
		<category><![CDATA[Ezan]]></category>
		<category><![CDATA[Tecvidin asıl konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Tefhim]]></category>
		<category><![CDATA[Terkik]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK]]></category>
		<category><![CDATA[idbak harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[isti’la harfleri]]></category>
		<category><![CDATA[mikro aralıklar]]></category>
		<category><![CDATA[müzk sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=217</guid>

					<description><![CDATA[B- TÜRK SAN&#8217;AT VE HALK MÛSIKÎSİNDE  24 PERDE VARDIR.                Ö N S Ö Z            Hangi çeşit mûsıkî olursa olsun, &#8220;Nazariyat Dersleri&#8221;nde şu konular, sırasıyla ve öncelikle ele alınır veyâ alınmalıdır:            1) Mûsıkî sisteminde, 1 sekizli içinde kaç perde vardır?..          2) Perde aralıkları birbirine eşit midir, eşit değil midir?.. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"><u>B- TÜRK SAN&#8217;AT VE HALK MÛSIKÎSİNDE </u> </span><span style="font-size: 16pt;">24</span><span style="font-size: 14pt;"> <u>PERDE VARDIR.</u></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">             <u>Ö N S Ö Z</u></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         Hangi çeşit mûsıkî olursa olsun, &#8220;Nazariyat Dersleri&#8221;nde şu konular, sırasıyla ve öncelikle ele alınır veyâ alınmalıdır:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         1) Mûsıkî sisteminde, 1 sekizli içinde kaç perde vardır?..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         2) Perde aralıkları birbirine eşit midir, eşit değil midir?..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         3) Perdeler; 4&#8217;lüler-5&#8217;lilerle elde edilebiliyor mu?.,</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         4) Perde aralıkları matematik bir formüle bağlanabilir mi?..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Sayısı daha da artırılması mümkün bu soruları sormanın hikmeti nedir, pratikde faydası var mıdır?.. Aynı sırayla 1-2 cevap;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         1.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">            a) Perde sayısını bildirmeden nazariyat kitabı-notu yazmak, ders anlatmaya başlamak ilim adamına yakışmaz!..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">            b) Sayısı bilinmeden perde ismleri kesin olarak yazılamaz-anlatılamaz!..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">            c) Perde sayısını,  Çalgı yapımcısı bilmek zorundadır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         2.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">            a) Perde aralıkları birbirine eşit diziler yapaydır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">            b) Perde aralıklarının farklılığı, farklı değiştirme işâretleri gerektirir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">        3. Dizide doğallık ve mükemmeliyetin ilk şartı, tabiattaki akustiğin(rezonansın) sonucu olan 4&#8217;lü ve 5&#8217;lilerle perdeler arasında bir ilişki olması, ortaya çıkarılabilmesidir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">        4. Çalgılara perde bağlarının yerleştirilmesi için gereklidir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">        Perde sayısının bazı konservatuarlarınızda 17, bâzılarında 24 olarak okutulması; hattâ aynı konservatuar öğretim elemanlarının farklı düşünceleri üzücüdür. Bu üzücü durumun ortaya çıkmasının sebeplerinden bâzıları şunlardır:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">       &#8211; Hocalarımız literatürü, Türkçe süreli ve meslekî yayınları tâkîb etmemektedirler; tâkîb edenlerden işlerine gelmeyenler ise, ya işi gürültüye getirmekte veya unutturmaktadırlar.(Bu husus, ana konuda bütün çıplaklığıyla görülecektir.)</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">      &#8211; Ayrı vilâyetlerdeki &#8220;Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuarları&#8221;, bir üniversiteye bağlı birer &#8220;Müdürlük&#8221; olduğundan aynı dersi çeşitli illerde okutan Ana bilim bölüm başkanları bir araya gelemiyor..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Lisans ve lisans-üstü çalışmaları, Üniversitenin; konservatuarın dışında bir fakültesinde DEPOLANMALARI dolayısıyla öğrenciler ve öğretim elemanları bu değerli eserlerden yararlanamamaktadır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Basımevi olan üniversitelerimiz, bağlısı konservatuarlarımızın bu çalışmalarından birkaçını olsun yayınlamamıştır.  Bunun çâresi, Konservatuarlarımızın YÖK&#8217;e doğrudan bağlanması    ise de.. YÖK, öncelikle; konservatuarlardan &#8216;Ana bölümler&#8217; in isimlerini belirlemeli, bunlardan hepsi faal olanlar doğrudan YÖK&#8217;e ve diğerleri de bunlara bağlanmalıdır. Bunlar zaman alacağından, </span><i><span style="font-size: 14pt;">İstanbul ve İzmir Türk Musikisi Devlet Konservatuarları hemen ve</span></i><span style="font-size: 14pt;"> <i>doğrudan YÖK&#8217;e bağlanmalı, Basımevi&#8217;ne kavuşyurulmalıdır.</i> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Bu arada, şunu da gündeme getirmek istiyorum:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı 1975&#8217;de öğretime başladı. Başta İzmir, bâzı illerde benzerleri açılmasına ve bunca yıl geçmesine rağmen başşehir ANKARA&#8217;da kurulamamasına, &#8220;çağdaşlık uğraşılarını yavaşlatacağı&#8221; kaygularının sebep olduğu iddiâları acaba ne derecede doğrudur?.. Yurdumuzda 2 çeşit resmî konservatıar vardır: 1) Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuarı  2)Devlet Konservatuarı(Batı Müziği Devlet Konservatuarı)..  (Çağdaşların bir kısmı, ileride(?), Türk Mûsıkîsi Devlet konservatuarlarını kapatarak, millî mûsıkîmizi, (Batı Müziği)Devlet konservatuarlarının Etnomüzi- koloji bölümlerinde incelemek gerektiğini gàye edinmişlerdir.)  </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> <u>GİRİŞ</u>:  <u>MÛSIKÎ SİSTEMİ</u>, <u>MAKAM</u>, <u>PERDELER-ARALIKLAR</u>:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">      Millî mûsıkîmizin, konumuzla ilgili incelemesinde, her şeyden önce MÛSIKÎ SİSTEMİ, MAKAMLARI, PERDELERİ-ARALIKLARI (ve <u>özellikle bunların ortaya çıkışları</u>) konusunda kanâatimi arz için, 28 Nisan 1998 günü Selçuk(Konya) Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuarı&#8217;nda verdiğim <u>konferans</u>ın ilk bölümünü naklediyorum:</span></b></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">       KÜLTÜR BAKANLIĞI KONYA VALİLİĞİ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">           Türk Müziği Etkinlikleri 27 &#8211; 29 Nisan 1998    Konya</span></b></p>
<div class="MsoNormal"><span style="font-size: 14px;"><b>27 NİSAN Pazartesi</b></span></div>
<div class="MsoNormal"><strong>10.00                           Açılış ve protokol konuşması</strong></div>
<div class="MsoNormal">1<strong>0.3</strong><span style="font-size: 12px;">0</span>                           Saz Eserleri Dinletisi</div>
<div class="MsoNormal">                                   Pınar MUNZUR, Süleyman YARDIM, Kağan ULAŞ, Burak ŞENIŞIK</div>
<div class="MsoNormal">                                   (S.Ü. Eğitim Fak. Devlet Kons. )</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">                                                KONFERANS    I. OTURUM</div>
<div class="MsoNormal">Oturum Başkanı:          Avni ANIL (Bestekâr, Araştırmacı Yazar)  c.ÖNEY&#8217;in notu: Rahatsızlığı sebebiyle gelmedi)</div>
<div class="MsoNormal">10.30-10.50                  Safiyüddin Abdülmü&#8217;min&#8217;in Kitâbü&#8217;-l Edvâr&#8217;ından &#8220;ZÜBDE-İ MAKÂLE-İ İLM-İ MÛSİKİ&#8221;</div>
<div class="MsoNormal">                                   Adlı El Yazması Ribâlesinin  Tahlil ve Tanıtımı     Prof. Salih ERGAN (S.Ü. Eğt. Fak. )</div>
<div class="MsoNormal">10.50-11.00                  Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">11.00-11.20                   Yarım Yüzyılı Aşkın Aktif Musiki Hayatımdan Kesitler</div>
<div class="MsoNormal">                                    Etem Ruhi ÜNGÖR (Musiki Mec. Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni)</div>
<div class="MsoNormal">11.20-11.30                    Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">11.30-11.50                    Müzikte Kirlenme</div>
<div class="MsoNormal">                                    Doç. Dr. Can ETİLİ (İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Kons. )</div>
<div class="MsoNormal">11.50-12.00                    Tartışma</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">                                                  KOFERANS       II. OTURUM</div>
<div class="MsoNormal">Oturum Başkanı             Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞÇA  (İ.T.Ü. Turk Musikisi Devlet Kons. )</div>
<div class="MsoNormal">14.30-14.50                   Evc-i Şevk Makamı ve Örnekler.</div>
<div class="MsoNormal">                                    Akın ÖZKAN (E.Ü. Devlet Türk Musikisi Kons. )</div>
<div class="MsoNormal">14,50-15.00                   Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">15.00-15.20                    Türk Musikisi&#8217;nin Bu Günü</div>
<div class="MsoNormal">                                    Kayhan ŞENTİN  (Kültür Bak. Ankara Devlet Klasik Türk Müz. Korosu Şefi)</div>
<div class="MsoNormal">15.20-15.30                    Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">15.30-15.50                 Eski Bir Tanburun Perde Düzeni Hakkında</div>
<div class="MsoNormal">                                    Prof. Dr. Ayhan ZEREN (S.Ü. Emekli Öğr. Üyesi)</div>
<div class="MsoNormal">15.50-16.00                     Tartışma</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">                                                    KONSER</div>
<div class="MsoNormal">20.30                                  Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Konseri</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">28 NİSAN Salı                              KONFERANS    III.OTURUM</div>
<div class="MsoNormal">Orurum Başkanı            Ahmet HATİPOĞLU (T.R.T. Ankara Radyosu Klasik Koro ve Tasavvuf Korosu Şefi)</div>
<div class="MsoNormal">19.30-10.50                   Türk Musikisi&#8217;nde Yozlaşmayı Geriren Sebepler, Bu Konuda Gereken Önlemler</div>
<div class="MsoNormal">                                      Prof. Dr. Alaeddin YAVAŞÇA (İ.T.Ğ. Türk Musikisi Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">10.50-11.00                    Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">11.00-11.20                   Türk Musikisi Ses Sistemi  ve Uygulamadaki Farklılıklar</div>
<div class="MsoNormal">                                      Özgen GÜRBÜZ (T.R.T. Müzik Dairesi Başkanlığı T.S.M. Müdürü)</div>
<div class="MsoNormal">11.20-11.30                      Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">11.30-11.50                   Musiki Yozlaşmasının Türk Toplumuna Etkileri</div>
<div class="MsoNormal">                                      Onur AKDOĞU (E.Ü. Devlet Türk Musikisi Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">11.30-12.00                      Tartışma</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">                                                    KONFERANS    IV.OTURUM</div>
<div class="MsoNormal">Oturum Başkanı              Doç. Cahit ATASOY (İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">14.30-14.50                   Türk Musikisi&#8217;nde Perdelerin Gelişimi</div>
<div class="MsoNormal">                                       Dr. Cahit ÖNEY (Araştırmacı Yazar)</div>
<div class="MsoNormal">14.50-15.00                      Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">15.00-15.20                    Üç Büyük Bestekârımız, Hatîb Zâkirî Hasan Efendi, Ali Şîrüganî, Kutb-ı Nâyî Osman Dede&#8217;nin Bilinip de İcrâlarıyla Tanınmayan                              Eserleri Üzerine Bir Çalışma</div>
<div class="MsoNormal">                                        Ahmet HATİPOĞLU(T.R.T. Ankara Radyosu Klasik Koro ve Tasavvuf Korosu Şefi</div>
<div class="MsoNormal">15.20-15.30                        Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">15.30-15.50                     &#8220;Kanun&#8221; Çalgısının Tanıtımı ve Uygulamalı Olarak İcraı</div>
<div class="MsoNormal">                                         Tahir AYDOĞDU, Talat ER, Vedat Kaptan YURDAKUL(T.R.T. Ankara Radyosu)</div>
<div class="MsoNormal">15.50-16.00                        Tartışma</div>
<div class="MsoNormal">                                                             <strong>KONSER</strong></div>
<div class="MsoNormal">20.30                                  Ege Üniversitesi Türk Musikisi Konseratuvarı Konseri</div>
<div class="MsoNormal">29 NİSAN Çarşamba                            <strong> PANEL</strong></div>
<div class="MsoNormal">Panel Başkanı                     Doç. Dr. Can ETİLİ(İ.T.Ü. Türk Musikisi Devler Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">10.30-12.30                        Doç. Cahit ATASOY(İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">                                            Dr. Atınç EMNALAR(E.Ü. Devlet Türk Musikisi Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">                                            Yrd. Doç. Dr. Göktan AY(İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">                                            Yrd. Doç. Güldeniz EKMEN(S.Ü. Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">                                             Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÇIPAN(S.Ü. Devlet Kons.)</div>
<div class="MsoNormal">                                                              <strong>KONSER</strong></div>
<div class="MsoNormal">20.30                                     İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Konseri</div>
<div class="MsoNormal">22.00                                     Ödül Töreni</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal"></div>
<p class="MsoNormal" align="center"><b><span style="font-size: 14pt;"> <img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/A7D_Selcuk2.jpg" width="309" height="448" border="0" /></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">         TÜRK MÛSIKÎSİ&#8217;NDE PERDELERİN GELİŞİMİ</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">       Belirli sayıda seslerin, 1 sekizli içinde belirli aralıklarla yer almasıyla &#8220;<u>müzik sistemi</u>&#8221; oluşmaktadır. Ve bir müzik sistemi içindeki seslere &#8220;<u>perde</u>&#8221; denmektedir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">       &#8220;Perde&#8221;, &#8220;müzik sistemi&#8221;, &#8220;makam&#8221; terimleri, birbirleriyle ilişkili, birbirine bağlı terimlerdir. Bu bağlılık, bağlantı sebebiyle ve konumuz olan Türk mûsıkîsi öne çıkarılarak şu ihtimâller ortaya konulmalıdır:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">Birinci ihtimâl: </span></u><span style="font-size: 14pt;"> Önce perdeler belirlenmiştir.     Bu hâlde de;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">a) Perdelerden sisteme ve sonra da makamlara gidilmiştir.    Veyâ;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">b) Perdelerden makamlara ve sonra da sisteme gidilmiştir,</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">İkinci ihtimâl: </span></u><span style="font-size: 14pt;"> Önce; mevcut olanlardan yararlanılarak veyâ orijinal olarak sistem belirlenmiştir.     Bu hâlde de;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">a) Sistemden perdelere ve sonra da makamlara gidilmiştir.     Veyâ;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">b) Sistemden makamlara ve sonra da perdelere gidilmiştir,</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">Üçüncü ihtimâl: </span></u><span style="font-size: 14pt;"> Önce makamlar belirlenmiştir.  Bu hâlde de;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">a) Makamlardan sisteme ve sonra da perdelere gidilmiştir.     Veyâ;</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">b) Makamlardan perdelere ve sonra da sisteme gidilmiştir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">       Türk mûsıkîsi sistemi araştırmalarında, şimdiye kadar, büyük çoğunlukla &#8220;perdeler&#8221; başlangıç olarak alınmıştır ve organolojik, akustik deliller tartışılmıştır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">                    Türk mûsıkîsi sistemi kökeninin araştırılmasında en güvenilir/bilimsel başlangıç ve dayanak noktası ise, seslendirilmiş eserlerdir.  Bu seslendirilmiş ve günümüzde de aynen tekrarlanan eserlerin, müessiriyet(etkinlik) yönünden en önemlisi ise <u>Ezân</u>&#8216;dır.  Türk mûsıkîsi sistemi kökenini kendisinde gördüğüm &#8220;ezân&#8221; hakkında, çoğunluğumuzun bildiklerini tekrarlamakta/hatırlatmakta fayda vardır:  EZÂN hakkında bir müzikolog&#8217;un bilmesi gerekenler şunlardır:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8211; Ezân namaz vakitlerini bildirir, namaz kılmaya dâvet eder, islâmî inancın prensiplerini duyurur.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8211; Ezân Kur&#8217;ân&#8217;ın(Allàh&#8217;ın) emri olmayıp, peygamber tensîbi (hadîs)dir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8211; Ezân; M.S.622 veyâ 623&#8217;den(Iicrî 1. veyâ 2. yıldan) günümüze, 1400 yıla yakın süredir minârelerden (&#8220;kàmet&#8221;, &#8220;iç-ezân&#8221; isimleriyle ayrıca câmi&#8217; içinde) okunmaktadır. Türklerin kitle hâlinde ve devlet resmî dîni olarak müslümanlığı seçtikleri 10.yy.dan beri de geniş bir coğrâfî alanda okunmaktadır.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8211; Ezân Arapçadır; Kur&#8217;ân&#8217;dan(âyetlerden) alınmamış ise de, içinde, Kur&#8217;ân&#8217;da geçen kelimeler vardır ve bu sebeple, okunuşu, Kur&#8217;ân tilâvetindeki gibi &#8220;tecvîd&#8221; kurallarına uygun olmalıdır. [ DİPNOT:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">Kur&#8217;ân-ı kerîm&#8217;i okuyuş: 1.Hader(Hadr) Kırâati: Sür&#8217;atli(genellikle sessiz,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">içinden) okuyuş.  2.Tedvîr Kırâati(orta sür&#8217;atte..). 3.Tahkîk Kırâati(tecvîde göre ağır okuma). İlmî târîfleri tecvîdin özellikle medd bahsindedir. <b>]</b></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Ezânı okuyanların büyük çoğunluğu, tecvîdi bütünüyle bilmemekle berâber, <u>işiterek ve tekrarlayarak</u> (semâ&#8217; ve arz yoluyla) öğrendiklerinden doğru okuyabilmektedirler. Bir müzisyen, örnek olarak bir gazelhân; metni, makamları bildiği, yıllarca işittiği hâlde tecvîde uygun okuyamaz; çünkü semâ'(işitme) vardır, fakat arz</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">(işittiğini <u>öğreticiye</u> tekrarlama) yoktur.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">&#8211; Ezân; Rast, Uşşâk, Sabâ, Hicâz, Segâh makamlarında okunagelmiştir. Türk mûsıkîsi perdelerine,aralıklarına,makamlarına yabancı turistler dahî, güzel sesli müezzinin okuduğu ezandan etkilenmektedirler, Bu gerçeği görerek, klasik dönemdeki gayrı müslim vatandaşlarımızın da kalıcı/değerli eserler bırakabilecek kadar mûsıkîmize eğilmelerinde, minâreden işittikleri ezânın da rolü olduğunu düşünebilir,söyleyebiliriz. Farkına varmasak da,<u>minârenin</u>,</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">Türk mûsıkîsi eğitiminde</span></u><span style="font-size: 14pt;">, Türk mûsıkîsi makamları/aralıkları ve sistemini özümlememizde <u>rolü</u>, ihmâl edilmemelidir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Ezânın mâhiyeti ve özellikle Türk mûsıkîsinin oluşumundaki rolünü  arzettikten sonra, konunun esâsına sıra gelmiş bulunmaktadır:</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Ezânın okunması Kur&#8217;ân&#8217;ın tilâvetine(Tahkîk kırâatiyle okunmasına); tilâvet de  tecvîd&#8217;e  dayandığına göre;    müzikolog tecvîdden  ne anlamaktadır ve ne anlamalıdır?..</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Müzik âlemimizde, &#8220;tecvîd?&#8221; denince söylenebilenler:  &#8220;Arap dili grameri-fonetiğidir; prozodi&#8217;dir&#8221; cümlesinden ibârettir. </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Tecvîdin asıl konusu ve gereği; Arap harflerinin ve sonucunda da Arapça olan islâmî metinlerin doğru telâffuzunu sağlamak ve bunun için de, özellikle harflerin oluştukları yerlerle(mahreçlerle) <u>sıfât</u>larını öğrenmektir.                                                                                                                                              </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">     Ses; hançere&#8217;de(larenks&#8217;de) bulunan ve &#8220;ses telleri&#8221; dendiği hâlde 2 ses kıvrımından ibâret oluşumdan çıkar. Harfler ise,sesin,&#8221;mahreç&#8221; denen yerlerde vasıflandırılması,sıfatlandırılması,farklılaştırılmasıyla meydana gelir. Arap alfabesindeki, hepsi de sessiz 28 harf; yutağın (farenks&#8217;in) alt bölümü geniz, dil(kökü ve arka, orta, uç bölümleri), yumuşak damak, sert damak, kesici dişler ve dudakların ya tek başına veyâ konbine görevlendirilmeleriyle işitilir.</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Bir harfin işitilme süresi ancak 1/10 sâniye kadardır;   ne kadar uzatılırsa uzatılsın, geri kalanı, onu işittiren sesli harfdir(Arapçada harekedir).  Harflerin oluştuğu noktalar(mahreçler), genizden dudağa doğru olmak üzere aşağıda gösterilmiş ve mahreçleri birbirine yakın harfler parantez içine alınmıştır:  (Ayın, ha, he, hı, gayın), (kaf, kef), (cim, şın), (sad, dad), (sin, ze), (tı, dal, te), (zı, zel, se), (rı, lâm), (nun, fe, vav, be, mim).   Harflerin 40&#8217;dan fazla &#8220;<u>sıfât</u>&#8220;ı vardır. Her harfde bu sıfatlardan 7 ilâ 10&#8217;u birarada bulunur. Konumuzla çok yakından ilgili olanlar &#8220;<u>tefhîm</u>&#8221; ve &#8220;<u>terkîk</u>&#8221; sıfatlarıdır. Tefhîm, kırâat-tecvîd terminolojisinde &#8220;bir harfi kalın okumak&#8221; demektir.Kalın okunabilen harflerden 7&#8217;si   sad,  dad,  tı,  zı,  hı,  gayın,  kaf   olup, dilin damağa yükseldiği anda çıkarlar(isti&#8217;lâ harfleri) ve bunlardan ilk 4&#8217;ü, dilin damağa yapıştığı esnâda meydana gelirler(idbàk harfleri) ve diğer 3 isti&#8217;lâ harfinden daha da kalındırlar.Ayrıca, belirli bâzı şartlarda &#8220;rı&#8221; ve &#8220;lâm&#8221; harfleri de kalın okunurlar. Bu harflerin kalınlık dereceleri aynı olmadığı gibi, herbiri, hecelendiriliş şekillerine göre 5 kalınlık derecesi arzederler. Bu 5 derecenin meydana gelişi, kalından inceye doğru ,tecvîd terimleri kullanılmayarak şöyle gösterilebilir:  tâ, ta, tu, tuş, ti. [ DİPNOT   Kalından inceye doğru 5 derece:  1. Kalın harfin elifli-fethalı oluşu;  2. Elifsiz-fethalı oluşu;  3. Madmûm oluşu; 4.Sâkin oluşu;   5. Meksûr oluşu. ]</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">     </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">     Arap alfabesindeki 7 harf ile bâzı şartlarda diğer 4 harfin kalınlık derecelerinin birbirine yakın oluşu müzikdeki küçük aralıkları(mikro aralıkları) zarûrî kılmaktadır</span></u><span style="font-size: 14pt;">  ve  <u>yukarıdaki bilgiler, bu husûsu kanıtlamak için verilmiştir  Terkîk, </u>kırâat-tecvîd terminolojisinde &#8220;bir harfi ince okumak&#8221; demektir; bunlar, tefhîm sıfâtını taşımayan harflerdir. Türkçedeki harflerin hepsi,(mahreçden çıkışda)&#8221;ince&#8221; sayılmaktadır. Ancak, &#8220;kalın sesli harfler&#8221;le harekelendirilip hece hâline getirildik-                                                      </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">lerinde kalınlaşırlar. Bu hâlde dahî Türkçe ile Arapça fonetiği arasındaki farklar hemen kendini belli etmektedir:   &#8220;Tefhîm&#8221; bahsinde anlatıldığı gibi, Arapçada &#8220;ta&#8221;, &#8220;tu&#8221;dan daha kalındır; Türkçede ise durum aksinedir.  Türkçedeki  D, H, K, S, T, Z harflerinden herbirinin Arapçada 1&#8217;den fazla karşılığının olması, ayrı &#8220;sıfât&#8221;lar taşımaları demektir. Kaldı ki, Arap harfleri sıfâtları &#8220;tefhîm&#8221; ile &#8220;terkîk&#8221;den ibâret değidir; harflerin 40 sıfâtı daha vardır!.. </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">       </span><b><u><span style="font-size: 14pt;">Anlatılanlardan çıkan sonuç</span></u><span style="font-size: 14pt;">:  Kur&#8217;ân&#8217;ın tilâvet kurallarına(tecvîde) uygun olarak Rast, Uşşàk, Sabâ, Hicâz, Segâh makamlarında minâreden, özellikle 10.yy.dan îtibâren geniş bir coğrâfî alanda okunan Ezân&#8217;ın günde 5 vakit işitilmesi, müzik bilginlerimizin dikkatini çekmiştir. Kullanulan/işitilen <u>makam</u>lardan perdelerin, <u>perde</u>lerden de <u>sistem</u>in belirlendiği sonucuna varmak, mantık gereğidir.Sistemin belirlenmesinde 8&#8217;li, 5&#8217;li, 4&#8217;lü aralıkların önemi de muhakkak dikkate alınmıştır.  Kur&#8217;ân tilâveti ve Ezân&#8217;ın buna uygun okunması yanında, &#8220;elsine-i selâse&#8221; denen Aapça, Türkçe, Farsçanın fonetik yapısını ifâde edebilmesi için &#8220;24 perdeli sistem&#8221;in en geç 13. yy.da ortaya çıktığı şu 3 delille sâbittir:</span></b></p>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">     Hz.Mevlânâ&#8217;nın Mesnevî-i şerîf&#8217;i 1. kitabındaki &#8220;Vâay kez âvâz-ı in bist-uu çehâr / Kâarvan bugzeşt u bî-geh şud nehâr&#8221;  (yazık ki 24 perde ile uğraşırken ecel günü akşama ulaştı) beyiti, bunun ilk delîlidir. Cüz&#8217;ü(parçası: 24 perde) zikredilerek küllü(bütünü: sistem) açıklanmıştır. Müzik bilginimiz Safîuddin Abdülmü&#8217;min Urmevî de (1237-1294) Hz.Mevlânâ ile çağdaştır.</span></b></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">      Muîniddîn bin Mustafâ&#8217;nın 1436&#8217;da, 2.Sultan Murâd adına te&#8217;lîf ettiği Mesnevî-i Murâdiyye giriş bölümü 227. beyitinde de &#8220;Perdee yigirmi dörd ü makaam on ikii ola / Birlik nidâsın itse Dügâh içre vây-ı ney&#8221; demektedir ki  bu da ikinci delildir. </span></b></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">      Seydî, 15.yy.da yazdığı (El Matla&#8217;) isimli 39 varak eseri sonunda:  &#8220;&#8230; ve bir düzen dahî vardır, 24 perdedir. Bunun gibi düzene Düzen-i muhâlif derler. Bu düzende mecmû&#8217;-i makaamat  ve âvâzeler ve şu&#8217;beler bi-temâmihi bulunur. Tatvîl-i kelâmdan ve riâyet-i edebden ötürü zikrolunmadı. Esrâr-ı hafiyyedendir ammâ ş&#8217;ol düzenler kim yukarıda zikrolundu, bu düzen onlardan ihrâc olunur.  &#8230; Bu düzeni ifşâ etmemeklik üstâdlardan vasıyyettir&#8230;&#8221; diyerek 24 perdenin 3. delîlini vermiş, varak 27.b&#8217;de de perde çizelgesini çizmiştir. Dr. Suphi EZGİ merhum da, 24 perdenin isimlerini veren bu çizelgeyı değerli eserine alarak bizlere ulaştırmıştır.(Cilt:4 s.175) </span></b></div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">      Hâfızanın (bellek&#8217;in)  çeşitleri vardır. Bunlardan konuşma ve ses(ses sistemi) hâfızası beyinde tek bir merkeze, noktaya bağlanamazsa da, şakak bölümü(temporal lob) ârızalarında bu yeteneğin kaybedildiği, ancak 3 yıl kadar sonra tekrar kazanıldığı, sar&#8217;a(epilepsi) ameliyatları sonucu anlaşılmıştır. </span></b></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">İnsan beyni birkaç lisânı kotlayabildiği gibi birden fazla müzik sistemini de hıfz ve ifâde edebilir.</span></b></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Ne mutlu bizlere ki, Türk müziğinin de Batı müziğinin de soylu eserlerinden zevk alaniliyoruz!.. Tıpkı birden fazla dili konuşabilenler gibi!..</span></b></div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> </span></b></div>
<p class="MsoNormal"><b><u><span style="font-size: 14pt;">BİBLİYOGAFYA</span></u><span style="font-size: 14pt;">  (Konferansdan bu siteye yapılan alıntılarla ilgili olanlar) :</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;"> ARISOY Mithat  </span></b><span style="font-size: 14pt;">Yüksek Lisans Tezi : Seydî&#8217;nin El Matla&#8217; Adlı Eseri Üzerine Bir Çalışma. İstanbul 1988   </span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">BELVİRANLI Dr.Ali Kemâl   </span></b><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Tecvid&#8221;   İstanbul  1970</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;"><strong>EZGİ Dr. Suphi </strong>   &#8220;Nazarî, Amelî Türk Musikisi&#8221; İstanbul 1940 (C:4 s.175)     </span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">KARAKILIÇ Celâleddin  </span></b><span style="font-size: 14pt;">   &#8220;Tecvid İlmi&#8221;  2.baskı  Ankara  1972 </span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">ÖNEY Dr.Cahit </span></b><span style="font-size: 14pt;"> Makàle: &#8220;Dînî Mûsıkîmiz (I)&#8221; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">                                                                     </span><span style="font-size: 14pt;">Musiki Mecmuası Mart 1991  Nu.432                                                            </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;   Makàle: &#8220;Dînî Mûsıkîmiz (II)&#8221;</span><span style="font-size: 8pt;">.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">                                         Musiki Mecmuası Aralık 1991  Nu.435                                          </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;   Tebliğ:  &#8220;Tecvid, Tertil ve Türk Musikisi Usûlleri  ve</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">                                                                   </span><span style="font-size: 14pt;">Seb&#8217;a-i Ahruf&#8221;                                                                                                                                 </span><span style="font-size: 8pt;">.                                                                   </span><span style="font-size: 14pt;">Neşri: Musiki Mecmuası  Haziran 1987 Nu.417 </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;   Tebliğ:  &#8220;Salât-ı Ümmiyye&#8217;nin Usûlü Hakkında&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">.                                                                   </span><span style="font-size: 14pt;">Neşri: Musiki Mecmuası  Eylül 1987  Nu.418 </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">.                                                         </span><span style="font-size: 14pt;">NOT:    Tebliğler, daha önceki yıllarda  ve  İstanbul </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt;">.                                                                              </span><span style="font-size: 14pt;">Türkoloji kongrelerinde sunulmuştur. </span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">TETİK Dr.Necati</span></b><span style="font-size: 14pt;">           &#8220;Kıraat İlminin Ta&#8217;limi&#8221;    İstanbul  1990 </span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">Türkiye Diyanet Vakfı İSLAM ANSİKLOPEDİSİ</span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt;">                                        C:3(ARAP),  C:16(HARF)</span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 14pt;">ZEREN Prof.Dr.M.Ayhan  </span></b><span style="font-size: 14pt;">  &#8220;Müzik Fiziği&#8221;         İstanbul  1995</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm âlimlerine</title>
		<link>http://cahitoney.com/islam-alimlerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[cahit.oney]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 12:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SEB` A – İ AHRUF]]></category>
		<category><![CDATA[Allahu a’lem bissevab]]></category>
		<category><![CDATA[Ayete’l-kürsi]]></category>
		<category><![CDATA[Besmele]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Uşşak]]></category>
		<category><![CDATA[Cenaze salatı]]></category>
		<category><![CDATA[Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.Suphi Ezgi]]></category>
		<category><![CDATA[Durakevferi]]></category>
		<category><![CDATA[DİNİ MUSİKİMİZ]]></category>
		<category><![CDATA[Ezan]]></category>
		<category><![CDATA[Hadr (hader) kıraeti]]></category>
		<category><![CDATA[Huruf-i medd]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Sadeddin Arel]]></category>
		<category><![CDATA[Kamet-İkamet]]></category>
		<category><![CDATA[MEDD]]></category>
		<category><![CDATA[Mahfil sürmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Medd-i asli]]></category>
		<category><![CDATA[Medd-i fer’i]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Glassie]]></category>
		<category><![CDATA[Salat]]></category>
		<category><![CDATA[Salat-ı ümmiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Salevat]]></category>
		<category><![CDATA[Seadet-i ebediyye]]></category>
		<category><![CDATA[Secavend]]></category>
		<category><![CDATA[Sekte]]></category>
		<category><![CDATA[Susak Emre]]></category>
		<category><![CDATA[Tahkik kıraeti]]></category>
		<category><![CDATA[Tahmid]]></category>
		<category><![CDATA[Tedvir kıraeti]]></category>
		<category><![CDATA[Tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Temcid]]></category>
		<category><![CDATA[Tesbih]]></category>
		<category><![CDATA[Tevessüd]]></category>
		<category><![CDATA[Tilavet]]></category>
		<category><![CDATA[Tul]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Zikr]]></category>
		<category><![CDATA[ana-perdeler]]></category>
		<category><![CDATA[arz-u sema]]></category>
		<category><![CDATA[ilm-i şerif-i musiki]]></category>
		<category><![CDATA[muakkibat]]></category>
		<category><![CDATA[musiki formları]]></category>
		<category><![CDATA[İslami edebiyat metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[İç Ezan]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Abdülganii gülşeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://104.218.51.236/cahitoney/?p=171</guid>

					<description><![CDATA[Yukarıda arzettiklerime dayanarak, el-ahrufu’s-seb’a`nın 40 çeşit yorumu terkedilsin de benim görüşüm kabùl edilsin şeklinde bir isteğim kat’iyyen yoktur.  İsteğim; görüşümün, 41inci bir tahmîn olarak kabùlüdür. Şu husùsu da yazmaktan kendimi alamıyorum: İlim hazînesinin Başsözcüsü sevgili Peygamberimizin(S.A.S.); huzùrda tilâvette bulunanlardan; “hareke değişikliği yapana: Doğru okudun!” , “irâb değişikliği yapana: Doğru okudun!” , “teleffuz değişikliği yapana: Doğru [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[

<div><b><span style="font-family: Verdana; color: black; font-size: 14pt;">Yukarıda arzettiklerime dayanarak, el-ahrufu’s-seb’a`nın 40 çeşit yorumu terkedilsin de benim görüşüm kabùl edilsin şeklinde bir isteğim kat’iyyen yoktur.  <i><u>İsteğim; görüşümün, 41inci bir tahmîn olarak kabùlüdür.</u></i></span></b></div>
<div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><b><span style="font-family: Arial; color: black; font-size: 14pt;">Şu husùsu da yazmaktan kendimi alamıyorum</span></b><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">: İlim hazînesinin Başsözcüsü sevgili Peygamberimizin(S.A.S.); huzùrda tilâvette bulunanlardan; “hareke değişikliği yapana: Doğru okudun!” , “irâb değişikliği yapana: Doğru okudun!” , “teleffuz değişikliği yapana: Doğru okudun!.” , “iştikak hatâsı yapana: Sen de doğru okudun” &#8230;. buyurduklarını kabûl edemiyorum; çünkü bunun sonu: “Hatâ yapın ama, hatâ </span></span></b><b><span style="font-family: Arial; color: black; font-size: 14pt;">çeşidi</span></b><span style="font-family: Times New Roman;"><b><i> </i></b><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">7’yi aşmasın!”a varır. Ayrıca, 7 harfin; hadîs-i şerîflerde zikredilen <u>şifâ verici</u> husûsiyeti, yorum yapılırken <u>görmemezlikden gelinmemelidir</u>( Site’min “Klasik Türk Mùsıkîsi” bölümünde bu konularda teferùat vardır.. lûtfen inceleyiniz.)</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-outline-level: 4;"><b><span style="font-family: Verdana; color: black; font-size: 14pt;">Varsa şâyet yanlışım ma’zûûûr gör:</span></b><b></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-outline-level: 4;"><b><span style="font-family: Verdana; color: black; font-size: 14pt;">Ey azîz; Allàhu a’lem bissevâb!..</span></b><b></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">                  </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><u><span style="color: black; font-size: 14pt;">ÖNEMLİ NOT:</span></u></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">Bir kısım müzikologlarımızdan şöyle bir i’tirâz  gelebilir:</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">[ Batı müziğinin 12 perdeli, musikimizin 24 perdeli olduğunu söylüyor,  24 perdeden 7’sinin ana-sesler olduğunu ilâve ediyor ve bu 7 ses üzerinde duruyorsunuz. Bu doğru kabùl edilse bile, Batı müziğinin 12 perdesinin de 7’si ana-sesdir. Ve bu sesler; Batı müziğinde DO RE Mİ FA SOL LA Sİ olup; musikimizdeki Çargâh:Do, Nevâ:Re, Hüseynî: Mi &#8230;. dir; yani, Batı müziğinde ve musikimizde, her ikisinde ana-perdeler sayısı 7’dir ve sadece isimleri değiştirilmiştir. ]</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">Batı müziğinde ve millî musikimizdeki ana-perdeler, çok kimsenin bilgileri aksine, birbirinin aynı değildir. Örnek olarak Batının 440 titreşimli LÂ’sına göre DÜGÂH’ı akord ediniz; Sİ’nin frekansı ile BÛSELİK’in frekansı farklı olacaktır, DO’nun frekansı ile ÇÂRGÂH’ın frekansı farklı olacaktır, RE ile NEVÂ’nın &#8230;&#8230;.. frekansı farklı olacaktır. Yâni; Batı’nın ve bizim 7 sesi birbirinin aynı değildir. Ve ilâveten; Batı müzüğinde perde aralıkları birbirine musâvî, bizde ise gayrı musâvîdir. Eğer musiki sistemimizin perde aralıkları birbirine eşit olsa idi (çeyrek sesli olaydı) Batı müziğinin 12 sesinin tam karşılıkları musikimizde yer alacaktı, çünkü bu çeyrek seslerin aralıkları 50 sent olacaktı. Gene de, musikimdeki diğer 12 perdenin karşılıkları Batı müziğinde bulunmayacaktı!..</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Bu söylediklerimi,   musiki  âlimimiz  Hüseyin Sâdeddin  AREL  merhùmun,  1 Mart 1950 tarih &#8211; 25 sayılı Musiki Mecmuası’nın 21/22nci sahîfelerinde   “Susak Emre” nâm-ı müsteârıyla çıkan Faydalı Bilgiler <i>Türk ve Batı musikisinde perde farklarına dair:</i> başlıklı yazısıyla perçimliyor ve ehemmiyetine binâen yazının tamâmını kaydediyorum:   (Bu çizelge incelendiğinde; mùsıkîmizde “çeyrek ses” bulunmadığı da, hüseynî-aşîran ve onu tâkîb eden Acem-aşîran arasında perde olmadığı görülerek anlaşılır.) </span></span></b></p>
</div>
<p align="center"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/EFC_susak.JPG" width="623" height="850" border="0" /></p>
<div> </div>
<div> </div>
<p align="center"><img loading="lazy" style="width: 569px; height: 293px;" src="http://www.cahitoney.com/haber/resimler/9CZ_susak2.JPG" width="635" height="348" border="0" /></p>
<p align="center"> </p>
<div><span style="font-size: 16px;">(<strong>1 mart 1950 tarih, 25 numaralı Musiki Mecmuası’ndan alınmıştır.) &gt;</strong></span></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">İslâm âlimlerimize, İslâmî mûsıkî hakkında ilâve bilgiler : <span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: 18px;"><span style="font-family: georgia,serif;">ITRÎ MERHUMUN  TEKBÎR SESLENDİRMESİ:</span></span></span></span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Evvelce verdiğim bilgiler, “seslerin kalınlık-incelik seçimi” hakkında idi. Şimdi; “seslerin kısa veya uzun seçimi” konusunda; Musiki Mecmuası’nın Mart 1991 tarih, 432 Nu.lı ve Aralık 1991 tarih, 435 Nu.lı nüshalarında çıkan DÎNÎ MMUSIKÎMİZ başlıklı 2 makàlemden, hiçbir değişiklik yapmadan aldığım cümleleri köşeli parantezler içinde sunuyorum:</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">[ Dînimiz İSLÂM olduğuna göre dînî mûsıkîmiz İSLÂMÎ MÙSIKÎ’dir. Bir düşüncenin, sözün, fiilin, san’atın.. “islâmî” sıfâtını alabilmesi için Kur’ân veya Hadîslerden kaynaklanması veya en azından bunlara ters düşmemesi gerekir. 50 yıldır dînî (islâmî) mùsıkî hakkında söylenen, yazılan ve öğretilenler “esasda” ve “tamâmen” yanlıştır. Başta “Mahfil sürmesi” olmak üzere “Tilâvet”, “Besmele”, “Tekbîr”, “Ezân”, “Kàmet-İkàmet”, “İç ezân”, “Zikr”, “Tesbîh”, “Temcîd”, “Salât”, “Salevât”,“Salât-ı ümmiyye”.. diye “mûsıkî formları” deyimleri gerçeğe uymamaktadır. Bu sayılanları “seslendiren” zâkir ve müezzinlere “bestekâr”, notaları tesbît edilen bu seslendirmelere “beste” denmesi hatâdır. Sayılan “islâmî metinler” islâm ibâdetine dâhil veya onun mütemmimi (bütünleyicisi) olup müzik kaidelerine göre değil, Tecvîd’e tam riâyetle seslendirilir. (&#8230;..) İslâm inancına göre; Kur’ân’ı kerîm Allah kelâmıdır (Kelâmullah’dır). Cebrâîl A.S. (Aleyhisselâm) tarafından Peygamberimize arz-u semâ’ yoluyla ezberletilmekle yetinilmemiş; hâfızdan hâfıza günümüze kadar gelen “seslendiriliş şekli: Tilâvet de tâlim olunmuştur. Müziğin 3 esâsı “ritm”, “melodi”, “form” dur. Ritm, birim-zamanların gruplandırılarak tekrâr ettirilmesinden, melodi ise müzik sistemindeki seslerin (perdelerin) seçilerek kullanılmasından doğar. Tecvîdde hecelerin uzunluk ve kısalıkları periodik olarak tekerrür etmez ve bundan dolayı ritmden, mûsıkî usûlünden bahsedilemez ve MEDD esâsına dayanır. (&#8230;..) Kur’ân-ı kerîm aslî yazısında harflerden hangilerinin birbirilerine göre ve ne derecede kalın veyâ ince okunacağı, kısa veyâ uzun okunacağı belirlenmiş ve Tecvîd kitaplarında anlatılmıştır. (&#8230;..) Tecvîdde sesin inceltilip kalınlaştırılması kişinin isteğine ve mûsıkî sistemi içindeki perdelere göre değil, tecvîdin TEFHİM ve TERKİK kaidelerine göre yapılır. Tecvîdin bu Medd, Tefhim,Terkik mecburiyetlerine Kur’ân-ı kerîm tilâveti, Ezan, İkàmet (Kàmet), Salevât-ı şerîfeler, Zikrler, Duâlar ile namâzın bitimindeki Tesbih (Subhânallah)-Tahmid (Alhamdülillah)-Tekbîr (Allàhuekber) ki bu son üçüne “muakkibat” denmektedir, riâyet gerekmektedir. 50 yıldır süren yanlış bilgileri değiştirebilmek için Medd, Tefhim, Terkik, Vakf gibi tecvîd kàide ve mecbûriyetlerinden, Secâvend işâretlerinden bahsetmek gerekmektedir.</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">MEDD:</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Kur’ân-ı kerîm tilâvetinde hecelerin (harflerin) “ 1 elif miktârı “ ve daha fazla uzatılmasına Medd denir. “ 1 elif miktârı ” , parmağı yukarı kaldırana kadar veya “ elif ” diyene kadar geçecek zamandır. 1 fetha’nın (üstün’ün) harfi (heceyi) uzatma müddeti ise, “yarım elif miktârı”dır. 1 elif miktârı uzatmağa “Medd-i aslî veya medd-i tabîî veya medd-i zâtî” denir. Hurûf-i medd (uzatma yapılacağını gösteren harfler) harekesiz Elif, Vav, Ye harfleridir. 1 elif miktârından fazla uzatılacaksa bu uzatma harflerinden sonra Hemze ve Cezm işâretleri kullanılır. 2 elif miktârı uzatmağa Medd-i fer’î denir. Harfi (heceyi) 3 elif mikdârı uzatmağa “Tevessüd”, 4 elif miktârı uzatmağa “Tùl” denir. Mùsıkîde bestekâr heceyi istediği kadar uzatabilir; tilâvetde ise heceler istenildiği gibi uzatılamaz; tùl, tevessüd yapılamaz. Medd-i fer’î ’nin çeşitleri ve şartları vardır: Harf-i medden sonra hemze ve vakıf (durak) gelmesi: Medd-i ârız; harf-i medd ile onu tâkîb eden hemzenin aynı kelime içinde bulunması Medd-i muttasıl; harf-i medd ile onu tâkîb eden hemzenin 2 komşu kelime içinde bulunması Medd-i munfasıl; harf-i medden sonra cezm gelmesi Medd-i lâzım; harf-i liyn’den (yâni kendileri sâkin, mâkabli meftûh Vav ve Ye harflerinden) sonra gelmeleri Medd-i liyn’dir(*).</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Vakıflarda Tùl, Tevessüd yapılabilir veya kasr ile (medd-i tabîî ile, 1 elif miktârı medd ile) yetinilir. Ayrıca, Medd-i mânevî (a. Ta’zîm ile mubâlaa, b. Yalnızca mubâlaa) da söz konusudur. (&#8230;..)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Harflerin sıfât-ı ârızalarından biri olan Medd ‘ e göre 3 çeşit Kur’ân kırâeti vardır:</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">a) Tahkîk kırâeti: 5 elif miktârına kadar uzatmağa cevaz verir. Türkiye’de “Âsım kırâeti” adı ile bu şekilde kırâet, tilâvet revaçtadır.</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">b) Tedvîr kırâeti: 3 elif miktârına kadar uzatmağa cevaz verir.</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">c) Hadr (hader) kırâeti: 1 elif miktârı uzatmağa cevaz verir ki sür!atli okumadır.</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">TEFHİM ve TERKİK:</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;"> (&#8230;..) (&#8230;..) (Evvelce anlatılmış idi&#8230;)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Tecvîd kaideleri Kur’ân-ı kerîm harflarinden hangilerinin hangi hallerde kalın, ince, uzun, kısa okunması gerektiğini (vâcib olduğunu) bildirmekle yetinmemiş; nerelerde nefes alınabileceğini (Sekte), nerelerde durulacağını-sükût edileceğini (Vakıf) de göstermiştir. Vakıf ve Sekte yapılabilecek yerler, harfler üzerinde, “Secâvend” denen küçük harflerle belli edilmiştir.</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Pek kısa ve örneksiz-açıklamasız bir kısım tecvîd kàidelerinin nakledilmesinin sebebi, “islâmî ibâdet metinleri” nin seslendirilmesinde müzik kàide ve serbestiyetinin geçerli olmadığını ve Kur’ân-ı kerîm’in, bir müzikçi gözü ile bakıldığında âdetâ bir nota yazısı, ilâhî bir nota yazısı mâhiyetinde olduğunu; tecvîd kàidelerine uymak mecbûriyetini; “islâmî ibâdet metinleri”ni seslendiren imâma-müezzine-zâkire “bestekâr” ve bu seslendirmelere “beste”, “form” denemeyeceğini belirtmek içindir. Kur’ân yazısı; “resm-i hatt”, “ilmü resmi’l-hatt” isimleri ile bir ilim konusudur. ( &#8230;.. ) (&#8230;..)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">(&#8230;..) “Mahfel sürmesi müzik formu”; Temcid, Tekbîr, Salât&#8230; “form”ları; “Câmi mùsıkîsi”, “minâre mùsıkîsi” gibi hatâlı tâbirler; müezzinlerimizin ve zâkirlerin okuduklarına “beste” ve bunlara tecvîde uygun bu seslendirmelerinden dolayı “bestekâr” sıfatını yakıştırmalar, bir zamanlar “ilm-i şerîf-i mùsıkî” diye tâzimle anılan mùsıkîmizin mü’minlerin gözünden düşmesine ve hattâ Itrî merhùma ilmihâl kitaplarında ta’n edilmesine sebeb olmuştur: [Seâdet-i ebediyye 1970 s.544’de şunlar yazılıdır: “Üçüncü Sultan Muhammed zemânında yaşamış olan Itrî efendi, bir din âlimi değildi. Meşhûr Beethoven gibi bir musiki üstâdı idi. İslâm tekbîrini segâh makamında bestelemekle İslâmiyyete bir hizmet yapmamış, dine bir bid’at karıştırmıştır.” (&#8230;..) (&#8230;&#8230;) &#8230;]</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Meydan-Larousse, “Cami musikisi” maddesinde şunlar kayıtlıdır:</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">[[ -Mus. Cami musikisi, türk dinî musikisinin birinci dalı. Camilerde okunan musiki eserlerini toplayan kısım. Başlıca formları şunlardır: ezan, salât, Cuma salâtı, bayram salâtı, kurban bayramı salâtı, cenaze salâtı, salât-ı ümmiye, tekbir, mahfil sürmesi, tesbih, miraciye, mevlit, tevşih, münacat, temcit, tehlil. ]] “Câmi mùsıkîsi”, “Minâre mùsıkîsi” diye bir müzik formu, terimi, kavramı yoktur. Buna karşılık bir “Kilise müziği” vardır ve işin tuhaflığına bakınız ki Meydan-Larousse’da “Cami musikisi” maddesi bulunmasına mukàbil “Kilise müziği” maddesi mevcut değidir. Kilise müziğinde korolar, korolarda (ibâdethânede) çalgılar, kadın sesleri vardır. Kilise müziği eserleri “beste”dir, bestekârı vardır ve “ritm”leri, form’ları vardır. (&#8230;..) (&#8230;..)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">İslâmî metinler 2’ye ayrılır: İslâmî ibâdet metinleri; islâmî edebiyat metinleri (şiirler) (&#8230;..) (&#8230;..) (&#8230;..)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">ÖNEMLİ NOT’UM: Yukarıda yazdıklarım, 1991’de Musiki Mecmuası’ndan alıntılardır. Konservatuarlarımızın ve hocalarımızın, iddiâlarımı kabûl veyâ red bâbında sesleri çıkmıyor !. Yaşımı ve hastalığımı dlkkate alarak bir müddet daha sabredecekler, her hâlde!..</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Bu konuyu iyice deşmeğe karar verdim: Aşağıda yazacaklarım 25.01.2007 tarihlidir ve köşeli parantez içindeki cümleler, Aralık 1991 tarih-435 numaralı Musiki Mecmuası’nda yayımlanan “Dînî Musikimiz II” başlıklı yazımdan aynen alımıştır. “Câmî Musikisi”ne âit formlardan biri olarak bidirilen “MAHFİL SÜRMESİ?!?!” üzerinde etraflıca durmak, hem müzikologlarımızı ve hem de İslâm dîni âlimlerimizi tatmin edecektir. [[ Notası “Nazarî, Amelî Türk Musikisi III” s.72, 73, 74’de kayıtlı böyle bir eserin İslâm dînini ve Arapçayı iyi bilenlerde; Hind asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdî’nin “Şeytan Âyetleri” isimli kitabına göterilen tepkiyi hatırlatacak bir infiâl uyandırması mukadderdir. ]] [[ &#8230;. İslâm Konferansı Teşkîlâtı ve Ticarî İşbirliği Daimî Komitesi (İSEDAK), bilindiği gibi İstanbul’da AKM’de belirli zamanlarda toplanmakta, açılışında Kur’ân’ı Kerîm tilâvet olunmaktadır. Diyelim ki, kapanışta da bir Devlet korosunun bu müslüman ve seçkin misâfirlere dînî (İslâmî) muhteşem bir eser dinletmek programlanmış ve “koroda yalnız erkek sesleri olsun, hiçbir çalgı bulunmasın!” uyarısına da uyulmuştur. Gene diyelim ki seçilen “parça” da meşhûr Mahfil Sürmesi’dir. Çalgısız erkekler korosu Cumhûr olarak “Allàhümme entesselâm ve minkesselâm..” tazarrùu ile başlamış, İstiâze’yi (Eùzubesmele’yi) müteâkib Âyeti’l-kürsi’yi (yâni Bakara Sùresi’nin 255.ci âyetini) “İnnehù illâ biiznih”e kadar okumuştur. Buradan “illâ bimâ şâe”ye kadar bir kişi (solo) yaptıktan sonra koro (âyetin sonuna Subhânallàh ekleyerek) âyeti bitirmiş, 8 Subhânallàh solo, 10 Subhânallàh koro, 3 Allàhuekber solo, 7 Allàhuekber koro; “Lehül mülkü&#8230;” koro; “Yâ Latîf ü Yâ Kâfî&#8230;.” Esmâ zikri (veyâ Esmâ zikr ilâhîsi) Cumhùren (koro); duâ bölümü (münâvebeli olarak: Solo-Koro-Solo-Koro) ile sonbulmuştur.]] Bu hâl, elbette dinleyen müslümanları dehşete düşürür. Kitabın 3 sahîfesinde usûl/ritm verildiği hâlde şimdiye kadar seslendirilmemiş olması da bundan dolayıdır. [[ Bunun (haklı) sebepleri şunlardır: a- Âyet-i kerîmelerin(burada Âyet-i Kürsî) ve İstiâze’nin(Eùzübesmele’nin) bestelenmesi(bir güfte gözüyle ele alınarak müzik kàidelerine göre seslendirilip Sofyân usùlünde ritmlendirilmesi; b- Âyet-i kerîme ve İstiâze’nin cumhur tarafından okunması; c- Namâz sonrası tilâvet, muakkibât ve duâ’nın müzikal hâline getirildiği “Mahfilsürmesi” adında bir müzik, dînî müzik formu ihdâsıyle geleceğin bestekârlarını aynı formda müzikaller meydana getirmeye teşvik&#8230; sükûtla geçiştirilemez!..Muakkibât’daki Tahmîd’in (Elhamdülillâh’ın) unutulmuş olması, hepsinin 33’er defâ zikri gerektiği gibi husùslar üzerinde durmamak lâzımdır; çünkü bu noksanların ikmâliyle eser kemâl bulmayacaktır!.. (&#8230;.) Sondaki Hamd cümlesi “Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn” Durakevferi usùlünde bestelenmiş gösterilmiştir. Merhùm Dr.Suphi Ezgi’nin, hemen bütün dînî-İslâmî musiki eserlerini Durakevferi usùlünde gösterme, bu usùle sığdırmak için düzeltme ve düzenlemelerde bulunma kanâati vardır. (“Temcit-Na’t-Salat-Durak” başlıklı eseri önsözünde ve “Nazarî,Amelî Türk Musikisi V” s.300’de Salât-ı Ümmiyye’yi Durakevferi usùlünde göstermekle berâber, notasını her neşirde Semâî usùlünde vererek tenâkuza düşmüştür. “Temcit-Na’t-Salat-Durak” isimli eseri dipnotunda “bozuk” oldukları iddiâ edilen aslî notalarının Arel kütüphânesi’nden bulunarak karşılaştırılmalarının yapılması, Türk musikisi devlet konservatuarlarımız me’zunlarınun yüksek lisans tezleri için çok faydalı bir konu olurdu.) Dînî (İslâmî) mùsıkî hakkında araştırma yapmak, yazı yazabilmek için islâmî bilgileri, terimleri, prensipleri etraflıca bilmek gerekir. Dr.Suphi Ezgi’nin bir ümmî mü’min kadar islâmî bilgisi bulunmadığı şu sözlerinden anlaşılmaktadır: “Mahfelsürmesi ile namazlardan evvel okunan iç ezanın mürettib ve mucidinin 3.cü Sultan Ahmed zamanında Eyyub Sultan Camii baş müezzini Şeyh Abdülganii gülşenî olduğu muhibbim Nail beyin taharriyatıyle meydana çıkmıştır. Nazarî,Amelî Türk Musikisi III s.75” Namazlardan evvel okunan iç-ezan’ın mùcidi, Abdülganî-i Gülşenî Ef. imiş!” İç-ezân’ın, Peygamberimiz (S.A.V.) zamânında ihdâs olunduğu Hadîs-i Şerîf kitaplarında (Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim&#8230;) ve mufassal Kur’ân-i Kerîm tefsirlerinde delilleriyle kayıtlıdır. “İç-ezân, namazlardan evvel okunur imiş!.” İç-ezân namazlardan evvel okunmaz; sâdece cum’a günleri ve imam-hatib hutbeye çıkarken, müezzin mahfilinden okunur; hutbeden inerken de (her farz namâzından önce olduğu gibi) gene müezzin mahfilinden Kàmet getirilir. İç-ezân metni, sabah ezânı müstesnâ, diğer 4 vakit ezânı metninin aynıdır; İç-ezân’da kullanılan makamlar, vakitlere göre muayyen değildir ve daha çeşitlidir; İç-ezân, Dış-ezân’a nisbetle biraz daha sür’atli okunur.]]</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">[ 9) İslâmî edebiyat metinleri: Müzik kàidelerine göre besteleme, edebiyat metinleri için sözkonusudur; bunlar manzùm(şiir) veyâ mensùr(düzyazı) olabilirler; her iki türde de “iktibas” san’atı uyarınca “dînî ibâdet metninden kelime grupları varsa, bunların bestelenmesinde tecvîd kàidelerine, müzik kàidelerinin verdiği imkân dâhilinde riâyet gerekir. (&#8230;&#8230;) İlk yazıda anlatılan islâmî edebiyat (özellikle islâmî Türk edebiyâtı) metinleri içinde “iktibâs” edilmiş kelimeler, ibâreler husùsuna kısa örnekler sunalım:</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">ı- “Tahte’s-serâ: “Yerin altındakiler” mânâsındaki bu deyim, “Tâ-Hâ” Sùresi 4.cü Âyetinde Geçmektedir. “Bir dem çıkar Arş üzere, bir dem iner tahte’s-serâ / Bir dem sanâsun katredür, bir dem taşar ummân olur.” Yùnus Emre Vezin: 4 Müstef’ilün ( //./ )</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">ıı- “Lâilâhe illâllàh”: Kelime-i tevhîd’dir. Pekçok âyet-i kerîmede zikredilir: (Saffât/35, Muhammed/119 gibi). Âytlerde “Lâilâhe illâhù” şeklinde de görülür (Ra’d/30, Tâ-Hâ/8 gibi). Kelime-i tevhîd, ençok ilâhî içinde “beste”lenmiştir.</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">ııı- “Allàh” (C.C.) İsm-i Celâl, Lâfza-i Celâl, Lâfz-ı Celâl diye anılır. Kur’ân-ı Kerîm’de 2699 kere zikrolunur. Bestelenmiş pekçok ilâhîde de iktibâs olunmuştur.</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">ıv- “Leyse’li’l-insâni illâ mâ seâ” (Necm sùresi, âyet 39)</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Leyse lil insâni illâ mâ seâ derken Hüdâ / Anlamam hiç, meskenetten sen ne beklersin daha” Mehmed Âkif Ersoy (Allah, “insan ancak elde etmek istediği şeyi bulur!” diyorken miskinlikten ne beklediğini anlamıyorum.) SAFAHÂT:“Durmayalım.” (Bestelenmiştir!.) (&#8230;&#8230;.) ]</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Mart 1991 tarih, 432 numaralı Musiki Mecmuası’nda çıkan DÎNÎ MÙSIKÎMIZ başlıklı yazımdan: [ (&#8230;..) Bu açıklamalardan sonra hiçbir mùsıkîşinâs, “Mahfelsürmesi” diye bir “form” olduğu, bu form içinde “Duâ”nın, “Besmele”nin, “Âyete’l-kürsî”nin, içinde “Tahmid”(Elhamdülillâh) bulunmayan “Tesbîhât”ın,”Muakkibât”ın, “Temcid” ve “Duâ”nın bir “mùsıkî eseri”, “beste” olduğunu, seslendirene “bestekâr” dendiğini söylememeli, yazmamalıdır. “Mahfilsürmesi”, “Salât-ı ümmiyye”, “Temcîd”, “Cenâze salâtı”.. birer “müzik formu” olsa idi, herbirinden bize birkaç eser daha intikàl ederdi. “-Salât-ı ümmiyye ve Tekbîr’i Itrî gibi bir dehâ bestelediğinden diğer bestekârlar aynı formda eser vermeğe cesâret edememişlerdir!” fikri de geçerli olamaz. Bu görüş vârid olsa idi hiçbir bestekârın Nevâ-Kâr’dan sonra “kâr”, Segâh Âyîn-i şerîf’den sonra “âyîn-i şerîf” bestelemeğe cür’et etmemesi gerekirdi. Bu yazının sâhibi de Kelime-i şehâdet’i (elinden geldiğince tecvîd kàidelerine uyarak) seslendirmiştir. Bunu bir “mùsıkî eseri”, “beste” kabûl edersek, ortaya bir de “Kelime-i şehâdet formu” mu çıkmış olacaktır??..(Bakınız: Ek 21.05.2007) (&#8230;&#8230;.) Mahfel sürmesi içinde Âyete’l-kürsî’nin bestelenmiş olması iddiâsını hiçbir müslüman ciddîye alamaz. Merhùm Abdülganî-i gülşenî’nin de büyük günah, küfür sayılabilecek böyle bir fiilde bulunmuş olması ihtimâl dışıdır. Mahfel sürmesi diye bir terim de yoktur; Diyânet İşleri Başkanı Hayırlıoğlu zamânında ve “bid’attır!” diye kaldırılmış Cumhur müezzinliğinin, namaz bitiminden sonraki bölümünden ibârettir. Dr.Suphi Ezgi’nin, evine çağırdığı bir müezzinin okuyuşunu notaya almaya çalıştığı anlaşılmaktadır; eldeki metnin tecvîde ne derecede uygun olduğunu veyâ olmadığını anlamak için tecvîd hocası olmaya lüzum yoktur. Geçen 55 yıl içinde bir kere bile seslendirildiği duyulmamıştır. (&#8230;&#8230;.) İlk sahîfelerden îtibâren belirtildiği gibi islâmî ibâdet metinlerinin seslendirilişi bir mùsıkî olayı değidir; tecvîdin bilhassa Medd, Tefhîm, Terkîk, Sekte, Vakf mecbùriyetleriyle sınırlıdır. Bunların, “inceleme” gibi ilmî bir sebeple dahî notaya alınması islâm inanç ve esaslarını bilmeyen veyâ hiçe sayan kişilerin çalgı ve hattâ kadın sesi eşliğinde “icrâ”ya kalkışmasına imkân sağlar. (Salât-ı ümmiyye’de olduğu gibi.) Mahfel sürmesi’nin bu şekilde icrâsı ise, mü’minlere göre küfürdür. (&#8230;&#8230;.) Salât-ı ümmiyye metni seslendirilirken, tam bir berâberlik içinde okunabilmesi için ritm-usûl değil de tempo (birim-zaman) duygusu âşikâr kılınmıştır. Salât-ı ümmiyye’ye”mùsıkî formu”, “beste” gözü ve gözlüğü ile bakanlar ise, ona mùsıkî usùllerinden birisini giydirmeğe gayret göstermişlerdir. Semâî ve Durakevferi usùlü giydirme teşebbüsü vedüşüncesi akim kalmıştır. Çünkü Salât-ı ümmiyye, 43 toplam birim-zamanlı olarak seslendirilmiştir. Türk mùsıkîsinde 43 zamanlı bir usùl yoktur. 43 bir asal sayı olduğundan (1’den başka bir tam sayı ile artıksız bölünemediğinden) birbirinin aynı daha küçük usùllere de ayrılamaz. Ancak bâzı mùsıkîşinâslar bu 43 toplam-zamân’ı: /10:Aksaksemâî /13:Nîmevsat /10:Aksaksemâî /10:Aksaksemâî/ bölümlerine ayırarak bu usùller terkîbinde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Fakat 43 toplam birim-zaman başka terkipler hâlinde de gösterilebilir, küçük usùllere ayrılabilir: /7:Devrihindî /8:Müsemmen /8:Düyek /7:Devrihindî /7:Devrihindî /6:Yürüksemâî Veyâ /15:Raksân /8:Düyek /10:Aksaksemâî /10:Aksaksemâî&#8230; Aynı usùl 5 ayrı terkîbde düşünüldüğünde ve bunlardan 3’ünde küçük usùllere ayrılabildiğine göre Salât-ı ümmiyye’nin muayyen bir usùlü yoktur. (&#8230;..) 1950’li yılların bir Cumartesi toplantısında H. Sadettin Arel: “-Milletimize hediye ettiği eserleri dolayısıyle Dr.Suphi Ezgi’nin altın heykelini (veyâ büstünü) yapmak gerekir!” der. Dr.Suphi Ezgi şöyle cevap vermiştir: “-Ben altın heykel veyâ büst istemiyorum; eserlerimden yararlananlar bana bir Fâtiha okusun, yeter!”. (&#8230;..) ] Konunun aydınlatılması için bu kadar alıntı kâfîdir, sanırım. Bu konularda daha derine inmek isteyenler Musiki Mecmuası’nın bu 2 sayısını ve ilâveten, “Salât-ı ümmiyye’nin usùlü” başlıklı tebliğimi incelemelidirler. 3 ekiyle birlikte Meydan-Larousse’da, AnaBritannica’da ve T.C.Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde “Mahfilsürmesi” maddesi bulunmaması pek yerinde olmuştur!.</span></strong></div>
<div> </div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">BİBLİYOGAFYA:</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Kur’ân-ı kerîm tefsîri (En az 8 ciltlik bir tefsîr)</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Hadîs-i şerîf külliyâtı . Sahîh-i Buhârî 12 cild</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Kur’ân-ı Kerîm Lügati” Timaş yayını 1989 Trcm. Mahmud Çanga</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Tecvîd İlmi” 1972, ikinci baskı, Celâleddin Karakılıç</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Kurân-ı Kerîm’in Nüzùlü ve Kırâati” Nedve Yayınları 1981 İsmâil Karaçam</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Kırâat İlminin Ta’lîmi” İşâret yay. 1990 Dr.Necâti Tetik</span></strong></div>
<div> </div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Ansiklopedik Dîvân Şiiri Sözlüğü” Akçağ yay. 1989 Dr.İsmâil Pala</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“İslâmî Türk Edebiyâtı” 2 cild. Doç.Dr.Neclâ Pekolcay</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“TEKBİR” 1947 İst. Mehmet Cemal Öğüt (s.80’de, Sadettin Kaynak’ın tesbît ettiği Tekbîr notası..)</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Dr.Cahit Öney’in çalışmaları:</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">a) İslâmî Edebiyat Dergisi’nde:</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Dînî Metinlerin Seslendirilmesi” 1.1.1991</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">b) TASVİR gazetesi “Elif” ilâvesinde çıkan yazılar:</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“İslâmda Musıki” 23.4.1983</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Dînî Musikimizde Salevât-ı Şerîfeler” 30.4.1983</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“İslâmda Ortak Dinî Musiki” 7.5.1983</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Dînî Metinler Nasıl Seslendirilir?” 28.5.1983</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">“Dede Efendi’nin Terâvih İmtihânı” 9.7.1983 ]</span></strong></div>
<div><strong><span style="font-size: 16px;">Yazıda bildirilen Tebliğ ve makàleler..</span></strong></div>
<p align="center"><img loading="lazy" src="http://cahitoney.com/haber/resimler/ZZC_ussak.JPG" width="448" height="288" border="0" /></p>
<div>                                    <span style="font-size: large;">Cemal Uşşak</span>            Kasım 1990                    <span style="font-size: large;">Cahit Öney</span></div>
<div> </div>
<div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="font-family: Nimrod; color: black; font-size: 14pt;">NOT: YEN</span></b><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">İ NESİL isimli günlük gazetenin 9 Aralık 1990 Pazar günkü nüshası 10. ve 8. sayfalarında çıkan, Cemal Uşşak’la yaptığım sohbetden: [[ Musiki ile fiilen ilgim, 1949 yılında Milli Türk Talebe Cemiytinin musiki çalışmalarına katılmakla başladı. 1948’den itibaren yayın hayatına başlayan Musiki Mecmuası ile ligilenmeye başladım. Bu mecmua halen de yayınlanmaktadır ve benim irtibatım sürmektedir. Etem Ruhi Üngör Bey büyük bir azim ve gayretle mecmuanın yayınını sürdürüyor. Ben de elimden geldiğince kendisine yardımcı olmaya çalışıyorum.    Ben, daha ziyade musikinin edebiyatla olan münasebetleri üzerinde ilgilendim. Şimdi üzerinde çalıştığım konu da, “İslâmî Musikî Metinleri’nin Seslendirilmesi”dir. Bazı şeyler maalesef yanlış yerleşmiştir. Meselâ: Bizim meşhur Tekbîr’imiz vardır. Merhum Buhurîzade Mustafa Itrî’nin bestelediği söylenen.. Bir defa Itrî böyle bir beste yapmamıştır. Itrî, Tekbîr’ı o şekinde terennüm etmiştir. Başka şekillerde de söylenebilir. Ben bunun “Beste” olarak ifâde edilmesini şiddetle yanlış buluyorum. Başkaları başka şekilde de söyleyebilirler. Nitekim ben Kelime-i şehâdeti kendimce bir tertip üzerine ve tecvid kaidelerine riayetle söyledim. Bizim arkadaşlar da benimsediler.    Meselâ bir müezzin efendi Ezân-ı Muhammedî okuyor. “Aa, rast makamında” diyoruz. Ama unutmamak lâzım, o hiçbir zaman bir musiki formu değildir. Olamaz da..   Musikiyi bilmek de, Kur’an’ı usulüne uygun okumak için kâfî değildir. Tecvid bilmek lâzımdır. Tecvîdin Tefhim, Terkik, Medd, Vakıf.. bahislerini bilhassa öğrenmek lâzımdır. Hattâ mânâsını bilmek gerekir. Çünkü, Cehennemle ilgili âyetleri alçak sesle, Cennet’le ilgili âyetleri de hüzünle okumak câiz değildir. Mânâsını kabaca olsun bilmezseniz, buna nasıl riâyet edeceksiniz? Tahvîl-i edâ, Tahzîn-i sadâ gibi ince ve hassas konular var. Şimdi bu mevzu üzerinde çalışıyorum.    Maalesef, Dr. Suphi Ezgi merhum bu konulara vâkıf olmadığı için, kitabında büyük hatâlara düşmüştür. Bâzı hocalarımız, Tekbîr’i besteledi diye, onu, hâşâ tekfîr etmektedirler. Itrî Tekbîr bestesi filân yapmamıştır. Onun Tekbîr’i okuyuş tarzı ve üslûbu, zamânında, sonra gelen Müslümanlarca da benimsene benimsene de günümüze kadar gelmiştir. Ancak, Dr. Suphi Ezgi merhum gibi bâzıları onu beste olarak göstermişlerdir. Dr.Suphi Ezgi Türk musikisi nazariyâtı 3. cildinde, Ayete’l-Kürsî’nin bile notasını neşretmişti. Ve bestekârı olarak da Abdülganî-i Gülşen adını vermişti. Âyet-i kerîmeler asla bestelenemezler, serbestce ve sesle tezyîn ve tilâvet olunurlar.  Suphi bey merhum diyor ki, “Salât-ı ümmiye usûlüne uygun okunmuyor. Ben onu Vals (Semâî) usûlüne oturttum.” Böyle şey olamaz. Bir usûlle söylenecek diye bir şey yoktur. Be bunu bir tebliğimde de belirtmiştim. Burada bir tempo söz konusudur. İllâ da usûl aramaya kalkışılırsa, şu şu usullerin terkîbinden meydana gelmiştir, denilebilir. Ama böyle olacaktır diye bir kaide yoktur. (&#8230;&#8230;) Ben dinlediğimde muazzeb oluyorum. Salât-ı ümmiye’yi bir takıl sazlarla icrâ ediyorlar. Hanım sesleriyle ilâhîler okunuyor. Bunlar geçmişimizde böyle mi olmuştur?  Kadınlar kendi aralarında ilâhîleri okuyabilirler. Kadın-erkek muhtelit bir şekilde dînî muslkî icrâ edilemez.  Salât-ı ümmiye mâzîmizde udla, tanburla mı icrâ edilmiştir? (&#8230;) Dînî musikî korolarını kilise korolarına benzetmemek gerekir. (&#8230;&#8230;) ]] </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; margin: 0cm 0cm 0pt;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-       </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">(*) Münhasıran medd-i munfasıl’da, medd-i ârız’da, medd-i liyn’de Tevessüd yapılabilir; medd-i muttasıl’da, medd-i lâzım’da Tùl yapılabilir..</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"> </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">(**) Bir kısım müzikçiler şöyle îtirâz edebilirler: [[ “Tecvîdin; aynı harfde Tefhim ve Terkik sıfatları birleşemez” kuralından, Türk müziğinin çok-sesliliği (polifoniyi) kabûl edemediği sonucuna varıyor iseniz de, “Vişneli, kaymaklı dondurmam..” , “Çil horozum kayboldu..” gibi pekçok halk ezgisinin polifonik sunuluşları “Çağdaş Türk müziği” repertuarında yer almaktadır.?! ]] </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><u><span style="color: black; font-size: 14pt;">İşte cevâbım:</span></u></b><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">  Sözü geçen halk ezgileri, 24 perdeli ve eşit olmayan aralıklı İslâmî mùsıkî sistemine göre değil, eşit aralıklı (tanpere) ve 12 perdeli Batı müziği notasyonuyla tesbit edilip çoksesli hâle getirilmişlerdir. Bu sebeple, halkımızın dilindeki perdeleri tahrîf edilen bu ‘yapıt’lar bilimsel olarak aranjman olarak isimlendirilir ve aslà Türk mùsıkîsi eseri sayılamaz. Aslen karakalemle yapılmış bir tabloyu, bir çocuğun, renkli kalemlerle boyaması ile Çağdaşçıların Halk ezgilerimize müdâhalesi arasındaki fark, çocukların cehli ve Çağdaşçıların kasdı husûsundadır. Bu kasdın mâhiyeti; Cumhuriyet gazetesi 11.1.1957 tarihli nüshasında kayıtlıdır: “Devrim demek bir toplumun ekonomik üretim tekniklerinden, örflerinden, âdetlerinden, geleneklerinden tutun da en yüksek değerlerine, zevkine kadar her şeyin değişmesi, altüst olması, yerine yeni tekniklerin, kuralların, değerlerin konulması demektir.” Nurettin Şazi Kösemihal’in bu devrim tarifini Ercüment Berker, 1 Kasım 1957 tarih-117 sayılı Musiki Mecmuası’nda cevaplamıştır.</span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"> </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">(***) Marmara Üniversitesi’nde “Geleneksel Türk San’atı” konulu bir konferans veren <u>Prof.Dr.Glassie,</u> “Dünyada bana göre, gerçek ve güçlü kültüre sahip iki ülke var. Bunlardan birincisi Japonya, ikincisi de Türkiye’dir.” 1982’de İstanbul’a gelip Süleymaniye Cami’ini görüp ülkesine döndükten sonra Türkçeyi öğrendi, Türk kültürünü tanıdı. Geleneksel sanatların din öğesiyle gelişme gösterdiği konusuna dikkat çeken Prof.Glassie, “Sizin bütün sanat eserlerinizde aynı kültürü gördüm. Bu ortak kültür dinden, yani islâmiyetten doğmaktadır. <u>San’at dinin çiçeğidir.</u> ABD’de din çok zayıf. Bu yüzden geleneksel sanatlar da çok zayıftır” dedi. Prof., daha çok halıcılık ve çinicilik alanlarında araştırma yapıyor. (5 Temmuz 1994 Beklenen VAKİT gazetesi) </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"> </span></b></span></p>
<p class="MsoHeading7" style="margin: 12pt 0cm 3pt;"><b><span style="font-family: Verdana; color: black; font-size: 14pt;">Ek 21.05.2007 </span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">       “Kelime-i şehâdet” ve “salât-u selâm” </span></b><b><i><span style="color: black; font-size: 16pt;">seslendirme</span></i></b><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">lerimin notaları Musiki Mecmuası’nın Mart 1991 tarih, Nu.432 sayılı nüshası 19. sahîfasındadır. Bu 2 notaların üst bölümünde şunlar yazılıdır: </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">   [[[ KELİME-i ŞAHÂDET     Tecvîd kàidelerine göre seslendiren: Dr.Cahit Öney (12.3.1983) </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">        SALÂTÜ SELÂM     Tecvîd kàidelerine göre seslendiren: Dr.Cahit Öney (25.3.1983)  ]]] </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">19. nota sahîfasının altında şunlar yazılıdır: </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">  [[[ <u>ÖNEMLİ NOTLAR:</u> </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">1)      Kelime-i şehâdet ve Salât-ü selâm İslâmî ibâdet metinleri kadın ve çalgı olmadan, <u>yalnızca erkek sesleri için </u>seslendirilmiştir. Ve tecvîdin Tefhim, Terkik, Vakf, Medd kàidelerine uyulmuştur. Tenkîdini müzikçiler değil, tecvîd âlimleri yapabilir. </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">2)      Seslendirmeden önce aslà bir mûsıkî usûlü seçilmemiştir. Fakat, yaptığım araştırmada Kelime-i şehâdet’in 13/5/6 usûllerinden ve Salât-ü selâmın ilk 2 satırının velveleli Devrikebîr ilk ½  ; son 2 satırının da son ½’sine uyduğu ortaya çıkmıştır. Bu da, Türk mûsıkîsi usûllerinin ifâde kudretine bir delildir. ]]]     </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt;"><span style="color: black;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">  TELEVİZYONA DAVETLİ  İSLÂM ÂLİMLERİNDEN BEKLEDİĞİM : </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">             Sizinle berâber kimlerin bu açık-oturumda bulunacağını öğrenmeden dâveti kabûl etmeyiniz; dâvette, (sürpriz dâvetliler)le karşılaşdığınız takdirde oturumu terk edeceğinizi bildiriniz ve bu sözünüzde durunuz. </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;">              Telefonla gelen “kasıtlı, tuzak, gayrı ciddî, alenen cevaplandırılması edebe aykırı” bir-takım suâllere cevap vermeyiniz. </span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">               Bir dinleyiciniz olarak istirhâm ediyorum.</span></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="color: #ff0000;"><b><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">ÖNEMLİ İLÂVE :</span></span></b></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b><span style="color: black; font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">                                  Müzik bilimi serbestîsinden yararlanılarak yapılan BESTE ile Tecvîd kàidelerine riâyetle SESLENDİRME farklılığı; Site&#8217;mim TÜRK MUSİKİSİ ana-bölümünün &#8220;Bestelerimin Notaları&#8221; sahîfası alt kısmında 2 kaset ve &#8220;Önemli Not&#8221; başlıklı açtklamada sunulmuştur. </span></span></b></p>
</div>
<p><a title="" href="http://www.cahitoney.com/wp-content/uploads/2013/07/nota_Scan10004.jpg" target="" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" class="size-full wp-image-1849 aligncenter" style="border: 0px none; margin-top: 3px; margin-bottom: 3px;" title="nota_Scan10004" src="http://www.cahitoney.com/wp-content/uploads/2013/07/nota_Scan10004.jpg" alt="" width="550" height="" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.cahitoney.com/wp-content/uploads/2013/07/ertugrul_gazi_sogut.jpg"><img loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-1926" title="ertugrul_gazi_sogut" src="http://www.cahitoney.com/wp-content/uploads/2013/07/ertugrul_gazi_sogut.jpg" alt="" width="607" height="600" /></a></strong></p>


<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
