Hastanede Başıma Gelenler 19.10.2014 Ek’i :

Son Güncelleme: Cuma, Temmuz 21st, 2017 | Kategori: Prof. Dr. Recep AKDAĞ| Etiketler:  | Tags: , , ,

 

Muhterem Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Recep AKDAĞ,

 

Muhterem Sağlık Bakanımız Dr. Mehmet Müezzinoğlu,

26 Temmuz 2005 Salı akşamı; bir haftadır kabızlık çektiğimi, ağrı/sancı olmamakla birkikte karnımın gazlarla şiştiğini, vücùduma yayılan zararlı madde ve toksinlerle solunum güçlüğünün günden güne artıp kalp atışlarımın da bozulmuş olduğunu dikkate alarak, kalın bağırsakta tıkanma teşhîsimle hemen ikàmetgâhım karşısındaki Vakıf Gureba Hastanesi'ne mürâcaâta karar verdim. Şuùrum açıktı; fakat nefes darlığı, halszlik, aritmi mevcuttu. Ertesi 27 Temmuz Çarşamba sabahı 08.30`da Aksaray Vatan Hastanesi`nde Ayakta Direkt Batın Grafisi çektirdim. Muhterem meslekdaşım Rad.Dr.S.B.`nin raporu aynen şöyle: Tarih : 27.07.2005 ABD Transvers kolonda gaz distansiyonu ve her iki fleksurada seviye imajı görülmüştür.

Diafrağmalar altında serbest hava izlenmedi.

27 Temmuz 2005 Çarşamba saat 09.00`da, Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi Âcil Polikliniğine vardım. Elimde röntgen filmi olduğu için, sıraya tâbî tutulmadım ve hemen nöbetçi hekimin karşısında idim. Meslekdaş olduğumuzu söyledim. Beyazlara bürünmüş genç doktor hanım, filmi görüp raporu okuyunca, derhal; nazogastrik sonda (burun-mide sondası) takmağa çalıştı. Bundan; 50 küsur yıllık tecrûbeli bir meslekdaşı olarak: âcilen ameliyâta alınacağım herhalde diye düşünerek sevindim. Fakat sonda genzime çarptı, canım yandı, çırpınınca doktor hanım: doktoru böyle yaparsa.. dedikten sonra, önündeki deftere yazarken, yazdığını yüksek sesle tekrarlayıp bana işittirdi: (Nazogastrik sondayı tolore edemedi.) 1 tüp lavman vererek beni, âcilin paravanla ayrılmış bölümünde bir sedyeye yatırtdı. Lavman bir sonuç vermedi. İlgisiz ve sorumsuzca saatler geçirildikten sonra, akşam saatlerinde 2. Cerrahi Kliniği’ne yatırıldım. Âcilden 2. Cerrahi kliniğine (akşam saatlerinde) yatırıldığım; Hastaneden ayrılırken verilen Op.Dr.M.A. imzalı (ve örneği aşağıda) epikrizde aynen kayıtlıdır. Sağlığım gittikçe bozuluyordu. Ertesi 28 Temmuz 2005 Perşembe günü… Duşlu, tek yataklı bir odaya nakledilmiştim… Benim sezdiğim; cerrahî kliniğince, bir an önce ameliyathaneye alınmam isteniyor, buna karşılık yoğun bakım ünitesi hekimleri, (ADB filmini tekrarlatmak, teleradiogafi çektirmek gibi sebeplerle) geciktiriyordu. Kızılay`dan 2 torba da kan alındı!.Perşembe günü öğlen sıralarında klinik şefi (adını öğrenemedim, 2 gün boyunca yanıma bile yaklaşmadı) odaya girdi ve erkek hastabakıcıya, yüksek sesle emir verdi: Yarın ameliyat olacak.. Karın bölgesini tıraş et, bir tek kıl bile kalmayacak! Burası hem (eğitim) hem de (araştırma) hastanesiydi; inşallah yarın beni kurtaracaktı!.. Fakat yoğun bakım??.. Perşembe gecesi bekledim; kimse gelmeyince, son gücümü kullanarak, karın bölgemi kendim tıraş ettim!..

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. K. K. ; Ekokardiyogafi istedi.

Bu hastanede sıra beklemelerle işin uzadığını görmüştüm; sırtımda pijama, ayağımda terlik, eşimin yardımıyla gene Aksaray Vatan Hastanesine gittim. Uzm. Dr. M. P. imzalı uzun rapordan bölümler:

Tarih 29.07.2005 Adı Soyadı Cahit Öney Yaş: 79 SONUÇ: Sol ventrikül bölgesel duvar hareket bozukluğu. Aort ve mitral kapakta dejeneratif değişiklikler. Hafif triküspit yetersizliği. Ciddi derecede pulmoner hipertansiyonu. Orta derecede mitral yetersizliği. Genişlemiş sol atrium. Hafif/orta derecede bozulmuş sol ventrikül sistolik fonksiyonu.

Haftanın son normal çalışma günü Cuma da böyle harcandı!.

 

T.C. Sağlık Bakanlığı Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Cerrahi Kliniği`nde 30 Temmuz 2005 CUMARTESİ günü TRAJEDİ!.

 

[ Önce anlatayım.. değerlendirmesini sonra yapacağım!.. ]

 

Mevsim: İzin ve plaj mevsimi.. Gün: Cumartesi (Hafta tatili!) Vakit: Öğleni çoktan geçti.. (Yoğun Bakım) ameliyatıma izin vermiyor. Havâle edilmiş durumdayım: melekü`l-mevt`e havâle!.. Zâten yaş da 79 … İleus hastalığını raporlu röntgen filmleriyle Çarşamba günü tesbit ettikleri hâlde, Cumartesi gününe kadar ameliyat yapmayalar, bu gece veya yarınki Pazar günü öleceğimi bilecek bilgi ve ihtisas sâhibi kimseler… Bu tutumlarının “bilimsel!?” îzâhı şu olabilir: Burası araştırma hastanesi ya.. İleusdan ölümüm yaklaşdıkca kan bulgularımda, röntgen filmlerimde, kalp elektrolarımda, solunumumda, reflekslerimde.. ne gibi patolojik değişiklikler olduğunu gözlemleyip tesbît edecekler ve asistanlarının eğitiminde kullanacaklar..

Saat 14 sıralarında iki oğlum ziyâretime geldiler. Sonradan öğrendiğime göre, hekimim Op.Dr. M.A.; refâkatçi refîkama şunları söylemiş: [Ameliyat sonrası bakımı, hastanemiz yoğunbakımı kabul etmiyor. Ameliyat ederiz; ambulansla, baygın halde Çapa veya Cerrahpaşa`ya göndermek de mümkün. Fakat, onların yoğun bakımları da, dolu olduklarından kabul etmiyorlar.. Yoğunbakım üniteleri müsâit olan …. veya …. Özel hastanesine götürün!.] Müdâvî hekimim, benimle elinden geldiğince uğraştı, elinden ne gelir?.. 2. Hariciye şefinin, narkozcuların, yaşlı bir meslekdaşlarını ölüme terk etmelerinin sebebini, 3 yıl düşündüm; bir türlü bulamıyorum. Sakallı? olmaktan başka ne kusùrum vardı? NOT: Fotoğraf, 04.08.2005 Perşembe günü Amerikan Hastanesi'nde çekilmiştir.          
 
 
 
Beni terk eyledi hastâne de 4 gün ecele;
Bakanım yok.. ileus'dum.. kovalandım özele!..
VEZİN: Feilâtün feilâtün feilâtün feilün
 
 
 
 
Merhum Uğur MUMCU'nun bir şiirinden:
 
SESLENİŞ
Ölümcül hastaydık
Bağırsaklarımız düğümlenmişti
Hipokrat yemini etmiş
Doktor kimlikli işkencecilerin elinde
Öldürüldük acınmaksızın
Uğur MUMCU ( 1942 – 1993 )
 
Kabz_eyleyemez rùhu ne nâmerd, ne acùze…
"Kurtar!" dese 'Heryerde-Azîz' 'yerde-Azîz'e!..
VEZNİ: Mef,ùlü mefâîlü mefâîlü feùlün
 
 
 
Bağırsak düğümlenmesinin (ileus'un) "ölümcül bir hastalık" olduğunu herkes biliyor.. tabii doktorlar da!..
 
Oğullarım; hastaneye gelmeden önce refakatimdeki annelerinden durumu zaten öğrenmiş durumdalar ve tanıdıklarından aldıkları bilgilerle, Doç. Op. Dr.Aziz Kaya üzerinde mutabık kalmışlar. Saat 15 sıralarında (özel=paralı) ambulans geldi. Epikriz hazırlandı. 2 torba kanım da verildi. Ben cançekişir durumdayım.. Oksijen koklatılarak Amerikan Hastanesi'ne getirildim. Yola çıkmadan önce haber aldıklarından, MEDENÎ MEMLEKETLER HASTANELERİNDE OLDUĞU GİBİ âcilin kapısında karşılandım. 2 saat içinde ameliyathaneye alındım.

Sağ köprücükaltı toplar-damarıma kateter takıldığından sonrasını hatırlamıyorum. Ameliyattan sonra yoğunbakımda uyutulmuşum. Ertesi 31 Temmuz 2005 Pazar günü akşama doğru klinikde yatağımda idim. 6 Ağustos 2005 Cumartesi günü öğlene doğru taburcu edildim.

Amerikan Hastanesi`nin bana emeği geçen bütün görevlilerine (başta Doç.Op.Dr.Aziz Kaya ile Cerrahi kliniğinde 1 hafta kahrımı çeken Elif Hemşire ve her ikisinin arkadaşlarına) minnetdarlığımı arzederim.
 
"Kurtar!" dedi 'Heryerde-Azîz' 'yerde-Azîz'e!
 

VEZNİ: Mef,ùlü mefâîlü mefâîlü feùlün

 

18.08.2013 Ek'i :
 
18.08.2013 tatihli VATAN Gazetesi s.4'den:
 
[[ Refiye'ye 4 organ nakledildi
MİLYONDA bir görülen Gardner sendromuna yakalanan ve Sağlık Bakanlığı tarafından Amerika^daki Miami Jackson Memorial Hastanesine gönderilen Tekirdağlı Refiye Yılmaz'ın tedavi süreci devam ediyor. İncebarsağın dışında 5 nakil daha olması gerektiği anlaşılan Refiye için beyin ölümü gerçekleşen Amerikalı bir hasta tarafından gerekli tüm organlar bulundu. Önceki gece 01.25'te ameliyata alınan Refiye!ye 1.5 gün süren ameliyatın sonunda aynı anda pankreas, karaciğer, böbrek ve incebağırsak nakli yapıldı. Ameliyattan sonra bir süre uyutulan Refiye gözlerini açtı. İlk belirlemelere göre organların Refiye'nin vücuduna uyum sağladığının anlaşıldığı kaydedild,.
1 yıl böyle yaşayacak
Refiye'ye önümüzdeki günlerde mide ve kalınbağırsak nakli yapılacak. Takılan incebarsağı ise dışarı çıkarılacak ve 1 yıl bu şekilde yaşayacak. Nakil sonrası enfeksiyon kapmaması için tedavisi devletin kiraladığı evde devam edecek. Operasyondan 6 ay sonra Türkiye'ye gelecek olan genç kız, yaklaşık 1 yıl sonra bu kez incebarsağının içeri alınması için yeniden Amerika'ya gidecek. Baba Mustafa Yılmaz, "Kızım başarılı bir ameliyat geçirdi. 4 organı değişti. Birkaç gün içinde 2 organı daha değişecek. Doktorlar organların uyum sağladığını ifade ett. Bir sıkıntının olmadığı belirtildi. Çok mutluyum" dedi. ]]
Karşılaştırma ve yorumu okuyucularıma bırakıyorum.
 
 

Gelelim; Sağlık Bakanlığı eski bir müfettişi ve 2 ilimizde Sağlık müdürlüğü yapmış radyolog bir hekim olarak değerlendirmeme: değerlendirmeme :

 

İşte bir beyit daha :

 

Sen zanneder misin ki benim hep elemlerim?..

Heyhaaât; ben nevâib-i eyyâmı inlerim!..

 

Adı geçen Eğitim ve Araştırma hastanesinin, büyük torunumun küçük ablası yaşındaki Acil polikliniği hekimi:

1) Nazogastrik sondayı tolore edemeyince (Hekimi böyle yaparsa..) diye azarlamasına karşı; (Hekime böyle yaparsa..) diye düşündüm.

2) Elindeki (ileus) görüntülü ve raporlu röntgen filmimi görünce, derhal hariciye kliniğine yatırtması gerekirken, beni akşama kadar bekletip 1 günü zâyî ettirdi…

 

Adı geçen Eğitim ve Araştırma hastanesinin Anesteziyologu hanımefendiye: Elindeki röntgen filmlerimi sallayarak cerrahi kliniği hekimlerine : (Dahiliye mütehassısı narkoz alabilir diyor ama, ben bu hastaya narkoz veremem.. narkoz verirsem masada kalır!) demesi..19 Ekim 2014 tarihli EK'im: 29 Temmuz 2005'de Televizyoncuları davetle medyatik olma sonucu Başhekim emriyle o akşam ameliyâtım gerçekleşebilirdi. Fakat, narkoziolog hanımefendinin haklı çıkma ihtimalini düşünerek, buradan kaçmayı uygun gördüm.19 Ekim 2014

1) Dahiliye mütehassısının doğru söylediği, kendisinin yanıldığı, 1 yıl sonra sağ ve sıhhatte oluşumla sâbit!..

2) Dahiliye mütehassısıyla röntgen filmlerinin okunması konusunda anlaşamamışsa, bu araştırma ve eğitim hastanesinde radyolog hekim yok mu?..

3) Her ameliyâtın bir vefiyât ihtimali ve oranı vardır; bu oran yüzde 1 ile yüzde 99 arasında değişir, yüzde 0 (sıfır) da olmaz, yüzde 100 de! AMELİYATIN SORUMLUSU OPERATÖR, hastadan veya refakatçisinden yazılı/imzalı muvafakat alır.

4) Kurtulma ihtimali yüzde 1 bile olsa, narkoz verilmediğinde ölüm muhakkaktır. Bu hususları ihtisasda öğrenememiş olanlara hizmetiçi eğitimde gecikilmemelidir!.

5) Hariciye servisine (kliniğine) gelip, hekimlerimle elbetde konuşmaya hakkı vardır. Fakat, refakatçi eşime duyurmakdaki maksadı, hastayı korkutup kaçırtmak değil de nedir?.. Nitekim öyle de olmuştur. İki oğlum geldiğinde anneleri duyduklarını anlatmış ve hasta (kendi isteğiyle?!!) hastaneden ayrılmıştır.

 

Adı geçen eğitim ve araştırma hastanesi 2. Hariciye Servisi`nin, adını öğrenemediğim, sayın şefine gelince.. önemlisinden başlayayım:

1) Anesteziyologun (narkoz vermiyorum!) çıkışına boynunu bükmek yerine; gereği için bu hanıma ve bilgi için Başhekimliğe şöyle bir yazı yazması gerekirdi: [ İleus hastası …. ….`nın refakatçisi eşinden muvafakat alınmıştır. Daha fazla geciktirmeniz ölüm ihtimalini arttıracak ve sorumlusu yalnızca siz olacaksınız. Hasta için gerekli kan da alınmıştır. 1 saat içinde ameliyatta göreve hazır bulunmanızı önemle rica ederim. ] Hariciye servisi şefi karşısında, Anadolu`da narkoz hemşiresi emre itaat yönünden ne ise; eğitim hastanesinde de anesteziyolog da odur!!.. Maaşlarını az buldukları için anesteziyolog ve hariciye servisi şefi; nakkaaa armut, okkaaa pekmez! tutumundadırlar. Bu eğitim ve araştırma devlet hastanelerinin; hariciye/cerrâhî servisi başına düşen Yıllık, Aylık, Haftalık BÜYÜK AMELİYAT SAYISI ne kadardır? Ve yatak sayıları nedir? Bunlar bilinmeden değerlendirme yapılamaz. ÖZEL HASTANELERDE: (BU HASTAYA NARKOZ VERMEM) , (YOĞUNBAKIMA HASTA KABUL ETMİYORUM) DİYEN PERSONEL NEDEN YOK?????.. Aynı soruların tamamı Yoğunbakım için de geçerlidir ve gerekli iststistik çizelgeler hazırlanmalıdır.

İşte bu sorunun cevâbı: Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma hastaneleri, “eğitim” bâbında, pratisyen hekimleri mütehassıs yaptıklarından, her ihtisas şùbesi,birbirinden bağımsız “Ana bilim dalı” olmuşlar!.. Bu büyük hastanelerde birinci planda olan, “HİZMET”değil, eğitim ve araştırma!.. “Yoğunbakım/Anesteziyoloji”, “Ana bilim dalı” olmuş ve (Genel cerrâhî, Üroloji, Nisâye, Kulak-burun-boğaz, Göz.. ) servislerinin isteklerini, bana yaptıkları gibi “bu hastaya narkoz veremeyiz, narkoz verirsek masada kalır!” gibi sebep ve bahânelerle reddetmektedirler. Özel hastanelerde ise “HİZMET” ilk plandadır; her çeşit personele eğitim ise, hizmet yapılırken verilir: Hizmet-içi eğitim..

Sağlık Bakanlığı; büyük hastanelerinde(ihtisas veren hastanelerinde) HİZMETde kusùr edilmemesini sağlayacak emirleri vermelidir.

 

2) Hizmetten/görevden kaçarak beni hastaneden kovaladıkları halde, verilen epikrizde (isteği ile hastaneden ayrılmıştır) denmiş; Yönetmelik gereği bir özel hastaneye sevkim yapılmamıştır.

3) Müdâvî hekimimin (biz ameliyat ederiz ama, yoğunbakım kabul etmeyecek!.) Sözü de çelişik.. (Narkoz veremem, masada kalır!) dendiğine göre narkozsuz mu ameliyat edecekler?..

4) Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'ne ve İstanbul şübesine yaptığım müracaatlar netîce vermedi; sunduğum dosya aynen iâde olundu. 11 Bin lira alacağımın hesabını Cenâb-ı Hak, sorumlularından ve onların âmirlerinden muhakkak soracaktır.

Evet.. Benim, Sandık`a 2 müracaatım da kabul görmedi. Her 2 olay da Âcil.. Özel hastaneden aldığım 17 sayfalık detaylı faturayı dilekçeme eklediğim hâlde!.. Emekli Sandığı’nın ödemelerinde, üyelerine karşı eşit işlem yapılıyor mu? ]

 

 

 

 

(Visited 543 times, 1 visits today)

İlgiliMakaleler:


RSS 2.0 ile yeni eklenen yorumları takip edebilirsiniz. Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.