Etiket: Mehmed Akif

• Cuma, Temmuz 21st, 2017

                          Sahîfa 2

Güncelleme: 09 EKİM 2011

     TÜRK DİLİ  ve  TÜRK KÜLTÜRÜ

    “Türk Kültürü” bir saray, “Türk Dili” bu sarayın cümle kapısıdır. (03.12.2010)
       Folklorumuzdan mîmârîmize, hatt san’atlarımıza, çinilerimize, mezar taşlarımıza, klâsik edebiyatımıza, klâsik mùsıkîmize.. geniş bir alanı kaplayan kültür varlıklarımızın toplamı muhteşem bir saray ise, dilimiz bu sarayın cümle kapısıdır. Türk kültürünü bütünüyle öğretmek için yüzlerce “anabilim dalı” gerekir ki aynı çatı altında bu bigilerin tümünü vermek imkânsızdır. Bununla berâber; her Türk münevveri bu bilimlerden bâzılarının bir kısmını, bâzılarının az sayıda özel terimini, bâzılarının ise -ma’al,esef- sâdece isimlerini öğrenmek durumundadır. Fakaaat..  Her Türk münevveri,  Türk dili’ni  İYİ DERECEDE  bilmek  mecbùriyetindedir. Türk dilini öğretme görev ve çalışması çeşitli kurumların mes’ùliyetinde olmakla beraber; alfabemiz harflerinde çeşitli işâretler kabûl ve îlân ederek dilimizin doğru telâffuzunu sağlamak  yalnızca  Türk Dil Kurumu‘nun  vazîfesidir.! Bilgisayar klavyemizde bulunan; Fransızlarca hepsi kullanılan aksan grav, aksan sirkonfleks, aksan tegü, apostrof,  işâretlerinden yararlanmadan kelimelerimizin telâffuzunu öğretmek imkânsızdır ve bu konuda örnekler aşağıda sunulmuştur.    Türk Dil Kurumu‘nun önemli vazîfeLERinden birisi de; kelimeleri kitle hâlinde değiştirmemektir; hiç olmazsa, 1935 – 1945 yıllarında çıkmış gazete ve kitaplardaki, kànunlarımızdaki kelimeleri tasfiye etmemelidir. Yeni kelimeler uydurmayı(bu kelime uydurma deyimini, değerli bir âlimimizin yukarıda özetini verdiğim konferansından aldım) kitlevî dil-kırım hâlinde mütemâdiyen ve büyük bir sür’atle devâm ettirmek sosyo-kültürel zararlar verdiği gibi, dili lâbil  hale  getirerek   bir ilim olma özelliğinin  kalıp kalmadığı ”    tartışmasına da yol açar.
 
  Okuyucularımın; “Türk dilini  her münevverimizin İYİ DERECEDE  bilmesine ne lüzum var?” şeklinde muhtemel bir sorusuna bir alıntı ile cevap veriyorum:
 
             NOKTA  isimli  derginin  sayı:14   28.05/03.06 1984   “Okur sayfaları”ndan:
       [[ Derginizin  10.cu sayısı  44. sayfasındaki  “biliyorsunuz ben inşaat mühendisiyim”  başlıklı söyleşide  iki cümle dikkatimi çekti. Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu. “…Termal suyundaki kükürt  binayı  maili müdam (yıkılması zorunlu) hale sokmuştur.” diyorlar. Eskilerin kullandığı “mail-i inhidam” hedim yıkım kelimesinin türevi olan inhidam, yani tamlama ile “yıkılmaya yüz tutmuş” deyimi vardır. Ancak “maili müdam” sözcüğünü Kültür Bakanından duyarak öğrenmiş oldum.    Ayrıca, sayın bakanımız: “Yapılacak her projede esas müellif sahibi olan  Sedat Hakkı Hocaya  danışılmasını  şart koştum” demektedir. Müellif, telif hakkı sahibi, müellif sahibi demek ise ortaokul öğrencileri için dahi affedilmeyecek hatadır. Öz dilimiz varken, Osmanlıcada direnmek neden?   Madem ısrarlısınız ,  hiç olmazsa doğru konuşun, yazın. Umarım, yanlışlar Kültür Bakanımızdan değil, dizgiden kaynaklanmıştır.   R.N.S.    Ankara  ]]
Sayın okuyucu R.N.S.’nin “Öz dilimiz varken, Osmanlıcada direnmek neden?” sözüne/tenkîdine katılmıyorum: “mâil-i inhidâm” deyimi, bir inşâat mühendisi için mesleğine âit bir “terim”dir; hele 1926 doğum târihli ise ve kendisine unutkanlık ârız olmamışsa  her inşâat mühendisi bilir/bilmelidir. Günümüzde bile, “mühimmât” kelimesi/terimi kadar olmasa da hayâtiyetini muhâfaza etmektedir.
       Millî Eğitim Bakanlığı‘nın vazîfesi olan “millî eğitim”; turistik kültür”ün değil, “MİLLÎ kültür“ün eğitimi olmalı ve bu sebeple de “Turizm Bakanlığı” ayrı, “MİLLÎ Kültür Bakanlığı” ayrı olmalıdır.
“Kültür ve Turizm Bakanlığı”nı 2’ye bölmeğe hiçbir SAĞ iktidâr muktedîr olamamıştır!?.. Adını koymak çok zordur: “Kültür Bakanlığı” pek yalın kalır ve “hangi kültürün bakanlığı?” sorusuna muhâtab olur; “Millî Kültür Bakanlığı”, “Ulusal Kültür Bakanlığı”, “Çağdaş Kültür Bakanlığı”.. hepsi de muhâtaralı… Bana göre; “Millî Eğitim ve Kültür Bakanlığı” en muvâfığıdır!.. NOT: Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2’ye bölünemeyeceği, 09 Haziran 2011 günü tescîl olunmuştur.
     İktidar, kavga-gürültüyle edilmiş meşgul;
     Solcular yön veriyor milletimin kültürüne!..
               VEZİN:Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)
                ………………………………………………………………………………………………………………………..
        “Milletin kültürü?..” “taklid” sanıyorlar Batı’yı..
       Yerleşir aslını inkâr ile “çağdaş” kültür!..
                      VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)
            ………………………………………………………………………………………….  
         Milletin bozma özelliklerini..
         Batı’nın kültürü kalsın Batı’da!..
             VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa’lün)
         Millet yabancı,  aslını inkâr edenlere..
        “Çağdaş” değil de “SOYLU” olan kültür_isteriz!..
                      VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün
        ………………………………………………………………………………………………….
29 Temmuz 2011 eki: BU HUSUSTA !
             Türkiye’de 19 BATI müziği konservatuarına karşılık 1’i mühmel 3 TÜRK musikisi devlet konservatuarı bulunuşuna; 35 yıldır DEVLET MERKEZİMİZDE TÜRK musikisi devlet konservatuarı açılAmaz olmasına; YÖK’ün, TÜRK musikisi devlet konservatuarında “yüksek lisans”dan sonra uzmanlık eğitimine devamla sınavda başarı kazananlara  “doktora” yerine “sanatta yeterlik” ve “doktor” yerine “sanatçı” ünvan ve kadroları vermesi hatâsını düzeltmemesine; TÜRK musikisi devlet konservatuarı mezunlarının ve hattâ hocalarının “İlköğretim okullarında öğretmenlik” yapabilmeleri hakları ellerinden alınmış olmasına..  karşılık  “Trabzon’a opera” düşünülmesi :     
       
 Kahretmede “idhâl malı kültür” bizi, usta!..
 Tedbîrini anlat!.. Ne diyorsun bu hususta!..
        ……10 Temmuz 2011 ……  VEZİN: Mef,ùlü mefâîlü mefâîlü feùlüm ……………………
 Ukbâya gitti.. Ondan eser Tayyip Erdoğan..
 88 yaşındaki merhùme Tenzile!..
  07 EKİM 2011 Cuma 10 Zilkàde 1432 Cuma  VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîü fâilün   
       
        Arş’ı ta’cîz edecek âh u şikâyet birgün;                                                                                                                                                                    
        Olma nevmîd.. okuyanlar çıkar_elbet birgün…
                   VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)
            ………………………………………………………………………………………………………  
       Yılmaz, Titiz, Talay, Karakaş, Cem, Güner, Günay…
     Teslîm edildi çağdaşa Kültür Bakanlığı!..
   ….. Mesut Yılmaz , M.Tınaz  Titiz, M. İstemihan Talay, Ercan Karakaş, İsmail Cem, A.Oktay Güner, Ertuğrul Günay
              ………. VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün ………………………………………..
         8 Temmuz 2011 Ek’idir:
MİLLÎ/SOYLU KÜLTÜRÜM içinde MİLLÎ/SOYLU MÙSIKÎMİZ ilk sırada yer alır!..
       Yahyâ Kemâl BEYATLI merhùm; “Klasik musikimiz”, “Türk san’at musikimiz” demez de; bu kelime ve sıfatların tahrîf edileceğini düşünerek -ki haklı çıkmış ve “Çağdaş Türk müziği”, “Çağdaş Türk sanat müziği” gibi muharref, zihin karıştırıcı türlere TRT; 30.6.1966, 10.5.1974, 19.9.1974 târihli Resmî Gazetelerde Yönetmelikler çıkararak resmiyet vermiştir- şiirlerinde “BİZİM ÖZ MUSİKİMİZ”, “ESKİ MUSİKİMİZ” der.
      Yahyâ Kemâl BEYATLI merhùmun “Eski Musikimiz” başlıklı şiirinden:
                  
                 Çok_insan_anlayamaz eski mùsıkîmizden;
                 Ve ondan_anlamayan, birşey_anlamaz bizden!..
                        VEZNİ: Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa’lün)
  
       Evet.. bizim ÖZ MUSİKİMİZ, ESKİ/SOYLU MUSİKİNİZ 2 önemli özelliği gelecek nesillere taşır:
1) Doğuşta kulağımıza okunan ezan ve annemizin ninnilerindeki 24 perdeli ezgilerin, hayâtımız boyunca her çeşit duygumuzu ifâdede yeterliliği..
2) ESKİ/SOYLU şiirimiz güfteleriyle kelime envanterimizin -Türk Dil Kurumu’nun tasfiye çabalarına rağmen- hayâtiyetini, telâffuzu ve müzikalitesini taşıması ve koruması..
       Mehmed Âkif merhùm da; “Şerîf Muhyiddîn’e” başlıklı şiirinde:
              Melez, soysuz, şerefsiz parçalardan başka şey yok hîç…
           Ne düşkün zevk-i millî.. besteler piç, şâheserler piç!..
demekde; “SOYLU MÙSIKΔ ve “ZEVK-i MİLLΔ hususlarına işâret etmektedir.
       70 yıldır; T.B.M.M.’nde bu hususları derd edinen bir muhtereme tesâdüf etmedim…
              Maal’esef bulamazsın bizim hükûmetde…
         Nedense yok BİZİM_ÖZ MÙSIKÎMİZin bileni!..
                                VEZİN: Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa’lün)
Yârabbi; et muhâfaza öz mùsıkîmiz‘i;
Meclûûb kılma Türkleri âsâr-ı mürre’ye!..
 …. Vezni: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün   27 Temmuz 2011  ….
NOT: Mürre” kelimesinin çeşitli karşılıklarını T.D.K.nun 122.423 kelimeli, 2761 sahîfalı Yeni lugatında bulamazsanız, GOOGLE’dan [ mürre zenbur menakib ] yazıp tıklayarak öğrenebilirsiniz. [ Menâkib; İblis’in; 9 yerde: sokakta, evde, ibâdet esnâsında, yüksek mevkide görev yaparken/çalışırken.. 9 kötü yola saptırmakla görevli 9 konuyu bilen yardımcılarını (kumandanı olduğunu) bildirir. Örnek olarak: 1- Zenbùr: Sokakta görevlidir ve insanı kötülüğe yöneltir: (Tâciz, gasb..), 5- Mürre: İblis’in, çalgılarda görevlileri: müzisyenleri etik olmayan yollara sevk eder: (İntihâl, tahrîfât, yakışıksız sözleri veya âyet-i kerîmeleri bestelemek/icrâ etmek..) Mecâz-ı mürsel kullanılmıştır.
[ İblis’in Kumandaları 9’dur: 1- Zenbur: Sokakdaki görevli,  2- Tin: Musîbetlerde görevli,  3- A’van: Sultanlarda görevli,  4- Hefaf: İçkilerde görevli,  5- Mürre: Çalgılarda görevli,  6- Kavs: Mecùsîlerde görevli,  7- Mesut: Yalan yaymada görevli,  8- Dâsim: Evlerde görevli,  9- Levehan: İbâdetlerde görevli ]
Menâkıb’da geçenleri tam anlayabilmek için, web site’min [ TÜRK MUSİKİSİ>Perde sayısına deliller> mecâz-ı mürsel ] açıklamasına mürâcaât faydalıdır29 TEMMUZ 2011    
10 Temmuz 2011 EK’i:
       TRT’nin; “Türk sanat müziği” varken, 1950’li yıllarda “Modern Türk  müziği” diye anılan aranjmanlara saldırgan bir isim takarak “Çağdaş Türk müziği” dediğini; soylu mùsıkîmize “kongrelerde bile Çağdışı diyerek saldırtdığını”, bu web-site’min TÜRK MUSİKİSİ bölümünde anlatmıştım. TRT’nin; SOYLU mùsikîmizi Türkiye’de Türklere; yâni Türke, Kürde, Lâza, Çerkeze.. unutturmak için 1974’e kadar çıkardığı  3 Yönetmelikden bahsettim; daha sonlaları da Yönetmelik çıkarıp çıkarmadığını bilmiyorum. Türkiye’de; Kànun  çıkaracak gücü olmayanların Yönetmeliklerle, ve hattâ yazılı emirlerle(fermanlarla) hükmettiklerini ve hâlen de hükümrân olduklarını biliyoruz. 19 TEMMUZ 2011 EK’i evet.. TRT, 30.6.1966, 10.5.1974, 19.9.1974 târhli Resmî Gazete’lerde Yönetmelikler çıkararak “Türk müziği” ve “Türk Sanat Müziği” türlerine karşı; intihâl/anonim eseri gasb veyâ temellük yoluyla ele alınan tek sesli Türk halk müziği ezgilerini, 12 sesli batı notasıyla tahrîfen tesbit edip, karakalem levhayı suluboya ile renklendirir gibi, vandalizmi andırır şekilde çok sesli hale getiren ve 1955li yıllarda “Modern Türk müziği” denilen bu hibrid türlere “Çağdaş Türk müziği”, “Çağdaş Türk sanat müziği” adlarıyla resmiyet bahşetmiş; repertuarlarını genişletmek için “sipâriş verme“, “yarışmalar açma” yollarıyla, bestekâr yerine “bağdar” denilen kişilere paralar ödemekle kalmayarak, teşkilâtta bunlara müdürlükler ve hattâ “Küğ Danışmanlığı” gibi kadrolar ihdâs ederken “Türk  müziği”, “Türk sanat müziği” için “müdürlük” yerine “şeflik”le yetinmiş; bu yeni yetişmelere programlarda daha değerli saatler.. ayırmıştır. Özet olarak yazdıklarımın delilleri, bu site’nin [Türk musikisi > TRT..] bölümündedir.
         Kültür ve mùsıkîmize şirk koşmak istiyor?..
       Makbùlü sence hangisi?.. ÇAĞDAŞ mı? SOYLU mu?
                                VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün      
   
       Kültür (ve Turizm) Bakanlığı’na gelince:
İnternet’den “Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü“nü tık’layınız.. Devletimizin, milletimizden alınan vergilerle hangi sanatları desteklediğini, eğer bir münevver iseniz hangi millî, SOYLU san’atlarımızı desteklemediğini öğrenmiş olacaksınız!.. Ben, yalnızca “Çoksesli Çocuk Koroları”na hayâtiyet tanındığına işâret edeceğim!. Bu sebeple devletimiz Türk -SOYLU- musikisi çocuk koroları’na destek sağlamaz.. TRT de onlara kapalıdır. SOYLU musikimizi ve bütün SOYLU kültür varlıklarımızı unutturup “Çağdaş Devlet” ideali; Kültür Bakanlıkları, TRT, Türk Dil Kurumu; kanunlarla kurulmuş operalar, baleler, orkestralar, tiyatrrolar.. GÜÇBİRLİĞİ içinde faaliyetlerini sürdürmekte; Yasama-Yürütme organı, bir kısmı çakma/sun’î hâdiselerle meşgùl ken, durumlarını güçlendirmektedir. Bu çok önemli mes’eleyi noksansız anlamak için, web-site’min baştan sona okunup incelenmesi tamamlanmadan, şimdiye kadar neler yaptıkları veyâ yapmayı bilerek ihmâl ettikleri bilinmeden tashîhât imkânsızdır.
       Bir halk şâirimiz: “Delikli demir îcâd oldu, mertlik bozuldu” demiş idi. Şimdi de İnternet îcâd edildi.. Delikli demir îcâdı, Dünyâ devletlerini, vatandaşlarına karşı güçlendirmişti; İnternet ise, milletleri, devletlerine karşı güçlendirmiştir!.. Artık seçmenler, nutuklar kadar, İnternet’den öğrendiklerini de hesâba katıp oy vermeğe gitmektedirler. 11 Temmuz 2011 EK’i >
     Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü görev-destek listesi ibtâl edilmeli, soylu san’atlarımıza öncelik tanınıp yeniden düzenlenmelidir.
10.8.2011 İLÂVEM> 11.7.2011’de Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü mevzùâtı arasında bulunan; “Görev-Destek Çizelgesi” adını verdiğim stratejik bir listeden bahsetmiştim. Bu belgeyi İnternet’de bulamadım!!.. Konuyu, daha etraflı olarak , web-site’min “Türk Dil Kurumu Benim Ana-dilimi Tahrîb Ediyor” başlıklı dosyasında “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda Millî Kültür” başlığı altında inceleyeceğim.    
 
  İktidar, kavga-gürültüyle edilmiş meşgul;
   Solcular yön veriyor milletimin kültürüne!..
                VEZNİ: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün)
     Kahretmede “idhâl malı kültür” bizi, usta!..
    Tedbîrini anlat!.. Ne diyorsun bu hususta?..
             VEZNİ: Mef,ùlü mefâilü mefâîlü feùlün    10 Temmuz 2011
       Et’tekrârı ahsen
      Velev kâne 180       
*******************************************************************
CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLTÜR ve SANAT BÜYÜK ÖDÜLLERİ :
 
11 Kasım 2005
Halil İnancık, Oktay Akbal, Ferruh Başağa, Ara Güler, Sevda Cenap And Müzik Vakfı
 
4 Aralık 2008
Yaşar Kemal, Turgut Cansever, Alâeddin Yavaşça
 
20 Aralık 2009
Uğur Derman, Nuri Bilge Ceylan, Sakıp Sabancı Müzesi (Güler Sabancı)
 
15 Aralık 2010
Cemal Kafadar, Ergin İnan, İstanbul Modern (Oya Eczacıbaşı)
 
29 Ekim 2011
Sanat tarihi dalında: Prof. Dr. Semavi Eyice
Edebiyat dalında: Sezai Karakoç
Eleştiri dalında; Doğan Hızlan
Geleneksel sanatlar dalında: Hasan Çelebi
            Danışma Kurulu:
Prof. Dr. Mustafa İsen (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
Emin Kuz (Genel Sekreter Yardımcısı)
Ahmet Sever (Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı)
Zeynep Damla Gürel (Başdanışman)
Yusuf Müftüoğlu (Danışman)
Prof. Dr. Öcal Oğuz (Halkbilimci)
Bayram Bilge Tokel (Sanatçı)
KAYNAK: İnternet + 30 Ekim 2011 târihli AKİT gazetesi

İlgiliMakaleler:

  • İlgili Makale bulunamadı!..