Sn Prof. Dr. Şükrü Haluk AKALIN

Son Güncelleme: Cuma, Temmuz 21st, 2017 | Kategori: TÜRK DİL KURUMU| Etiketler:  | Tags: , , , ,

 
 
                                          Sahîfa 4
 
   
      Sayın Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN,
 
       Kelime uydururken; a) "Uzun a" ile sonlanan hecesi bulunan( hâkim, hâtıra, âbide, alâka gibi)  kelimeleri imhâya meyliniz, b) "Uzun a" ile sonlanan hecesi bulunan kelime uydurmamanız dikkatimi çekmektedir. Bu tutumunuzla dilimizin âhengini bozmuş oluyorsunuz!..  
NOT: 29/30 Nisan 2011 "100. Yılında Yeni Lisan Hareketi ve Millî Edebiyat Çalıştayı"nda, muhterem profesörlerin tebliğleri içinden cımbızla çekip çıkardığım cümleleri de ilk fırsatta bilgilerinize arz edeceğim.
                      ********************
27/29.MART 2011 EKİ: 
 
BAŞBAKANLIĞIN  BİRİNCİ VAZÎFESİ, TÂRİF EDECEĞİM şekilde LÛGAT HAZIRLATMAK OLMALIDIR:
 
     A) "TÜRK DİLİ ANSİKLOPEDİK LÛGATI"NI HAZIRLAMAKTA GÀYE:
 
      Bütün yüksek öğretim/eğitim kurumlarımızda okuyan öğrencilerimizin ve doktora çalışması yapanların karşılaştıkları kelimelerin, deyimlerin  imlâlarını, mânâlarını, telâffuzlarını, cümle içinde kullanılışlarını misâllerle açıklamaktır.
 
       "Şerîf Muhyiddîn'e" başlıklı şiirinde, Mehmed Âkif Ersoy; Zevk-i millî'den mahrùm bestelerin, "şâheser" markası vurularak "san'at piyasası"na sürülen "yapıt"ların soysuz-değersiz parçalardan ibâret olduklarını söylüyor.Evet.. Yeni/uyduruk "yapım ekleri" kullanılarak, dilimizin fonetik/müzikal âhengine ters; ekseriyyetle mânâları mübhem/tartışılır; Atatürk'ün, 1937'den îtibâren dilimizden söküp attığı uyduruk kelimelerin hortlatıldığı yetmiyornuş gibi, önceleri "tilcik" şimdi "sözcük" adı altında lûgat kitaplarına sokuşturulan ve sokuşturulmağa devâm edilen ucùbe/tümöral kelimelerle şiir  yazılamaz ve "şarkı sözü" dedikleri "değersiz güfteler" ile değerli besteler yapılamaz. 20 ilâ 50 yıl önce Avrupa'ya, Avustralya'ya.. göç edip yerleşenlerimizin çocukları/torunları; Türk cumhùriyetlerindeki Türkler.. arasında irtibât kopar ve yurdumuz kütüphânelelerindeki klasiklerimiz anlaşılamaz olur… Yüksek tahsillilerimiz bile "hatıra", "saha", "vak'a", "Davut", "avize", "encümen-i daniş" gibi kelimeleri ve terkîbleri doğru telâffuz edemez hâle döner… Anayasamızdaki "… dili Türkçedir", kaydı, "… dili Türkiye-türkçesidir" hâlini alır(almıştır).      
   
     B) "TÜRK DİLİ ANSİKLOPEDİK LÛGATI", kelimelerin telâffuzunu belirtmek için:
         a) "Şapka(aksan sirkonfleks)", "kesme(apostrof)", "aksan grav" işâretleri, ileride verdiğim misâllerdeki gibi kullanılmalıdır.
             b) Mümkünse her kelimeyi, (arùz vezni ile yazılmış bir beyt veyâ mısra'ı örnek vererek) açıklamalıdır: "Şapka" içinörnek: [HÂTIRA (Kâmildir_o insan ki yaşar hâtıralarla : Y.K. Beyatlı ] gibi; "aksangrav" ve "kesme" için örnek: [ŞÙLE] [ŞEM’] (Bir şùlesi var ki şem’-i cânın / Fânùsuna sığmaz_âsumânın : Şeyh Gàlib ] gibi.. Telâffuzu öğretme yanında, cümle içinde kullanışlarını da öğreten misâller tercîh olunmalıdır. Misâlde, arùz kalıbı da belirtilmelidir.
 
        C) "TÜRK DİLİ ANSİKLOPEDİK LÛGATI"NA GİRECEK KELİMELER:
           a) "Kökeni arapçadır, farsçadır, lâtincedir…" diye atılan kelimelerin 1960 yılına kadar kulanılmış olanları alınmalıdır.
               b) "Uydurukça" vasfındaki sözcükler alınmamalıdır.
 
       D) "TÜRK DİLİ ANSİKLOPEDİK LÛGATI" HAZIRLAMA HEY'ETİ BAŞKAN, BAŞKAN YARDIMCISI VE ÜYELERİ: ESKİ Türk Edebiyatı prof., doç., yrd.doç. leri ve İlâhiyat fakültesi aynı derecelerdekariersâhibi akademislenler ile lüzum gösterecekleri branşlardan araştırmacılar tâyin edilmelidir. Hazırlama hey'etinin  seçimlerine/tercihlerine/takdirlerine, kararlarına ancak Başbakanlık katında îtirâz kabùl edilmelidir. TÜRK DİLİ ANCAK BÖYLE KURTARILIR.
BAKINIZ: [ KLASİK TÜRK ŞİİRİ>Şiir anlayışım,günümüzde şiir>III)Günümüzde şiir,değerlendirilmesi ve tenkîdi  ]
 
                        
                    **********************************
 
       Uyduruk kelimelerin bir kısmı, "gerçek üretim-eki"nden mahrùm, mânâsı mübhem, âhengi bozuk..
     İlkokul öğretmeni annemin, ilkokul öğrenciliğim yıllarında bana öğrettiği bir tâbir de:
âile-i kelimât… (Hâkim, hüküm, mahkûm, mahkeme, muhâkeme…) kelimeleri aynı âileden.. (Müddeiumùmî, iddia) da öyle.. Müddeiumùmî yerine "savcı"yı getirmiş-iseniz de,
"iddia makàmı" yerine "sav makamı" diyemiyorsunuz…
 
     Biraz da işi lâtîfeye getireyim:
     1943'denberi, dedelerimin yazdığı veyâ okumaktan zevk aldığı tarzda şiir yazarım. Böyle şiirler arùz vezninde, kàfiyeli ve dîvân edebiyâtı nazım şekillerine uygun şiirlerdir. (Batı'nın "Karga ile Tilki"sine mukàbil "Kırlangıç ile Avcı" başlıklı bir kıt'a yazayım) diye düşünüp de "tam-kàfiye" arama sıkıntısı çekerken, "Kurùmî sözcükler" imdâdıma yetişti: "Avcı – savcı", "Kırlangıç – yargıç"  İşte bir "kıt'a" 🙁02.01.2011)
 
                    Kırlangıç ile Avcı 
                   Geçiyorken ovadan kırlangıç;
                   Karga sanmış, vuruvermiş, avcı!..
                   Eylemiş mangıra mahkûm, yargıç;
                   "Hapsedin kàtili!" derken, savcı!..
                                                  VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa'lün)
 
       08 KASIM 2011 târîhli AKİT gazetesi 2nci sahîfasında, Asım YENİHABER'in "Heykeli dikilecek kahramanlar!" başlıklı köşe-yazısından: [ İnsan öldürmek soykırım da, insanların meydana getirdiği kültürel unsurları öldürmek, yok etmek soykırım değil mi? (…..) Dilimizin binlerce yıl içinde meydana gelen kelimeleri bütün kavram alanlarıyla birlikte yok edildi. Türkçe kabile dili seviyesine düşürüldü. Sonra da “Türkçeyle ilim yapılmaz” denildi. Kim dedi bunu? Bir zamanlar YÖK’ün başında bulunan kültürel katliamcı şahıs söyledi. (…..) ]
 
         …………………………………………………………………………………………………………………………………….
(Visited 6 times, 1 visits today)

İlgiliMakaleler:


RSS 2.0 ile yeni eklenen yorumları takip edebilirsiniz. Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.