Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası Etkinlikleri – ESKİŞEHİR 06/09.05.1984

Son Güncelleme: Cuma, Temmuz 21st, 2017 | Kategori: KLÂSİK TÜRK ŞİİRİ| Etiketler:

     12.02.1984 Yeni Nesil (Ankara tha)
 
       Eskişehir'de her yıl 6 – 9 Mayıs tarihleri arasında yapılan, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası'nın anma programı belirlendi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, kutlamaların daha tesirli ve kalıcı olması gayesiyle sanat ve kültürel çalışmalara ağırlık verildi. Bu çalışmalar çerçevesinde, "gelin tanışalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz" dörtlüğünün işleneceği bir resim yarışması ile, Yunus Emre'nin şiirlerinden oluşacak, form, şarkı ve ilâhi türğnden beste yarışması tertiplendi.
Yağlıboya resim yarışmasına katılmak isteyenler, eserlerini 20 Şubat gününe kadar İzmir Resim ve Heykel Müzesi, 23 Nisana kadar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, 26 Nisan günü akşamına kadar da Eskişehir Güzelsanatlar galerisi müdürlüklerine teslim edecekler.
Beste yarışmasına katılacak olanların ise notalarını 2 Nisan 1984 günü mesaî bitimine kadar Eskişehir Kültür Müdürlüğü'ne göndermeleri gerekiyor.
Her iki yarışmada da mükâfat ve mansiyon alanlara 20 bin liradan 150 bin liraya kadar para mükâfatı verilecek. Mükâfat alan resimler Eskişehir Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergilenecek, besteler ise Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından seslendirilecek.    
 
30.04.1984 günü postacının getirdiği yazı ::
 
                                                   T.C.
                                      ESKİŞEHİR VALİLİĞİ                        ESKİŞEHİR
                                         Kültür Müdürlüğü                          27.04.1984
Şube: Kültür İşleri
Sayı: KÜL.MÜD.040.(26) – 796
 
                               Sayın Cahit ÖNEY
                               (Ev adresim)
 
       6 – 9 Mayıs 1984 tarihleri arasında kutlanacak olan "YUNUS EMRE KÜLTÜR VE SANAT HAFTASI" nedeni ile düzenlenen "Yunus Emre Beste Yarışması" sonuçlanmıştır. "Abdülkerim" rumuzu ile katıldığınız Güftesi "Sensin Kerim, Sensin Rahim" olan eseriniz II.lik ödülüne değer bulunmuştur.
       Bu nedenle İstanbul Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı elemanlarınca 9 Mayıs 1984 çarşamba günü saat 20.30'da Anadolu Üniversitesi gösteri salonunda vereceği konser ile aynı gün ve yerde yapılacak olan ödül dağıtım töreninde bulunmanızı rica eder, başarılı çalışmanızın devamını dilerim.
                                                                                      İmza
                                                                                 Hanefi Demirkol 
                                                                                 Eskişehir Valisi 
                                                                                          ve 
                                                                          İl Tertip Komitesi Başkanı 
 NOT: 
        Nail Kesova adına gelen yazı da aynı gün adresime geldi.
Sayı: KÜL.MÜD.054.(26) – 750      Yazının 2.ci paragrafı şöyle: "Dertli Dolap" rumuzu ile katıldığınız Güftesi "Araya araya buldum izini" olan eseriniz II. mansiyona değer bulunmuştur. Bu nedenle İstanbul Teknik Üniversiesi… (Bana gelen yazıda Teknik kelimesi unutmuşlar..)
 
        9 Mayıs 1984 Çarşamba sabahı, Topkapı Trakya garajından, AYAZ firması otobüsü ile hareketle 15.30'da Eskişehir'e vâsıl oldum. İlk iş olarak bu şehirde çıkan günlük Sakarya ve İstikbal gazeteleri ile haftalık Akbıyık Postası gazetelerinden aldım. Belediye otobüslerine binip şehrin hemen her tarafını gezerek vakit geçirdim. Saat tam 20.00'de, Vâlîlik dâvetiyesinde sözü geçen Anadolu Üniversitesi gösteri salonuna geldim. Güzel bir sahnesi, rahat ve sâbit koltukları var… Tahmînen 500 kişilik.. üniversite sinema kulübü istifâdesinde.. O geceki sinema ibtâl olmuş.. 20.10'da Dr. İrfan Doğrusöz ve ağabeyi geldiler. 20.20'de Haydar Sanal, Tülûn Korman ve herkes geldi. Eskişehir Kültür Müdürü Musa Yanık'a, Haydar Sanal'la birlikde müracaat ettik (Fikret Değerli de orada idi.) Nail Kesova'nın Suùdî Arabistan'dan gönderdiği telgrafın alındığını, ödül ve şildinin bana verileceğini, bu hususta sunucu Ayhan …'a da bilgi verildiğini söyledi. Bu arada Sadun Aksüt ile de konuştuk: "Eskişehir'de, bestelerin ilk değerlendirilmesinde eserimi başarılı bulduğunu, Devritùrân'a güzel bir örnek kazandırdığımı; o zaman, rümuz dolayısıyle merâkını gidermek için bandı açarak adımı okuduğunu ve arkadaşlarına da bildirdiğini; buna mahzur görmediğini, çünkü o sırada ön elemenin bitmiş olduğunu" söyledi.
Gösteri salonuna girdik. Perde açıldı. Bu 1.ci kısımda Tülûn Korman yönetimindeki koro Nihâvend eserler sundu. 1.Arel'in Nihâvend Peşrevi 2.Zülfün görenlerin.. ile başlayıp Süzüp süzüp de ey melek..le bitti. (Eserlerin üçünü; ikisi kız, biri erkek üç kişi solo okudu) Kanun taksîminden sonra Mâhùr eserler icrâ edildi. Eserlerin ilki Düştün yine bir şùh-i sitemkâre gönül vay, idi. Koronun teşekkülü: 2 Keman (Cahit Peksayar), 3 ud, 3 kanun, 1 tanbur, 1 kemençe..(İlâhîlerin okunuşunda, Hurşid Ungay da, mâdenî, akordlu kudümle iştirâk etti.)
Koro, bu 2 kısımlı konserden sonra sahneden çekildi. Kısa bir aradan sonra sahneye sunucu Ayhan …., Eskişehir Kültür Müdürü Musa Yanık ve ödülleri vermekle görevli bir kız çıktı. Kültür Müdürü Musa Yanık, beste yarışması hakkında etraflı bilgi veren bir konuşma yaptı. Ez cümle: "Kalıcı, kaybolmaz ve unutulmaz değerli eserler kazandıracak bir yarışmayı faydalı gördüklerini, bunun için Yunus Emre Beste Yarışması düzenlediklerini; 99 kişinin (120 beste ile) bu yarışmaya katıldığını; bütün eserlerin iyi olduğunu, hepsinin birinciliğe lâyık bulunduğunu" söyledi. Yarışmada birinciliğe lâyık eser bulunmadığını açıkca bildirmedi.
Bu konuşmadan sonra ödül ve şild verilmesine geçildi.. ÖDÜL DAĞITIMI: Sunucu Ayhan …., sondan başladı. Fakat "üçüncü mansiyon" yerine "üçüncülük mansiyonu"; "ikinci mansiyon" yerine "ikincilik mansiyonu", "birinci mansiyon" yerine "birincilik mansiyonu" diyordu!.. Üçüncü mansiyondan ilk okunan bestekâra (yâni 10 eser arasında sonuncu olana) Vâli Hanefi Demirkol ödülünü verdi, tebrîk etti, yanağından öptü!!!! Diğerine (üçüncü mansiyon alacak ikinci bestekâra) Vâli Muâvini Âlim Koçer, aynı şekilde ödül-şild verdi. II.mansiyon sâhibi Nâil Kesova'ya vekâleten dâvet edildim. Ödül, Eskişehir Belediye Reisi Sezai Aksoy tarafından verildi. Böylece, bestenin derecesi yükselirken protokolün (tebrîk edip ödül verenin) derecesi düşüyordu! Bu hatâyı yapan da Kültür Müdürü idi. Çünkü Ayhan … dereceyi ve bestekârın rumuzunu  açıklıyor, Kültür Müdürü de protokoldeki zevâtın adını anonsla, dâvette bulunuyordu. Sahneye sonuncu olarak dâvet edildim. Kültür Müdürü de "Anayasa Mahkemesi Üyesi ve Şâir Mehmet Çınarlı'yı ödülü vermesi ricâsıyle dâvet etti. 
Mehmet Çınarlı sahnede bana: "Bu tesâdüften bahtiyâr oldum; Arùzun Söylettikleri isimli kitabınızı hep okurum." dedi. Ben de, cevâben: Ödül alanla veren arasındaki bu yakınlığın, 40 yıllık 2 aruz şâirini bir araya getirmesinde, Yùnus Emre'nin rùhâniyetinin bir te'sîri olup olmadığını düşünmekteyim, dedim.
Bu ödül dağıtma törenini müteâkip kısa bir aradan sonra Tülûn Korman, korosu ile sahnede göründü. Sunucu Ayhan …, ıcrâ olunacak eserin makàmını, şiirini (ikişer, üçer) okuyordu. Anlaşılan, eserler; aldıkları derecelere göre değil de, aynı makamdan veya yakın makamlardan olduklarına göre gruplanıp sıralanmıiştı! Böylece 4-5 eser okunduktan sonra dinleyiciler îtirazlarını yükselttiler ve "Eserlerin bestekârlarının adını da bildirin!" diye seslendiler, haykırdılar. [Sunucu Ayhan …, 2 eseri bestekârlarını zikretmeden takdîm edip sahneden çekiliyor; sonra tekrar gelip 2-3 eseri anons ediyordu.] Sunucu Ayhan …, bu îtirazlara hiç cevap vermeden çekildi, eserler çalındı. Eserlerin tahmînen yarısı (5'i) böylece, bestekârları bildirilmeden çalındıktan sonra  sunucu Ayhan … tekrar sahneye geldiğinde şu açıklamada bulundu: "Bizde yalnızca rümuzlar mevcuttur; bestekârların açık kimlikleri bize verilmemiştir. Bu sebeple sâdece makam ve güftelerini okudum. Bunda hiçbir kasıt yoktur. Bu arada, şimdi anons edeceğim eserlerin bestekârlarının açık kimliklerini öğrendim ve sizlere de bildiriyorum." dedi. Sondan ikinci eser olarak benimki çalındı. Arada, bir kısım eserler solo olarak da icrâ olundu. (Nihâvend eserlerdeki ve bu ilâhîlerdeki 1-2 soloya, Korman, zaman zaman koroyu da iştirâk ettiriyordu.) Son olarak, Tülûn Korman: "Aramızdaki bestekâr, ses san'atkârı Dr.İrfan Doğrusöz'ü kendi 2 ilâhîsini bizzat okumak üzere huzurlarınıza dâvet ediyorum." dedi. Koronun devâm ettirdiği akord pest geldiğinden Dr.İrfan Doğrusöz, sık sık 1 oktav tizden okudu.
Eseler; Nihâvend ve Mâhùrlara nisbeten sönük icrâ olundu; koristler sessiz, çekingen idiler. Benim Uşşàk da duygulu ve coşkulu okunmadı; metronom işâretinden daha sür'atli idi. Usûl geçkilerinde 1-2 sâniye durulmadığından geçki mi yapıldı, yoksa usûl mü bozuldu; anlaşılmadı. Şartnâmedeki: "Koro tarafından icrâ edilecektir!" sözünü dikkate alarak; bir câmi'de değil de, bir sahnede icrâ edilecek (koral??) ilâhî tarzında bestelemiş ve Şef'e yorum hakkı/imkânı tanımışdım; geçki de bunlardan biri idi. 10 Eserin, bir provada bestekârlarına dinletilmesi çok faydalı olurdu ve ancak 1 saatte tamamlanırdı.   
09.05.1984'de Eskişehir Anadolu Üniversitesi gösteri salonundaki kapanışına kadar, Bektâşî sırrı gibi saklandiğindan bestekârların isimleri hiçbir gazetede çıkamadı. [Milliyet’in noksan ve hatâlı neşri hâriç..]
     
       Eskişehir Yùnus Emre Kültür ve Sanat Haftası etkinlikleri çok çeşitli olduğundan Tertip Komitesi'nin işi çok zordu:
a) Bakanlar ve diğer zevâtı dâvet etmek ve ağırlamak..
b) Yarışmalı Yağlıboya Resim sergisi..
c) Yùnus Emre Köyü'nde yapılan heykelin açılış töreni..
ç) Ahmet Kabaklı, Prof.Dr.Abdülkadir Karahan, Prof Dr.Faruk Sümer'in iştirâkıyle "Yùnus; Çağı ve Çağdaşları"  Açıkoturum..
d) Psikolog Rahmi Oruç Güvenç yönetiminde TÜMATA Topluluğu'nun konseri..
e) İmam Hatip Lisesi'nde düzenlenen ve Vâli Hanefi Demirkol, Senato (eski) Başkanı Tekin Arıburnu, Vâli Yardımcısı Âlim Koçer, İl Müftüsü Nizâmettin Şâhin, Millî Eğitim Müdür yardımcısı Fehmi Bildik ve basın mensuplarının iştirâkıyle yapılan, M.Aziz Bolel'in "Yunus Emre'nin Hayâtı ve Eserleri" konulu konferansı..
f) Anadolu Üniversitesi Gösteri salonunda TRT Tasavvuf Musikisi Korosu ("Bülbül Dede" diye anılan İsmail Doruk da ilâhî okumuştur.)
g) Yunus Emre Haftası dolayısıyla Arkeoloji Müzesi'nde defile..
h) 6 Mayıs Pazar günü (ilk gün) Yunus Emre Köyü'nde yapılan törenlerden sonra Âmir Ateş ve arkadaşları tarafından ilâhîler.. Saat 16.00'da Mihalıççık İlçe merkezinde gelinip orada da törenler yapıldı. Bu törenlerde Millî Eğitim Geçlik ve Spor Bakanı Vehbi Dinçerler, Vâlî Hanefi Demirkol, Eskişehir Belediye Başkanı Sezâî Aksoy, Mihalıççık Kaymakamı Hayrettin Altınok, Mihalıççık Belediye Başkanı Yılmaz Zeybek bulundular. Sonra Halk Eğitim Merkezi grupu ve Mihalıççık Korosu Yùnus'dan ilâhiler söylediler. Mihalıççık'da 2 de sergi açıldı.
       Bu geniş programın Eskişehir Valiliği uygulamasynda hatâ aramak insafsızlık olur.
 
       İstanbul'a dönüşten sonra, Haydar Sanal merhùmun verdiği bilgiler :
       [[90 bestekâr 130 ilâhî notası ile ve aynı rumuzla yarışmaya katılmıştır. Ayrıca; yanlış anlama netîcesi Yùnus Emre hakkında 9 şiir çıkmış olup bunlar yarışma*dışı kalmıştır. Şartnâmeye göre dereceler ve ödülleri şöyle idi: Birincilik ödülü: 100.000TL
İkincilik ödülü: 75.000TL  Üçüncülük ödülü: 50.000 TL  Birinci mansiyon: 30.000 TL  İkinci mansiyon: 25.000 TL  Üçüncü mansiyon: 20.000TL
Jüri Hey'eti: (Hepsi İstanbul Devlet Türk Musikisi Konservatuarı öğretim üyesi:) Haydar Sanal, Halil Aksoy, Necdet Varol, Sadun Aksüt, Saadet Güldaş (5 kişi). Bu hey'et önce Eskişehir'de toplamıştır. Rümuzlu 130 nota 4 grupa ayrılarak, seçicilerden ilk dördüne bölünmüştür. Bunlar, beğendikleri eserleri 5 kişilik hey'etin ortak tedkîkine getirmişlerdir. Benim "Sensin Rahîm, Sensin Kerîm" başlıklı ve "Abdülkerîm" rümuzlu bestem Halil Aksoy tarafından seçilmiştir. Hey'et, son değerlendirmeyi 16 Nisan 1984 Pazartesi günü Konservatuarda yapmış; 18.04.1984'de zabtı imzâlayıp Konservatuar Başkanlığına sunmuştur. Prosedüre göre oradan Teknik Üniversite Rektörlüğüne, Ankara'ya, Eskişehir'e gitmiştir. Şartnâmeye göre dereceye giren 6 eseri Nevzat Atlığ idâresindeki Devlet Türk Musikisi Korosu Eskişehir'deki (6-9 Mayıs) icrâ edecek iken Dr.Atlığ: "Biz sâdece klâsik eserleri icrâ ederiz" diyerek kabul etmemiş ve Tülûn Korman şefliğindeki Konservatuar Korosunun icrâsı kararlaştırılmıştır. Eskişehir'deki ön-elemede, notalar rümuzlu olduğu halde, sâhipleri jüri üyelerince biliniyormuş! ve yalnıca benimki, sâhibi meçhûl olarak Halil Aksoy tarafından görülüp seçilmiş. Bunu gören Haydar Sanal: "Bunun sâhibini de sorup öğrenelim de meçhûl kalmasın!" demesi üzerine sormuşlar ve bana âit olduğunu öğrenmişler!. "Hande" ve "Abdülkerîm" rümuzlu ilâhîler eş-değer olarak İkinci seçilmişler.Değerlendirmede Güldaş, edebiyatçı olduğunu söyleyerek pasif kalmış. Ben, Şartnâmede, "Koro tarafından icrâ edileceği" kaydını görerek bestemi, Şefe insiyatif veren koral tavırda yapmıştım (usûl ve yürüklük/gidiş değişiklikleri gibi..) Önce güfteyi seçtim. Vezni Müstef,ilün idi ve buna Devritùrân'ın evferimsi şekli prozodik yönden uygun düşüyordu. "Koro tarafından icrâ edileceği" Şartnâmede yazılı olduğu için, bir câmi'de değil de, sahnede, televizyonda ve Şef idâresinde, Koro tarafından icrâ edilecek karakterde bestelemiştim. Şiiri; "Yùnus Emre" Ahmet Kabaklı, 5inci baskı 1983 isimli kitabın 150nci sahîfasından (harfini dahî değiştirmeden) almıştım. [ Yuuunus unutmaaa buuu sözü / Allaaah’dan tutgıl sözü ] beytindeki "lah" hecesinde imâle var ve bu sebeple bu mısra' diğer mısra'lardan (parmak hesâbıyla!) 1 hece noksan.. Bu "vurgu imâleli" Birbuçuk (1 uzun+1 kısa) hece değerindeki okuyuşu besteye de yansıtmak (ve ayrıca 1 hece açığını kapatmak) için "laaah" hecesine "noktalı dörtlük" değer vermiştim. Bundan dolayı eser tek başına birinci olamamış!?! (Kanâatimce: Şartnâmede ödül sayısı 6, seçmek arzùlanan! 10 olunca..)     
Uşşak ilâhî (Notası bu web-site'mdedir)
Şiir: Yùnus Emre  Beste: Abdülkerim (Rumuz)  Usûlü: Devrituran (Darb usûlü geçkili)
Sensin Kerîm, Sensin Rahîm;
           Allàh sanâ sundum elim
Beste târîhi : 28.03.1984
 
Bu tarihlerde işyeri değişikliği meşgùliyetim de vardı: 01.05.1984 saat 15.00'de Haznedar Ömür Kliniği'nden ayrıldım, 15.30'da Erdem Yügen Kliniğinde çalışmağa başladım.
 
       Musiki Mecmuası'nda, Abdullah ÜÇOK müstear ismimle çıkan yazım :
 
                       " BESTE YARIŞMASI "  İSTİSMARI
                                                     Abdullah ÜÇOK
 
       Önce "yarışma"nın ne demek olduğunu bilmek gerekir!  Bir örnek verelim: Bir kuruluş 10 bin metre koşusu düzenlemiş ve birinciye 5, ikinciye 4, üçünciye 3 milyon lira ödül vereceğini ilân etmiştir.  100 koşucudan, tabiidir ki birisi yarışı önde bitirmiştir. İş ödül vermeğe gelince düzenleyiciler :      "Yarışı önde bitiren 40 dakikalık derece yapmıştır, birinciliğe lâyık görülmemiş, ikinci sayılmıştır ve birincilik ödülü kuruluşumuza gelir kaydedilmiştir" diyebilir mi?.. Dahası da var:  Bugün derece alanları açıkladık, ödülleri 6 ay sonra dağıtılacaktır!" debebilir m?..  Dahasının dahasıda var: 6 ay gecikmeli verilen ödül çeklerinin keşîde tarihleri de 1 hafta sonra olabilir mi?.. Bütün bu davranışlar yalnızca beste yarışmalarında görülür olmuştur!.. Bir kısım kuruluşlar kendilerini reklâm için bestekârları, kişilik ve titr sahibi jüri üyelerini ve millî mûsıkîmizi istismar etmektedirler. Bu davranışın örnekleri yıldan yıla artmaktadır.
       Yurdumuzda yanlış bir kanaat vardır: Haksızlığa uğrayanlar, haksızlık edenleri ve haksızlıklarını ifşâ ederse ayıplanır!.
       Bu durum tekerrür ettiği taktirde " d o s y a s ı n ı " kamu oyuna açıklamayı, en azından doğal bir gazetecilik görevi bileceğiz.
Konuya; müzisyenlerin haklarını korumayı gaye edinmiş kuruluşların da eğilmesini diler ve bekleriz.
                 ****************************** 
     Yakında(?) ziyâret kısmet olursa kabrinde ve (cehrî olmasa bile) okumak üzere, 28.04.1984 günü şu şiiri yazdım: (Vezni: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün)
 
     ————————————————————————– 
 
           YÙNUS EMRE'YE SESLENİŞ
 
Yùnus!.. Varıp huzùruna hürmetle bir daha;
Ettik hediyye rùhuna binlerce Fâtiha!..
 
Şi'rinle coştu, âb-ı hayât içti Türk dili;
"Şâir-velî" demek ne imiş gördü Türk-ili!..
Sensin cihâna Türk'ü ve İslâm'ı anlatan;
"Yanlış" bunun dışında yorumlar.. hayır, "yalan!"
Anlar satıhda Yùnus'u.. İslâm'ı bilmeyen;
İslâm önünde cân ü gönülden eğilmeyen!..
 
Her kim o çağda Ma'rifetullàh'ı istemiş;
"Hicret tariykı, ilmime tek çâredir!" demiş…
Hâlâ yaşar şu darbımesel: "Çok gezen bilir!.."
Hicretle buldu ilmini mürşid, velî ve pîr'..
Vardır Dımışk'a gitmene elbette bir sebeb…(1)
Celb eyleyen; Kasîde.. Busîrî midir aceb?..
 
Yùnus!.. Değişdi haylice kıymet-hükümleri;
Gel sorma milki, milketi, mihrâbı, minberi!..
Göz-yaşlarımdan_anla sükût eylesem de ben;
Islàhı-hâl için, ne olur, himmet_eyle Sen! :
 
       Baştâcıdır yalan, yeri yoktur hakıykatın;
          Dehrîler oldu hâkimi, bâzâr-ı san'atın!..
          Hep, "Kıt'a"dır sanıldı "Musammat-gazel"lerin;
          Tahrîf olundu kast ile bir bir mesellerin!..
          Neşrettiler "yapıt" para hırsıyla, kîn ile!
          Çıkmakta: "Kıblesiz ve kitapsız!" diyen bile!.. (2)
          Maymunlar_et-kemikten_ibâret bilir seni;
          Aklınca, sol fikirlere âlet bilir seni!..
          Açmış semâya avcunu mü'min duâ eder :
          "Yârabbi; âciziz.. bize halkeyle çâre!" der!..
          Bir yanda sol ve eylemi, bir yanda meskenet;
          Hâlâ nasıl da düşmedi girdâba memleket?!..
 
          Sen söyledindi: Kartalı vurduuu sinek yere; (3)
          Şaşmam: "Erik dalında üzüm var!" diyenlere!.. (4)
          Poyrazla kaynamakta ki kerpiç kazanları; (5)
          Vakt erse Kaf Dağı'ndan_atar taş kızanları!.. (6)
          Beyler biner tutup atı, yerler fakîr eti… (7)
          Deccal çıkınca ortaya sen gör musıybeti!.. (8)
          Âlimlerin amelleri boş!.. Zenginiz.. nekes!.. (9)
          Âhir zaman ki, halkımızın sabrı bir nefes!.. (9)
          "Er kalmamış!" desem yeri.. nâmerd olansa çok… (8)
          Kardeş değil, hasım.. savaşır şimdi açla tok!..
          Ördekle kaz, şiir gölünün oldu sâhibi; (11)
          Şerh eylemekte.. zındığı, dehrîsi, râhibi!..
          Genc-iii nihân anahtarı mânâ berâtıdır; (10, 11)
          Dal bahr-i aşka.. zübdesi rùhun necâtıdır!..
 
Yùnus Velî! Gel_eyle kabul arzıhâlimi;
Kabrin tavâf edip sana açtım melâlimi!..
Yalvar yakar bu kavme şefâat sudùruna;
Her dem Nebiyy-i Muhterem'in çık huzùruna!..
 
Yùnus!.. Varıp huzùruna kısmetse bir daha;
Etsem hediyye rùhuna binlerce Fâtiha!..
                                 28.04.1984
 
 VEZNİ: Me,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün
 
A ç ı k l a m a l a  r :
 
(1) Yùnus Emre'nin çağdaşlarını sayan bütün araştırmacılarımız, dikkatlerini Anadolu içine hapsederler. Halbuki Yùnus Emre, Kasîde-i Bürde s^hibi Busiri (1212-1296) ileaynı asırda yaşamışlardır. Benim tahmînime göre Yùnus Emre, Şâm'a, Kasîde-i Bürde'yi okuduktan sonra gitmiştir. Onu celb eden Şam'ın şekeridir, diyemeyiz.
 
(2) Sabahattin Eyüboğlu'nun YUNUS EMRE başlıklı, İstanbul 1972 tarihli yapıtı (Google'daki 1971 târîhi yanlış. Doğrusu: Dizgi ve baskı: Yelken Matbaası, İstanbul 1972  CEM YAYINEVİ) Sahîfa 19'dan: [[Yunus okur yazar da olsa çağının okur yazarlarına, mollalarına karşı savaş açmış bir insandır.]]  sahîfa 26’dan: [[ Nedir bizim Yunus’un inancı? (…..) kitapsız, tapınmasız, törensz, kıblesiz bir inancın adamıdır. ]] Sahîfa 44’den: [[ Bu bakımdan dervişler çağımızın existentialistlerini -varoluşçularını- uzaktan andırır. Sahifa 45’den: [[ Peygamber Tanrının sevgili kulları olan dervişleri görmek istemiş, toplandıkları eve gitmiş, kapıyı çalmış, açmışlar, kimsin diye sormuşlar kendisine, o da: Peygamberim, demiş. Koca peygamber bu kapıdan sığmaz, güle güle deyip kapıyı yüzüne kapamışlar. Uzaklaşırken, gökten bir ses: Ya Muhammet, vaz geçme, dön bir daha çal kapılarını demiş. Peygamber bir daha gitmiş. Kimsin diye sormuş dervişler. Bu sefer de ben Tanrının elçisiyim demiş. Öyle ulu kişi buralara sığmaz, hem bizim elçilerle işimiz yok, kapamışlar yine kapıyı. Çaresiz uzaklaşırken yine bir ses göklerden: Ya Muhammet, dön bir daha dene, demiş. Dönmüş Muhammet, bir daha çalmış kapıyı, açıp sormuşlar yine kimsin diye. Bu sefer Muhammet: Yoksulların hizmetçisi diye karşılık verince kapı sonuna kadar açılmış: Merhaba, hoş geldin, buyur, baş üzre yerin var deyip içeri almışlar. Muhammet aralarına oturmuş ve sormuş dervişlere: Sizler kimsiniz? Bizler kırklarız, birimiz neysek hepimiz oyuz, demiş dervişler. Öyle olduğunuz ne malum? siye sormuş Peygamber. Birimizden kan aksa hepimizden kan akar demişler. Bunu gösterebilmeniz gerek, demiş Muhammet. Bunun üzerine bir derviş bıçağıyla kolunu yarınca hepsinin kollarından kan akmaya başlamış. Bu sefer peygamberi imtihan etmek sırası dervilere gelmiş. Önüne bir üzüm tanesi getirip: Ey yoksulların hizmetçisi, bunu bize bölüştür, demişler. Peygamber şaşırmış kalmış, hey Allahım, bir üzüm tanesini kırk yoksula nasıl dağıtırım diye düşünürken, Tanrı Cebraile: Tez yetiş, demiş, nurdan bir çanak al cennetten, sevgili Muhammed’ime götür; üzüm tanesini o tabak içinde ezip şerbet yapsın. Muhammet nurdan çanakta üzüm tanesini ezip üstüne su katmış ve dervişlere sunmuş. Dervişler bu şerbetten içip sarhoş olmuşlar ve Muhammed’i de aralarına alıp dönmeğe başlamışlar. Dönerken Muhammed’in başından sarığı düşüp dağılmış. Dervişler bu sarığı almış, kırka bölüp bellerine sarmışlar. Bu güzel efsane dervişlerin halk gözünde (…) ]] NOT: Eyuboğlu'nun "efsane" dediği bu konu için; bu web-site'min Yùnus Emre özel bölümüne bakınız.
3)  Yùnus Emre: Bir sinek bir kartalı kaldırdı vurdu yere
4)  Yùnus Emre: Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü
5)  Yùnus Emre: Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım
6)  Yùnus Emre: Kaf Dağı'ndan bir taşı şöyle attılar bana
7)  Yùnus Emre: Görün beylerin merdini, binmişler birer ata / Yediği yoksul eti, içtiği de kan olısar
8)  Yùnus Emre: Yâni az kalmış erden, elini çekmiş şerden / Deccal kapıser yerden, âhır zamân olısar
9)  Y. Emre: Dânişmend okur, tutmaz; derviş yolun gözetmez / Bu halk öğüt işimez, sabrı bir zaman olısar 
10) Yùnus Emre: Mânâ berâtın aldık uş yine elimize
11) Yùnus Emre: Bir genc-i nihAndır, câhil ne anlar bunu / Nice ördek nice kaz dalalar gölümüze
(Visited 28 times, 1 visits today)

İlgiliMakaleler:

  • İlgili Makale bulunamadı!..


RSS 2.0 ile yeni eklenen yorumları takip edebilirsiniz. Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.