BÜYÜK POSTANE İSTANBUL RADYOSU’NDA KÜRDİLİHİCAZKÂR FASLI
1927 sonrasında, İstanbul-Sirkeci Büyük Postane’de yayın yapan İstanbul Radyosu, misafir ıopluluklara da yer vermektedir(*). Bu topluluklardan birinde, – 1942?’de keman hocam olan – Avni (Atun) da bulunmakta, hânende ve sâzendelerin bir kısmı Beylerbeyi’nde, yarısı da Arnavutköy’de/Ortaköy’de ikàmet etmektedirler. Topluluk; Radyo’da Kürdilihicazkâr Faslı sunmalarına izin verildiğini Mes’ut Cemil beyden öğrenmişler ve peşrevden sonra yer alacak eserleri tesbitle programı yapmışlar; fasıl hey’etinin bir kısmının Beylerbeyi’nde, diğerinin karşı sâhilde çalışmasnı tamamlayarak Radyo’da buluşmuşlardır. Mes’ut Cemil, “Başlayın!” işâretini verince; bir kısmı Tanburî Cemil Beyin, diğeri Vasilâki’nin peşrevini çalmaya başlayınca, Mes’ut Cemil “Bir ârıza oldu!” diyerek yayına son vermiştir.
(*) TRT’de Türk Musikisi Misâfir toplulukları, “2008 devrimi!?”nden itibaren yasaklı??
* * * * * * * * * * *
Kanal 24 TV, 30.07.2011 21:oo – 21.35 zaman aralığında, Kâni KARACA (1930 Adana – 30.05.2004 İstanbul) hakkında güzel bir program sundu. Ben de, 1-2 paragraf ilâve etmeyi vazîfe bildim:
1951 yılı Mayıs ayında birgün, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Talebe Birliği Korosu’nda, hocamız Arif Sami TOKER, 3-4 arkadaşa: “Yeşilköy stüdyosunda bir film çevriliyor. Filmde, küçük bir hamâsî beste okunacak. Bu müzik bölümünü yöneten Hasan Tahsin PARSADAN, benden 3-4 notist korist istedi; ben de szlerden ricâ ediyorum!” dedi. Yeşilköy’e gittiğimizde; H.T.PARSADAN bizi karşıladı, sıramızı beklememiz için yer gösterdi. Sıra; 20 yaşlarında, kara-yağız bir delikanlıda, Kâni KARACA’da idi. Kemânîye, Re üzerinden kısa bir Sabâ taksîmi yaptırdıktan sonra, KARACA’ya ezan okuttu. Kemânîye, Sabâ taksîmini 1 ses daha tizden yaptırdı ve ezân da tekrarlandı. Sıra bize gelince, güftesi “Allah Allah diyerek eyleriz sefer / Düşmen-i dîne böyle buluruz zafer / Yekdir Allaaah, Yekdir Allaaah, Yekdir Allaaah!” makàmıı Acemaşîrân idi.
15 Yıl kadar önce muhterem kardeşim, kudümzenbaşımız Necdet TANLAK, beni, canımız-ciğerimiz İzzet ESKİDEMİR’ın Kadıköy tarafındaki ikàmetgâhına götürdü. Orada gördüğüm Kâni KARACA’ya 1951’deki filmi hatırlattım ve ismi “İstanbul’un Fethi” mi idi diye sordum ve “Hayır!” dedi; filmin ismini söyledi ise de, şimdi hatırlayamadım.
1970’de almış olduğum 33 devirli plâk’ın bir yüzünde [ MELODİ Plak ve SES ENDÜSTİSİ İstanbul TÜRKİYE / 33 Devir 33 101-1 / MEVLİDİ ŞERİF Söz: Süleyman Çelebi Okuyan: Hafız Kâni Karaca 1 – MERHABA BAHRİ ve 2 – MİRAÇ BAHRİ ; arkasında ise: 33 101 2 MEVLİDİ ŞERİF Söz: Süleyman Çelebi Okuyan: Hafız Kâni Karaca 1 – TEVHİD BAHRİ ve 2 – VİLADET BAHRİ
Plâğın karton muhafazası arka bölümündeki bilgilerden bâzılarını aktarıyorum:
(…….) Muhterem üstad Mesut Cemil başkanlığında ve Sadettin Heper beyin yardımlarıyle uzun bir çalışma devresi geçiren arkadaşlarımız bu müstesna Mevlidi yine mümtaz hafızlarımızdan Kani Karaca’ya okutmaya karar vererek elinizdeki plâğı vücuda getirmişlerdir. (…..)
Sevgili Babam Mehmet Nuri Çağlayan’ın ruhuna. Vefatı 25 Mayıs 1962 Kayıhan Çağlayan
(…..) Not : Bu Plâk Türkiye’de sese alınan ve yine Türkiye’de imal edilen ilk 33 devirli (Long Play) Plâktır.
Gözleri görmediği hâlde mahfùzâtının pek geniş olasında, hâfızasının güçlüğü yanında, kudümzenbaşı olması, önde gelen bir faktördür.
Kâni KARACA hakkında daha fazla bilgi için, Necdet TANLAK’a mürâcaât gerekir.
Rahmet-i Rahmâna kavuşanların rùhuna el-Fâtiha!..
*
TÜRK MUSİKİSİ VAKFI 07.09.2012
MÜTEVELLİ HEYETİ(x)
Kemal KAFALI, Prof. Dr. ; Lütfi ZEREN, Prof. ; Nevzat ATLI, Prof. Dr. ; Selahattin İÇLİ, Prof. Dr. ; Halil AKSOY, Doç. ; Fikret DEĞERLİ, Doç. ; Mutlu TORUN, Doç. ; Cevdet ÇAĞLA ; Neriman TÜFEKÇİ ; Nida TÜFEKÇİ ; Nevzat SÜMER ; Necdet VAROL ; Sadun AKSÜT ; Alaaddin YAVAŞÇA, Dr. ; İhsan ÖZGEN ; Abdi COŞKUN ; Yücel PAŞMAKÇI ; Yalçın TURA, Doç. ; Laika KARABEY ; Erol SAYAN ; Vehbi KOÇ ; Sakıp SABANCI ; Muharrem ERGİN, Prof. Dr. ; Süleyman YALÇIN, Prof. Dr. ; Ayhan SONGAR, Prof. Dr. ; A. Aydın BOLAK ; Muharrem ÖZMELEK ; Orhan YAVUZ ; Asım KOCABIYIK ; Mehmet KARAMEHMET ; Kayıhan TÜRKÖZ ; Ayhan ULUSOY ; Şarık TARA ; Uğur DERMAN ; Sabahattin ERGİN, Em. Amiral ; Ali COŞKUN ; İdris KARTAL ; Ayhan ŞAHENK ; Ahmet Ş. DÜRÜST
(*) Noktalı virgüller ilâvesi bir yana; isim ve ünvanlar aynen yazılmıştır.
İDARE HEYETİ
Reis : Ahmet Aydın BOLAK
Umumi Kâtip : Muharrem ÖZMELEK
Muhasip Aza : Nida TÜFEKÇİ
Azalar : Orhan YAVUZ
Nevzat ATLIĞ
Selahattin İÇLİ
Sabahattin ERGİN
BAŞLANGIÇ
Milli varlığımızın temeli TÜRK KÜLTÜRÜ’nün soylu ve güçlü bir değeri olan Türk Musikîsinin benimsenmesi, korunması ve geliştirilmesine matuf, milli ve vicdani bir vavifeyi ifa etmek maksat ve heyecanı ile,
TÜRK MUSİKÎSİ VAKFI’nı
kurmuş bulunuyoruz.
Bu vakfı, milli kültürümüzün yaratıcısı ve hakiki sahibi yüce TÜRK M;LLETİ’nin sağduyusuna, destek ve himayesine emanet ediyoruz.
I – VAKFIN İSMİ ve İKAMETGAHI
Madde – 1 Bu vakıf senedi ile (Türk Musikîsi Vakfı) ismi altında bir vakıf kurulmuştur.
Madde – 2 Vakfın ikametgâhı İstanbul’dadır. İdare merkezi, Teşvikiye Caddesi, No: 160 Nişantaşı, İstanbul’dadır. (…..)
II – VAKFIN GAYESİ
Madde – 3 Türk milli kültürünün soylu ve güçlü bir değeri olan Türk Musikisini, kendisine has şekli ile korumak, geliştirmek ve Türk Milletinin bütün fertlerine benimsetmek maksadı ile;
a) (…..) b) (…..) c) (…..) d) (…..) e (…..) f (…..) g) (…..)
III – VAKFIN ORGANLARI
Madde – 4 Vakfın İdare Uzuvları aşağıda gösterilmiştir:
a) Mütevelliler Hey’eti. b) İdare Hey’eti
IV – MÜTEVELLİLER HEY’ETİ
Madde – 5 (…..) Madde – 8 (…..) Madde – 7 (…..)
V – İDARE HEY’ETİ
Madde – 8 Kuruluş: (…..) Madde – 9 Görev ve Yetkileri: (…..)
VI – VAKFIN VARLIĞI
Madde – 10 Vakfın varlığı: Vakfın varlığı, kurucular tarafından taahhüt ve tahsis edilen 10.000.000.- TL. (ON MİLYON) TL. ile Devlet yardımından, (…..)
VII – GELİR ve GİDER
Madde 11 (…..)
VIII – VAKFIN SONA ERMESİ VE TASFİYESİ
Madde – 2 (…..)
NOT’UM: Hem Türk musikisi ilim ve zevkinde, severliğinde, bağlılığında; Türk iş dünyasının iştirâki ile desteğini taşıyan; bugüne kadar görülmemiş, bundan sonra da görülmeyeceği anlaşılan bu yüksek değerdeki Vakfın bir iz bırakmamasının 2 sebebi vardır: 1) Mütevellî Hey’eti’nin hiç olmazsa üçte birini “gençler” teşkîl etmeli idi. 2) Neşriyat yapmalı; konserler vermeli idi. (Neşriyât: Başta Türkoloji konngreleri Türk musikîsi seksiyonu ve İTÜ Semozyumları’nda verilmiş tebliğlerler ile klasik beste notaları neşirleri. Konserler.. Açıkoturumlar .. Yarışmalar.. )
***
H.S.AREL 712 ESERDE 100 MAKAM KULLANMIŞTIR 11.09.2012
40 Kürdîlihicâzkâr
36 Uşşàk
30 Hüseynî
25 Ferahnâk
22 Bayâtî
18 Bùselik
18 Nikrîz
17 Acemaşîrân
16 Karcığâr
16 Nihâvend
14 Nişâbùrek
14 Sùzidil
14 Şevkefzâ
13 Çârgâh
13 Evcârâ
13 Sultânîyegâh
12 Hisârbùselik
11 Bestenigâr
11 Hümâyùn
11 Yegâh
10 Evc
10 Ferâhnâk
10 Hüzzâm
10 Isfahân
10 Mâhùr
10 Şeddiarabân
9 Rast
8 Nişâbùr
8 Tâhir
8 Uzzâl
8 Zengûle
7 Aşkefzâ
7 Revnâknümâ
7 Segâh
6 Ferâhfezâ
6 Kürdî
6 Sultânîıràk
5 Besteısfahân
5 Heftgâh
5 Hicâzkâr
5 Nev’eser
5 Rengidil
4 Dilkeşhâverân
4 Lâlegül
4 Müsteâr
4 Râhatfezâ
4 Rùhnüvâz
4 Şîvenümâ
3 Acemkürdî
3 Dügâhda çârgâh
3 Hüzzâmıcedîd
3 Iràk
3 Şîvenümâ
3 Râhatülervâh
3 Rùyiıràk
3 Şerefnümâ
2 Acemaşîrânda kürdî
2 Bùselik
2 Sùznâk
2 Aşîrânda uşşàk
2 Bayâtîarabân
2 Mâhùrbùselik
2 Muhayyer
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TÜRK MUSİKİSİ DEVLET KONSERVATUARI 1. TÜRK MUSİKİSİ SEMPOZYUMU PROGRAMI: 21 – 23 Aralık 1983 Mimarlık Fakültesi Konferans Salonu, Taşkışla/İSTANBUL
21 ARALIK 1983, ÇARŞAMBA
10.00 Açılış İ.T.Ü. Rektörü Prof. Dr. Kemal KAFALI tarafından 1. Türk Musikisi Sempozyumu’nun açılışı.
10.30 TMDK Öğrenci Orkestrası Konseri Yöneten: Faris AKARSU
11.15 Tebliğlerin Sunuluşu: OTURUM BAŞKANI: Prof. Lütfi ZEREN
Sunuş Tebliği; Türk Musikisi’ndeki Atılımlar Sabahattin ERGİN
14.00 OTURUM BAŞKANI: Halil AKSOY -Türk Musikisi Sistemi Ana Konulu Tebliğler.
Haydar SANAL
14.30 Dr. Can Akkoç
15.00 Dr. Ayhan SONGAR
15.30 Özgen GÜRBÜZ
16.00 A R A
OTURUM BAŞKANI: Haydar SANAL
16.30 Eşber KÖPRÜCÜ
17.00 Fethi KARAMAHMUTOĞLU
17.30 Adem ŞAHİN
18.00 Erol SAYAN
22 ARALIK 1983, PERŞEMBE
OTURUM BAŞKANI: Sabahattin ERGİN -Türk Musikisi Ses Sistemi Ana Konulu Tebliğler.
10.00 Dr. Rafet KAYSERİLİOĞLU
10.30 Süleyman ERGUNER
11.00 Prof. Dr. Gültekin ORANSAY
11.30 Kemal İLERİCİ
12.00 Dr. Ayhan SÖKMEN
12.30 A R A
OTURUM BAŞKANI: Dr. Alâeddin YAVAŞÇA
14.00 Cinuçen TANRIKORUR
12.30 Orhan ÖZTÜRK
15.00 Alev Engin ABAYLT
15.30 Ergüder YOLDAŞ
16.00 Cahit ATASOY
16.30 Yalçın TURA
17.00 Bülent GÖZEN,
17.00 A R A
OTURUM BAŞKANI: Ercümend BERKER
18.00 S O R U L A R
23 ARALIK 1983, CUMA
OTURUM BAŞKANI: Nida TÜFEKÇİ Genel Konular Üzerine Tebliğler.
10.00 Doğan KARAAĞA
10.20 Işık SÜKAN
10.40 Necdet VAROL
11.00 Okyay YİĞİTBAŞ
11.20 Saadet GÜLDAŞ
11.40 Rüştü ŞARDAĞ
12.00 Şener ÖNALDI
12.20 Orhan NASUHİOĞLU
12.49 A R A
OTURUM BAŞKANI: Necdet VAROL
14.00 Doç. Dr. Osman SERTKAYA
14.20 Cafer AÇIN
14.40 Günaydın KAYNAK
15.00 Oruç GÜVENÇ
15.20 Cinuçen TANRIKORUR
15.40 Eşber KÖPRÜCÜ
16.00 Erol SAYAN
16.29 A R A
OTURUM BAŞKANI: Fikret DEĞERLİ
16.40 Prof. Dr. Fikri ŞENOCAK
17.00 Orhan ÖZTÜRK
17.20 Alev Engin ABAYLI
17.40 Dr. Rafet KAYSERİLİOĞLU
18.00 Etem Ruhi ÜNGÖR
18.20 Dr. Cahit ÖNEY
18.40 Cahit ATASOY
OTURUM BAŞKANI: Ercümend BERKER
19.00 S O R U L A R
Bu sempozyumda 40 küsur “Tebliğ” sunulmuş.. Şimdi Konservatuar arşivi araştırılsa, 10’u bulunabilir mi?.. Sebebi: Konuşmacıların bir kısmı, ceplerinden çıkardıkları notlara ara sıra göz atarak “Tebliğ” denilebilecek vasıfta sözler sarf etmişler ve bir metin de bırakmamışlardır. Bendenizin “orijinal” çalışmasını sorarsanız, “Tebliğ” karakterinde olup, Musiki Mecmuası 404.cü sayısında yer almıştır.
Hangi arkadaşlarımızın neler tebliğ ettiklerini hatırlamama imkân yok.. Yalnız; sayın Doğan KARAAĞAnın konuşmasından şu notu almışım:
[[ Doğan KARAAĞA 10.00 – 10.28 (TRT müzik neşriyatını tenkid..) Millî kültür ön plana alınmalıdır. I- Kalitesi.. a) Güfteler, b) Beste c) İcra Güfteler seçilmeli.. Neyzenler: Bir kısmı âdetâ falso üzerine ihtisas yapmış.. d) Enstüman bakımından viyolonsele gerek yok.. Programlarda kudüm şarttır.. e) Şekiller bakımından.. f) Akord.. Pest akord seçilmiş.. Akord kısıtlılığı kaldırılmalıdır.. Korolarda Bas sesle 1 oktav altında okunuyor, okunmamalıdır.. Bilhassa dînî musiki pest akort okunulamaz.. Pest sesten figàn edilemez, hıçkırılır.. g) Nota neşriyâtı.. Hüsnü ağız ahibi… h) Batı mukallidliği (Çok-seslilik).. ]]
İstanbul Edebiyat Fakültesindeki Türkoloji kongreleri “Türk Musikisi” seksiyonunda da maalesef tebliğler(?)den pek azı arşive bırakılmamıştır. Bu Kongre için Mart-Eylül aylarında çalışır ve Kürsüye çıkınca, birisi şahsına ait olmak üzere 2 nüsha takdîm ederdim; dinleyenlerime de, konuşmaya başlamadan önce dağıtırdım.. Bununla da yetinmemiş, tebliğlerimi, Musiki Mecmuası’nda neşretmiş idim.
Bu gibi gayrı ciddi tutumlara artık son verilmelidir.
Bu sempozyumun öğle tatilinde Ergüder YOLDAŞ ile tanışmış idim.. Bana; Müzk teorisini anlatırken, yüksek matematik ve akustik fizik bilgisine hayran kalmış idim.. Kendisinden güçlüleri müesseseye almmama tutumunun sonucu kaht-ı ricâldir..
* * *
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TÜRK MUSİKİSİ DEVLET KONSERVATUARI II. TÜRK MUSİKİSİ SEMPOZYUMU PROGRAMI
16 – 19 NİSAN 1985 MADEN FAKÜLTESİ KONFERANS SALONU MAÇKA/İSTANBUL
16 Nisan 1985 SALI
10.00 İSTİKLÂL MARŞI Rektör Prof. Dr. Kemal KAFALI’nın açış konuşması. KORO Tebliğlerin sunuluşu.
OTURUM BAŞKANI : Prof. LÜTFİ ZEREN
10.30 Bülent GÖZEN Musiki, Matematik, Felsefe.
11.00 Prof. Dr. Ayhan SONGAR Ruhî tedavi vasıtası olarak Türk müziği.
11.30 Ercümend BERKER Türk Musikisinin dünü, bugünü, yarını.
12.00 ARA ……………….
OTURUM BAŞKANI : Ercümend BERKER
13.00 Cüneyd ORHON Dört telli kemençe.
13.40 Serdar ÖZTÜRK Türk Musikisi eğitiminde yardımcı dersler. (Koro Piyano)
14.20 Doç. Dr. Osman SERTKAYA Çenk Kopuz.
14.50 Necati GEDİKLİ Türk Musikisinde çokseslilik mi, oturtum mu?
15.10 Günaydtn KAYNAK Musikimizde solfej eğitimi.
15.40 Haydar SANAL Makam seyirlerinde okşama.
16.00 ARA ……………….
OTURUM BAŞKANI : Fikret DEĞERLİ
16.30 Güner KARABACAK Halk türkülerimiz.
17.00 Doç. Dr. Yavuz AKYOL Türk Musikisinde nota sorunu.
17.40 Erol SAYAN Türk Musikisinde yabancı perde isimlerinin Türkçeleştirilmesi.
18.00 Tebliğlerin sona ermesi.
17 Nisan 1985 ÇARŞAMBA
OTURUM BAŞKANI : Sabahattin ERGİN
09.30 Galip SOKULLU Türk Musikisinde çokseslilik.
10.00 Yalçın TURA Arel sistemi ve çokseslilik.
10.30 Adem ŞAHİN Şed makamlar. (Kürdili Hicazkâr)
11.00 Cinuçen TANRIKORUR Marş besteciliğimizde prozodi.
11.40 Muammer ULUDEMİR Mecmua-i sazü sözde anahtar ve arızalar.
12.00 ARA …………………………
OTURUM BAŞKANI : Cahit ATASOY
13.00 Onur AKDOĞU Türk Musikisinde solfej eğitimi.
13.30 Ferhi KARAMAHMUTOĞLU Makamlarımızın tasnifi.
14.00 Cahit KOPARAL Türkiye’de ve Dünyada nota yazım ve basımı.
14.40 Süleyman ERGUNER 18.yy.semazenleri ve Türk Musikisine katkıları.
15.00 Onur AKDOĞU Mansur akordun faydaları.
15.20 Hayati ASILYAZICI Türk Musikisinde çokseslilik yöntemleri.
15.40 Aydın SARI Türk Musikisinde çalgılama tekniği.
16.00 ARA ……………………
OTURUM BAŞKANI : Nida TÜFEKÇİ
16.30 Halil AKSOY San’at eserlerinin korunması.
17.00 Necdet VAROL Türk Musikisinde icra.
17.30 A. Turan ALKAN Türk Musikisinin psikoloji açısından incelenmesi.
18.00 Tebliğlerin sona ermesi.
18 Nisan 1985 PERŞEMBE
OTURUM BAŞKANI : Halil AKSOY
09.30 Feridun ÖNEY Türk ve İran klasik şiirinde musiki terimleri.
10.00 Hakan Sinan METE Giresun yöresi halk müziğine toplu bir bakış.
10.30 İ. Hakkı AKYOLOĞLU Bolu’da Köroğlu çevresinde oluşan Türk askerî mehter müziği.
11.00 Doç. Dr. Metin KARADAĞ Aşıklık geleneği ve halk müziğimiz.
11.30 Saadet GÜLDAŞ Sözlü müzik eserlerimizde prozodi.
12.00 ARA ………………….
OTURUM BAŞKANI : Alâeddin YAVAŞÇA
13.00 Güney GÖNENÇ Bartok denemelerinde makam özellikleri.
13.40 Başak İNCE M. Ragıp Gazimihal’in Türk musikisindeki yeri.
14.00 Yavuz DALOĞLU Kemanî Hızırağa ve betimlediği makamlar.
14.20 Serap İLHAN Rauf Yekta ve Türk musikisindeki yeri.
14.40 Çetin KÖRÜKÇÜOĞLU Türk musikisinin başlıca problemleri ve çağdaş Türk Musikisi çaiışmaları.
15.00 Işık SÜKAN Batı ve Türk Musikisinin evrensellik mukayesesi ve insan ruhuna yaklaşımı.
15.30 Hüseyin ERBAY Anadolu’da faaliyet gösteren amatör musiki koroları.
16.00 ARA ……………….
OTURUM BAŞKANI : Yalçın TURA
16.30 Alev Engin ABAYLI Ana dizi meselesi — sanat kurultayı
17.00 Berrak TARANÇ Türk sinemasında musikimizi kullanım değeri.
17.30 Çiğdem TATOĞLU Türk musikisinin nasıl doğduğu ve bugünü.
17.50 Muharrem SUBAŞI Nota arşivi sorunu.
18.00 Tebliğlerin sona ermesi.
19 Nisan 1985 CUMA
OTURUM BAŞKANI : Selâhaddin İÇLİ
10.00 Süleyman ERGUNER Mesnevîde ney, devr-i salât.
10.40 Alâeddin YAVAŞÇA Türk musikisinde form zenginliği.
11.20 Rahmi Oruç GÜVENÇ Türk Musikisinin kaynağı ve Dünya’ya etkisi.
12.00 Okyay YİĞİTBAŞ Acemaşiran * MAhûr.
12.10 ARA ……………
OTURUM BAŞKANI : Hurşit UNGAY
13.30 Haydar SANAL Musiki eğitiminde bir örnek.
14.00 Cahit ATASOY Türk Musikisinin kaderine tesir eden vakalar.
14.30 Yurdun GÜVENEN Türk musikisi büyük ekollerin habercisi 18. Asır.
15.00 Serbest zaman.
Sorulara cevaplar ve katılanların düşünce ve önerileri.
KAPANIŞ
16.00 ARA ……………..
16.00 – 18.00 K O N S E R
“Elektronik ve Müzik Sergisi” sempozyum süresince açık bulunacaktır.
Konferans, Kongre, Sempozyum’u yaptık.. sonu?.. boş!..
Neşreden çıkmadı.. boş kubbede kayboldu sadâ!.. (x)
… VEZİN: Feilâtün(Fâilâtün) feilâtün feilâtün feilün(fa’lün) …
(x) TEK İSTİSNÂSINDA EMEĞİ GEÇENLERE HÜRMETLERİMİ ARZ EDERİM.
27-28 Nisan 1985 tarihlerinde Ankara Kavaklıdere Atatürk Bulvarı’ndaki Türk Dil Kurumu Konferans Salonu’nda, “Türk Kadınları Kültür Derneği(TÜRKKAD) Merkezi/Ankara (Genel Başkanı sayın Sabahat GÜLAY) tarafından düzenlenen “Türk Gençliğinin Müzik Eğitimi” sempozyumunda sunulan tebliğler, aynı başlık altında yayınlanmıştır: Kadıoğlu Matbaası – Ankara – 1985
“21.yy.’da TÜRK MÜZİĞİ NASIL OLMAİIDIR?” SEMPOZYUMU
Dr.Cahit ÖNEY
Mart 1989 tarih, Nu. 424 Musiki Mecmuası s.21-23den özetlenmiştir.
LİONS (Galatasay)ın Sultanahmet’de, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü anfisinde 21 Ocak 1989 Cumartesi günü 10.00 – 19.45 arasında düzenlediğ, ortak konusu başlıkta yaztlı sempozyumdan notlar:
Programa göre, Sempozyum başkanı: Prof. Dr. Orhan Göçer (Uluslararası Lions 118 T Genel Yönetmeni), Prof. Dr. İlhan Çuhadaroğlu (Uluslararası Lions 118 T. Yönetim Çevresi Kültür ve Sanat Komite Başkanı)
Programdaki, 15’er dakikalık 23 tebliğ sunuldu.
13.30’dan itibaren, Musiki Mecmuası yazarı olarak dinlediğim Sempozyumdan önemli notler:
Atasoy C. : “21.yy.da, H.S.Arei’in üyopyasının gerçekleşmesini, Türk musikisinin bütün imkânlarından yararlanılarak başarılı çoksesli eserler ortaya konmasını bekliyorum. Türk musikisi konservatuarlarının kurulmuş olması bu hususts ümit ve güven vermektedir.”
Y. Tura : 1Müzik eğlence vasıtası değil, estetik zevk paylaiımı konusudur.. 21. yüzyılın müziğini o yılların müzikçileri yapacaklardır; onlar, çalışmalarında tamamen hür olmalıdırlar.”
N.Varol : “Bir yabancı müzik, başına (çağdaş), (evrensel) gibi kelimeler ilâvesiyle milletimize asla mâledilemez. Bir yabanı musikiye göre millet yaratma çabaları bizden başka hiç bir yerde görülmemiştir. 21. yüzyılda türk musikisi sistemi korunmalı; yeni formlar, icrâ şekilleri, yorum teknikleri geliştirilmelidir.
Başaslan Z. : “TRT repertuarı 3500 türküden ibarettir. İlâveler yapılarak çoğaltılmalıdır. Bu eserler ayaklara-dizelere göre tasnif edilmelidir. Son yıllarda sazların göğüsleri değişti, alt tellerine sırma eklendi; bunlar hoşgörülmelidir.”
Usmanbaş İ. : “Osmanlıda müzisyen sarayın-konağın bir süsüdür; yenilenmeyen, fakat eskimeyeni arar, eserlerinde kişiliği pek az görülür, zaman dışıdır… 21.yüzyılda her sanatçı kendisini dünya çapında bir yarışma içinde saymalıdır.”
Tanç C. : “Batıda, İncil Latinceden diğer dillere çevrildikten sonra din adamlarının baskısı kaybolmuş ve (akıl) ön plana çıkmıştır. Müslümanlar ise nakilci ve kaderci kalmışlardır. Türkiye’de bugün ortaçağ din anlayışını geri getirme çabaları mevcuttur. 21. yüzyılda (gereken Türk insanı) olmazsa (istenen Türk müziği) de olmayacaktır.”
Ali F. : Müzikoloji ve müzikolog terimlerinin eski ve yeni tariflerini, gelişimini; Nazi rejiminden kaçan Musevi müzikologlar sayesinde dünyaya yayılışını anlattı.
Taranç B. : “Geleneksel Türk müziği olduğu gibi korunmalı, çoksesli hâle getirilmemelidir. Arabeske karşı (hafif Türk müziği) oluşturulmalıdır.
Akdoğu G. : “Konservatuarlar muılaka birleştirilmeli, her çeşit müzik aynı çatı altında öğretilmelidir. Türk müziğinin geleneksel besteleme yöntemleri bir yana bırakılmalıdır. Halk müziği anonim, yöresel özelliğini kaybedecektir.”
Elmas Y. : “Çocuklar için şarkı repertuarının artmasını bekliyoruz. Besteciler ise çocuklara göre şarkısözü bulmakta sıkıntı çekiyorlar. Halk türkülerinden de yararlanabiliriz.”
Göbeleç C. : “Elektronik çalgıların, okullarda eğitimde ve kitleye tesisi bakımından; çok seslilik ve tonal duyguya alıştırma, öğrencilerin yaratıcılık tekniklerini geliştirme gibi iyi ve buna karşılık yoz müziğe itme, sol eli pasife alıştırma, Türk müziğinin özel perdelerini verememe gibi kötü yanları vardır.”
Berker E. : “Kültür Bakanlığı’nın, I.Müzk Kongresi’nden sonra yayımladığı sonuç bildirisi, (amaç ve ilkeler) kongrede görüşülmemiş, kararlaştırılmamıştır. Muğlak ve müphem cümlelerden şunlar sezilmekte, anlaşılmaktadır : (Teksesli müzik yetersizdir; Halk müziği motiflerinin alındığı tanpere çağdaş müzikler ile yoz da olsa yaygın arabesk müzik desteklenecektir.) Hâlâ Ziya Gökalp’in hatalı fikirleri tesirleri altında kalındığı görülmektedir. Bir bakanlık veya onun bürosu Anayasamız, Yüksek öğretim yasası ve beş yıllık kalkınma plânı ile tesbit edilmiş esasları saptıramaz, değiştiremez.”
Tüfekçi N. : “Halk musikisine karşı aydtnlarımızın ilgisi pek az.. 10 türküyü hep birlikte ve yanlışsız okuyabileceğimizi zannetmiyorum. Halk musikisi bilginlerimiz de noksan.. Öğrencilerimiz Halk musikisi yanında Karacaoğlan, Köroğlu, Sümmânî gibi halk şairlerini iyi bilmiyorlar. Mânî, cinaslı mânî, hoyrat gibi nazım şekillerini de bilmiyorlar.”
Notum: Sabahleyin tebliğ sunmuş olanlardan bazıları:
Sabahattin Ergin, Zekeriya Başaslan(MÜ), İlhan Usmanbaş(MÜ), Cengiz Tanç(MÜ), Filiz Ali(MÜ), Berrak Tanç(EÜ), Kemal Sunder(İÜ), Nihat Şenel(MÜ), Yücel Elmas(MÜ), Nevzat Atlığ(İTÜ-gelmedi) … Müzmin hastalık: Bugün hiç bir tebliği bulamazsınız: Yel üfürdü, su götütdü!
* * * * * * * * * * *
1996’da MUSİKİMİZ (*)
Dr. Cahit ÖNEY
Musikimiz özellikle Itrî’den başlayarak 1826-1926-1976 geçitlerinde etkilenmiş ve günümüze: 1996’ya ulaşmıştır.
Musikimizin bugünü ve 1996’daki tahmînî gelişimi, “perşembenin gelişi çarşambadan belli olur!” hikmetli sözüne uyularak 1994-95’den geriye gidilmeden incelenmeye çalışılmıştır.
İki yıl kadar önce VEYS-FM, sabahtan akşama Klasik Türk musikisi yayınıyle değerli bir hizmet başlatmıştır. O kadar ki, aynı gün birkaç kere Nevâ Kâr’ı dinlemişizdir. Bu deneme yayınından sonra WEYS-FM, romantik fakat soylu eserlerle hizmetini sürdürmektedir.
Gene iki yıl kadar önce TGRT, Tuğrul İnançer-Ahmet Özhan topluluğunun açıklamalı, sürekli, seviyeli programlarıyle geniş kitlelerin ilgisini çekmiştir.
Kanal-7’de Nuri Sesigüzel’in Sıra geceleri; Kanal-7 ve Samanyolu TV’de Nurettin Çelik ve arkadaşlarının seviyeli ve çok sayıda dinleyiciye hitâb eden programları taktirle karşılanmıştır.
HBB’de, Kanal-6’da Mustafa Keser ve takipçilerinin “İsteyin çalalım” programları “çok geniş” bir ilgi odağı olmuştur.
TGRT hâriç, anılan TV’ler, hizmetlerini sürdürmektedirler.
Türk musikisine faydalı olma açısından değerlendirmede, şu hususlar dikkate alınmalıdır:
Yukarıda adı geçen TV kanallarının Türk musikisi yayımları kanal kanal değil, birlikte göz önüne alınırsa, farklı kültür seviyesinde çok geniş bir kitleye hizmet verildiği, musikimizin tanıtıldığı sonucuna varılır. “Biz yalnız yüksek seviyede müzik istiyoruz!” demekle, “ilkokullar, ortaokullar kapatılsın; üniversitelerle onlara öğrenci yetiştiren liseler kâfîdir!” demek arasında büyük bir fark yoktur. Sözü geçen TV kanalları -ayrı ayrı değil de bütünüyle dikkate alındığında- bir halk konservatuarının çeşitli sınıflarıdır. Klasik devirde yaşamalarına rağmen bazı bestekârlarımız, bu görüşle olsa gerek; her türde, formda eserler vermiştir. Özet olarak şu söylenebilir: Geniş kitlelerce tanınmanın ön şartı geniş kitlelere seslenebilmektir. Bunlar arasında, tür-form ne olursa olsun san’at endîşesini k0rumuş olanlara ise büyük bestekâr denir; Dede Ef. gibi..
TRT’ye gelince..
Yaklaşık 60 yıldan bu yana Ankara’da ve İstanbul’da hizmet veren devlet radyo ve televizyonlarında şimdi çoğu merhum değerli hocalar değerli hayrü’l-halef değerli talebeler yetiştirmişlerdir. Bu değerli hocalara “sıradan memur veya anlaşmalı” gözüyle bakılmış; genel müzik yayınları ve Türk müziği programlarında söz hakkı verilmemiş ve daha ileri gidilerek “Türk musikisi çocuk korosu” gibi programlar, gösterişli programlarla açıklanan, yarışmalarla ortaya konulan repertuarına rağmen “ünlü batı müzikçilerinin vetoları, fetvâlarıyle” rafa kaldırılmıştır. Bir örnek daha; TET, programlarda evvelce “Türkçe sözlü hafif batı müziği” derken bunun yerine “hafif müzik” deyimini getirmekle Türk musikisi alanını kurnazca daraltmıştır. TRT’nin millî musikimize vurduğu darbrler Mecmuamızın Nu. 440 13/17. sayfalarında anlatılmışsa da bir sonuç alınamamıştır.
Günümüzde ise :
a) TRT, Türk musikisine saygısızlık etmektedir;
Bütünüyle Türk musikisi programı bir yana, bir şarkı, “haberker” öncesinde yarım bırakılmaktadır. Diğer programlarda ise “ana haber bülteni” 3 dakika kadar gecikebilmektedir. Hem saygısızlık, hem farklı muamele..
Bir sazsemaisi 2. ölçüsünde kesilip arada reklama yer verilmiş ve sazsemaisine kaldığı yerden devam olunmuştur.
b) Belgesel özellikte Türk musikisi
Türk musikisi câhili çekimcilerin
keyfine bırakılmıştır:
Türk musikisinin câhili çekimciler 2 saat kadar çekim yaptıktan sonra programa katılan müzikçilerin fikrini almadan kuşa çevirip yarısından azını ekrana getirmektedir.
İki örnek yeterlidir sanırım..
TV-2, 5 yıl kadar önce, Ramazan münasebetiyle, Üsküdar’da(Yeni Vâlide Câmiinde?), CUMHUR MÜEZZİNLİĞİ konusunda bir belgesel çekimi yapıldı. Ne yazık ki, çekimci; cumhur müezzinliğini bilen nâdir şahıslardan Necdet Tanlak’a, İzzet Eskidemir’e danışmadan, asıl gösterime getirilmesi gereken bökümleri kırparak belgeselin değerini büyük biçimde azalttı. Ayrıca, durumu bilmeyen izleyiciler, bu iki şahıs için “noksan anlattı” notunu verdiler.
Aynı hatâlar, bu yılki “Sadeddin Arel’i anma programının da başına geldi.
TRT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, Amerikan filmlerinde işittiğimiz “KOVULDUN” kelimesini, yukarıda açıklanan saygısızlıkları, cehâleti cür’etle tekrar eden reklamcısından, program çekimcisinden/yapımcıcından esirgememelidir.
TRT, Mustafa Keser’in (HBB’nin, Kanal 6’nın) “İsteyin çalalım” programlarının peşinden giderek haftanın bir gününü Türk sanat musikisi, bir diğer gününü Türk halk musikisi dinleyici isteklerine ayırmıştır.
FM Radyo-3’ü yıllardır Klasik batı müziğine ayıran TRT’nin, VEYS-FM’i de dikkate alması istenmekte, beklenmektedir. “Hizmette yarış” bunu gerektirmektedir.
Özellikle 1826’dan bu yana, klasik bestekârlarımız (başta Dede Ef.) müzik kültürü olmayan veya gelişmemiş geniş halk kitlelerine de hitâb eden fakat gene de seviyeli, eserler meydana getirmişlerdir.
1930 ilk yıllarından itibaren taş plak, yerli fimler, sahneler, Radyo, 45 ve 33 devirlş plaklar, teyp, özel TV’ler, video.. geniş ktlelere yönelen ve bugün toplam olarak trilyonlarla ifade olunabilen bir “sanat pazarı” ortaya çıkarmıştır. Stüdyolar, aranjman, albümcülük, klipçilik, müzikal koreografi.. de bu pazarı geliştrmektedir. Bu “sanatsal ticaret” yalnızca “kâr endîşesi” güttüğünden “estetik kaygı” dikkate alınmamaktadır.
Soylu müziği devlet ve devletliler korur!. Devletliler’in bugünki karşılığı sponsorlar’dır ve banka, holding sahibi sponsorlar ise millî musikimizi tanımamakta, yalnızca Batı müziğine omuz vermektedir.
Devlete gelince.. Kültür Bakanlığı Türk musikisi koro ve toplulukları zâten millî musikimiz zevk ve kültürü edinmiş belirli bir kesime hizmet etmekte; büyük önemi olan 15-20 yaş kuşağından katılımları sağlayamamaktadır. “Türk musikisi çocuk ve okul şarkıları koroları” repertuarı TRT’ce temin edilmişken yasaklanması bir gaflet eseri midir, yoksa menfî bir planın gereği midir.. Yetkili resmî makamların sonucu olarak 15-20 yaş grupu yalnızca pop müziğini değil, kliplerde gördüklerini benimsememektedir. Şu beyit, durumun özetidir:
Delikanlı
Bir kuşaktır ki kulaklar küpeli;
Up-uzun saçları var.. kurdeleli!
– : –
Musikimiz neden geriliyor?..
Klasik Türk musikisi sözlü eserlerinin güfteleri arûz veznindedir. Arûz vezinleri ile Türk musikisi usûlleri, hattâ formları arasındaki ilişkiler ise mâlûmdur. 50 yıl öncesine kadar, arûzu bilmeyen bestekârımız pek azdı; şimdi ise pek azımız biliyor..
Ağustos 1993 Türk Dili’nden şunları okuyalım: “Burada kendimi soyutlamadan konuyla ilgili bütün üniversite öğretim üyelerine sormak istiyorum: Aruzla yazılmış bir şiirin veznini ilk mısraından yahut beytınden duyabiliyor musunuz? … “
Bu şartlar altında, ilerleme bir yana, klasik sözlü eserlerimizi, formlarımızı, beste tekniğini incelemek bile gücümüz dışında kalmaktadır.
1995’in önemli olaylarından birisi de MESAM yönetiminin popçuların eline geçmesidir. 1988’de A.Pekkan, N.Duru. Nilüfer, A.Özdemiroğlu, S.Aksu, F.Ünal, B.Mançu, O.Tunç, B.Silahlıpoda, Z.Livaneli, Erol Evgin öndersiğinde POPSAV’ı kurarak güçlendiler ve başardılar.
Esme ey bâd esme cânân uykuda!
____________________________________________________
(*) Musiki Mecmuası YIL : 49 Nu. 454 EYLÜL 1996 s.21-23’den aynen ve tamamen iktibâs olunmuştur.
* * * * * *
Aşağıdaki yazı, 13 Haziran 2012 Çarşamba, MİLAT gazetesi s.14’deki KÜLTÜR & SANAT sayfasından alınmıştır:(NOT: Dipnotları tarafımdan eklenmiştir.)
Bir tabu(*) daha yıkıldı
12 Mart döneminden kalma tabulardan birisi daha Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’nda yıkıldı. Ankaradaki CSO Salonu’nda divan edebiyatının en büyük isimlerinden olan Urfalı şair Nabi hakkında bir anma toplantısı ve Buhurizade Mustafa Itri Efendi’nin eserlerinin icra edildiği konser düzenlendi.
TÜRK Müziği eğitiminin yasak(**), devlete ait konser salonlarında bir Türk Müziği konseri konserinin de verilmediği 12 Mart döneminden kalma tabulardan biri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’nda yıkıldı. Ankara’daki CSO Salonu’nda divan edebiyatının en büyük isimlerinden olan Urfalı şair Nabi hakkında bir anma toplantısı ve Buhurizade Mustafa Itri Efendi’nin icra edildiği bir konser düzenlendi. Bu tarihi geceye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan eşiyle birlikte katılırken, çok sayıda bakan da Itri dinlemek için salona geldi. Gecenin açılışında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay kısa bir konuşma yaptı. Günay, 1712’de vefat eden Nabi ve Itri’nin 300. ölüm yıldönümleri münasebetiyle 2012’nin “Itri” ve “Nabi” yılı ilan edildiğini söyledi. Günay, gelecek yıl da Piri Reis’in ünlü haritasının 500. yıldönümü münasebeti nedeniyle etkinlikler olacağını haber verdi. Selçuk Üniversitesi Tıp Faküntesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Behlül Altınkeser de yaptığı kısa konuşmada Nabi ve Itri hakkında bilgi verdi ve bazı bestelerini okudu. Altınkeser, “41 senelik tehirle içinde bulunduğumuz salon Buhurizade Mustafa Itri Efendi,yani Itri olacaktır” ifadelerini kullandı. Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu tarafından eserlerin icra edildiği konserde Itri’nın Neva Kar, Isfahan Murabba Beste, Dügah Murabba Beste, Hisar Ağırsemai, Nühüft Tevşih, Pençgah Murabba Beste, Rast Ağırsemai, Segah Tekbir ve Salat-ı Ümmiyye ve Segah Yürüksemai gibi eserleri icra edildi. Konser sonunda ise Sanat Yönetmeni Murat Salim Tokaç, Itri’nin bestelerini icra etmenin zor olduğunu söyleyerek, iki yıldır bu konsere hazırlandıklarını belirtti. Tokaç, “Hatırlamak değil unutturmamak unutturmamak dileğiyle” ifadelerini kullandı. Gecenin sonunda Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan da sahneye çıkarak sanatçıları tek tek tokalaşarak tebrik etti. Erdoğan, Murat Salik Tokaç’a da bir plaket takdim etti.
(*)
Sayın Yılmaz KARAKOYUNLU’nun, HABERTÜRK Gazetesinde çıkmış yazısını, İnternet’den aktarıyorum:
[[ CSO Meydan Muharebesi
17 Haziran 2009 Çarşamba
(…..) 27 Aralık 1971 tarihinde Ankara CSO Konser Salonu’nda Itri Konseri verilmesi kararlaştırılmıştı. Konseri, Türk musikisinin üstad isimlerinden İsmail Baha Sürelsan yönetecekti. Kültür Bakanı Talat Sait Halman ile mutabakata varılmıştı. Provalar ciddiyet ve özen içinde yürütülüyordu. Bu mutabakat 3 Ağustos günü kamuoyuna açıklanmıştı. Herkes bu konseri merakla bekliyordu. Derken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası viyolocularından Faruk Güvenç, Başbakan Nihat Erim’e bir şikayet mektubu gönderdi. CSO Konser Salonu’nda “Itri Konseri” verilmesini, “Atatürk ilkelerinden sapma” olarak gösteriyor ve “Kemalist müzikçilerin tepkiler vermeden” konserin iptalini istiyordu.(*)
Beş gerekçe ileri sürmüştü. Bunların özetini kendi kaleminden aktarıyorum:
Talat Sait Halman, iş başına gelir gelmez Topkapı Sarayı’nda konser düzenlemiştir.
Turist mevsiminde Galata Mevlevihanesi’ni açıp haftada iki ayin yaptıracağını müjdelemiştir.
İngiliz Kraliçesi’nin karşısına Atatürk Türkiyesi’nin sanat temsilcisi olarak Münir Nurettin Selçuk’u çıkarmıştrır.
“Devlet” Konser Salonu’nda “Itri Gecesi” tertiplemiştir.
Alaturkanın öğretileceği bir “Devlet konservatuvarı” açacağını beyan etmiştir.(**)
Daha sonra eşi Suna Kan, Nihat Erim’e bir mektup yazarak “devlet” konser salonunda alaturka konser vermeyi Atatürk devrimleri’ne aykırı olduğunu yazmıştır.
Rivayet olundu ki, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ı da harekete geçirdiler. Hatta araya İsmet Paşa’yı da koydular. Nihat Erim Hükümetini “reformist” değil, “deformist” olara ilan ettiler. Nihat Erim’in eli ayağına dolaştı.
Buna “Birinci CSO Meydan Muharebesi” deniyordu.
1971 yılında dönemin Cumhurbaşkanı korktu… Muhalefer lideri korktu… Nihat Erim’e yüklendiler. Erimin de gözü korktu. Eli ayağına dolaştı.
Korkmayan tek kişi Kültür Bakanı idi. Konserde ısrar etti; Başbakan Erim, bu mektuplar üzerine Talat Halman’ı bakanlıktan aldı… Bunun için yeniden kabine kurdu. Aynı gün Itri Konser iptal edildi… Opera konser salonu bomboştu.
Türkiye’nin Devlet Klasik Türk Müziği Korosu vardır; ama devlet salonunda konser verme imkanı yoktur.. Bugün de yok… (…) ]]
( * ) Dr. C. ÖNEY> 25.6.1973 tarihinde, Topkapı Sarayı’nda, “Saraydan Kız Kaçırma Operası” sunuldu.
(**) Dr. C. ÖNEY> Asıl hedef, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın açılmasını önlemekti,.. Alafrangacılarımız, CSO Konser Salonu senaryosunu bir bahane olarak tertip ettiler..
Muhterem Talat Sait Halman; gelecekdekilere de örnek olacak bir davranışda bulunmuştur.
****************
Aşağıdaki haber, 24 Şubat 2012 tarihli akit gazetesi 16ncı sahîfasından -kısaltılarak- alınmıştır.
AK Parti’nin YÖK Yasa’sını Genelkurmay’da görüşmüşler
Ergenekon davasının tutuksuz sanığı MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, AK Parti’nin hazırladığı YÖK Yasa Tasarısı’nı, aralarında Ergenekon sanığı Fatih Hilmioğlu’nun da bulunduğu bazı rektörlerle Genelkurmay’daki makamında görüştüğünü söyledi.
KENAN KIRAN/İSTANBUL
(…..) İkinci “Ergenekon” davasının 159. duruşmasına CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek, gazeteci Tuncay Özkan, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıklar katıldı. (………)
REKTÖRLER, MGK GENEL SEKRETERİ’NE ÇIKMIŞ,
Kılınç, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun sorusu üzerine, AK Parti Hükümeti döneminde hazırlanan YÖK Yasa Tasarısı üzerine bazı rektörlerin kendisinin yanına geldiklerini söyledi. Kılınç, “YÖK Yasa Tasarısı hazırlanmıştı. Fatih Hilmioğlu’nun da bulunduğu rektörler gelmişti. Ferit Bernay, Fatih Hilmioğlu’nu hatırlıyorum” dedi. Hilmioğlu, Mahkeme Heyeti’ne Tuncer Kılınç’ın makam odasında rektörlerle gerçekleşen görüşmenin fotoğrafını verdi. Söz konusu fotoğrafı inceleyen Tuncer Kılınç, “Fotoğraftaki kişi benim. Bu görüşme, 3 Mart 2003 tarihinde benim makam odamda gerçekleşti. Ben MGK Genel Sekreteri olarak üniformalıydım” dedi.
Tutuklu sanık Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu da, YÖK Yasa Tasarısı için Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Dönemin jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve dönemin MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’la görüştüklerini söyledi. (…)
Aşağıdaki Haber; 27 Ağustos 2012 tarihli akit gazetesi 20nci sahîfasından aynen ve tamâmen alınmıştır:
[[ Ünlü Rus keman virtüözü Sergey: Ezan sesinden çok etkilendim
ANTALYA – Antalya’da yaşayan dünyaca ünlü Rus devlet sanatçısı kemancı Sergey Kravchenko ve Litvanyalı meslektaşı Jurgis Dvarionas, genç yeteneklerin artık virtiöz olmak yerine bir an önce popüler olmayı tercih etmesinden yakınarak, 20. yüzyılın ünlü isimlerinin yerinin doldurulamayacağını söyledi. Ünlü Rus keman sanatçısı Sergey Kravchenko, 2 yıldır Antalya’nın Konyaaltı İlçesinde satın aldığı evde yaşıyor. Kışın Moskova Çaykovski Konservatuvarı’nda görev yapan 65 yaşındaki profesör Kravchenko, yılın belli dönemlerinde Antalya’ya gelerek hem dinleniyor hem de sanatsal çalışmalarına devam ediyor. Türkiye’de kendisini şaşırtan şeylerin başında ezan sesinin geldiğini vurgulayan Kravchenko, dinledilçe her vakit ezanın farklı makamlarda okunduğunu fark ettiğine değindi. Kravchenko, özellikle ikindi ezanında müezzin diğer vakitlere göre daha güçlü bir sesle ezanı okuduğunu vurguladı. Litvanya Müzik Akademisi’nde profesör Jurgis Dvarionas ise geleneksel kültürün korunması gerektiğine işaret ederek, “Hip hop gibi popüler kültür müziklerini dinliyor musunuz? sorusuna ise “Müezzinin sesi benim için daha güzel” diye yanıt verdi. ]]
21.o6.1986 târihli Yeni Nesil’de çıkan “Millî Mücâdele Târîhimiz yazılmalı!.” başlıklı yazımın sonundaki beyitlerim:
Misâk- millî?..
Millî misâkı izledi Millî Mücâdele:
Düşmanların desîsesi saptırdı gàyeyi!..
*
Zâlimin fendi!..
Kaldı yollarda şehîd, İzmir’e gàzî girdik;
İngiliz; ver, dedi İstanbul için fidyesini!..
*
Mudanya’dan önce!..
İlk hedef Akdeniz’dı.. doğruydu..
Râzı olduk sonunda Marmara’ya!..
*
Karşımızda oturtmadılar!.
Mağlûbiyetle harbi kapatmış; siyâseten
Gàlip pozundadır Yunanistan Mudanya’da!..
*
Bugün de çekiyoruz!..
Mağlûb iken Yunan, niye yoktur Mudanya’da?..
Çektik Lozan’da biz bu hatânın cezâsını!,,
*
Haçlının kini!..
Türk-İngiliz görüşmesi başlar Mudanya’da;
Gündemdedir Birinci Cihan Harbi, Mondros!..
*
İşin doğrusu!..
Kurtuluş Harbi bulur son, 9 Eylül dediler…
Girdik İstanbul’a yıl sonra, verip fidyesini!..
*
Lozan’da
“Nuh!” deyip durma da imzâla şunu;
Yoksa çıkmam, dedi, İstanbul’dan!..
*
Lozan’daki karşılaşma!
Birinci devresi 1-1 berâbereyle geçip;
İkinci devrede 5 gol yiyince döndü ekip!..
*
Versay ve Lozan!
Versay’ın kopyası gerçekte Lozan!..
Gayr-ı Müslimlere tâviz, cabası!..
*
Koridor kıskacı!..
Oku, dikkatle Lozan, Versay’ı.. târihlere sor!..
Müşterek yönleri pek çok.. Ege, Danzig koridor!..
*
Oku ve anla!
Lozan muâhedesinden verir sahih haberi;
Otuz yedinci ilâ kırk beşinci maddeleri!..
**********************************************************************
İslâm san’atları Sempozyumu (*)
Dr. Cahit Öney
İSLÂMIN getirdiği bir ortak san’at görüşü ve bunun kaideleri mevcuttur. Bu görüşler her islâm memleketinde yorumlara tâbî kılınmış ve özde ortaklık, beraberlik korunmakla berâber farklı şekiller, formlar ortaya çıkmıştır. Bu çeşitlenmelerden bir kısmı diğer dindaş milletlerce de kabul görmüş, benimsenmiştir. Son asırlarda Hilâfetin makarrı olmak dolayısıyla Osmanlıların tesiri tabiatıyle çok daha fazladır. Bunlara kısa misaller olarak mîmârî ve makamla okunan Mevlid-i Şerîf’in; Hatib zâkiri Hasan Efendi veye Buhûrî-zâde Mustafa Itrî Efendi tarafından seslendirilmiş olduğu münâkaşa mevzûu Salât-ı Ümmiyye’nin, Tekbîr’in diğer İslâm memleketlerinde de taammümü bunlardan başlıcalarıdır. İslâm mûsıkîsi Osmanlılar zamanında Câmi Mûsıkîsi ve Tasavvuf Mûsıkîsi dallarında çeşitli ve kıymetli formlar kazanmıştır. Tevşih, Cenâze salâtı (Batının cenaze marşı bunun muahhar mukabilidir), Tesbîh, Temcie, Mîrâciye gibi…
San’at da dâhil her faâliyet, ancak esasları Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerden kaynaklandığı, mülhem olduğu; onların esaslarına hürmet ve riâyet gösterdiği nisbette İslâmîdir. Bu san’atların başlıcaları ise ses san’atları (mûsıkî), dil san’atları (edebiyat, şir…), hat san’atı, mîmârî, tezhib ve tezyin san’atlarıdır. Bunlardan mûsıkînin İslâma nisbetini, İslâmî menşeini 1982 Milletlerarası Türkoloji Kongresinde sunduğumuz nâçiz bir tebliğde belirtmeğe çalışmıştık.
18/22 Nisan 1983 tarihleri arasında İstanbul’da İslâm Tarih, San’at ve Kültürünü Araştırma Merkezinde, Hicretin 15’inci asrını kutlama programı çerçevesinde bir sempozyum tertîb edildiğini; bu sempozyuma çeşitli ülkelerden 50 civarında ilim adamının katılacağını; sunulacak tebliğlerin büyük kısmının Araştırma Merkezine ulaştığını; bu tebliğlerin kitap olarak neşredileceğini; İslâm san’atları sergisinin ise 5 ay ziyârete açık kalacağını gazetemizin 20 Mart 1983 tarihli nüshasında çıkan röportajlardan öğrenmiş bulunuyoruz. Bundan duyduğumuz sevinç ve iftihar sonsuzdur. Fakat bu sempozyumda İslâm mûsıkîsi mevzuunda memleketimizden mûsıkîşinasların dâvet edildiğini de işitmiş değiliz. Bu mvzûda ise, en salâhiyetli şahsiyetler yurdumuza bulunmaktadır. Bir kısım İslâm memleketlerinde mûsıkî konservatuarlarını biz Türklerin kurduğu (misal olarak Bağdat Konservatuarı) bunun misâli, isbâtıdır.
Mûsikînin İslâm san’atları içindeki mümtaz ve müstesnâ yerinin sebeplerini yukarıda sözü geçen nâçiz tebliğimizde ortaya çıkarmağa çalışmıştık. Bu sempozyumun noksan kalacağını belirtmekle iktifâ ediyor ve gelecek yıl “İslâmda Mûsıkî” müstakil mevzûlu bir sempozyum tertibini Araştırma Merkezinin yetkililerinden bekliyoruz.
______________________________________
(*) 12 Eylül 1980 darbesi, Yeni Asya gazetesini kapatınca, önce Tsvir ve sonra Yeni Nesil isimleri ile neşriyâta devâm edilmiş idi.
Yukarıdaki yazım, Tasvir gazetesinın 26.3.1983 Cumartesi nüshasından alınmıştır.
PATRİOT ve Bir Rum TÜRKÜSÜ (09.01.2013)
Patriotların gündemde olduğu şu günlerde, çağrışımla 70 yıl önceye döndüm:
Baylarbeyi ile Çengelköy arasındaki Havuzbaşı mevkiimde. İlkokulun ve önündeki, kitâbeli çeşmenin karşısında, 88 No. evimizde idik. Annem Rahime Öney, Çengelköy Rum İlkokulu Türkçe ve Kültür dersleri öğretmeni idi. Bu okulun sokağında büyük çoğunlukla Rumlar ikàmet ederdi. Bazılaının isimlerini de hatırlıyorum: Kasap Tanaş, Okulun müdîresi Efimiya Kamalakidu (erkek kardeşi ben yaşlardaki Yani K. nun, sonraları Papaz olduğunu işitmiştim), Öğretmen Uraniya ve ablası Eleni (kendisinden, Ortaokul 1’de Fransızca ders almıştım) ile Hararambos (çikolata fabrikası vardı); resmî bayram günleri yürüyüşleri ve bahar gezilerine âilece biz de katılırdık. Ben yaşdakilerle arkadaş olmuştum; bir kısmının isimleri: Vasil Stara, Koço Körpeoğlu.. Kilise sokağı nihâyetine doğru Terzi Katina, zenginlerden “Gazcı Koço” vs.
Şu Rumca şarkıları hatırımda kalmış:
PATRİOTA (re-re-re-re) PENDİDEKA (re-do-re-re) MARGORİÇA (re-do-re-mi) MU (4 re)
Aynı melodi ile:
KEMER PANDRAP SANİ FİLİ MARGORİÇAMU
24.1.1996 YENİ ŞAFAK gazetesinden alıntı:
[[ A L I N T I (Dizgi hataları dahi düzeltlmeksizin, aynen ve tamamen..)
Bir şarkının hazin hikâyesi
ALAEDDİN Yavaşca, klasik musikimizin en büyük icracılarından biri olduğu kadar, bilgisi, tecrübesi, ve hoşsohbetliğiyle de seçkin bir şahsiyettir. Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilen Hatıralarla Türk Müziği’nin yakın tarihi başlıklı sohbetler dizisinin ilkinde son derecede ilginç anekdotlar anlattı. Özellikle Lem’i Atlı’nın “Bu imtidâd-ı cevre kim bahtın şitâb-ı var” güfteli Uşşak şarkısının hikâyesi çok çarpıcıydı. Yıl 1952 veya 1953; Halk Partisi’nden bir hanım milletvekili Demokrat Parti’ye geçmek istemektedir; TBMM kürsüsünde etkili konuşmalarıyla tanınan, aktif, becerikli, ceberut bir hanım. Bunun için vaktiyle babasının yakın dostlarından olan Refik Koraltan’a aracı olması için ricada bulunur. Ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Midhat Dülger’in Kalender’deki büyük evinde yemekli bir toplantı düzenlenir. Refik Koraltan, bu toplantıda eşi Mukbile Hanım’ın akrabalarından Alâeddin Yavaşça’nın da küçük bir konser vermesini istemiştir. Ve toplantı günü gelir çatar. Uzun yemek masasının etrafında kimler yoktur ki! Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan, yani dört kurucu ve önde gelen bakanlar, milletvekilleri… Hepsi de hanımlarıyla gelmişlerdir. (…) Alaeddin Yavaşca, birkaç eser okuduktan sonra Menderes’in kalktığını görür ve fena halde alınarak “Hiç konserin yarısında kalkılır mı, sevmiyorsan musiki istemeseydin? diye geçirir içinden. Fakat tam o sırada kulağında birinin nefesini hisseder ve bir fısıltı: “Sayın doktor; acaba repertuarınızda ‘Bu imtidâd-ı cevre kim bahtın şitâbı var’ şarkısı var mı?” “Dönüp baktım ki Adnan Menderes” diyor Alaeddin Yavaşca, “Meğerse arkadan dolaşmış. ‘Var efendim’ dedim. ‘Lütfen okur musun, rica edeceğim?’ dedi. ‘Hayhay efendim’ dedim. Gitti yerine oturdu ve bu sefer aynı şarkıyı yüksek sesle istedi. Düşününüz, bir sanatkârı, istediği şarkının repertuarında bulunmaması ihtimalini düşünerek kalabalık önünde küçük düşürmemek için gidip önce kulağına fısıldıyor. Varsa isteyecek! Ne büyük incelik! Doğrusu içimden geçirdiklerimden utandım.”
Adnan Menderes’in sözkonusu şarkıyı istemesi sebepsiz değildir. Akrabalarından Dr. Nazım’a, İstiklal Mahkemesi tarafından idama mahkum edildikten sonra, mutat olduğu üzere, son arzusu sorulur. Ünlü İttihatçı der ki: “Gidin Paşa’ya söyleyin, ‘Bu rüzgâr-ı bî-mededin inkılâbı var.”
Bu, Adnan Menderes’in sözkonusu toplantıda Alaeddin Yavaşca’dan istediği Uşşak şarkının dördüncü mısrasıdır.
Dr. Nazım’la ilgili idam kararı, Atatürk’e imza için Marmara Köşkü’nde bir balo sırasında götürülür. Refik Koraltan’ın Yavaşca’ya anlattığına göre, rengi sararan Atatürk kalemi elinden atar. İsmet Paşa’nın “Paşam zaaf göstermeyin!” ihtarı üzerine istemeyerek imzalarken Dr. Nazım’ın son arzusunun ne olduğunu sorar. Söylediklerini aynen naklederler. Bunun üzerine, üzüntülü bir sesle “Kaldırın bu şarkıyı” deyiverir. Ve şarkı repertuardan çıkarılıp yasaklanır.
Lem’i Atlı’nın Uşşak Şarkısı üzerindeki yasak Kalender’de yapılan o yemekli toplantıya kadar devam edecektir.
Menderes, Alaeddin Yavaşca’ya aynı şarkıyı bir defa daha okuttuktan sonra, “Çok rica ederim doktor, bunu bir radyo emisyonunuzda okuyunuz ve okuyacağınız zamanı bana bildiriniz!” der.
Yavaşca, Lem’i Atlı’nın bu güzel şarkısını, radyoda, bir öğle yayını için repertuarına aldığını ve Adnan Menderes’e de bildirdiğini anlattı. Yayın biter bitmez Yavaşca’yı arayan Başbakan, heyecanlı bir sesle: “Ağzınıza sağlık aziz doktor” der, “Çok memnun ve mahzuz oldum. Çok rica ediyorum, arkadaşlarınıza da eğer kendilerinde yoksa notalarını veriniz, repertuarlarına alsınlar!”
Lem’i Atlı’nın şarkısı üzerindeki yasak böylece kalkar kalkmasına ama “rüzgâr-ı bî-meded” meş’um bir “inkılab”la Menderes’i de vurur.
Beşir Ayvazoğlu
Dergah (C. Öney’in Notu: Ocak 1996)
İlgiliMakaleler:
- İlgili Makale bulunamadı!..