Etiket: Türk Dil Kurumu’nun tasfiyeciliği

• Cuma, Temmuz 21st, 2017

TÜRK DİL KURUMU  ve  ANAYASA SUÇU 

      
                             
                         Sahîfa 9
Anayasamızın 3 üncü maddesi: …Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı, al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

“Türkçe”; “Türklerin konuştuğu dil” demektir.

“Türkler”, I- Yurt içindeki Türkler, II- Yurt dışındaki Türkler olmak üzere iki grupda mütâlâa edilir. Yurt dışındaki Türkler de iki grupdur. A- Almanya, Belçika, Avustralya.. ya Türkiye’den gidip yerleşmiş Türkler        B- Türk Cumhuriyetlerinde: Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan… Cumhuriyetlerinde / Devletlerindeki Türkler. (Bunlar; milleti bir, devleti ayrı Türkler olarak anılırlar ve bizimle ortak vasıflarının başında  DİN BİRLİĞİ  ve DİL BİRLİĞİ  gelir!.)

Türk Dil Kurumu’nun ana vazîfesi, yukarıdaki sınıflandırmalar ve târifler dikkate alındığında şöylece ifâde edilebilir: 1)   Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki vatandaşlarımızın, yabancı devletlere çalışmak için gidip oralarda yerleşmiş Türklerin ortaklaşa kullanagelmekte oldukları (kelimeleri, ıstılahları, mefhumları) tasfiyecilikle katledip, yenilerini uydurmamak.. Misâller: Tanı (teşhis), tanık, gereksinim, çalıştay, çağdaş (muâsır, asrî), koruma (muhâfız), alkollü (sarhoş), hayat kadını (fâhişe), işlev, giysi, görkem, yaşam, gizem….2)   Yurdumuzdaki vatandaşlarımızla Türk Cumhuriyetlerindeki Türklerin (60 yıl önce, 40 yıl önce, 20 yıl önce ve şimdi) ortaklaşa kullandıkları (kelimelerin, ıstılahların, mefhumların) envanteri ve ilmî DEĞERLENDİRİLMESİ Türk Dil Kurumu’nca yapılmalı, neşredilmelidir. (01.01.1937 – 30.10.1938 târihleri arasında neşredilmiş a) ATATÜRK’ün nutuk ve beyânâtı, b) Ulus Gazetesi taranarak “kullanılan kelimeler” tesbît edilmeli ve ilgilenenlerin inceleme yapabilmesini temin için de satışa sunulmalıdır.)

        Benim düşünceme göre; Türk Dil Kurumu’nun TASFİYECİLİĞİ netîcesi olarak T.C. vatandaşları ile Türk cumhuriyetlerindeki Türklerin ortaklaşa kullandıkları kelime sayısı azalmış ve dilimizin “TÜRKÇE” olmak vasfı kaybettirilmiş,  “TÜRKİYE TÜRKÇESİ” durumuna getirilmiştir. TBMM’nin bile yapması yasak olanı son 60 yıl içinde TDK yapmış; Anayasamızın 3 üncü maddesi “DİLİ TÜRKÇEDİR.” hükmünü “DİLİ TÜRKİYE TÜRKÇESİDİR.”  şeklinde tagyîr etmiştir.

TDK’ndan beklediklerim:Muhterem Prof. Dr. Osman Fikri SERTKAYA‘nın ve benim, 

üzerinde durduğumuz hususlar [[ 1) Tasfiyecilik-dilde ırkçılık
 
(dilkırım) 2) İmlâ kàidelerini geliştirmede kasdî ihmâl (Yurdumuzda, hiç Arapça bilmeyen bir Türk çocuğu, yaz aylarında kursa giderek, Kur’ân-ı kerîm’i hatâsız okumayı öğreniyor ve buna mukàbil, yüksek tahsil yapmış olsa bile Türkçe bir metni doğru okuyamıyor?) 3) Atatürk; 24 Ağustos 1936’dan îtibâren “ulus, ulusal” gibi kelimeler yerine “millet, millî” kelimelerini kullanmış iken, buna uymamanızın sebebi nedir? 4) TDK; M.A.ERSOY’un üzerinde durduğu “Zevk-i millî” yerine, Prof. Dr. O. F. SERTKAYA’nın  tesbîtine göre Lenincilerin, Enver Hocacıların, Maocuların, nurcuların ideolojik görüşlerini temsîl eden bir kadro oluşturmuştur? ]] iken; âmirlerinizin ve halkımızın dikkatlerini “terimlerin Türkçeleştirilmesi” ve “yabancı dilde tabela” gibi ikinci, üçüncü derecede konulara  çekmek teşebbüslerinize lûtfen son verip, sadede geliniz..            

Bu konuda yazdığım beyitlerden:

   Sağnak mı, sağanak mı?.
 
  İstanbul 1900 doğumlu annem, “sağnak” derdi.
 
  Mehmet Akif ERSOY‘un “Çanakkale Şehitleri“nden:
         Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
         Boşanır sırtlara vâdîlere sağnak sağnak!..
              VEZİN: Feilâtün(Fâilatün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)
  
  70 yıl önce DERE şarkısını şu güfte ile okurduk:
          -Söyle bize güzel dere
          Saf suların nerden çıkar
          Nereleri okşar, yıkar
          Ya gittiğin mahâl nere
  -Dağlar başı doğduğum yer
  Aslım, neslim bulut, sağnak
  Beşiğim bir berrak kaynak
  Hep çiçekler onu örter
Bu okul şarkısı hakkında notlar:
1- Güftenin birinci bölümünde dereye sorular soruluyor ve ikinci bölümde dere soruları cevaplandırıyor. Bu güfte, kişileştirme veya kişileme san’atına (=Teşhis san’atna) güzel bir örnektir. 
2- Kompozisyonun güfte-usul uyuşumu yönü ise birimci bölümde şöyle tarif edilebilir: teketekââ (Söyle bize)   (1+1+1’+2) veya düümtekââ (2+1+2) Türkaksağının versiyonları..
   
   Uydurma dil vazîfesin_el-hak başardılar;

   Oğlumla gör ki anlaşamam.. terceman gerek!..

     ……..07.04.1986  Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün………………………………………….

   Yalnızca dildi geçmişi âtîye bağlayan..

   Bir milletin bekàsı kıdemden nasîb alır!..

      …….07.04.1986  Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün …………………………. 

   “Dünya” denmekte iken “dünyâ”ya;

   “Hâtırâ” denmededir “hâtıra”ya!..

       …….Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa’lün)……………………………….

   Dil_inkılâbı değil.. ihtilâl, anarşi bilin;

   Silindi milletimin bir nesilde hâfızası!..

          …..Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa’lün) 

   “Dil_annemin sütüdür!” dedi iftiharla babam;

   Yalancı emziğe döndüler bugün.. ne acı!..

      …….Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa’lün)……………………………………………

   Bühtân edip bu millete, mâzîyi redd ile;

   Dil, mùsıkî ve an’ane uydurdular.. yazık!..

     ……….Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün ………………………………………………….

   Dedem bıraktı kütüphânelerde bunca eser;

   Lisânı başka!.. Değiştirdiler benim dilimi!..

                      ….Mefâilün feilâtün mefâilün feilün …………………..  

   Kim yaptı, neden, kasdı ne “elbîse”mi “giysi?..”

   Dersem yeri mùcid beyin idrârına: “siysi!”

       …….Mef,ùlü mefâîlü mefâîlü feùlün ………………………………………………………..                     

   Ben de yaptım özenip dilmaça “Harfendâz”ı;

   Beğenirler mi acep bilmiyorum: “Tilcikatar!..”

       …….Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün(fa,lün)……………………………………….

   Bâkî’yi, Nâilî’yi bırak.. Âkif’in dili

   Tahrîb edildi.. mahvına milletçe ağlayın!..

       ……..Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün……………………………………………………..

   Bir demir leblebi ağzında bu neslin dolaşır;

      Takma dişten de beter.. takma dilin lezzeti yok!.. 

                   ….Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)………………………………….

   Vermiş zarar.. çelikten_anahtar bu alfabe..

   Eyler sükût.. aşındı “som_altın kilit” dilim!..

        …….Mef,ùlü fâilâtü mefâilü fâilün……………………………………………..

   Denirdi: Fâhişe.. denmektedir: Hayat kadını!..

   Bozuldu an’ane.. mefhumla oynamak, kasdî!..

      …….Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa,lün)…………………………………………..

   “Birliktelik”: zinâda buluşmuş hanımla bey..

   “Metres hayâtı” – “aşk yaşamak?” aynı şey!..

      …..Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün…………………………………………………………….

   Istılahlar da değişmiş.. bu devir, böyle devir!..

   Oldu “isyan”: “yürüyüş”.. “sarhoş”a “alkollü” denir!..

      …….Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa,lün)……………………………………                                 

   Kârhâne vergi verdi mi “kudsal kazanc”ı  haaa?..

   Sığmaz mukaddesâta tasallud lâikliğe!..

      …..Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün……………………………………………………………………       

   İslâmı, mùsıkî, dili tahrîbe tek sebep;

   Mâziyle irtibâtımı kesmek düşüncesi!..

          ….Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün…………………………………………………….

   Bilmem, nasıldı Türk dili imlâ kuralları?..

   Dostlar!.. İrâde “milli” mi, “millî” mi?.. Söyleyin!..

      ….. VAKİT 23 Nisan 2008’de M.Emin Kazcı “millî irade”yi “milli irade”

      şeklinde yazmış.  ……….Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün………………………………….. ……

   Dilimizden çekip_attın “de”leri;

   “Di-li geçmiş” “Ti-li geçmiş” oldu!..

          …..Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa,lün)
                          ………………………………………………………………….
 
                  “Sunucaz!” der, “olucak!” der spiker;

    Dile her gün vuruyor bir hançer!..

           …..Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa,lün)………………..

              

    Birbuçuk ses daha tiz durma da îcâd oldu;

    Spiker salya-sümük son veriyor cümlelere!..

     …. Cümlelere durağın 1,5 ses tizinde ve uzatarak son veriyor……..

                                       …….Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa,lün)                        ………………………..

NOT: TDK yetkililerinin şu 2 tâlî husùsa dikkat buyurmalarını istirhâm ederim: Tenkidlerim, 20-25 yıl önce başlamıştır. Bu hususda emeklerim; yazdıklarımda art düşünce aranmamasını gerektirir ve millî vazîfelerim arasında olduğuna inanmaktayım.

 

============================================

 

       İmlâ kàidelerimizin kifâyetsiz oluşu, telâffuz hatâlarına yol açmaktadır. Telâffuz hatâlarından bâzıları aşağıdadır:                  

Yanlış telâffuz örnekleri :                             

Aaadem-i merkeziyet değil, adem-i merkeziyet

aaadem-i merkeziyet değil; adem-i .. 14.12.2005 TV-7 23,30 Bir Prof.

Âaahiii Evran değil, Âaahi Evran değil; Ahîîî Evran (ahîîlik)..

Aaasaaa değil, aaasa değil; asaaa..

Allah’ım=Ben Allah’ım; <allahım=ey m=”” span=””> [Türkiyem, İstanbulum gibi] > </allahım=ey>

<allahım=ey m=”” span=””></allahım=ey>

<allahım=ey m=”” span=””></allahım=ey>

<allahım=ey m=”” span=””></allahım=ey>

Azemiii değil, aaazamiii

Ahiret havayolları değil, “Aahiret …..” 31.10.06 08.25 HaberTürk spikeri

akààbinde değil, akabinde

Anka kuşu değil, Ankaaa kuşu. (Ankà) (26.05.2008 13.13 TGRT)

Anka kuşu değil, Ankààà kuşu (TRT-2    31.07.08) TDK neredesin???…  

Âsaf Halet Çelebi değil, Â. Haaaalet Çelebi (TRT-2   05.12.2006  22.30)

âsayiş değil, âsaaayiş

Aviiize değil, aaavize değil; aaaviiize..  

Âyân et değil, “ayân et” (TRT-4   14.06.2006   16.05)

Azarbeycan değil, AAAzerbaycan…

bakaya değil (TRT-2  06.07.2008  11 :09) bakàààyàaa 

bâkiye kalan yanlış; doğrusu: bakıyye..

beyaz leblebi değil, “sakız leblebisi” 31.10.06   İnternethaber

bilmecbur değil, bilmecbùriye (25.03.2010 TRT) 

Davut Paşa değil, Daaavut Paşa(Daaavùd Paşa)..

Ekonomi: “k” harfi kalın(“eküonomi”gibi değil, “ekuonomi” gibi..)

Encümen-i daniş değil, daaaniş

Fasıklara değil; faaasıklara (31.05.2009)

Hacettepe değil, Haaacettepe..

Haaakem değil, hakem    Tv’ler  23.03.2010 13.10 

Hâtıraaa değil, hâtıra..

Hâtırât (hâtıralar) ; Hâtırâtı (hâtıraları) 

Hazret-i Âliii değil, Hazret-i Aliii..

Iğrak değil, Iraaak..

Iràk’da ölen kamyon şöförleri VARİSlerine değil, VAAARİSlerine..

iştah değil, iştihâ(iştihaaa)

Kadir-i mutlak değil;kaadir-i mutlak (TV“irticâ târîfi oturum” prof. bayan)

kahir çoğunluk değil, kààhir çoğunluk (Târihçi E.A.)

Kararı değil, karaarı..

Kur’ân-ı haaakim değil, Kur’ân-ı hakiiim (3/4.04.2006)

Lâââik değil, lâik.. ( “a” harfi uzatılmadan kısa ve ince okunacak)(*)

(*) “lâkırdı” kelimesinin ilk hecesi gibi..

28.04.2008 TRT-4’de, öğleden önce, bir profesör: “Âyînesi işdir kişinin, lââfa bakılmaz” mısraındaki “lâfa” kelimesinin ilk hecesini kısa okumuştur!..

Maaakam değil, “makaam” TV-D 12.04.07 A.Ö.

Maaakamsal değil, makamsal  (18.04.2009 NTV’de bir program)

makanizma değil, mekanizma

“mânen ve madden değil; doğrusu: “mânen ve maddeten”

Marul değil, maarul.. İstanbullu maaarul der !..

Maaasuniyet değil, masuuuniyet…. masuuun

meşaaale değil, meş ‘ ale 

Minârenin aaalemi değil ; minârenin alemi  (22.03.2006 TV TGRT (fırtına..)

Mısraaaı değil, mısraı..

Musallâââ mı, musallààà mı?? 2010 Kasım ayı 2. haftasında bir gece HaberTürk TV Teke tek misâfiri bir ilâhiyat fakültesi hocası, defâlarca “musallâââ, musallâââ taşı” dedi. İtiraf edeyim ki ben; Sultânü’ş-şuarâ Bâkì merhùmun beytini: “Kadriniii seng-i musallààda bilip ey Bâkì / Durup_el bağlayalar karşına yâran saf faf” diye yıllarca saf saf (=sâfiyâne) okuyup durmuştum!!!..    

Nâimâ değil, Naiiimaaa

Oparasyon değil, operasyon

organizesi yanlış; doğrusu: organizasyonu

pervasız değil, pervaaasız

Pileki değil, pilââki..

Rakım değil, raaakım..  (yükseklik)

Rakım Efendi değil, Raaakım Efendi  (TRT -4 19.4.2005 18.30 bir edebiyatçı..) 

Sahaaa değil, saaahaaa değil; Saaaha..

Taaarikat değil, taaariiikat değil; tariiikat..

Tahin değil, taaahin..

taviz değil taaaviz

tebaa değil, teb’a (Târihçi E.A.)

Tebdil-i havada ferahlık var : Tebdiiil-i havaaada ferahlık var

tefriiika değil, tefrika 

Türkî Cumhûriyetler yanlış; “Türk Cumhûriyetleri” doğrudur.

Yahya Kemal değil, Yahyaaa Kemaaâl

Yanlışlar: Kefâl, kefale, kefali; Doğrusu: Kefal, kefala, kefalı

Yanlışlar: vakàà, vakààsı; doğruları: vak’a, vak’ası

Zülfikâr değil, Zülfikàr..  ( “k” harfi “kaf”dır; kalın okunur.)

Peyami Safa değil (20.11.2007 TRT-2); Peyaaamiii Safaaa

 

TÜRBAN – SIKMABAŞ – HOTOZ terimleri kakkında: 1931 yılında Küplüce (Beylerbeyi) 43. İlkokulunda ve 1934’de Beylerbeyi 27. İlkokulda (Halen Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü) Müdür Adil Bey zamanında öğretmen olan Adeviye Hanım (Anneme de hocalık etmiş) başı örtülü olarak ders verirdi ve türbanlı değil de, sıkmabaşlı olarak anılırdı. Diğer yaşlı kadınlar da, İstanbul’a gidecekleri zaman aynı şekilde boyunlarını örterlerdi. Hâlen; eski Beylerbeyli, 80 90 yaşlarında 2-3 hanım kalmıştır; onlar da alınlarının ortasında düğümledikleri yemeni ile başlarını örtüyor.

 1930 – 1942 yıllarında Beylebeyi Ortasokak’da Vâsıf Beyin üvey annesinin adını bilmez; “hotozlu hanım’’ diye anardık. Başında fes ve üzerinde örtü vardı. Atatürk’ün sağlığında bu şekilde başını örtenlere resmî dâirelerde, kamusal alanlar(?)da karışan, yasak koyan olmazdı.        

——————————————————————————                             

(1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 3 üncü maddesi:

Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanunlarda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî Marşı “İstiklâl Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

BU MADDE HAKKINDA “KİŞİSEL” YORUMUM :

T.C. Anayasası 3 üncü maddesinde sözü geçen “TÜRKÇE”, “TÜRK BAYRAĞI” ve “İSTİKLAL MARŞI”mız, hepsi de AYNI DEĞERDE  ve Anayasamızın, “DEĞİŞTİRİLEMEZ” saydığı değerlerimiz arasındadır. Bu hususta hiçbir tereddüd olmadığını kaydettikten sonra, şu “kişisel” analizimi sunuyorum:

T.C. Anayasası 3 üncü maddesinde 3 millî değerimiz zikredilirken yapılan sıralama, anayasa gerekçesinde açıklanmış mıdır, inceleyemedim; bir tesâdüf eseri midir, yoksa bir düşünceye mi dayanmaktadır?..  “Eşit değerde” olduklarını kabûl ettikten sonra, genel olarak düşünürsek, sıralamada şu kriterler/faktörler sıralanabilir: a) Alfabetik öncelik, b) Kıdem önceliği, d) Yurdumuzda ve dünyâda yaygınlık..

Alfabetik önceliğin dikkate alınmadığı bellidir.. “Kıdem önceliği”nde “Türkçe” başta gelir. “Yaygınlık” faktöründe de “Türkçe” puan alır. Netîce olarak; “T.C. Anayasası’ndaki “Türkçe”, “Türk Bayrağı”, “İstiklâl Marşı”mız sıralamasında, KIDEM faktörü dikkate alındığında, isâbet vardır. Nitekim; “KIDEM”i esas alarak, Türk Silâhlı Kuvvetleri’ni de; Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri diye söz konusu ediyoruz. Dediğim gibi, bunlar, şahsî mülâhazattandır.      

(2) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 4 üncü maddesi:

Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

(3) [Zeyno Baran’ın ilgililere gönderdiği “Hudson Enstitüsü Türkiye Çalıştayı” başlıklı davetiyede…]  22.06.2007 tarihli ZAMAN’da Tamer KORKMAZ’ın yazısından..  

                              *  *  *  *  *  *  *  *  *

İlgiliMakaleler:

  • İlgili Makale bulunamadı!..