Eğitim Hastanelerinde “Anabilim Dalları” HİZMET YÖNETİMİ yanlışı ve Memurlara kast sistemi

Son Güncelleme: Cuma, Temmuz 21st, 2017 | Kategori: Prof. Dr. Recep AKDAĞ| Etiketler:

Muhterem Sağlık Bakanımız ;

Bakanlığınızın sunduğu tedâvî hizmetlerinde yapacağınız şu değişiklikler bir reform mâhiyetinde olacaktır :

1)    Eğitim ve araştırma hastanelerinizde “Anabilim dalı” bölünmeleri gözden geçirilmelidir:

Hastanelerimizde “anabilim dalı/dalları” ihdâsı; hukuk, edebiyat, iktisat.. fakültelerine göre çok daha mühim, hayâtî bir konudur. Başımdan geçenleri anlatarak örneklediğim, mahzurlarını belirtmeğe çalıştığım gibi; (poliklinikleri – âcilleri – servisi/kliniği – hademesi, hastabakıcısı, tıbbî sekreteri, teknisyeni, hemşîreleri, anesteziyolog ve reanimasyon/yoğunbakım bütün çalışanları, asistanları/araştırma görevlileri, operatörleri, şefi) bir bütündür. Yoğunbakım, ayrı, kendi başına buyruk “ana bölüm” olamaz! Yukarıda, 16 puntoda kalın harflerle şunu sormuştum: [ Özel hastanelerde: (Bu hastaya narkoz vermem) , (yoğunbakıma hasta kabùl etmiyorum) diyen personel neden yok?????.. ] Çünkü özel hastanelerde “anabölüm” ayrıcalığı yok!. “Genel cerrâhî”, “Kalp ve damar cerrâhîsi”, “Beyin cerrâhîsi” , “Çocuk cerrâhîsi”.. ayrı anabölümler olabilirler ve bunlar arasında yardımlaşma, başhekim yardımcılarından biri tarafından kontrol ve temin edilir.

Bir de Çocuk –sağlığı ve hastalıkları- mütehassıslarından söz edeyim: Çocuk mütehassısı; radyoloji – biyokimyâ – mikrobiyoloji lâboratuarları/anabilim dalları ve KBB, cerrâhî, göz.. anabilim dalları ile ortak çalışmak mecbûriyetindedir. Bu misâl de, tıp da anabilim dalı ayrılığının hizmeti aksatmatacak şekilde kullanılmasının önemini ortaya koyar!.. Hastaneler-arası koordinasyon ve yardımlaşmanın gözetimi,denetimi, gereğinde temini de, sağlık müdür yardımcılarından biri tarafından sağlanmalıdır.

Tekrâr yazıyorum; ANABİLİM DALI; Hukuk, İktisat, Fen, Edebiyat, Fizik, Kimya, Biyoloji, Jeoloji, Mühendislik,  Siyasalbilgiler.. fakülteleri, konservatuarlarda olabilir; fakat özellikle hastanelerde ve tıp fakültelerinde anarşiye ve verimin düşmesine sebep olur!.     Çünkü; Hastanelerde HİZMET ön plandadır. Ve Bölümler birbiriyle ilişkilidir; tıpkı bir saatin çarkları gibi.. 

Sağlık Bakanlığı; özel hastânelerin büyüklerinde HİZMETin ne yüksek derecede disiplin ve verimle yürüdüğünü görüp, örnek almalıdır!.

Yazdıklarıma şöyle bir îtiraz gelebilir: Her fakültede olduğu gibi tıp fakültelerinde de ilmin gelişimi, “anabilim dalları” ihdâsıyla olabilir!. İşte cevâbı: Her tıp fakültesinin, tam teşekküllü bir hastanesi olması mecbùriyeti vardır ve burada yatanlar, araştırmacılar için “tecrùbe insanları” değildirler!.. Özetlersem: YÖK kabùl etmese de, Sağlık Bakanlığı; hastanelerinde “Anabilim dalı” yerine “Anahizmet Dalı” veyâ, ilk îtirazları önlemek üzere “Anabilim ve hizmet dalı” görüşünü ve tatbîkàtını gerçekleştirebilirse halka büyük bir hizmette bulunur. Bir hastanemizde başımdan geçenler, bu fikrimin gerekçesidir. Bu Site'mdeki. "Hastanede başıma gelenler" bölümünü okuyanlar bana hak verecektir.  

 

2)    Sağlık Bakanlığı; Ankara’da bir büyük hastanesine başhekim olarak bakanlığı başmüfettişlerinden birini tâyîn etmeli ve yardımcılarını da ona seçtirmeli; bu pilot/örnek hastanede hizmetin nasıl mükemmelen yürüdüğünü görmelidir!..

Muhterem Sağlık Bakanımız!.. İstanbul’da, Özel (büyük) hastane sayısı –bildiğim kadarıyla- 10 kadardır. Birkaç Özel (büyük) hastane de; Göz hastalıkları,  Kalp-damar hastalıkları.. konularında çok faydalı, başarılı görülmektedir. Paralı özel üniversitelerin mâkul görüldüğü yurdumuzda (ihtiyaç duyulan branşlarda), yukarıda sözü geçen Özel hastanelerde (ücretli ihtisas eğitimi) verilmesi düşünülmelidir. Tabiidir ki, jürileri Sağlık Bakanlığı tesbit edecektir.                 

              

         Muhterem Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Recep Akdağ… Başarılarınızın devâmını görmekle mutlu olacağımı bildirir, hürmetlerimi sunarım.

 

SAĞLIK BAKANLIĞININ ÂCİLEN YAPMASI GEREKEN REFORM :

A)   REFORMU GEREKTİREN HUSUSLAR :

I-                  Başımdan geçenleri anlatırken, Özel hastane âcili kapısında benden başka kimse olnadığını bildirmiştim. Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi âcili kapısı önünde, tahmînen 40 kişilik kuyruk vardı.

II-              Özel hastane âcili; hastanın radyolojik ve diğer (elektro, bakteriolojik/biyoşimik..) tedkiklerini 1-2 saat içinde tamamlıyor ve hasta doğruca ameliyathaneye alınıyordu.

III-           YÖK’le ilişkisi olmayan özel hastanelerinde – hizmette berâberliği  imkânsız kılan!– ANABİLİM DALI ayrıcalıkları yoktu.

Sağlık bakanlığının, bu “Anabilim dalı” YÖK mecbùriyetine dokunmadan, bir Yönetmelik çıkararak yapması gerekenler şunlardır:

I-                  Eğitim ve Araştırma Devlet Hastanelerinde; HER ANABİLİM DALI, “ÂCİL POLİKİNİK ÇALIŞMASI” yapmalıdır. Bunlara yer temini zorluğu/imkânsızlığı karşısında; “Hariciye grupu âcilleri” bir müşterek salonda; “Dâhiliye grupu âcilleri” bir müşterek salonda çalışmalı ve her iki salon arasında geçit olmalıdır. Nöbetçi hemşireler, kuyruklarda soruşturma yaparak; yanlış kuyruk yapanları uyarmalıdır. (Anabilim dalları mâdemki müstakiller, her biri Âcil poliklinik açmalıdır.) Sağlık bakanı bunu teminde gecikmemelidir. “Sağlık bakanlığının en faydalı devrimi bu olur!”  II-              Hemen ameliyatı gerekenler, bu âcillerde hazırlanarak doğrudan    ameliyathâneye gönderilmelidir.Amerikan Hastanesi âcil

 polikliniği, (elektromdan kan tahlîlime kadar) gerekli her araştırmayı sür'atle yaptı ve en mühimi, Hâriciye servisine yatırılmadan! doğruca ameliyathâneye gönderildim, sayın Sağlık Bakanımız…  Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma hastanemizde, âcilde(âcil polikliniğinde) bir asistan tek başına çalışır, (anamnez, oskültasyonla yetinerek) ileus(bağırsak tıkanması) teşhîsini bizzat koysa bile, hastayı ameliyathâneye sevk edemez; Hâriciyeye HAVÂLE eder.(Her iki metodu bizzat yaşadım ve yazımın başında arz ettim.)
 
Bu sistemin, aksayacak yönünün derdi çok eski tarihlerde ortaya çıkmıştır. Misâli, günümüzden değil de 50-60 yıl öncesinden vermenin daha az üzücü olacağını düşünüyorum:       

              1950 Yılında, son sınıfta Dahiliye stajı yapıyordum. Günde 30 hasta taburcu oluyor; ancak 7 hasta yatırabiliyorduk. Geri kalan 23 hastanın, muayenehanelerden pusula ile gelenler olduğunu  ve poliklinik defterine ilâveten yazıldıklarını öğrendim.

           Atatürk,  İnönü ve Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları yıllarındaki memurların âdil maaşlandırma sistemi terk edilmiş ve KAST SİSTEMİ'ne geçilmiştir.  ÂDİL REJİM: İlkokul mezunları 15, ortaokul mezunları 20, lise mezunları 25, 4 yıl süreli yüksek tahsilliler (subay, savcı-hâkim, maiyyet memurluğu yapan stajyer kaymakamlar…) 30 ve 6 yıl süreli yüksek tahsilli hekim ve yüksek mühendisler 35 lira aslî maaşla göreve başlardı; genel müdürler ve albaylardan yüksek seviyedekilere makam tazminatları verilirdi. Bu aslî maaşlar, bütçe imkânına göre; “sınıf ayrımı yapılmadan!” aynı katsayı ile çarpılarak tesbît edilirdi. Yalnız hâkim ve savcılar 2 yılda bir terfî ederlerdi. Diğer yüksek tahsilliler 3 yılda bir terfî ederlerdi.   Bu tatbik sâyesinde “imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz!” marşını, inanarak söylerdik!. Orta tahsilliler 80 lira aslî maaşa kadar yükselebilirlerdi. Bir albay çalışanı ve emeklisi ile bir 100 TL aslî maaşlı sivil hekim veya yüksek mühendis çalışanı / emeklisinin ellerine geçen meblâğ birbirine eşit idi. 1960’dan sonra (Âmil Artüs’ün açılış konuşması 3 yerinde belirttiği gibi İkinci Cumhuriyet kurulmuş; bir kısım müessese ve çalışanlarına ayrıcalıklar tanınmıştır. Zamam zaman işittiğimiz “Cumhuriyetin kazanımları” sözünü sarf edenler, aslında, “İkinci cumhuriyetin kazanımları”nı kasdetmektedirler.  

 Atatürk’ün kurduğu ve 1960’a kadar korunan; yalnızca memurlar-arası eşitliği teminden ibâret olmayıp, millete de kayıtsız şartsız hâkimiyet imkânı bahşeden Birinci Cumhùriyet’e son verilmiştir.     Bunu gören atanmış yüksek hukukçularımızın “bizler Atatürkçüyüz!” şeklindeki beyanlarına milletimiz hayret ve üzüntüyle şâhit olmaktadır

       Atatürk, İnönü ve Bayar'ın Cumhurbaşkanlıkları yıllarındaki memurların âdil maaşlandırma sisteminin yerini Kast Sistemi almıştır:

      [ Asker, hukukçu, mülkiye me’zùnu pâyidâr  /  Almakta çöpçü aylığı doktor-emeklisi ] VEZNİ: Mef“ulü fâilâtü mefâîlü fâilün         

(*) BAKINIZ> 1) Google: amil artus 2) TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÛMETLERİ ve PROGRAMLARI    Av. KÂZIM ÖZTÜRK   AK Yayınları İstanbul 1968 Sayfa 467’de  11.7.1960 DEVLET BAŞKANI ve BAŞBAKAN ORG. CEMAL GÜRSEL TARAFINDAN TEŞKİL OLUNAN BAKANLAR KURULUNUN PROGRAMI  CEMAL GÜRSEL: Aziz arkadaşlar, bugün size hükûmet proğramını takdim edeceğiz. (…..) Şimdi Devlet Vekili Âmil Artüs bu programı okuyacaktır. (…)

DEVLET VEKİLİ ÂMİL ARTÜS – Millî Birlik Komitesinin Sayın üyeleri: (…….) NOTUM: Konuşmanın 3 yerinde (s.468, 481, 482’de) “İkinci Cumhuriyet” sözü mevcuttur. 3)  Bu kitap, [ M. B. K. Tutanak Dergisi C: 1, Sa: 2 ]yi kaynak olarak göstermiştir. 4) Kànun numaraları, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 1’den başlatılmıştır!!!… (Birinci meşrùtiyet, İkinci meşrùtiyet, Birinci cumhùriyet, İkinci cumhùriyet devirlerinde kanun numaraları 1’den başlatılmıştır.)

Hekim ve yüksek mühendis milletvekillerimiz!.. Sağlık bakanlığı, Bayındırlık bakanlığı teklîfini kabûl etmeyiniz.(x)        

         Yazıma, “İMF ve MALİYE KISKACINDA..” diye başlamıştım. İMF hakkında söylenip-yazılanlara bir ilâvem olmayacak…

Maliye’ye gelince..

(Visited 10 times, 1 visits today)

İlgiliMakaleler:

  • İlgili Makale bulunamadı!..


RSS 2.0 ile yeni eklenen yorumları takip edebilirsiniz. Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.