Çeşitli Sağlık Konuları (Kene, hekimlerin dertleri)

Son Güncelleme: Cuma, Temmuz 21st, 2017 | Kategori: Prof. Dr. Recep AKDAĞ| Etiketler:

 KENE,  PURİNOL

                 ve

                 TAVUKLARIN BEDDUÀSI   

       27 Mayıs 2008 öğlene doğru telefonla konuşurken, sol kruris ortası laterale yakın bölümünde kaşıntı hissederek pijamamın paçasını sıyırınca 4mm çapında bir yara, ortasında 2mm çapında siyah bir kabuk(?) gördüm. Yaranın çevresinde 3-4cm yarı çapında bir alanda yaygın, mikronodüler kanama vardı. Sağlık bakanlığı ve YÖK hastanelerine gitmeye tövbeli olduğumdan; eşim, oğlum, gelinim tarafından Aksaray Vatan Hastanesi’ne götürüldüm. Koronerler tıkalı olduğundan 50 adım kadar yürüyebiliyorken, şimdi 10 adım ancak yürüyebiliyordum; başımda da bir ağırlık vardı. Âcilde muhterem Op.Dr.M. beyefendi, benim de ısrarım üzerine, kabuğu kaldırdı. Bu yarada hiçbir iltihap yoktu; az miktardaki kanı veya kanlı sıvıyı gazlı bezle temizledikten sonra yardımcısından tentürdiyot, alkol isteyerek pansuman yaptı; gazlı bezi, 2 gün sonra almamı istedi. KKKA vak’ası olmadığı sonucuna vardığını; buna rağmen ateş, kanamalar gibi belirtiler zuhùrunda vakit geçirmeden Cerrahpaşa âciline müracaatımı tavsiye etti. Masadan zorlukla indim. Özgeşmişimi, soygeçmişimi teferruatıyla alıp kaydetti. Benden önceki kardiyak hastanın da aynı şekilde özgeçmişini, soygeçmişini öğrenip kaydetmişti. 1-2 haftadır, böbrek taşlarım sebebiyle müessir maddesi purinol olan ilâçtan günde 1 tablet yutuyordum; devâm ettim. Bu ilâcın tesiriyle mi bilmem 4-5 günde iyişleştim ve eski hâlime döndüm; gene 50 adım kadar yürüyebiliyorum.

 

        Çocukluğum Beylerbeyi Küplüce mahallesinde geçti. Evler arasında 50 metre civârında kırsal alan vardı. Baharla berâber duvar takvimlerimizde “haşerâtın zuhùru” îkàzını okurduk. Bu sırada kuluçka tavuklarımız civciv çıkarırdı. Tavuklar, böcek ararlar ve bulduklarında yavrularını çağırarak nasıl öldürüp yiyeceklerini öğretirlardi. Şimdi; kediyi, köpeği, kuşları, ormandaki vahşî hayvanların tabîî hayatlarını devâm ettirmeleri gerektiğini düşünüyoruz; fakat tavukları kafeslere kapatıp onlara kuluçkaya yatma ve peşlerinde yavrularını gezdirme zevk ve doğal hayatlarını yaşamayı yasak ettiğimizi  hiç akıl ediyor muyuz.  Bahçe içinde evler, bahçelerimiz ve kırlarımızda dolaşan tavuklar-civcivler yok oldu. Horozlar da, yakaladıkları böcekleri tavuklara ikrâm ederlerdi. Şimdi benim birinci katımda, hamam/kalorifer böcekleri yanında tanımadığımız haşerâtın da saldırısına uğramış durumdayız. (28.06.2008 Cumartesi)

          Mizâhî bir üslûpla yazdıklarımın ilmî bir yeri ve değeri olduğunu; aşağıdaki kupür isbât edecektir. (" akit " 06 Nisan 2012 Cuma s.2'deki Keneleri, tavuklar kovalayacak başlıklı haber..)

 

MEMUR HEKİMLER VE HEKİMLİĞİN HÂLİ İLE İLGİLİ BEYİTLERİM :

        Döner sermâye paylaşımında PERFORMANS, faktörlerden birisidir :
 
            Dikkat_etmek gerekir Tıp'daki PERFORMANS'a :
            Sayılır "hizmete âmâde oluş" hizmetten!..
                                İtfâiyeciler tipik örnektir    

Son söz ve yetki Mâliye, Sosyal Güvenlik’in;

Hâkim denir mi sağlığa Sağlık Bakanlığı!..

                   VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün
            
                     Üç başlı sistemde koordinasyon güçlüğü sonucu olarak 1 Ekim 2010
            günü MEDULA uygulasında aksama görülmüş, bâzı hastalar eczaneden ilaç
            alamamışlardır.   

Sağlıkda, hizmet_etmek_esasken, vatandaşa;

Bir kâr – zarar hesâbına döndürdü Mâliye!..

                   VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün

 

Hastayım… Mâliye yazsın reçete;

Çâresiz; doktorum_etsin repete!..

                VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa,lün)

 

Dedi: Uzman-çavuş_olmak varmış..

Doğu’dan seslenen_uzman doktor!.. (2)

             VEZİN: Feilâtün(Fâilâün) feilâtün feilün(fa,lün)

 

Asker, hukukçu, mülkiye mensùbu pâyidâr;

Düşmekde çöpçü aylığı doktor, mühendise!.. (1)

                 VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün
 

          14 EKİM 2010 AKİT gazetesi s.9'da Hasan KARAKAYA yazıyor: Türkiye Emekli

                Astsubaylar Derneği, 9 Ekim Cumartesi günü, Ankara'daki Abdi İpekçi Parkı'nda
                bir miting düzenlediler. (…) Mitingde konuşan Dernek Başkanı Mustafa EROL
                demiş ki: (…)  [ Subaylar emekli olduklarında maaşları yüzde 5 kesilmekte ve sıkıntı yaşamamaktadır; ancak, astsubayların, emekli olduklarında maaşları yüzde 45 azalıyor. Bu durum astsubayları açlığa mahkûm etmiştir. ] Hekimler de astsubaylar gibi!.. 16.Mart.2011 Ek'i> 14 Mart (2011) Tıp Bayramı'nın, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde yapılan kutlamasında yaptığı konuşmada Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri, Sağlık emekçilerinin (Sağlıkta Dönüşüm Programı) uygulamalarından şikâyetçi olduklarını dile getirmiş..Adana Valisi İlhan Atış, tenkitlerin tamâmını cevaplandırmış ise de, gazetelere, sadece maaş konusunda verdiği cevap yansımıştır : 41 yıldır çalışıyorum.. şimdi bir âile hekimi benden 3.500 lira fazia para alıyor.. benden 10 kat fazla alabilir, çünkü hayat kurtarıyor ama az diyerek ağlamayalım.
Ben; emekli olan hekimlere, sıkılmış limon kabuğu oldukları görüşüyle emekli maaşı takdîr buyurulduğu konusuna temasla ve yukarıda kaydettiğim subay astsubay emekli maaşı farklarına işâretle yetiniyorum.      
 
 

(Subay, polis, hoca, hâkim), (hekim, mühendis, imam)..

Maaşlarındaki farklar belirliyor rejimi!.. (x)

         VEZİN: Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa'lün)
       
       İlgilenmez mi emekliyle de sağlık bakanı?..
       Steteskop vereyim.. dinle şikâyetlerini!.. (x)
               VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa'lün)
              
         Rezâlet_ortada: "Tâtil köyü"nde yolsuzluk!..
         Emekliler soyulurken Bakanlarım susmuş!..
             VEZİN: Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa'lün)
               HABERTÜRK Tv. 12.Nisan 2010  16:15

 

Dökmekde kanlı gözyaşı me’mùr-emeklisi;

Yükseldi arşa hùn akıtandan şikâyeti!.. (3)

              VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün

 

Dünyâda, bizde varsa da bin türlü hastalık;

Yurdumda “hasta” yok, “hekimin müşterîsi” var!(4)

        VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün

 

Yurdumda “hasta” yok, “hekimin müşterîsi” var;

Kànùna uydu, döndü “tabâbet”  “ticâret”e!.. (5)  

       VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün

 

“Hastayım!” dersin, gidersin doktora;

Müşterî görmekde doktor hastayı!..

        VEZİN: Fâilâtün fâilâtün fâilün 

 

Şaka.. aldanma ıstırâbına sen;

Hekimin müşterîsi.. hasta değil!..

         Feilâtün(Fâilâtün) mefâilün feilün(fa'lün)

 

“Müşterî kılma!” deyip dee hekime;

Her nefes yalvarırım Allàh’a!..

                 VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilün(fa'lün)
 
         
        Dersin; edilen zulmü okursan, gurebâdan :
        "Hastâneye gitmem.. ölürüm kendi evimde!.."
             SÖZÜMDE DURUYORUM ve DURACAĞIM. HASTA DEĞİL DE MÜŞYERİ OLARAK GÖRÜLDÜĞÜMDEN
                    VEZİN; Mef,ùlü mefâîlü mefâîlü feùlün
           
      Bir beyitim:
                   Körler diyârı hâkimi şehlâ imiş meğer;
                   Şâir değil, garip-gurebâdan görür bizi!..
                                     VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün
        
         Arşı ta'cîz edecek âh u şikâyet birgün..
         Olma nevmîd.. okuyanlar çıkar_elbet birgün…
                 VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa'lün)

 

       Son_50 yılda baraj, santral ve fabrikalar..

Esirgenenle yapılmış emekli, memurdan! (24.07.1997)

         VEZİN: Mefâilün feilâtün mefâilün feilün(fa'lün)

 

Menderes îdâmı beklerken prostat yokluyor!.. 

Kim bu âdem?.. Ordinaryüs bir hekim.. Dr. Tavat!..

                 VEZİN: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
 
   
 (x) Bir sağlık bakanı: "Beni, yalnızca çalışmakta olan sağlık personeli ilgilendirir…
         Emekli hekimler ve diğer emekli sağlık personeli ; emekli maaşlarının azlığından şikâyetçi iseler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, Maliye Bakanlığı'na baş vursunlar!" diyebilir mi?..
 
Dermandı Muş, İkizdere, Gündoğmuş, Ağrı'da;
Cüz'î maâş emeklisidir şimdi Sağlık'ın!..
     VEZİN: Mef,ùlü fâilâtü mefâîlü fâilün  

­­­­­­­­­­­­­­­­­­­______________________________________

( 1 )  1960’a kadar yürürlükde olan 1924 Atatürk Anayasası’na göre: Maaş tesbîtinde tek kriter memurun tahsil süresi idi ve memurlar için tek/aynı ortak katsayı uygulanırdı; çocuk zammından başka yan-ödeme olmadığından, emekli, memur zammından aynı oranda yararlanırdı. Memuriyete başlangıç maaşı en yüksek olanlar hekimler ve yüksek mühendisler idi; çünkü 6 yıl yüksek tahsilli idiler.  Sağlık Bakanı olmayı hekimler; Bayındırlık Bakanı olmayı yüksek mühendisler kabùl etmemelidirler!..

( 2 )  05.07.2002 SABAH s.16’da Uzman Dr.Ahmet AKYÜZ: Doğu’da Uzman-çavuşlar  uzman doktorlardan fazla para alıyor.

( 3 )  Mart 2006 memur maaşına makul zam yerine “denge zammı” gibi yan ödemeler  verildi ve memur emeklisine  yan ödeme aksettirilmedi; mütakip  yıllar bütçe kanunlarında da memur emeklisini mahrum ve mağdur bırakmak için yan ödeme çeşitleri, sayıları arttırıldı.  

( 4 ) Hekimleri, bu hâle düşüren, Dipnot 1 ve Dipnot 2’de açıklanan politikadır.

( 5 )  TV’da  görüp  dinlediğiniz  Prof. hekimin fakültesine tlf. ediyorsunuz:  – Döner sermayeye ücret yatırmak için Prof. falan beyden randevu rica ediyorum.  Santral  memuresinden cevap :  Prof.  fakültede hasta muayene etmiyor; talebesine ders veriyor. 14.00’den sonra muayenehanesinde hasta kabul ediyor; isterseniz muayenehane tlf. numarasını vereyim  veya doçent  muayenesi için dönersermayeye para yatırmanızı, gün almanızı sağlamak üzere sizi ilgili sekretere bağlayayım!.  (Talebesine dersi, muâyenehânesinden yolladığı hastalar üzerinde yapıyor!.)

2009 DOMUZ GRİPİ SALGINI İLE SAVAŞ :

 HADİSE :15 Mayıs 2009 Cuma günü, İst. Atatürk Havaalanı'na inen uçaktan çıkmış olanların terminal kameralarla kontrolu sırasında, yolculardan birisinin ateşli olduğu görülerek, berâberindeki 4 akrabâsı ile birlikte Haseki Hastanesi'nde karantinaya alındı ve eşinde (veya eşi değil de annesinde) de aynı hastalık teşhis edildi. Uçakta 166 yolcu vardı ve bunlardan 96'sı İstanbul'da kaldı, diğerleri yurt içinde dağıldı.

TENKİD ve TAVSİYELERİM:  Sağlık Bakanlığı'nda 15 yıl bulaşıcı hastalıklarla savaşmış bir hekim olarak (Hatıralarımda kısaca anlatılmıştır) hâdiseyi tesbitden sonra tenkid ve tavsiyelerimi sunuyorum: I- Tesbit: İlk gün erkek'de ve ertesi gün eşinde (veya eşi değil de annesinde) bulaşıçı hastalık ortaya çıkıyor.  II- Tenkid: İkisinin yan yana seyahat ettikleri açık.. Erkek hasta tek başına yolculuk yapmış olsaydı, yanındaki yabancı, kimbilir kaç kişiye bulaştırmış olacaktı.. III- Ne yapılması gerekirdi ve gerekiyor (Tavsiye):  Uçak pilotuna, havaalanına yaklaştığında şu tâlîmât verilir: [ 1- Uçak piste inince personel ve yolcu kimse yerinden kıpırdamayacak. 2- Havaalanımızda görevli 2 sağlık memuru ile 2 polis uçağa girecekler; kendilerine, uçaktaki koltukları, koltuk numaralarını ve yolcunun kimliğini gösteren kroki/çizelge verilecek. 3- Sağlık memuru ve polis memurunun işaretiyle, kapıya yakın koltuklardan başlanılarak (İlköğretim öğrencilerinin bahçeden sınıflarına yöneldikleri gibi) (hasta oldukları açıkça belli olanlar öncelikle) piste inecekler.] Sağlık memurlarından biri, ilk inenlerden olacak ve kroki/çizelgeyi Alandaki hekime verecek. 4- Ateşli hasta tesbit edilirse, (yanındaki, önündeki, arkasındaki..  yolcu da karantinaya alınacak.Uçak persıneli de incelenecek.(16.05.2009)

                                                 * * * * *

Ziyâretçilerim merâk etmişlerdir.. Edebiyat, mùsıkî;  başta tasavvùf olmak üzere bâzı dînî(İslâmî) konularda, mütehassıslarının bile orijinal olduklarını kabûl edecekleri bilgiler sunabilmiş iken; esas mesleğim olan tıbda bir yeniliğe imzâ atamamış olmamın sebebi nedir?. Bu sorunun cevâbı devleti yönetenlerin kusùrunu, kifâyetsizliğini ve dolayısıyla geri kalmışlığın sebebini ortaya çıkaracağından, kişisel olmasına rağmen, soruya cevap veriyorum.    Devlet, beni 150 dolar aylıkla çalıştırmağa başladı. Devlet; "kalkınma önderleri" olacak bizleri (sağlık, ziraat, hayvancılık, bayındırlık.. alanlarında çalışan yüksek ve orta tahsilli memurlarını) yarı aç-yarı tok çalışmağa mecbur bırakırken; köy muhtarından, "5-1o keçisi var" diye ilmühaber getiren köylüye, ziraat kooperatifleri aracılığıyla kredi dağıtıyordu. Devletin başlıca 2 gelir kaynağı vardı. Birincisi ABD'ye yapılan dış-borçlanma.. İkincisi ise SSK kaynağından iç borçlanma(Henuz emekli aylığı alan olmadığından, yalnızca prim toplanıyordu.) Anadolu'ya dağılmış 150 dolar aylıklı memurlar, yıllık izin sıramız geldiğinde anamızın-babamızın bulunduğu illere gidemiyorduk. Müşahhas bir misâl olmak üzere bir Gündoğmuş hâtırası nakledeyim: Bir pazar günü.. Şükrü efendinin dükkânı üzerindeki memurlar klübü.. Adlî-mülkî memurlar (hepsi de vatanperver kişiler) sohbet ediliyor. Bir ara: "İyi ki dedelerimiz Fas'ı-Cezâyir'i kaybetmişler!" deyince, kaşlar çatıldı. Ben devâm ettim: "Yıllık izine İstanbul'a gidemiyorum. Ailece gidiş geliş yolparası.. Gidebilsem bile vâlide, hemşîre birer manto isterler. Dayımın, amcamın ve yedeksubayken izin alamadığım için babamın cenâzelerine gidemedim. Kore'de görevli bir zencî asker, Amerika'da ölen yakınının cenâzesine, sık sık gidip-gelen uçaklardan biri ile gönderiliyordu!.. Eğer, şimdi Fas veyâ Cezâir'de memur olsa idik cenâzemiz orada kalırdı" dedim. Tıp fakültesinden arkadaşlarımın bir kısmı Amerika'da çalışıyorlardı ve izinle Türkiye'ye gelebiliyorlardı. Fakültede iken başta biyokimya kitabıma notlar düşmüş, "hekim olunca araştıracağım" diye yazmıştım. Hekim oldum; bir mikroskop bile satın alamadım. Bugünden bir örnek: Okullar açılırken, öğretmenlere, kitap alsınlar diye harçlık verilir. Hekimin kitap masrafı öğretmenin kitap masrafının 100 katıdır. Günümüzden bir örnek daha: Amerika'da çalışmakta olan Türk hekimler, tıpda yeniliklere imzâ atıyorlar, işitip iftihâr ediyorum. Yurtdaki meslekdaşlarımın (pek azı da olsa) ahlâk dışı işlerini okuyup üzülüyoruz.  DENGE TAZMİNATI: Memurların maaşlarına zam yerine, "denge gibi isimler îcâd edilerek" tazminât verilir ve emekli memurlara "sıkılmış limon kabuğu gözüyle bakıldığının delîli olarak" yansıması önlenir. Netîcede; memur emeklisi, Devlete, kırgın ve muğberdir; atanmışlar seçilmişlere karşı ıse, Yürütme, bunun sebebini, sebeplerini araştırmış mıdır?; danışmanlarının kifâyet derecelerini biliyor mu? Kellim kellim lâyenfa.. İşte geldik gidiyoruz.. şen olasın Halep şehri!

 

SAYIN BAŞBAKANIM,

Söze başlarken, vatanımız ve vatandaşlar için faydalı işler yapmak isteğinize inanarak hürmetlerimi sunar, başarınız için duâ ederim.

Çizmeden yukarıya çıkmamak için SAĞLIKDA AÇILIMLAR'a temas etmekle yetineceğim:

Ambulans helilopter hizmeti gerçekten önemli bir hizmet.. Bu helikopterler ambulans değil, cankurtaran!..

Diğer taraftan.. Bu hizmet, günde 5-10 hastayı ilgilendiriyor. Aylar ve hattâ yıllardır bu sitede dile getirdiğim aksaklıklar, aklımca çâreler olarak sunduğum teklifler, fikirler hiç dikkate alınmadığından vatandaşın hoşnutsuzluğu sürüp gidiyor. Bunları bir de size arz ediyorum:

1) Glokomlu hastalar için evvelce "sağlık kurulu raporu" istenirdi, şimdi tek hekim raporu yetiyor.. Glokomun tedâvîsinin imkânsız olduğu bilinmesine rağmen  ortalama 70 yaşındaki  emeklilerin ve eşlerinin her yıl hastaneye gitmeleri ıstırap veriyor. Diğer tedâvîsi mümkün olmayan hastalıklar/hastalar için de durum aynıdır.

2) Devlet hastanelerine ambulansla gelen âcil hastalara: " Yoğun bakımda yer yok; boş yatak yok; boş sedye yok(?) " gibi sözlerle "kapıcılar tarafından" kovulanlara  sağlık hizmeti verilmiyor. Bâzı(?) hastalar ise haftalarca, aylarca hastanelerde.. TV kameramanları, gazeteciler bu haberlerin peşinde.. Ben şu sorumu tekrarlıyorum:  Neden özel hastanelerden, hiç bir kimse, parasını peşin vermiş ise, yoğun bakımda yer yok, boş yatak yok, sedye yok.. diye kapıdan çevrilmiyor?.. Bu konu zecrî tedbirleri gerektirmektedir: A- Adalet bakanlığı; TV, gazete yayını veya mağdurun şikâyeti hâllerinde soruşturma açılması için savcılıklara yazmalıdır. B) Aynı olayı  Sağlık bakanlığı müfettişleri de etraflıca incelemelidir. C) Her bakanlıkda atanmışlar yer değiştirirler; sağlık personeli müstesna!.. Mahkeme kadıya mülk olmaz ise de hastane hekime mülk olur!..

3) Özel lâboratuarlar ile, "SSK ve BAĞKUR" emeklileri için anlaşma yapılmakda; Emekli Sandığı emeklileri ve eşleri bu yardımdan mahrum bırakılmaktadır. Bu haksızlığa; (memur emeklisi daha fazla  maaş alıyor!) düşüncesi sebeb ise, çok yanlıştır; çünkü: bir memurun birinci derecede 4üncü kademeye gelene kadar geçen ortalama 30 yıl zarfında maaşından kesilen emekli keseneği, SSK'lıdan kesilen emekli keseneğinin 2 katı ve BAĞKURlununkinin ise 5 katıdır. ÖZETLERSEK: Özel Laboratuarlarla SSK emeklileri için anlaşma yapılırken, Emekli Sandığı emeklileri dışlanmamalıdır.

4) Hekimler ve Yüksek mühendisler pek çok sâir atanmışlara oranla az maaş almaktadırlar.. hele emeklileri? Memurlara "denge tazminatı, yemek parası, giyim parası" diye ödemeler, maaş artışı olarak yapılmadığından bu zamlardan yararlanamayan emeklilerini üzmektedir. Bu şekilde, emekli, memurun maaşının ortalama %60'ını alırken, bu nisbet %50'ye düşmüştür. Atatürk'ün, İnönü'nün, Bayar'ın Cumhurbaşkanı oldukları devirde memurlara, emekliye aksetmeyen yan ödeme çocuk zammından ibâret idi. 2010 yılından itibaren, elektrik, doğalgaz faturaları altında ezilirken, bayramlarda el öpmeğe gelecek torunlarına bayram harçlığı veremeyeceğini düşünen memur emeklisi şimdiden üzüntüye gark olmuştur. (04.09.2009)

Saygılarımı sunarım.

(Visited 14 times, 1 visits today)

İlgiliMakaleler:

  • İlgili Makale bulunamadı!..


RSS 2.0 ile yeni eklenen yorumları takip edebilirsiniz. Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.